FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Özellikle ceza yasasında çok büyük değişiklikler yapılmalı’

Tünay MERTEKCİ

Avukat Tacan Reynar, ülkemizdeki yargıdan, hukuk eğitiminden ve Afrika Gazetesi davası sürecinden gazetemize açıklamalarda bulundu. Kıbrıs üniversitelerinden mezun ilk yargıç olarak dikkat çeken Avukat Tacan Reynar, yargının ülkemizde en temiz kalmayı başarabilen kurum olarak görüldüğünü söyledi. Ülkemiz yargısının dünyayla kıyasladığımızda bir yer edinemediğini söyleyen Reynar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin ülkemizdeki hukuk sitemini Türkiye’nin alt yönetimi olarak gördüğünü kaydetti. Değişmesi gereken birçok yasa olduğuna dikkat çeken Reynar, çocuk ceza yasasında hala kırbaç cezasının bulunduğunun altını çizdi. Ülkemizdeki hukuk eğitimi hakkında da açıklamalarda bulunana Reynar, eğitimi planlamamız gerektiğine dikkat çekti ve her önüne gelenin hukuk fakültesi açmaması gerektiğini vurguladı. Avukat Tacan Reynar, hukuk ve tıp fakültelerinin ülkenin geleceğine yön veren fakülteler olduğuna da dikkat çekti.

Reynar: En temiz kalmayı başarabilen kurum

Avukat Tacan Reynar, yargı konusunun ülkemizde her zaman tartışıldığını çünkü bu kurulu düzen içerisinde, kamuoyunda, yargının en temiz kalmayı başarabilin kurum olarak görüldüğünü belirtti. Bu görüşe de katılıldığını kaydeden Reynar, “Elbette ki bu kadar sistem bozukluğu varken, bu rejimin içerisinde tüm kurumların temiz kalması beklenemez” dedi. Bunu beklemenin ve kurtarılmış alan olduğunu düşünmenin biraz saflık olduğunu düşündüğünü ifade eden Reynar, fakat diğer kurumlarla karşılaştırıldığında gerçekten çok iyi durumda bir kurum olarak hala o duruşunu koruduğunu belirtti. “Vermiş olduğu özgürlükçü kararlar da var zaman zaman görüyoruz. Dolayısıyla yargının diğer kurumlara nazaran, diğer erklere nazaran yasama ve yürütmeye nazaran çok daha iyi durumda olduğunu söylemek gerekir” diyen Reynar, bunun teslim edilmesi gerektiğini vurguladı.

“Kıbrıs’ın kuzeyi dünyada kendine bir yer edinebilmiş değil”

Ülkemizin söz konusu durumdaki yeriyle ilgili soruyu yanıtlayan Reynar, dünyayla bir sıralama yapamayacağımı kaydetti. Çünkü Kıbrıs’ın kuzeyinin maalesef dünyada kendine bir yer edinebilmiş olmadığını dile getiren Reynar, illa ki bir yer belirleyeceksek öncelikle rejimin kendisine bakmamız gerektiğine dikkat çekti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bizim ülkemizdeki hukuk sistemini Türkiye’nin alt yönetimi olarak kabul ettiğini söyleyen Reynar, “Evet vermiş olduğumuz kararları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bir iç hukuk yolu olarak tanıyor. Dolayısıyla buradaki mahkemelerin verdiği kararları doğrudan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne götürme şansımız var. O açıdan bu Kıbrıslı Türkler için bir kazanımdır” dedi. Her durumda dünyanın neresindeyiz diye bir araştırma yapıldığında, bunun çok belirleyici kıstaslara sahip olduğumuz kanaatinde olmadığını belirten Reynar, bunun net bir şekilde söylenemeyeceğine dikkat çekti.

“Türkiye ile karşılaştırdığımızda daha iyi bir durumdayız”

Fakat bir Türkiye ile karşılaştırdığımızda her açıdan, hukuk sistemi açısından, daha iyi bir noktada olduğumuzun söylenebileceğini ifade eden Reynar, “Evet eksikliklerimiz var, yasalarımızın yeterince güncellenmemesi, eski yasaların hala uygulanıyor olması gibi eksikler var. Maalesef bu açıdan birçok eksiğimiz var” şeklinde konuştu. Fakat Türkiye’deki uygulamaya baktığımızda da çok ileride olduğumuzun söylenebileceğini belirten Reynar, kendisinin Türkiye ile karşılaştırmaya karşı olduğuna dikkat çekti. “Neden daha iyiye bakmayalım da daha kötüye bakalım?” diyen Reynar, Kıbrıs’ın güneyi ile karşılaştırdığımızda, Kıbrıs’ın güneyindeki hukuk sisteminin dünyaya açık bir hukuk sistemi olduğunun görüldüğünü ifade etti. Oradaki mahkemelerin dünyaca tanınan mahkemeler olduğunun görüldüğünü dile getiren Reynar, “Dolayısıyla çok daha iyi noktada olduklarını düşünüyorum. Bu şahsi düşüncemdir. Hukukun üstünlüğü açısından da çok da kötü olmayan sıralamalarda bulunuyorlar şu sıralarda” dedi.

“Çocuk suçları cezasında kırbaç yasası duruyor”

Her şeyden önce değişmesi gereken bir ceza yasasının olduğunu vurgulayan Reynar, ülkemizdeki ceza yasamızın sömürge döneminin bir yasası olduğunu söyledi. Zaman zaman iyileştirmeler yapıldığını söyleyen Reynar, özellikle cinsel suçlara yönelik iyileştirmeler yapıldığını kaydetti. Ancak özellikle hala çocuk yargılamasına ilişkin ciddi eksikliklerimizin bulunduğunu dile getiren Reynar, bir çocuk suçları yasasının bulunduğunu fakat çok çağ dışı bir yasa olduğunu ifade etti. Hala çocuk suçları cezasında kırbaç cezasının durduğunu vurgulayan Reynar, kırbaç cezasının uygulanması durumunda hukuken uygulanabileceğini ama vicdanen uygulanmadığını kaydetti.

“Çok büyük değişiklikler yapılması gerekiyor”

“Yani böyle bir ceza verilebilirliği var yasa içerisinde hala” diyen Reynar, tabii ki bunun insan hak ve özgürlüklerine aykırı olduğunu, hiç kimsenin bunu yapmadığını, ama orada bulunmasının bile bizim bir ayıbımızın olduğunu vurguladı. Bunun dışında son yargılanma konusu olan yabancı devlet yetkilisine hakaret konusunda da çok çağ dışı bir düzenleme olduğunu ifade eden Reynar, “Hala prensten ve hükümdardan bahsediliyor. İngiliz döneminden kalma bir yasa. Dolayısıyla ben açıkçası özellikle ceza yasasında çok büyük değişiklikler yapılması kanaatindeyim. Bir reform yapılması gerekir ceza yasasında. Usule ilişkin çok bir sıkıntımız yok. Çok iş yoğunluğu var çok yüklüdür mahkemeler. O da biraz fiziksel imkansızlıktan ve bina eksikliğinden kaynaklanır” dedi.

“Bizim dönemimizdeki eğitim çok üst düzeydeydi”

Ülkemizdeki hukuk eğitimi hakkında da konuşan Avukat Reynar, kendisinin Kıbrıs mezunu ilk yargıç olarak atanan kişi olduğunu kaydetti. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu olduğunu dile getiren Reynar, 2004 yılında mezun olduğunu ifade etti. O dönem kendisinin yargıçlığa müracaat ettiğinde de bu tartışmaların yaşanıyor olduğunu, öncesinde de yaşandığını bildiren Reynar, “Hiçbir zaman Kıbrıs mezunu yüzlerce kişi olmasına rağmen hiçbir atama yapılmadı o güne kadar. İlk kez bir Kıbrıs mezunu atama yapılmıştı, o da bendim” dedi. Kendisinden sonra birçok Kıbrıs mezunu kişinin yargıç olarak atandığını kaydeden Reynar, “Bizim dönemimizde fakültelerdeki eğitim, ben kendi üniversitem için söyleyeyim, çok üst düzeylerdeydi bence” dedi.

“YÖDAK bu ülkede ne iş yapıyor?”

“Şu anda da Türkiye’de sayılı yerlerde bulunan profesörlerden eğitim alınıyordu” şeklinde konuşan Reynar, ancak şu ana baktığımız zaman özellikle Afrika davası sürecinde de yaşadıkları olaylar olduğunu, gelen fakülte dekanlarının maalesef zaman zaman şaşkınlıkla karşılaştıkları açıklamalarının olduğuna dikkat çekti. Söz konusu dekanların insan haklarına bakışında şaşkınlık yaşadıklarını söyleyen Reynar, bu yüzden artık ciddi bir sıkıntı olduğunun söylenebileceğini vurguladı. Eğitim kalitesi açısından ciddi sıkıntılar olduğunu dile getiren Reynar, bunun ancak denetlemeyle düzeltilebileceğini kaydetti. “YÖDAK bu ülkede ne iş yapıyor? Onu denetlemesi gereken YÖDAK’tır” diyen Reynar, eğitim planlamasının şart olduğunu ifade etti. “Yani bu ülkenin ne kadar avukata ihtiyacı var? Bunun ciddi anlamda belirlenmesi gerekir. O kadar çok avukat var ki mezun olanların bazıları artık meslek yapamıyor” diyen Reynar, iş imkanlarının azaldığını belirtti. “Bir avukatın yanına gittiğimde, on, on beş stajyer var bazı ofislerde. Ne öğrenecek de ne uygulayacak, nasıl kendi ofisini açacak veya ilerleyecek bu stajyerler?” diyen Reynar, dolayısıyla çok ciddi anlamda sıkıntıların bulunduğunu ifade etti. Her önüne gelenin hukuk fakültesi açmaması gerektiğinin altını çizen Reynar, “Unutmayın; hukuk ve tıp fakülteleri çok önemli fakültelerdir. Ülkeye yön veren fakültelerdir. Geleceğe yön veren fakültelerdir. Dolayısıyla çok daha planlı hareket etmek gerekir. Fakültelerin açılmasında ve izin prosedüründe” dedi.

“Siyasi yönüyle önem kazanan davalar…”

Afrika davasıyla ilgili de açıklamalarda bulunan Reynar, süreçte birçok şaşırdıkları şeyle karşılaştıklarını kaydetti. Bu davaların siyasi yönüyle önem kazanan davalar olduğunu bildiğimizi dile getiren Reynar, “Her şeyden önce bir hukuk davası gibi, bir ceza davası gibi değil de bir siyasi dava şeklinde yürütüldü bu süreç” dedi. “Elçilik tarafından verilen bir yazı vardı. Bir cezalandırma talebi vardı mahkemeye. O yazıyı gördüğümüz zaman Kıbrıslı Türkler adına bir talebin yer aldığı veya gazetecilerin yargılanması ve ceza alması yönünde bir talebi olduğunu Türkiye Cumhuriyeti’nin, resmen görmüş olduk” diyen Reynar, zaten onun öncesinde de Türkiye’deki hükümet yetkililerinin, başbakan yardımcısı Recep Akdağ’ın “cezalandırılmaları için elimden geleni yapacağım” yönünde açıklamasının olduğunu kaydetti. Dolayısıyla bu sürecin aslında bir rövanş gibi düşünüldüğünü vurgulayan Reynar, “Biliyorsunuz ondan önce de 22 Ocak saldırganları cezalandırılmıştı. Yani bu davalar biraz rövanş gibi değerlendiriyoruz biz” şeklinde konuştu. Günün sonunda da davanın başarıya ulaştığını dile getiren Reynar, mahkemenin Kıbrıslı Türk insan hak ve özgürlüklerine bakışının çok önemli olduğuna değindi.

“Orada çok büyük bir ivme kazandık”

“O bakış olayı çok önemliydi bizim için orada çok büyük bir ivme kazandığımızı düşünüyorum” diyen Reynar, orada hepimiz adına başarı kazandıklarını düşündüğünü söyledi. “Çünkü Kıbrıs’ın kuzeyine sıkışıp kaldık ve bir de ifade özgürlüğümüz tehdit altındaysa, o da elimizden alınırsa, geriye ne kalacak özgürlükler açısından?” diyen Reynar, dolayısıyla bunun çok önemli olduğunu dile getirdi. Söz konusu olayla ilgili istinafa gidileceği yönünde haber aldıklarını kaydeden Reynar, “Şimdi istinafa gidilmesinin ısrarını anlayabiliyorum. Çünkü en baştan söyledik, bu süreç bir talimat sürecidir. Dolayısıyla evet sonuna kadar gitmek isteyecektir belki de KKTC Başsavcılığı. Ama şimdi mahkumiyet olması durumunda bizim her zaman gözümüzün Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde olduğunu söylemiştik. Yargılamada da bunu söyledik. Mahkemenin de çok doygun bir karar verdiğini gördük. Süreçten umutluyuz. İstinafa mahkumiyet çıkacağı beklentimiz yok. Tabii süreç gösterecek. Aksi olması durumunda da Aavrupa İnsan Hakları mahkemesine gideceğiz. Orada zaten hak ve insan özgürlükleri açısından kazanacağımıza kesin gözüyle bakıyoruz. Nereye baktığımızla çok alakalıdır aslında. Süreci takip etmek gerekiyor. Mücadele devam edecek. Daha yeni başındayız” dedi.

Voice Of The Island – 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı