FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

“Suyu bilinçli kullanmazsak, birçok canlı türü yok olacak”

Tünay MERTEKCİ

Uzman Biyolog Türkay Öyken, Voice Of The Island’a konuşarak Kıbrıs’taki su kaynaklarının son durumu hakkında bilgi verdi ve toplum olarak çevre konularına duyarlılığımızın çok düşük olduğuna dikkat çekti. Öyken, Türkiye’den adamıza gelen su ve bu sunun nerelerde, hangi alanlarda kullanılabileceği hakkında da bilgi verdi. Çevre sorunlarına çok duyarlı bir toplum olmadığımızı vurgulayan Öyken, ne yazık ki su sorununun da bir çevre problemi olduğunu ifade etti. Öyken, “eğer suyu bilinçli kullanmayı öğrenemezsek, birçok canlı türünü ülkemizde yok edeceğiz” dedi ve sözlerine şu şekilde devam etti: “Giderek küresel ısınmanın da yaşandığı dünyada, sular altında kalacak ilk ülke Kıbrıs olabilir…”

Öyken: İçme suyu kalitesi uzun yıllardır dünya standardının altında

Uzman Biyolog Türkay Öyken, Kıbrıs’ın Akdeniz ikliminin etkisi altında olduğundan diğer ülkelere nazaran yaşanan su kıtlığı problemini daha çok hissettiğini belirtti. Yalnızca miktar olarak değil, su kalitesi olarak da bu problemin kendini gösterdiğine dikkat çeken Öyken, uzun yıllardan beridir, bölgemizde içme suyu kalitesinin dünya standartlarının çok altında olduğunun bilindiğine vurgu yaptı. Çok kısa bir geçmişe kadar da suyu temin edebileceğimiz pek fazla kaynağımızın olmadığına dikkat çeken Öyken, ülke olarak bugüne kadar temiz suya ulaşabilmek için birçok yöntemler uyguladığımızı kaydetti. Belediyelerin temiz suyu halka ulaştırmasında yaşanan sorunlardan ötürü evlerimize tankerle sular taşıdığımızı ifade eden Öyken, 3 yıl önce Türkiye’den adamıza yer altı su boruları döşenerek Geçitköy Barajı’na su getirildiğini dile getirdi. Türkiye’de Alaköprü Barajı’na toplanan suyun 80 kilometrelik bir geçiş hattıyla ülkemizde bulunana Geçitköy Barajı’na depolandığını dile getiren Öyken, bu suyun o dönemlerde “asrın projesi” olarak nitelendirildiğini kaydetti. Bu suyun ülkemize henüz beklenen etkiyi maalesef yaratmadığını ifade eden Öyken, gelen suyun kalitesinin iyi denilebilecek bir standartta olduğunu söyledi. Geçmişe kıyasla hem kullanım hem de içme suyu olarak standartların çok üstünde olduğunu bildiren Öyken, “bu suyun gelmesinden daha önemli olan suyun yönetimidir” şeklinde konuştu.

“Alanında uzman kişilerden yardım alınmıyor”

Yönetimle ilgili yaşanan sıkıntının her alanda geçerli bir durum olduğunu ifade eden Öyken, “Elinizde yeteri kadar kaynak, zenginlik olabilir. Bunu yönetecek ekibiniz de olabilir. Fakat konu uygulamaya gelince, yönetimi devreye sokmaya gelince, maalesef bir takım sıkıntılarla karşılaşıyoruz” şeklinde konuştu. Maalesef alanında uzman kişilerden yardım alınmadığını ifade eden Öyken, elini taşın altına koymaktan çekinen kesimin de oldukça fazla olduğunu söyledi. Tüm bunların günün sonunda halka yansıyacağını kaydeden Öyken, su konusunun sadece bizi değil tüm Kıbrıs’ı ve tüm dünyayı ilgilendiren bir konu olduğunu ifade etti. Kıbrıs’ın güneyinin de bu suyu ilerleyen yıllarda kullanabileceğini söyleyen Öyken şöyle devam etti, “Neden ilerleyen yıllarda? Çünkü şimdi biz bile kullanamıyoruz.” Bu suyun Geçitköy Barajı bölgesine bakıldığı zaman biyolojik açıdan da bölgeyi çok zenginleştirdiğini belirten Öyken, “biyolojik açıdan en sevindiren kısmı budur. Çünkü yeni yeni kuş türleri oraya geliyor. Yeni yeni kaplumbağaların orada yaşam sürdüğünü görüyoruz. Bu bizler açısından çok sevindiricidir” dedi.

“Kültür balıkçılığı faaliyeti gerçekleştirebiliriz”

Suyun çok farklı kullanım alanlarının mevcut olduğunu belirten Öyken, suyun halka olan faydasının temel unsur olduğunu söyledi ve “yönetimler, siyasiler, bunlar gelip geçicidir. Fakat halk üzerinde yaratılan etkiler uzun yıllar alabileceğimiz sonuçlar doğurur. Maalesef bu suyu yüzde 100 tarım alanında da kullanamıyoruz” şeklinde konuştu. Ada ülkesi olmamıza rağmen balık tüketim miktarımızın çok düşük olduğunu dile getiren Öyken, “4 tarafımız denizlerle kaplı. Böylesine yeni bir kayak da doğuyor Geçitköy gibi. Fakat balıkçılığı önemli bir ekonomik faaliyet olarak kullanamıyoruz ne yazık ki. Bu çok büyük bir eksikliktir” dedi. Balığın faydalarını günümüzde herkesin bildiğini söyleyen Öyken, balığın bir protein deposu olduğunu dile getirdi ve “suyu tarım alanında kullanmaya başladığımız zaman tarımdan arta kalan atık suyla bir kültür balıkçılığı faaliyeti gerçekleştirebiliriz” şeklinde konuştu. Tarım alanından çıkarılan bu suyun gerekli alt yapının sağlanmasıyla özellikle Güzelyurt bölgesi yakınlarında bir balık çiftliği kurularak kültür balıkçılığı faaliyetinin gerçekleştirilebileceğini söyleyen Öyken, söz konusu suyun içme suyu olarak kullanılamamasının nedeni hakkında da yorum yaptı.

“Su borularının temizliği büyük önem taşıyor”

Bu konuda ilk akla gelenin belediyelerin döşemiş olduğu aspesli su boruları olduğunu savunan Öyken, bazı belediyelerin boruları yenilemiş olabileceğini fakat temiz bir suyun tek kirli borudan geçmesi halinde dahi kalitesini kaybedeceğini belirtti. “Evlerimize gelen su boruları, halkın gönül rahatlığıyla su içmesini engelliyor” diyen Öyken, boruların aspesli ve eski oluşunun, temel neden olduğuna dikkat çekti. Bu aspesli su borularının azaldığına dikkat çeken Öyken, fakat hala istenilen düzeyde olmadığını bildirdi ve boruların temizliğinin çok büyük önem taşıdığını kaydetti. “Hangi meslek gurubunda olursak olalım, ne kadar eğitim seviyemiz yüksek olursa olsun, çevre sorunlarına çok duyarlı değiliz” şeklinde konuşan Öyken, ne yazık ki su sorununun da bir çevre problem olduğunu ifade etti. Toplum olarak çevre konularına duyarlılığımızın çok düşük olduğuna dikkat çeken Öyken, “eğer suyu bilinçli kullanmayı öğrenemezsek, birçok canlı türünü ülkemizde yok edeceğiz” dedi. Giderek küresel ısınmanın da yaşandığı dünyada, sular altında kalacak ilk ülkenin Kıbrıs olabileceğini söyleyen Öyken, “bunun yanı sıra yüzeysel ve yer altı sularımız da git gide düşüyor ve buna zıt olarak su ihtiyaçlarımız git gide artıyor. Bu konuda alınabilecek önlemler elbette ki mevcuttur. Bunları burada tek tek saymak istemiyorum. Özellikle Turizm ve Çevre Bakanlığının almış olduğu bir takım önlemler mevcuttur. Sulak alanların yönetimi ile ilgili yasalarda yeniden bir düzenleme sürekli bir düzenleme yapılması gerekiyor” şeklinde konuştu. Çevre eğitiminin önemine dikkat çeken Öyken, okul öncesi dönemden üniversiteye kadar okullarda çevre eğitiminin olması gerektiğini söyledi.

Voice of the Island 2018

Etiketler

Benzer Haberler

Close