FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Şimdiki zamanda çocuklar çok savunmasız bir durumda

Eleni Constantinou

Şimdiki zamanda çocuklar çok savunmasız bir durumda. Ne yazık ki, 2019’da olsak bile, psikolojik ve fiziksel istismara uğramaya devam ediyorlar. Zaman zaman, adanın kuzeyinde meydana gelen çeşitli çocuk hırpalama vakalarına tanık oluyoruz. Resmi rakamlar olmasa da sorunun büyük olduğu görünüyor.

Bu konuyu Sosyal Hizmetler Uzmanı Barış Başel ile tartışma fırsatımız oldu.

“Her toplumun ve kültürün kuruluş şekline göre, çocuklara karşı davranış ve çocukların toplumdaki yeri değişiyor.”

“1996 yılında, Parlamento Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ni imzaladı, ancak uygulamada öngörülenlerin çoğu yapılmadı. Örneğin, çocukların ve özellikle de kötü davranışa uğrayan çocukların korunması açısından koruyucu önleyici, destekleyici geliştirici ve tedavi- rehabilite edici unsurları içeren kapsamlı bir çocuk koruma sistemi mevcut değildir. Maalesef, sıkıntı çeken çocuklar için tatmin edici bir çerçeveye ve hizmete sahip değiliz.”

Ayrıca, yalnızca çocukları barındıracak yapıların bulunmadığını çocuklara yönelik hizmet ve organizasyon açısından devletin ciddi bir kurumsallaşma eksikliği olduğunu da ekledi. Mesela devletin “yuva bir ilk adım istasyonu olarak kullanılıyor” şeklinde açıklamaları var. Daha sağlıklı ve davranış problemi olmayan çocuklar için bir sivil toplum örgütünden 2000 tl civarı bir para ödenerek hizmet satın alınıyor ve o kuruma kaydırılıyor ancak sivil toplum örgütünün kabul kriterleri dışında kalan çocuklar 0-12 ve 12-21 yaş gibi bir sınıflama olmaksızın yetiştirme yurdu ve yuva ayrımı yapılmadan tümü bir kurumda depo bakım hizmetleri vermektedir. Bebeklerin, çocukların ve yetişkinlerin bir arada yaşadığı yapılar var sadece.

“Hükümet yapması gerekeni yapmıyor, bu yüzden devlet ya özel sektörden hizmet alımına başvuruyor, ya da sivil toplum örgütlerinin ve gönüllü kuruluşların yardımlarını bekliyor. Kapsamlı bir çocuk koruma siteminin bulunmayışı nedeni ile erken uyarı mekanizması oluşturulmadığı için devlet çocukların durumundan habersizdir. Risk altındaki çocukların belirlenmesi ve müdahale edilmesi söz konusu değildir. Çocuklar bir olayın ya kurbanı ya da faili oldukları zaman trajik durumlar gelişince görünür olmaktadırlar.

Henüz önleyici politikalar geliştiremedik. Ne yazık ki, bir şeyin yanlış olduğunu ispatlamak için önce bir trajedi yaşamamız gerek. Kıbrıs Rum toplumunda olduğu gibi bazı çocukların başlarının belada olduğunu veya tacize uğradığını anlayabileceğimiz ve önlem alabileceğimiz gelişmiş mekanizmalar yok.”

Basel, kaçış yapan-çocukların durumundan da bahsetti:

“Evlerini terk etmeyi seçen, cinsel veya psikolojik olarak istismara uğramış çocuklar ve gerekli desteği almayanlar, gelecekte suça ve diğer riskli davranışlara yönelmiş bireyler haline geliyorlar. Ayrıca, kötü davranış ihtimali yüksek olan ailelerde büyüyen çocuklar, gelecekte ergen olduklarında evden kaçma okuldan kaçma kednini kesme ve zarar verme davranışı, madde kullanımı, erken yaşta riskli cinsel deneyim, şiddet eğilimi gibi riskli davranışlar sergiliyorlar. Evlerini veya okullarını terk ediyorlar. Mesela, akran istismarı dediğimiz yakın yaş aralığında olan 14 yaşındaki kızların 15 yaşındaki erkek çocukları tarafından cinsel tacize uğradığı vakalar ihbar edilmiyor. Küçük bir toplum olduğumuz için çoğu insan birbirini tanıyor ve böylece çoğu genç ve aileleri sessizliği tercih ediyor. Aslında bir cinsel saldırı ile travma yaşayan çocuklar hiçbir psiko sosyal destek göremiyorlar. Bu durumda, başka problemli davranışlar geliştiriyorlar.

Bunun yanı sıra çocuk, ergen ve aileleri için danışma ve rehberlik hizmetlerinden faydalanabileceği merkezler ve uygun hizmetler oluşturulmamış.  Ayrıca farklı ve agresif davranışı veya psikolojik sorunları olan çocuklar hizmet alımı yapılan sivil toplum örgütüne yönlendirilemediği için devletin 1 tane kurumuna depolanarak hepsine aynı ortamda bakım verilmeye çalışılmaktadır. Aslında devlete ait bu tek çocuk yuvası bir kız yetiştirme olarak hizmet verir niteliktedir. Çünkü erkek çocuklar ergenliğe girdikleri zaman riskli görülmeye başlanıp istismar edildiği aile ortamına “artık büyüdü bir şey olmaz, kendini korur” mantığı ile geri gönderilmektedirler.

“Ayrıca, üçüncü ülkelerden gelen vatandaşlık almayan kadınlar ve çocuklar, sistem onları tanımadığı için büyük bir sosyal dışlama yaşamaktadırlar. Sağlık ve eğitim hizmetlerine ulaşmak açısından sıkıntılar vardır. Tıbbi dahil, yardım veya destek alma hakları yoktur. Bunun yanı sıra, adanın kuzeyindeki nüfus yapısı hızla değişmektedir. Aslında ırkçılık olarak da düşünebileceğimiz süreçler yaşanmaktadır. Öyle ki Kıbrıslı Türkler akan yoğun nüfus karşısında önce okulları, çocuklarını ayırmışlar ve devlet okullarından fiyatları çok yüksek özel kolejlere almışlardır. Sonra da hastanelerini ayırmış ve imkanı olanlar özel hastanelere yönelmiştir

Kötü muameleye maruz olan çocuk sayısı hakkında kesin rakam yok, ancak akademik çalışmalardan elde edilen tahminler var.

Devlet çocuklar konusunda karanlıkta kalmak görünür olmak istememektedir ve düzenli bir kayıt tutma sistemi raporlaşrırma yoktur. “Çocukları istismar sorunu ve hakları konusunda bilgilendirmek için okulları sık sık ziyaret ediyorum. Son zamanlarda gittiğim bir okulda, kaç kişinin şiddet yaşadığı sorusuna 10 kişiden 9’u evet olarak cevap verdi. Evde kaçınız gürültü, şamata ve kötü davranışlarla karşı karşıyasınız sorusuna, kendileri bunun kötü muamele değil de normal bir şey olduğunu düşünüyorlar. Tahminime göre önümüzdeki 10 – 15 yıl içinde zor durumlarla karşı karşıya kalacağız, kötü muamele nedeniyle vakalarda artış olacak.”

Basel, insanları uyarmak ve hırpalamanın ne olduğunu göstermek için seminerlerden de bahsetti.

“İlgili olanların destek almak için ulaşabileceği seminerler ve bir iletişim hattı var. Hükümet olanlar çocuklar konusunda bal yapmayan arı gibiler. elinden geleni yapmaya çalışıyor, ancak ne yazık ki yeterli sayıda sosyal hizmet uzmanı yok ve çalışanların çoğu iyi eğitilmiş değil.” Sosyal Hizmetler alanından mezun uzmanlar yerine devlet batmış olan Kıbrıs Türk Hava Yolları’nın personeli sosyal hizmetler ve çalışma dairelerine kaydırılarak şu an sosyal hizmet verdirilmektedir ki bu alan dışı atamalar sosyal hizmet mesleği açısından içler acısı bir durumdur. Çocukların gelişim evrelerini ve ihtiyaçlarını bile bilemeyen insanlara sosyal hizmet yaptırılmaktadır.

Son olarak, Basel her iki toplumdan sivil toplum örgütleri ve uzmanların çocuk engelli, yaşlı ve kadınları temele alan insani konularda birbirine yaklaşarak özellikle Kıbrıs’ta çocuk hakları başta olmak üzere ilgili konularda işbirliği yapmalarını isteğini dile getirdi.

(Voice of the Island)

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı