FeaturedKIBRISKıbrıs SorunuVOİ Özel Haber

‘Ya şimdi ya da hiçbir zaman! Tarih acımasızdır’

Voice of the Island 2018

DİSİ Toplumlararası İşbirliği Sekreterliği Başkanı Rena Hoplaru, Voice Of The Island’a özel açıklamalarda bulundu. Hoplaru, müzakerelerde gelinen durumu ve şu an yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Kıbrıs konusunda gelinen durumla ilgili hayal kırıklığına uğradığını kaydeden Hoplaru, “Kuyuya kadar vardır fakat su içemedik” dedi. Hoplaru, Kıbrıs için “Ya şimdi, ya hiçbir zaman” dedi ve tarihin acımasız olduğuna dikkat çekti.

Hoplaru: Kliridis’e Kıbrıslı Türkler büyük saygı duyuyor

DİSİ Toplumlararası İşbirliği Sekreterliği Başkanı Rena Hoplaru, DİSİ’nin kurucusu olan Glafkos Kliridis’e, parti kökenlerinden bağımsız olarak Kıbrıslı Türkler tarafından kendisine büyük bir saygı duyulmakta olduğunu kaydetti. 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kuruluşundan itibaren Kleridis’in Kıbrıs Türk toplumunun bütünüyle ilişkileri ve temasları tarihsel bir derinlik içerisinde olduğunu söyleyen Hoplaru, “Öte yandan ise Keti Kliridis 1990’lardan beri üstlendiği iki toplumlu temas ve eylemlerle DİSİ’nin yolunu açmıştır” dedi. “Daha sonra ise bizim takip ettiklerimizi inşa etmiştir” diyen Hoplaru, Kliridis’in bakanlarından olan Kostas Themistokleous ve Mihalis Papapetrou gibi kişilerin de bu yolda çaba sarf ettiğini vurguladı. Hoplaru, “DİSİ 2004’ten sonra çok güvenilir bir muhatap olarak görülmüştür. Şu an DİSİ olduğu kadar Başkanı olan Averof Neofitou da Kıbrıs Türk partiler ve yetkililer ile birlikte doğrudan ve önemli olan, dürüst ve istikrarlı bir diyalog kurmayı başardılar” şeklinde konuştu ve bunun çok önemli bir durum olduğunu ifade etti. Hoplaru, “Çoğu zaman “çeviride kayboluyoruz” ama çoğunlukla anlamıyoruz veya çarptırılması veya bir tarafın diğer tarafa karşı geride açıklanamamış fikir ve duruşların kalması gibi. Bir masa başında oturup karşılıklı oturup birebir konuşmak, katılıp katılmadığını belirtmek son derece önemlidir” şeklinde konuştu.

“Sorunları saklamak yerine, onlarla uğraşmak isterim”

Söz konusu durumlarda birçok zorluğun olduğunu belirten Hoplaru, “Tabii ki zorluklar var. Sorunları halı altına saklamak yerine onları ele almak ve onlarla uğraşmak isteyen insanlardanım” dedi. Son 15 yıl içerisinde Kıbrıs’ta yaşadığı dönemden itibaren iki toplumlu çalışmalarda bulunduğundan dolayı zorlukları ve engelleri birinci elden bildiğine dikkat çeken Hoplaru, “Ayrı yaşayan, ortak deneyimleri olamayan, hafızalarda önderlik eden, yarım asırdır şiddet ve bir toplumun karşılıklı olarak diğer topluma yarattığı acılarla birlikte bir toplum olduğumuzu vurgulamam gerekiyor” şeklinde konuştu. Bu konuda bir benzetme yapmak istediğini kaydeden Hoplaru, “Her kaybolan ve sevilen bir insanın acısı eşsizdir- işte bu yüzden “acının tartısı” ki bunun tek amacı sadece çatışmanın ruhunu sürdürmektir, düşüncesi benim mantığıma terstir. Bu yüzden daha birçok şeyin yapılması gerektiği düşüncesindeyim. Bunların sadece DİSİ üyeleri ve arkadaşları tarafından değil, tüm toplum tarafından da yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yani klişeleri yıkmak, güven inşa etmek, kopan bağları tekrar kurmak, sinerjiler kurmak, perspektif, diğer toplumların göz ardı edilmeden Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların Kıbrıs’ın iki topluluğu arasındaki düzenlilik kurulması gerekiyor” dedi. Bunun ancak eşgüdümlü politikalarla, yoğun ve sistematik çalışmayla sağlanabileceğini söyleyen Hoplaru, “Bunlar yüzeysel yaklaşımlarla sağlanamaz” şeklinde konuştu.

“İki toplumlu eylemler ve diyalog ihtiyacı her zamankinden daha kritik”

Potansiyel avantajımızın, ülkemizin çok dilliliği ve çok kültürlülüğünde yatmakta olduğunu vurgulayan Hoplaru, “Maalesef, Kıbrıs’taki diğer toplumun dilini öğrenmek hala bir tür tabu olarak kalıyor. Bu özellikler, muazzam bir baskı, sahip olduğumuz güçlü ve dokunulmamış güçlerin kilidini açabilir” dedi. Dolayısıyla birkaçının ayrıcalıklarının, birçoğunun fırsatları ve olanakları olacağına dikkat çeken Hoplaru, “Burada belirtmek istiyorum ki, Kıbrıs sorununun çözülmesi için en iyi plan olsa dahi eğer ki çalışmalar aşağıdan yukarıya doğru ilerlemezse, planın olumlu olarak sonuçlanmasın da pek şansı olmayacaktır” şeklinde konuştu. Hoplaru, eski DİSİ üyelerinden, ayrıca Kliridis hükümeti tarafından öngörülen bir kişinin, yakın dönemde birlikte yapmış oldukları bir sohbette kendisine, “Görüşmelerin çöküşünün ardından, iki toplumlu eylemler ve diyalog ihtiyacı her zamankinden daha kritiktir. Balayını geçtikten sonra, sen artık o kadar da gerekli değilsindir. Çünkü artık herkes durumun akışını takip eder. Şimdi kritik olan konu, diyaloğu açık tutabilmektir. Çünkü diyalogsuz hiçbir yere gidemeyiz.” söylediğini belirtti.

“İleriye doğru sağlam adımlar atıldı”

Hoplaru, “İleriye doğru sağlam adımlar atıldı. Şöyle ki bu adımları bazen kendimiz bile göremiyoruz ve bunun sebebi olaylara ve gelişmelere çok yakın olduğumuzdan dolayıdır. Gerekli mesafemiz olmadığından nerede olup şu an nereye geldiğimizi göremiyoruz. Fakat önümüzde daha çok yolumuzun olduğunu biliyoruz. Burada hepsini söyleyemem, fakat ortak festival düzenlenmesi, konferanslar ve eylemler çok önemliydi. Kıbrıs Türk partileri ile birlikte sürekli olan temaslar, Mehmet Ali Talat’ın DİSİ’nin genişletilmiş Siyasi Bürosu’nda konuşması, Averof Neofitou’nun CTP Merkez Komitesinde konuşması gibi. Bu tip olaylar ilk kez oluyor. O dönem şakasına “evlenmek (federal çözüm) istiyorsak nasıl olur da diğer parçamızla önceden buluşup bir kahve içmeyiz” demiştim. Her gün için dışarı çıkıp birbirimiz ile daha iyi tanışmalıydık” şeklinde konuştu. Son yıllarda çok şeyler yaptıklarına dikkat çeken Hoplaru, “Atina Belediye Başkan Yardımcısı’nın Atina Belediyesi Kültür Merkezi’nde Kıbrıs sorunu hakkında konuşmaya davet edildiğimi düşünün ve onlara yalnız gitmeyeceğimi söyledim. CTP Dışilişkiler Sekreteri Armağan Candan ile birlikte Atina’ya gittik ve Kıbrıs konusu hakkında ortak bir konuşma yaptık. Böylesi daha doğruydu, daha kapsamlıydı” dedi. Ayrıca partinin gelişmelerle alakalı bilgilendirilmesi hakkında da ciddi girişimlerde bulunulduğuna vurgu yapan Hoplaru, bunun tüm Kıbrıs geneli olduğunu söyledi ve “sadece bir kez değil yeterince yapılmıştır. Kıbrıs konusu hakkında DİSİ’nin girişimciliğiyle Göçmen Kithrea Belediyesi’nin işbirliği içerisinde düzenlenen bir basın toplantısında DİSİ Başkanı Averof Neofitou’nun dediği bir ifadeyi hatırlıyorum: Her birimiz, sizden her biri, günlük hayatında, iş yerindeki meslektaşları ile komşuları ile bir barış kültürü yaratalım” dedi.

“Kıbrıs problemi yüzünden kendi ülkemizi tanıyamıyoruz”

Her iki toplumdan da çocukların birlikte bir etkinlikte çalışırken veya sadece birlikte oyun oynarken bile görmenin kendisini etkilediğini söyleyen Hoplaru, “Bu gelecekten gelen bir karedir ve beni duygulandırdığı kadar bana güç de veriyor. Tabii ben bunları, Tarihsel Diyalog ve Araştırma Grubu ve Teknik Eğitim Komisyonu ile yaşadım. DİSİ Sekreterliği ile sahip olduğum en büyük memnuniyet, insanların ilk olarak orta çağdan kalma bir şehir olan Mağusa’yı, Lefkoşa’ya sadece bir saat uzaklıkta ve Larnaka’ya 30 dakikalık mesafede bulunan tarihi bir pırlantayı görmeleridir” şeklinde konuştu. Hoplaru, “Yurt dışında yaptığımız tarihi eser gezilerinde, gittiğimiz ülkenin tarihi hakkında bilgi ediniyoruz, fakat Kıbrıs’ta, Kıbrıs problemi yüzünden kendi ülkemizi tanıyamıyoruz. İstiyoruz ki DİSİ’nin üyeleri ve arkadaşları, tüm vatanımızı tanımayı, artık kim arzu ederse, tekrardan vatanımız birleşsin ve vatanımızda olanları görsün. Gerçek “unutmuyorum” budur” dedi.

“Baf kökenli bir nine bize pilavuna ikram etti…”

Bu nedenle, Uluslararası Toplumlararası İşbirliği Sekreterliği’nin eylemlerinden birinin ise, Kıbrıs’ta çeşitli anıtların tarihi turlarının örgütlenmesi olduğunu belirten Hoplaru, “Benimle gelen insanların 3’te biri ilk kez Kıbrıs’ın diğer tarafına geçiyorlardı. Hepsi gördükleri ve keşfettiklerinden dolayı geriye üzgün dönüyor” diye kaydetti. Geçen yıl Psaka’da yine buna benzer bir tur gezilerinin dönüşünde, Baf kökenli yaşlı bir ninenin, evinden çıkarak kendilerine pilavuna ikram ettiğini dile getiren Hoplaru, “yine bir başka benzeri durumda bir köyün girişinde kocaman bir “tütsü, buhurdanlık” görmüştük. Yanlış hatırlamıyorsam Komi Kebir köyüydü. İnsanlar sıraya dizilmiş tütünmeyi bekliyorlardı. Son turumuz Larnaka’dan başlamıştı ve ilk kez diğer tarafa geçmeye cesaret eden insanların düşüncelerini dinlemek çok üzücüydü. Yapılması gereken çok fazla iş var ve neyse ki tüm içtenlikle bizimle bilgilerini paylaşan insanlar var. Bunlardan bir tanesi ise Anna Marangou, birlikte işbirliğimiz var ve değerli tarihsel bilgilerini bizimle paylaşmakta” şeklinde konuştu. 

“Kuyuya kadar vardır ama su içmedik”

Şu an çok hayal kırıklığına uğramış durumunda olduğunun altını çizen Hoplaru, Kuyuya kadar vardık ama su içmedik” yorumunda bulundu. “Durumun değişebileceğine gerçekten inanan insanlardandım. Toplumların değiştiğine inanıyorum ve vatanımızın değişebileceğine inanmak istiyorum. Korkuyorum ki sıfır noktasını da geçtik ve büyük hayal kırıklığım budur- büyük söz söylemek istemememe rağmen- korkuyorum ki federal treni kaybettik ve herhangi bir durumda başka yeterli durumumuz yok” diyen Hoplaru, 2015-2016 yıllarında ümitlerinin bulunduğunu kaydetti. Kıbrıslıların çoğunluğunun bu kez olacağı doğrultusunda yüksek beklentileri olduğunu gösteren anketlerin bulunduğuna da dikkat çeken Hoplaru, “Yüksek beklentilerden düşük beklentilere geçtik. Uyur-gezer olduk. Uyanmamız gerekiyor. Beni bu durum telaşlandırıyor. Çünkü görüyorum ki içe dönüklük güçleniyor, reaktif değerler yenileniyor. Hoşgörüsüzlük ve rekabet, fanatizm ve milliyetçilik ki bunlar yoksun bırakılan siyasi boşluğu doldurmaya geliyorlar” diye konuştu.

“Büyük vizyonlar, bölünmüş vatanlara sığmaz”

Demokratik İttifak tarafından yakın zamanda çok sayıda girişimde bulunulduğunu kaydeden Hoplaru, öncelikle Avereof Neofitou ve DİSİ yöneticileri, iki tane Kıbrıs Türk partisini, CTP ve TDP’yi, kendi ofislerinde ziyaret ettiklerini belirtti. Hoplaru, “Bu bizim adem-i merkeziyetçi federalliğin, ki bunu kabul ediyorlar, bunun hakkında ne düşündüklerini öğrenmemize yardımcı oldu. Aynı zamanda Kudret Özersay’ı ve Özdil Nami’yi de ziyaret ettiler. Sürekli kurulan bağlantıların söylemiş olduğum gibi politik açıyı açıklığa kavuşturmaya yardımcı olur. Tabii ki öte yandan da açık bir mesaj göndermektedir, bu mesajı Sayın Averof sürekli olarak tekrarlamakta ve ben de şahsen buna inanıyorum, “Büyük vizyonlar bölünmüş vatanlara sığmazlar” dedi.

“Başka bir yol hepimiz için kötü sonuçlara yol açacaktır”

“Nikos Anastasiadis şu an karşınızda olsaydı ona ne söylerdiniz?” sorusunu yanıtlayan Hoplaru, “İki şey. Mademki adem-i merkeziyetçi bir federallik için konuştu, bunun güzel fikir olduğu için daha az karışıklık sağlasın, daha az çarpışma ve daha az külfet, kurucu devletlere atamak istediği temel yetkinliklerin listesini yapsın. Ve Mustafa Akıncı da bu listeyi alıp neyi kabul edip etmediğini söylesin. Tabii bunu yaparken yönetim başlığını tekrar açmadan yapsınlar. Ne Birleşmiş Milletler ne de başka zeki bir kişi yapılan işin, anlaşılmış olanları çöpe atılıp tekrar yeni bir başlangıç yapılmasını istemez” dedi. “Bu bir haftada tüm iyi niyetle çözülebilecek bir durumdur. Resmi açıklamasında Nikos Anastasiadis’in de söylemiş olduğu gibi; Eğer ki bu Kıbrıslı Türklerin hayati çıkarları ile ilgiliyse devletin işleyişini engellemeden Kıbrıslı Türklerin olumlu oylama konusu sorgulanmıyor. Fakat söylediğimiz gibi iyi hesaplar iyi arkadaşlıkları getirir, geriye kalanları tüm her şeyi dikkatlice ve gecikmeden müzakere masasında tartışsınlar, detaylara baksınlar” diye konuşan Hoplaru, liderlerin güvenlik meselesini kaldığı yerden ele almasını ve Guterres içeriğindeki 6 bölüm doğrultusunda sonuna kadar götürmesini kaydetti. “Yani geri kalan farklılıkları arasında köprü olacak bu pratik çözümler bulmak için çalışsınlar. Başka bir yol, hepimiz için daha belirsiz, daha kötü sonuçlara yol açacaktır” dedi.

“Ya şimdi ya hiçbir zaman”

“Mustafa Akıncı şu an karşınızda olsa ona ne söylemek isterdiniz?” sorusunu yanıtlayan Hoplaru, “Mustafa Akıncı’nın acıyı ifade ettiği farklı açıklamalarını gördüm. Kıbrıs sorununda başarısız bir nesilden söz etti. Onun gücünü toplamasını ve son savaşını vermesini isterim” dedi. Hoplaru, “Politikada, sonuç almak için duygularımızı bir kenara bırakıyoruz. Akıncı, Kıbrıslı Rum çözümcülerinin güçlerine ve Avrupa çerçevesine güvensin. Nikos Anastasiadis’e cevabım da yukarıda belirttiğim gibi, Mustafa Akıncı için de geçerli: Kalan farkları köprüleyecek, somut pratik önerilerle yaratıcı bir şekilde cevap versin. Ya şimdi ya da hiçbir zaman! Tarih acımasızdır! Kimseye hiçbir şey bağışlamaz. Vatanımız için durumu birlikte kazıyın. Kıbrıs durumunu değiştirebilir. Bugün olduğu halden daha iyi olabilir. Ülkenin doğal zenginliği, çözümlenmemiş Kıbrıs’ın duvarının bir başka tuğlası değil de çözüm için bir güç olsun. Bir kez daha tarihin durumu yargılamasına izin vermeyelim. Tarih yargılamaz! Biz yargılarız ve duruma göre biz tarihimizi şekillendiririz” diyerek sözlerine son verdi.

Voice of the Island 2018

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close