FeaturedKIBRISÖzkan Mertekci Özel Spor Haberleri

Yenilendik mi yoksa yenildik mi?

Ömrümüzden koskoca 365 gün daha geçti. Kimileri mutluluktan, keyiften naralar atarken, kimileri ise acıdan, marazdan sızlanarak, yalpalayarak, yaprak misali bir yerden diğerine rüzgarın katkısı ile uçtu, yuvarlandı…

Her yeni doğan gün bir umut, her gelen yeni yıl, beraberinde yeni bir umutla başlangıcı getirir mi? Tabii ki herkes kendince daha iyiye, daha güzele ulaşmak, varmak hatta daha ilerisine geçmek için hareketlenir, umutlanır, hiç olmadı düşünür.

Sanırım düşünmeye devam edeceğiz. Bedava olan tek şey, düşünme!

Ne de olsa döviz çıkmadı, benzin yakmadı, elektrik çarpmadı, mutfak ateş yeri değil. Her alanda işler tam anlamıyla yolunda gidiyor… Dokunmayın keyfimize! Bize hiç bir kriz etki etmez, edemez hatta ne haddine, krizin bize uğraması, yan bakması…

Emeklilerimiz gelir aklıma… Tabii ki sadece bir yerden emeklilik alanlar; hakkı ile hukuku ile… Kıbrıs’ın güneyinden, İngiliz’den, Türk’ten yani kısacası DÖRT yerden emeklilik alanlar değil… Full sigortadan emekli olanlar ki sapasağlam oldukları yıllarca hiç durmadan yorulmadan çalışıp, didinip duranlar… Şimdi hayatın kaçınılmaz kanunu, yaşça ilerlediler, doğal olarak sağlık sorunları baş gösteriyor. Çünkü hep hayat ezdi, geçti… Şimdi bakıma, yardıma, ilaç almaya muhtaçlar…

Burada vicdanlar ret mi?

Birlikte hareket edelim, ilerleyelim, düşünelim istedim… Devlet, hastanesinde olan ilaçları karşılıyor, var olan ilaç türlerini tabii ki… Eczanede olanlar için ise emekli gidip muayene olacak, kontrol edilecek, reçete yazılacak, reçeteyi kurula onaylatacak, onaylatmış kurul reçetesini alıp devlet hastanesinin eczane binasına gidecek, bekleyecek, sıra gelecek, memur alıp kontrol edecek ve varsa oradan verecek… Buraya kadar çok kolay geliyor kulağa ama ne yazık ki kulağa hoş geliyor sadece.

Yok, durmak yok! Düşünmeye devam… Memleketimizin toplu taşımacılığı süper… İsteyen istediği zaman, istediği yere, mekana gitmeye karar versin ulaşım ağlarımız sarar her yeri… Neyse, en azından bir iyilik yapılsa emekliler en yakındaki eczaneye gidip ihtiyacı olan ilaçlarını hiç bir ücret ödemeden alıp afiyetle, sağlıkla içebilse, kullanabilse fena olmazdı diye düşünüyorum… Tek bir imza atıp ilaçlarını hiç düşünmeden, parası yeter mi-eksilir mi diye düşünmeden, kışta üşümeden, yazda sıcaktan bunalmadan alabilse ne güzel olurdu. Hep böyle düşünceler olabilse keşke, diğer ülkelerdeki yardıma muhtaç insanca yaşayanlar veya yaşatılanlar gibi… Ama maalesef benim emeklilerim yani yaşça ilerde olanlarım: 1930’ların sistemiyle, daha doğrusu sistemsizliği ile çırpınsın dursun, bu yaşatanlara da helal olsun…

Burada yine vicdanlarımız ret mi?

Gelin düşünmeye devam edelim… Çocuklarımız için oyun parkları, yeşilliklerle dolu nefes alma alanları, sorunsuz, sorgusuz koşup kahkahalarıyla cıvıl cıvıl etsinler yeşil alanları, parkları… Yönetenler, kendilerini yönetici sananlar, her şeyi en ince detayına kadar düşünmüş… Bizlerin uygarca, insanca, hakça, huzurluca ve mutluca yaşamamız için yaşam alanları hazırlamayı… Ne de olsa her adımda yeşile dokunabilirsiniz. Her mahalle arasında yeşille birlikte, yürüyüş, oyun, dinlenme, stres atma alanları yasalarımızda masaya yumruğunu vurur misali uygulanıyor ve uygulatılıyor. Kuş sesleri arasında sağlıklı çocuklar, aileler ve gelecekler yetiştiriliyor. Kötü alışkanlıklar yok denecek kadar az, kötü olaylar yaşanmamış kadar önemsiz, kazalar yok, alt yapılar dünya standartları üzerinde, yollar tam gideceğiniz yere sapasağlam gitmenize katkı yapıyor… Nereye? O tartışılır…

Düşünüyorum… Hatta biraz ileri gidiyorum, hane hane gezilse, her hanede yaşayan insanlarımıza sorulsa aileden en az bir kişi yurt dışına göçmüş, göçürülmüş… “Ne için göçmüş bu kadar güzellikleri bırakıp gitmek niye yani?” Ve yurt dışında yaşamakta, yaşatılmaktadır yanıtını alırız. Bu bilgi ve yanıt zaten kalıplaşmış bizim buranın dilinde… Her hanede mutlaka ah çekerek, gözü yaşla dolarak alacağımız yanıt “KANSER” Bu illet kendiliğinden bulaştı yakamıza, yediklerimizle, içtiklerimizle, yaşamlarımızla, yaşantılarımızla hiç ama hiç alakası yok… Trafikte ne alemdeyiz? Yollarımız, altyapılarımız tam-tamam, buralarda da her evde her kalpte, her gönülde, her yüzde acı, gözyaşı, isyan… Kaç tane EVLAT annesiz-babasız, kaç tane KARDEŞ kardeşsiz, kaç tane ANNE-BABA evlatsız bırakıldı bu düzenli, sistemli düzensizliğin içerisinde?

Ama kimseye de “çekil oradan” diyemiyor kimse. Çünkü seçen de seçilen de sizlersiniz ve maalesef bizleriz… Yıllarca yönetenlerin hiç suçu yok, sütten çıkmış ak kaşık misalisiniz… Eyyam, ahlaksızlık, VİCDANSIZLIK, kirli çıkarlar, menfaat, kayırma, adaletsizlik, tekme tokat yok yöntemlerinde, yönetimlerinde… Şimdi hiç haberi yokmuşçasına, yollar hatalı, altyapılar kapalı, akıllar tutulu, gözler örtülü oluyor buralarda… İstediğimiz ülkeye göç ederken vicdanımız yok oluyor, kansere yenik düşerken vicdan gereksiz, trafikte yok olurken, telef olurken vicdanlarımız yok hükmünde değil mi? Varsın siz düşünün. YENİLENDİK Mİ? Yoksa vicdanen de ruhen de, fiziken de YENİLDİK mi?
Bırakın artık… Düşün yakalardan, isteyen istediği gibi yaşasın, yaşayabildiği kadar… Vicdanı da vicdansızlığı da bırakın!

Sağlıkla, sağlıcakla kalın…

Özkan MERTEKCİ – mertekcio@gmail.com

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close