FeaturedVOİ Özel Haber

“Yetkililer artık bir açıklama yapsın”

Rüstemoğlu ailesi kendilerine hiçbir açıklama yapılmadığını ifade ederek, Cumhurbaşkanı’na çağrıda bulundu.

Bugün Atlas Rüstemoğlu’nun hayatını kaybetmesinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen, ölüm sebebi ile ilgili sürdürülen soruşturma hakkında yetkililerin halen bir açıklama yapmadıklarını ifade eden Rüstemoğlu ailesi, küçük Atlas’ın ölüm sebebi hakkında Türkiye’den gelecek olan raporları bekliyor.

Hatice KERLO

Rüstemoğlu ailesi, yetkililerin artık bir açıklama yapmaları gerektiğine vurgu yaparken, 27 Şubat 2020 tarihinde saat 13.30’da Sağlık Bakanlığı önünde eylem yapacaklarını belirti ve vatandaşların bu konuda yanlarında olmaları için çağrıda bulundu.

Eyleme katılmak isteyen vatandaşlar için Alsancak Lemar Süpermarket önünden, saat 12.30’da otobüs kalkacağı ifade edildi.

Etkinlik bilgileri için tıklayın

Voice Of The Island’a konuşan Rüstemoğlu ailesi, küçük Atlas’ın rahatsızlandığı günden bugüne neler yaşadıklarını anlatırken, halen bugün olayın üstünden üç ay geçmesine rağmen herhangi bir yetkilinin kendilerini soruşturma hakkında bilgilendirmediğini ifade ettiler.

Baba Hasan Rüstemoğlu ve anne Alev Rüstemoğlu, hiçbir yetkilinin bu üç ay zarfında kendilerine konu hakkında soruşturmanın hangi aşamada olduğunu, Türkiye’ye ileri tetkik için gönderilen doku ve kan örneklerinin sonuçlarını ve henüz 10 yaşındayken hayatını kaybeden oğullarının ölüm sebebi hakkında bilgilendirilmediklerini ifade ederek, artık bu durumun açıklanması gerektiğini belirttiler.

Baba Hasan R., “olay gecesi oğlumuzu Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu acil servisinde muayene eden pratisyen doktorlar halen daha görev başında. Başlatılan bir soruşturma ve açıklanmayan bir otopsi raporu var. Böyle bir durumda bu kişilerin soruşturma tamamlanana kadar görevden alınmaları gerekmiyor muydu? Cevapsız birçok soru var, bize bu soruların cevaplarını verecek hiçbir yetkili yok mu?”

Baba Hasan R. neler yaşadıklarını anlatıyor;

“24 Kasım 2019 Pazar günü Atlasın hiçbir şeyi yoktu ve sabahtan kolej deneme sınavına girdi. Ertesi gün sabahtan yani 25 Kasım 2019 Pazartesi günü ateş, karın ağrısı mide bulantısı isal şikayetleri olmaya başlayınca önce ateşi düşürmek adına her ailenin ilk yaptığı gibi bizde ateş düşürücü içirdik. Ateş olduğunda verilen normal bir ateş düşürücü. İlacı da kusmasının ardından öğlene doğru Güzelyurt sağlık Merkezine götürdüm.

Görevli çocuk doktoru serum vermek istedi fakat Atlas korktuğu için serumu kabul etmedi. Bunun üzerine doktorda bulantıya karşı bir iğne yapılmasını hemşireye söyledikten sonra oradan ayrıldı. İğne yapıldıktan sonra eve geldik fakat çocuk akşama doğru ilerleyen saatlerde daha da kötüye gitmeye başladı. Akşam yemeğini yedikten sonra tekrar kustu ve bunun üzerine Cengiz Topel Hastanesi’ne gittik. Orada R.B Atlası muayene etti ve  ‘benim burada laboratuvarım çalışmıyor, röntgenim yok, ultrason çekecek biri yok size sevk yazıyorum ama ambulansım da yok sizi oraya götürecek olan, bu yüzden sen götüreceksin ama 10 dakika bile gecikme çünkü karında aşırı hassasiyet hissediyorum’ dedi ve sevk yazdı.

Oradan ayrılıp direk Lefkoşa Devlet Hastanesine gittik. Oraya gittiğimiz zaman, orada iki pratisyen doktor vardı ve onlar Atlas’ı muayene etti ve kendi aralarında çocuğa kimin bakacağı konusunda sorular sordular birbirlerine, çocuk doktorumu yoksa dahiliye mi görmesi gerekir diye. Kan ve idrar tahlili alıp filime gönderdiler, devamında bir izotonik serum bağlayıp serumun içine dört çeşit iğne yaptılar. İğnelerin ne olduğu konusunda bir bilgimiz yok. Bana söylenen o iğnelerin ağrı kesici, mide bulantısına karşı olduğuydu ama net o ilaçların ne olduğu konusunda bize bir bilgi verilmedi. Serum bittiği zaman serumun bittiğini söyledik o an çocuk doktoru geldi, ‘filime baktım karnı ful doludur, kabızlık ve gaz var. Karnındaki ağrılarında bu yüzden, bir hokna (lavman: bağırsak boşaltıcı) yapacağız ve tuvalete çıkınca rahatlayacak’ dedi. Eşime hoknayı (lavman) vererek yapmasını söylediler fakat eşim onlara ‘nasıl yapıldığını bilmiyorum bir hemşire olarak sizin yapmanız gerekmiyor mu?’ dedi onlarda, hayır siz yapacaksınız dediler ve eşime nasıl yapacağını söylediler, eşimde söyledikleri şekilde çocuğa hoknayı (lavman) yaptı.

Ardından çocuk lavaboya gitmek istedi bizde götürdük ama az bir şey yaptı. Çocuk ağrıdan yerinde duramıyordu yattığı yerde doktor gelsin çok ağrım var derdi. Aklını biraz dağıtmak için biz onu video çektik, hani belki biraz sakinleşir gibisinden, hepimiz yaptığı bir şey ama o da fayda etmedi. Bize çıkabilirsiniz dediler tuvalete çıkınca rahatlayacak deyip bizi hastaneden gönderdiler. Saat 3:00 gibi sabahtan Lefkoşa Devlet Hastanesinden ayrıldık, ayrılmadan önce tahlil sonuçlarını nasıl alacağımızı sorduk, bize o tahlilleri online internetten alabileceğimizi ve sancısının devam etmesi taktirinde sabah polikliniğe götürmemizi söyleyip bizi eve gönderdiler.

Cengiz Topel Hastanesinde nöbetçi doktor tarafından verilen sevk raporunda “sol göğüs altında şiddetli ağrılı hassasiyet” olduğu yazdığını ifade eden baba Hasan R. halka çağrı yaparak “Ne kendinizi ne de çocuklarınızı bu hastanelere götürmeyin çünkü o katil doktorlar halen görev başında” dedi.

“Hastanede olduğumuz esnada ne kalp şeridi ne tansiyon kontrolü yapılmadı. Çocuğun durumunu gaz sıkışması olarak yorumladılar oysaki belirtiler aort damarı genişlemesi de olabileceğini gösteriyordu çünkü çocuk isal, kusma ve sol göğüs altında şiddetli ağrısı olduğunu söylüyor ve kasılma yaşıyordu. Aynı zamanda Cengiz Topel Hastanesinde nöbetçi doktor tarafından verilen sevk raporunda “sol göğüs altında şiddetli ağrılı hassasiyet” olduğu yazıyordu. Buna rağmen kalp kontrolüne yönelik hiçbir muayene yapılmadı. Ne kendinizi ne de çocuklarınızı bu hastanelere götürmeyin çünkü o katil doktorlar halen görev başında.”

Eve geldiğimizde çocuk sürekli banyo yapıyordu 4-5 kez banyoya girdi çıktı, tırnaklarını kesti…

Sabah olunca oğlumuzun şikayetleri devam etmesi üzerine annesi Atlas’a kardeşini okula bırakıp seni de doktora götüreyim dedi ve arabaya gittiler. Annesi arabaya binerken Atlas arabadan indi ve bayıldı ve ardından ambulans geldi. Ambulansta gelen tek bir hemşire ve yanında ambulans şoförü vardı ve orada kalp masajı yapmaya başladı hemşire. Lefkoşa Devlet Hastanesine gideceklerini söylediler bizde arabamızla gitmek için yola çıktık. Biz hastaneye vardığımız zaman ambulans daha gelmemişti. Sonradan öğrendiğimiz Güzelyurt Sağlık Merkezine geçtikleri ve oradan doktor ve hemşire aldıklarıydı bu yüzden hastaneye bizden sonra geldiler. Hastaneye geldiklerinde bize çocuğun yolda gelirken kalbinin durduğunu ve 3-4 kez adrenalin yaptıklarını söylediler.

Biz acil serviste beklerken bir doktor gelerek bir buçuk saattir uğraştıklarını fakat yanıt alamadıklarını ama devam edeceklerini söyledi ve içeri girdi. İki saat sonra tekrar çıkan doktor bize başınız sağ olsun hayata döndüremedik …Hayata döndürebilseydik de beyinde hasar olacaktı dedi…”

Otopsi raporunu basından öğrendiklerini ve yetkili mercilerin kendilerine haber vermediklerini ifade eden baba, raporda “göğüs altı aort damarı yırtılması ve iç kanama sonucu” olduğunu belirtildiğini söyledi. Ardından ileri tetkik için alınan doku örneklerinin İstanbul Adli Tıp merkezine gönderildiğini ve sonuçların bugün olayın üzerinden üç ay geçmesine rağmen halen gelmediğini ve kendilerinin de soruşturmanın gidişatı hakkında bilgilendirilmediklerini ifade ettiler.

Baba Hasan R. yetkililere seslenirken şunları kaydetti:

“Tam üç ay oldu oğlumuzu kaybedeli. Sağlık Bakanı oğlumuzu kaybetmemizin ardından üçüncü günü evimize gelerek şeffaf bir şekilde soruşturma yapacaklarını ve eğer ihmal varsa gerekeni yapacaklarını söylemişti ama o doktorlar halen daha görev başında.

Olayın üstünden üç ay geçmesine rağmen halen daha bize hiçbir yetkili, hiçbir merci açıklama yapmadı.

Geçen günkü koronavirüsü vakasında saatler içerisinde kriz masası oluşturularak yetkililer toplandı, 24 saat dolmadan Türkiye’den tahlil sonuçları geldi ve ardından halka açıklama yapıldı. Peki benim 10 yaşındaki evladımın gidişinin üzerinden üç ay geçmesine rağmen ne böyle bir kriz masası gördük, ne de yetkililerden düzgün bir açıklama aldık. Kaldı ki otopsi raporu üç aydır daha gelmedi”.

Sayın Cumhurbaşkanımıza sesleniyoruz diyen baba sesinin duyulmasını ve kendisine bir açıklama yapılmasını istedi

“Sayın Cumhurbaşkanımız, biz bir hak hukuk devleti altında yaşayan vatandaşlarız, fakat sesimizi duyuramıyoruz. Olay üzerinden bunca gün geçmesine rağmen; evimizin sesi, nefesi, canı gitmesine rağmen, kimse sesimizi duymuyor ve kimse cevapsız sorularımıza yanıt vermiyor. Evladımızı kaybettik ve ortada bir soruşturma olduğu söyleniyor, evladını kaybetmiş bir baba olarak neden evladımı kaybettim? Bunların sorumlusu kim? Buna sebep olanlar cezasız mı kalacak? Neden başlatılan bir soruşturma olmasına rağmen bu kişiler görevden alınmıyor?… Bu sorularımızın cevabını kim verecek?…”

“Tazminat davası açmayı düşünmüyoruz fakat hukuk davası yoluna başvuracağız”

“Başka çocuklar başka canlar yanmaması adına biz bu süreci mahkemeye taşıyacağız. Avukatımızla görüştük gerekli işlemlerin başlatılması adına. Bizim canımız gitti başka canlar gitmesin. Bu olayda sorumlu olanlar cezasız bırakılmasın diye hukuk yoluna başvuracağız.”

“Olay ile alakalı her kim yetkiliyse, hangi merci, hangi sorumlu kim varsa herkesi göreve davet ediyorum. Artık bu soruşturma akıbetini, bana evladını daha 10 yaşında kaybetmiş bir baba olarak borçlusunuz. Bunu tüm vatandaşınıza karşı borçlusunuz…”

“Bize bu acıyı yaşatanlar cezalarını alana kadar susmayacağız. Bu bağlamda başka Atlas’ların da hayatlarını kaybetmesin diye vatandaşlarımızın duyarlı olmaları konusunda herkese sesleniyorum. Gelin tek yürek olalım ve bu cevapsız sorunların cevaplarını bulalım.”

Yaslı hala İsmet Rüstemoğlu yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“26 Kasım sabahı telefondaki ses annemin haykırışıyla karışan ambulans sesi; Atlas annem Atlasımıza bir şey oldu” nefesim kesildi inanamadım duyduklarıma…

“Ömrüm bitecek bu acı hiç bitmeyecek…”

“Bizim için güneş doğmayalı tam 90 gün oldu. Gaz sıkışması teşhisi koyup evine gönderdikten 4-5 saat sonra evladımızın acı haberi geldi, acil kapısında çaresiz bekleyişimizin sonunda ‘Tüm müdahalelere rağmen kurtaramadık’ sözünü duymak ölümdü bizim için. Ben halası olarak konduramadım inanamadım kabul edemedim. Tam 90 gündür gecemiz gündüzümüz bir oldu. Kafamızda binlerce soru ile çaresiz bir bekleyişin içindeyiz. Tüm hayatımız darmadağın oldu. Hiçbir cevap veya açıklama bize Atlasımızı geri veremez.

Ancak devlet yetkilileri, polis, Sağlık Bakanı, Dr. Burhan Nalbantoğlu Hastanesi Başhekimi, bizlere hiçbir açıklama yapmıyor. 90 gündür neden sorusuyla boğuşuyoruz.

Bir Cumhuriyet altında yaşıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız neler oluyor? Niye kimse bize bir açıklama yapmıyor?

Neden sağlık sistemimiz bu halde? Neden bu durum düzeltilmiyor? 500 yataklı yeni hastane yapılacakmış. Eksiklerin giderilmesi için daha kaç tane can gitmesini bekliyorlar?…

Tarifi olmayan bir acımız var. Allah’ım bu acıyı kimseye yaşatmasın…Ben kardeşimi her gördüğümde ömrümden ömür gidiyor.

Gözünden sakın ve günün birinde kendini, işini bilmeyen biri tarafından elinizden alınsın…Birileri çıkıp bizlere bir açıklama yapsın artık…”

Rüstemoğlu ailesi “O’nun hayalini kuramadığı hayalleri vardı.ATLAS için tek❤️olmaya geliyoruz” isimli sosyal medya üzerinden kurdukları grup üzerinden vatandaşlara yapacakları eylem konusunda çağrıda bulunarak, herkesin duyarlı olmasını istediklerini kaydettiler

Sosyal medya hesabı: O’nun hayalini kuramadığı hayalleri vardı.ATLAS için tek❤️olmaya geliyoruz

Voice Türkçe Haberler

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı