Prodromou: Kıbrıslılar için bağımsız bir Kıbrıs istiyoruz

Tünay MERTEKCİ

Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromou Voice Ofte Island’a özel açıklamalarda bulundu. Prodromou, müzakerelerde gelinen son aşamayı, şu anki süreci ve müzakerelerin geleceğini değerlendirdi. Uzunca bir süredir basına açıklama yapmayan Prodromou, Voice Of The Island’a konuştu ve “Kıbrıslılar için bağımsız bir Kıbrıs istiyoruz” dedi.

Prodromou: Arzu ettiğimiz, bağımsız bir Kıbrıs

Kıbrıs Cumhuriyeti Hükümet Sözcüsü Prodromos Prodromou, müzakerelerde gelinen son aşamayı ve şu an içinde bulunulan durum hakkında konuştu ve “Sayın Lute’un Birleşmiş Milletler Kıbrıs Özel Danışmanı olarak atanmasıyla; girişimde bulunmaya hazır olduğunu göstermesiyle ve zemini yoklamasıyla birlikte, bu, ümit ediyorum ki müzakerelerin başlamasına bir fırsat olacaktır. İnanıyoruz ki bu bir gelişme ve fırsattır. Ne yazık ki, bir yıldan fazla bir süredir, Crans Montana’daki çıkmazdan beri, esasen donmuş bir süreç oldu ve başka bir yıl daha çıkmaza ekleniyor. Kıbrıs’ta şu an elimizde olan olgularla, insanların teknik olarak ayrılmalarıyla ve toprak üzerindeki olgularla zamanın geçmesinin, sonuç olarak arzu ettiğimiz şey açısından korkunç olumsuz etkenlere yol açtığını biliyoruz. Arzu ettiğimiz şey ülkenin yeniden birleşmesi, bağımsız bir Kıbrıs, Birleşmiş Milletler kararların öngördüğü üzere düzene kavuşturmamız gereken ortak bir devlette iki toplumun işbirliğinde Avrupa’nın parçası olan bir Kıbrıs’tır” dedi.

 

“Anastasiadis, tereddütsüz bir şekilde olumlu görüş beyan etti”

Bunlar bilinen şeyler olduğunu kaydeden Prodromou, bunları tekrarlamamız gerektiğine dikkat çekti ve “İki büyük etnik grubun siyasi eşitliğiyle sağlanan federasyon çerçevesinde, iki toplumlu bir federasyondan bahsediyoruz. Sayın Lute’un, sayın Gueterres’e olumlu bir mesaj göndereceği, uygun bir zemin bulacağını umuyoruz. Bizim taraf açısından, Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis’in müzakerelerin kaldığı yerden ve Genel Sekreter’in her iki tarafa da merkezi mesaj verme yönünde ortaya koymaya çalıştığı çerçeveyi de göz önünde bulundurarak devam etmesi yönünde tereddütsüz bir şekilde olumlu görüş beyan ettiğini biliyoruz. Crans Montana’da olduğu gibi, bu 6 parametreyi yerleştirmeye biz hazırız. “Kaldığımız yerden müzakere” dediğimiz zaman bunun bir anlamı vardır çünkü o zamana kadar çok önemli bir ilerleme kaydettik. Bunu bırakmamız, kaybetmememiz gerekiyor” şeklinde konuştu.

“İçinde bulunduğumuz çıkmaz ne Kıbrıslı Türklere ne de Kıbrıslı Rumlara fayda sağlar”

Görüşmelerle ilgili şu an içinde bulunduğumuz çıkmazın bir topluma fayda sağlayıp sağlamadığıyla ilgili soruyu yanıtlayan Prodromou, “Sanıyorum ki bu çıkmaz Kıbrıs’ta hiçbir tarafın yararına değildir. Muhtemelen, farklı farklı art niyetlilerin ve farklı çıkar sahiplerinin yararınadır.  Kıbrıs’ta ne Kıbrıslı Türklere ne Kıbrıslı Rumlara fayda sağlar. Hiçbir tarafa fayda sağlamaz. Kıbrıslı Rumların büyük bölümü, yaşadıkları bölgelerden kaçtılar, mallarından mahrum bırakıldılar. İnsanlar, günlük olarak Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyesi bir ülke olması arasında büyük bir çelişki olduğunu hissediyor, Avrupa’da neler olup bittiğini izliyor ve takip ediyoruz. Fakat biz burada sürekli bir belirsizliğe sahibiz. Birçok kişi açısından bir korku anlamına da gelebilir. Yurttaşlarımız Kıbrıslı Türklere de fayda sağlamadığı inancını taşıyorum. Çünkü bugünkü duruma bakıldığında, yıllardır talep ettiklerinin yani kendi sesleri ve kendi mekanizmalarının olması, kendi kararlarını almaları ve kendi kendilerini yönetmeleri taleplerinin; bugün işgal altındaki bölgelerde hüküm süren durumda gerçekleşmediği, olmadığı görülüyor” şeklinde konuştu.

“Türkiye’deki bir kriz otomatik olarak Kıbrıslı Türklere sorun olarak taşınır”

Ekonomik konulara da değinen Prodromou, “Kıbrıslı Türkler, büyük ve güçlü bir ülke olan Türkiye’nin etkisini, şu anda yaşadıkları bölgelerdeki büyük ağırlığını, biliyorlar. Olaylara baktığımızda, Kıbrıslı Türklerin ekonomilerinin bugün sorunlarla karşı karşıya olan Türk ekonomisine entegre olmasından ötürü ekonomik krizden etkilendiklerini görürüz. Kıbrıslı Türkler ne yaparlarsa yapsınlar veya yapmasınlar Türkiye’deki bir kriz otomatik olarak Kıbrıslı Türklere sorun olarak taşınır. Yalnızca ekonomik krizle değil, başka gelişmelerle de çıkmazın sürdürülmesinin ne Kıbrıslı Türklerin ne de Kıbrıslı Rumların yararına olduğu anlaşılabilir. Zira geçmişten edindiğimiz tecrübeler de vardır ve bizi kendi halimize bıraksalar Kıbrıslı Rumlar ile Kıbrıslı Türkler olarak “kendi aramızda halledebileceğimiz” doğrultusundaki samimi inanç da vardır. “Kendi aramızda halledebileceğimiz” biçim, Kıbrıs için, dolayısıyla herkes için iyi olacak bir uzlaşmadan ibarettir. Bizim ilişkimiz ve işbirliğimiz bağlamında biraz + ve biraz -‘lerin artık pek bir önemi yoktur ve bizim taraf bunu ortaya koymaya hazırdır. Örnek verecek olursak, iç hükümet ile ilgili olarak yapılan tartışmalarda, Kıbrıs Rum tarafının “biz bu kadarız, dolayısıyla iç hükümetteki sayılar bu oranda olmalıdır” gibi argümanlarla sayılar ve oranlara takılıp kalma gibi bir durumu yoktur” dedi.

“1960 yılında sahip olduğumuz bağımsızlığı yeniden elde etmemiz gerekir”

“Mali konularda bile uzlaşma olacağı yönünde bir anlayış vardır. Birçok kişi Kıbrıs’ın servetiyle, var olduğu görülen doğal gazla ilgili olarak tartışıyor. Çok iyi bir anlaşma yapılmıştı. Bu anlaşmada, oluşacak yeni koşullarda, enerji olsun başka bir şey olsun Kıbrıs’ın doğal zenginliğinin her zaman için merkezi devletin yönetimi altında olması öngörülüyordu. Belirli bir süre içinse doğal gazdan gelecek gelirlerin dağılımı Kıbrıslı Türklerin lehine olacaktı, zira tek bir ekonomi ve tek bir ülke olmak adına yaşam seviyelerini daha yakın bir konuma getirmek istiyoruz” diyen Prodromou, “Bunlar, Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türklerin rahatça mutabık kalabileceklerini düşündüğümüz birkaç örnektir. Yeter ki Kıbrıs’ın dışından olabilecek diğer stratejik ihtiraslar ortadan kalksın. Tıpkı Kıbrıslı Türklerin Türkiye ile bağları olduğu gibi bizlerin de Yunanistan ile aramızdaki bağları biliyorsunuz. Bizim son on yıllarda, özellikle 1974 sonrasında Kıbrıs için burada, Kıbrıs’ta kendimizin karar verdiği ve Yunanistan’ın da yalnızca Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin kararlarını desteklediği yönetim şeklini esas ilke olarak uyguladığımızı ortaya koyduğumuz kanısındayım. Yunanistan’ın da kendi çıkarları olduğu için kararların Yunanistan tarafından alınmasını kabul etmemiz gibi bir durum söz konusu olamaz. Devam etmemiz gereken yol şu an izlediğimiz yoldur. 1960 yılında sahip olduğumuz ve maalesef gerektiği gibi yönetemediğimiz bağımsızlığı yeniden elde etmemiz gerekir. Kıbrıslılar için bağımsız bir Kıbrıs istiyoruz” şeklinde konuştu.

“Hedef tam olarak Kıbrıslılar için Kıbrıs’tır”

Mustafa Akıncı’nın da Nikos Anastasiadis’in de Limasollu olduğu ve bunun nasıl bir etki yarattığı sorusu üzerine Prodromou, liderlerin iki Kıbrıslı olarak uğraşmasının önemli olduğuna dikkat çekti ve “En başından beri iki liderin de Limasol’dan, aynı mahalleden olması çok olumlu bir konjonktür olarak yorumlandı. Hepimiz hatırlıyoruz ki iki lider Nikos Anastasiadis ve Mustafa Akıncı’nın ilişkilerinde çok iyi bir başlangıç vardı. Daha önce de söylediğim gibi, hedef tam olarak Kıbrıslılar için Kıbrıs’tır. Limasollular, Baflılar, Lefkoşalılar, tüm Kıbrıs’tan Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler birlikte yaşasınlar. Biliyoruz ki geçmişte birçok bölgede, dip dibe, birlikte yaşadık, hem de uzun yıllar. İnanıyoruz ki iki Limasollu Kıbrıs sorununu çözebilir. Elbette iki Limasollu olarak uğraşmaları lazımdır; pek tabii sadece Limasol için değil, iki Kıbrıslı olarak uğraşmaları lazımdır. Garantiler, müdahale hakkı askeri birlikler gibi sorunların başladığı noktalarda bir uzlaşı yolu aramaları lazımdır ve biz bu uzlaşının mümkün olduğuna inanıyoruz. Garanti ve yabancı bir ülkenin doğrudan müdahale etme hakkı bizim açımızdan devamlı olarak bir tehlike ve güvensizlik kaynağıdır. Kıbrıs’ın askerden arındırılması, en azından yabancı askerlerden arındırılması da uzlaşılması gereken hedef olmalıdır” şeklinde konuştu.

“Sihirli bir el Kıbrıslıları şu an tek başına bıraksaydı, barış içerisinde yaşayabilirlerdi”

“Problemlerin başladığı yer orasıdır, iki Limasollu’nun bunları çözemediği görülüyor. Orada tüm taraflardan ve Türkiye’den bir anlayışa ihtiyaç vardır ki Kıbrıs’ı tehlike olarak addetmemesi gerekiyor” diyen Prodromou, Kıbrıs’ın askeri üsse ihtiyacı olmayan herhangi bir yer tarafından tehlike atında olmadığına dikkat çekti. Prodromou, “Kıbrıs Cumhuriyeti, güvenlik hissi veren Avrupa Birliği üye devletidir ve şu an öyledir, çözüm sonrası da öyle kalacaktır. Kıbrıs’ın her halükarda, bölgedeki tüm ülkelerle, Mısır, İsrail, Filistin, Lübnan ve Arap ülkeleriyle çok iyi ilişkileri vardır ve bir tehlike kaynağı olamaz. Türkiye’nin yakında olduğunu bilerek, Kıbrıs’ta askeri birliklere ihtiyaç duyduğunu ya da garantör olarak kalmak için neden bu denli arzusunun olduğunu anlamakta güçlük çekiyoruz. Ümit ediyorum ki Yunanistan ile ve Avrupa Birliği ile görüşmelerde bir çözüm bulabilecektir. İstediğimiz budur, Crans Montana’da olduğu gibi müzakerelerin çıkmaza ulaşmasını tekrarlamak değil, daha içeriye ilerlemektir. Olabileceğine inanıyoruz ve umuyoruz ki kararlılık olacaktır. Türkiye’nin tarafından kararlılık zamanının da geldiğini ümit ediyorum. Kıbrıslı Türklere ve Kıbrıslı Rumlara, Kıbrıs’ın geleceğine güveneceğini ümit ediyorum. Kıbrıslı Rumların Kıbrıslı Türklere karşı tutumlarını her gün kanıtlıyor olduklarını sanıyorum. Son yıllarda insanlar görüşüyorlar, insanlar gidip geliyor, Kıbrıslı Rumlar Kıbrıslı Türklerin kaldığı bölgelere, Kıbrıslı Türkler ve Kıbrıslı Rumların kaldığı bölgelere… Görüyoruz ki insanların birlikte yaşama ve uzlaşma isteği vardır. Her zaman münferit olaylar var olabilir, her ülkede olduğu gibi. Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumların ezici çoğunluğu, eğer sihirli bir el onları şu an yalnız başına bıraksaydı, barış içerisinde yaşayabilir ve büyük işler de yapabilirdiler. Son yıllarda Kıbrıs’ın çok büyük bir krizden kaçtığını görüyoruz, ekonominin çöküşünün eşiğine geldik ve birkaç yıl içinde Kıbrıslılar bununla başa çıkabildi, çalışkan ve basiretlidirler. Yurttaşlarımız Kıbrıslı Türklerin de çalışkan ve basiretli olduklarını biliyoruz. Dolayısıyla, bu iki gücü birleştirirsek bugün refah ve müthiş bir kalkınma içerisinde olan Limasol’dan bile daha da iyi sonuçlar gelecektir” şeklinde konuştu.

“Bunu kanıtlamamıza izin vermek zorundalar ve yapabiliriz”

Kıbrıs halkının ümitlerinin devam edip etmediğiyle ilgili soruyu yanıtlayan Prodromou, “Halkımızın, hepimizin bildiği üzere, özellikle eskiden yaşayanların acı deneyimleri vardır, lakin aynı zamanda 40 yıldan fazla maalesef çözülmemiş müzakerelere dair bir deneyimleri de mevcuttur. İnsanlar şüpheci, her seferinde her teşebbüssü çekinceyle dinliyorlar, fakat derinden umup edip inandıklarından, her insan günlük yaşantısındaki sahip olduğu değerler ile, ailesinde, mahallesinde -ki burada millet, dil ve din rol oynamaz, Kıbrıslı Rum veyahut Kıbrıslı Türk, aynı değerlere sahiplerdir; barışçıl yaşamak, emeklerinin karşılıklarını mükafatlandırmak ve daha iyi bir yolla çocuklarını büyütmek istiyorlar. Halkımız biliyor ki bugünkü durum normal değildir, anormal biçimdedir ve bu yüzden de Genel Sekreterlik Kıbrıs’ın “normal bir devlet” olması gerektiği ile ilgili anahtar sözcüğünü söyledi. Bunu kanıtlamamıza izin vermek zorundalar ve yapabiliriz” şeklinde konuştu.

“Bir ikilem karşısında bulunan Kıbrıslı Türklerin doğruyu seçmelerini umut etmek istiyoruz”

Prodromou, “Halkımız içtenlikle insani değerlerin galip geleceği bir zamanın geleceğine en derinden inanıyorlar. Devletlerin, bölgesel güçlerin politikaları, jeo stratejik çıkarları vardır. Türkiye’nin gerek büyüklüğü gerekse tarihsel nedenlerden ötürü bölgede bir rol oynamaya çalıştığını anlıyoruz. Ancak, yaşamımızda bunlar da vardır, bunlar dışında insani değerler de vardır. Bu değerlerin hüküm süreceğine inanıyoruz ve halk da buna inanıyor ve bu yönde umut besliyor. Sanırım tam da bu yüzden politika yapmamız lazımdır. Biz bu insani değerlere inanmaya devam ederken, bugün bir ikilem karşısında bulunan yurttaşlarımız Kıbrıslı Türklerin doğruyu seçmelerini umut etmek istiyoruz. Karşımıza çıkabilecek muhtemel zorlukları aşarak birlikte yürüyeceğimiz bir yolu mu seçecekler yoksa büyük ölçüde Türkiye’ye bağımlı oldukları bugünkü durumu mu tercih edecekler? Avrupa’nın içerisinde bir yol mu izleyeceğiz? Bu büyük bir fırsattır. Kıbrıs’ı AB üye devleti yapmayı başardığımız gibi AB’nin saygıdeğer bir üye devleti de olabiliriz. Bu konuda Cumhurbaşkanı hassastır ve birlikte inşa edeceğimiz devletin işlevsel olmasını ve kararlar alabilecek bir devlet olmasını sağlamaya gayret gösteriyor. İşte bu yüzden gerek konfederasyon, gerekse iki devletliliğe ilişkin ortaya atılan fikirler felaket anlamını taşır” dedi.

“Kıbrıs’ta iki devlet olması durumu yoktur, bu asla olamaz ve bunu biliyoruz”

Prodromou, “Kıbrıs’ta iki devlet ve iki Avrupa devleti olması durumu yoktur. Bu asla olamaz ve bunu biliyoruz. Bu gibi seçimler Kıbrıs’ın başka yollar alması anlamına gelecekti. Bölünmenin yanı sıra belki de Avrupa’dan uzak bir yol. Son mesaj Sayın Gueteres’in üstlenmeye hazır olduğu görünen girişimle verilen bu yeni fırsattan yararlanmamız gerektiğidir. 6 parametre, konulan 6 soruya olumlu yanıt vermeye çaba göstereceğimiz oradaki çerçeveye geri dönmemiz gerekecek. Sayın Lute’un bugünlerde Atina, Londra, Brüksel ile çalışmalarını tamamlamadıktan sonra çıkacak olan mesajın; Genel Sekreter’in tüm tarafları ve garantör güçleri müdahale hakkı ve askeri birliklerin olmadığı barış önerisi kısmı için çağırması ve bizi ilgilendiren bölüm için hızlı adımlar atmak üzere Mustafa Akıncı ve Nikos Anastasiadis’i çağırması olduğunu umut etmek istiyoruz. Halihazırda bir alt yapı vardır, birçok yakınlaşma olmuştur ve sonuçta hepimizin beklediği haberi alabilmemiz açısından bunları muhafaza edeceğimizi umut ediyorum. Kıbrıs Türklerin iyi istekte olduklarını biliyorum fakat birçok Kıbrıslı Rum gibi soru işaretleri ve çekinceleri olduğunu da biliyorum. Kıbrıslı Türklere söylemek istediğim, inansınlar ki ısrar etmeye devam etmek için değer ve biz Kıbrıslılar, Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar, Kıbrıslılar için bir Kıbrıs oluşturabiliriz, her şeyden önce bu önceliği koyarsak ve ısrarcı olursak umudu canlı tutabiliriz. Mesajım, bugünkü konjonktürle ortaya çıkabilecek sorunları göğüslemeye hazır olduğumuz, tıpkı bizden önceki nesillerin yaptığı gibi işbirliği yapabilmek adına Birleşmiş Milletler kararlarının öngördüğü üzere Kıbrıslı Türklere uygun olan pozisyon ve payı vermek suretiyle birlikte bir devlet inşa etmeye hazır olduğumuzdur” şeklinde konuşarak sözlerine son verdi.

Voice of the Island 2018