FeaturedKültür&Sanat

Oya Akın sanatsal çalışmalarını kendi bedeni üzerinden icra ediyor

Söz konusu Oya Akın olunca röportajımız kalıplarını aşıyor. Bu pazar standartımızın biraz dışına çıkıyoruz. Oya’nın  kişilik yapısı bizi onu yorumlamaya itiyor. Çünkü  Oya Akın sanatsal çalışmalarını kendi bedeni üzerinden öne süren kollektif, aktivist bir yapı içerisinde Deneysel Performatif Felsefe ile icra ediyor.

1975 Londra doğumlu olan Oya Akın  on yaşında ailesi ile birlikte adaya dönüş yaptı. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun olduktan sonrada İstanbul’da yaşamaya devam etti. Evli ve iki çocuk annesidir. 2000 yılında (GİBETSU) Girne Belediyesi Tiyatro Atölyesi’nde sahne kariyerine başlayıp akabinde K.T. Devlet Tiyatroları’nda yedi yıl sözleşmeli oyuncu olarak çalıştıktan sonra oradan daha dünyevi sorunları projelerinin merkezine yerleştirmiş Rooftop Tiyatro’sunda devam etmiş. On yılı aşkın bir süredir de tiyatro çalışmalarına bu ekiple devam etmektedir. Çeşitli  iki toplumlu Gençlik Kamplarında tiyatro eğitmeni olarak görev almaktadır. Gerçekleştirdiği birçok projeden sonra “Edep-Siz/In-Decent Sanat Sergisi ve Performansı projesinin(ArtRooms ve Rooftop Theatre arasında işbirliği) Oya Silbery ile birlikte paylaşmış  sanat koordinatörü ve üyesidir. Edep-Siz projesini bir ritüele çeviren Oya Akın üçüncüsüne hazırlanmaktadır. Yeni projesi ise Nihat Özdal’ın ‘Deri’ adlı kitabından seçme şiirlerin üç dilli olarak performansa dönüştürülmesidir. Oya Akın’ın düşüncelerini  sınırlarının ötesine taşıyan duruşu ve duygularının taze kalması için mücadele veren yapısı yüzünde hep aydınlık bir gülümsemeyi beslemektedir. Enerjisini yayan çok yönlü bir kadın,  kadın olmanın zorluklarını da yaşayan ve bunun üzerine giden, vazgeçmeyen, izler bırakan… Bildiklerinin hammalı olmayan bildiğini de hayatına geçirebilen birisi. Özgürlüğün filizlenme ortamı bulduğu, fikirlerin performanslarında katmanların hareketi diye yorumlanabilir seviyede olduğu bir bedendir. Bu benim dıştan gördüklerim. Peki bir de Oya’nın hayatına dair ve sonrasında projelerde kendini nasıl buldu ona da bakmalı.  İşte Oya Akın!

 Fransız

sol meme ucumda biriken    

kelebekleri besledim                                         

beti atmış, tozu akmış kaldırım taşlarıyla         

sular seller çekildi

1991 baharı kadar heyecanlı

bacaklarımda

ortaçağlara takıntılı

bir günlük fransız gözdesi…

Oya Akın

27.01.2006

 Şirin Gazi :Tiyatro nasıl başladı ve gelişti?

Oya Akın:  Ünversiteyi bitirip birkaç yıl İstanbul’da yaşadıktan sonra adaya döndüğümde Kıbrıs Türk Havayolları’nda eğitim şefi olarak işe başladım ve iş tanımında ara ara sunum DA içeren eğitimler yapmam gerektiği yazıyordu. Ben ‘yaparım’ dedim. Ancak topluluk önünde konuşmakla ilgili ciddi kaygılarım varmış, bunu ilk sunumuma hazırlanırken farkettim. Hayatım boyunca korkularımın üzerine yürüdüm. Örneğin, kuş korkum var, bunu yenmek için üniversitedeyken Psikoloji bölümündeki kuş labaratuvarında gönüllü olarak çalışmaya başladım, ya da mesela yükseklik korkumu aşmak için paraşüt kursuna yazıldım, gerekli atlayışları yapıp sertifikamı aldım. Topluluk önünde konuşma korkumu da yenmenin yollarını ararken Girne Belediyesi Tiyatro Stüdyosu’nun yeni oyuncular için kurs açacağını öğrendim, başvurdum ve oraya kabul edildim. Benim için en doğru zamandı diyebilirim, böyle başladı tiyatro. Sonrasında yedi yıl kadar K. T. Devlet Tiyatroları’nda oynadım. Oradaki son oyunum 2013 yılında, Azerbeycanlı yönetmen Mehriban Elekberzade yönetmenliğindeki KATİL oyunuydu. Katil oyununu çıkarırken de toplumsal bir korkuya değinmişiz meğer, sonrasında, geriye bakınca farkettim bunu. Tüm bunlar olurken çok toplumlu, çok dilli işlere imza atan Rooftop Tiyatro ekibi ile tanıştım. Farklı etnik kökenden insanı bir araya getiren ve sosyal değişim için tiyatro yapan bir ekiple tiyatro yolculuğuma devam etmek içime sinen bir karar oldu açıkcası.

Şirin Gazi:Tiyatro senin için neydi ve Katil oyununu anlatırmısın?

Oya Akın: Olgun ve ne istediğini bilerek yapılan bir karar oldu tiyatro. Her rol ile kendimi soyunup kendimi öğrendim. Başkası olurken kendimle yüzleşmek zorunda kaldım. Benim için içten dışa bir serüven oldu hep bu başkasını bulma süreci. Devlet Tiyatrolarında oynadığım son oyun Katil’di. Oyun bana gelmeden önce başka oyunculara da gitmişti ve bazı sahnelerde geçen öpüşme, sarılma, kısmi çıplaklık vs. yüzünden bazı kadın oyuncular tarafından kabul edilmemişti. Sebeplerini kesin olarak bilmiyorum ancak, sanki özel- sosyal-toplumsal çekinceler yaşıyorlardı. Bana göre ise bu bir oyundu ve teknik şeyler bu oyunu oynamama engel değildi. Azerbeycanlı kadın yönetmenle aramızda güzel bir iletişim oldu. Oyunun konusu ise kırklarına yaklaşan öğretmen bir kadının eski öğrencisi olduğunu iddia eden genç  bir adamla yaşadığı aşkı ve maruz kaldığı şiddeti içeriyordu.

Şirin Gazi: Oyunda şiddeti hissettin mi?

Oya Akın:Yönetmen, Artaud’un Şiddet Tiyatrosuna sempati duyan ve bu tiyatro stiline uygun işler çıkaran bir yönetmendi. Erkek oyuncuya bana hissettirmesi gereken şiddetin en az %50 olması gerektiğini söylüyordu. Rol arkadaşım ilk tokatı atana kadar çok zorlandı, her deneme sonrası benden özür diledi. ‘Hadi doğru dürüst vur da bu sahneyi geçelim artık’ diyordum ona .Benim de ona tokat attığım bir sahne vardı, %50de kalmamış olabilirim ona vururken J. O sezon kollarımda oluşan morluklar nedeniyle hep uzun kollu giydim. Şiddete uğramanın nasıl bir şey olduğu üzerine çok düşündüğüm bir dönem oldu o. Ve ilk kez bu oyunla seyirciye farklı bir boyutta dokunabildiğimizi hissettim. Oyun bitimlerindeki selamlamalarımızda seyircilerin bana bakışlarından, tamam mıyım iyi miyim diye endişelendiklerini hissettiğim bir oyundu.

Şirin Gazi: Eşinin bu oyun sergilenirken hisleri neydi?

Oya Akın: Öpüşme sahnelerini merak ettin sanırım. Canlandırdığım hiçbir karakter aramızda sorun olmadı asla. Bu tamamen teknik birşey zaten. Komik bir anı; oyunun prömiyerinde ilk öpüşme sahnesinde herkes dönüp Gürgenç’e bakmış tepkisini görmek için. Oyundaki şiddet sahneleri öpüşme sahneleri kadar ilgi görmedi diyebilirim; ne medyada ne de tanıdıklar arasında.

Şirin Gazi: Oyun nereye kadar vardı?

Oya Akın: Oyun Sonrasında oyunu izleyen kadınlar oldu kendi yaşadıkları şiddeti gelip benimle paylaştılar. Yolda karşılaştığım insanlar oldu, gelip benim için endişelendikleri, bana sarılmak istediklerini söyleyen. En çok da bu nedenlerle bendeki yeri çok başka hala bu oyunun. Çok olumlu dönütler aldım. Bakü’de de aynı oyunu çıkarmıştı yönetmen ve KTDT ile imzalanan protokole göre Bakülü kadın oyuncu ile ben yer değişecek, oyun Bakü ve Lefkoşa’da yeniden oynanacaktı. Ortalığı karıştırmayı seven birtakım çevreler tarafından engellendi tabii ki bu. Proje yarım kaldı.

 Şirin Gazi:  Edep-Siz’in doğuşu nasıl oldu ? Edep-Siz bir haykırış gibi!

Oya Akın: Aslında konu buydu. Edep-Siz’in tohumunu atan konulardan birisi de bahsettiğim KATİL oyunu ve bu oyun ekseninde duyduklarımdı belki de. Bedensel konuların rahat konuşulamaması, edepsiz kişi kimdir, nedir soruları üzerine yorumlamalardı. Kadın  arkadaşlarımla bir araya geldiğimizde cinsellik konusu sohbetlerde hemen hemen hiç geçmiyor. Bu hala bir tabu. Farkettimki ben konuşuyorum, açıyorum bu gibi konuları, onlar ise bu konu hiç yokmuş gibi davranıyorlar. Cinsel ihtiyaç, kabuledilebilir resmi bir ilişki üzerinden yürüyen pozisyonunu korur durumda. Gürgenç Korkmazel’in erotik şiirlerinden de faydalanıp kadınların kendi bedenini sevmesi, kendi bedeninden haz alması, dokunması üzerine anonim bir proje başlattım. Farklı kadın ve erkeklerden bana ‘kendilerini sevme, kendilerine dokunma anları’na yönelik anonim fotoğraflar yollamalarını istedim; bu hala devam eden bir mini araştırma benim için. Bu fotoğraflar gelmeye başlayınca epeyce heyecanlandım, açıkcası bu projeyi paylaştığım kişilerin beni ciddiye almalarını beklemiyordum… Bundan Art Rooms’dan Oya Silbery’e bahsettim ve ikimizin ortak paylaşımından Edep-Siz  doğdu. Edep-Siz ile farklı bir açılım yapıyoruz, çıplaklık ve edep konusunu ele alıyoruz. Edep-Siz projesi sırasında bir açık çağrı yaparak farklı alanlarda çalışan sanat insanlarından bizimle ‘edepsiz’ işlerini paylaşmalarını istedik.

‘Edep-siz Part 1 alıntı’

Celia Celia

Üzgün ve yorgun olduğumda,

Bütün Umudun tükendiğini sandığımda,

High Holborn boyunca yürüdüğümde,

Seni düşünürüm, hiçbirşey olmadan üzerinde.

 Adrian Mıtchell   Çeviren:Gürgenç Korkmazel 

Şirin Gazi: Meyve veren bir ağaç oldu Edep-Siz  ve çeşitli sanatçılara ilham kaynağı oldunuz.

Oya Akın: Edep-Siz projesi düşüncesi ilk aklımıza geldiğinde bunu dostum Hüseyin Özinal’a da anlatmıştım. O bu konuya hazır değilim demişti, yaşadığı süreç ve bir dizi çalışma sonrasında  ikinci sergi/performans için aramıza katıldı. Kıbrıslı Rum oyuncu Vasiliki Andreou ile birlikte Hüseyin’in desen çalışmalarından yola çıkarak bir canlı performans sergiledik. Performans sırasında çıplak oturduğum koltukta bir çuval kumaş üzerine yara izlerine benzeyen dikiş motifleri diktim. Sergi/canlı performans projesi kapsamında, galerinin her oda ve bölümde farklı bir iş sergilendi ve ondan yola çıkılarak hazırlanmış bir performans yapıldı. İlginç performanslardan bir tanesiise şu; Despina ve Leda’nın sahilde çıplak koşan iki kadındır ve onları  görüntüleyen Ergenç Korkmazel’in fotoğrafının sergilendiği ve performans sanatçılarının oda içerisine yerleştirilmiş onlarca su dolu leğen arasındaki bedensel devinimle ne kadar sınırlandırıldığımızın ilişkilendirilmesi  oldu.

giysisinin altında çıplaktır kadın giysisinin üzerinde çırılçıplak uzun bir bardak tutuyor pencerenin önünde sunacak mı sana? sunmayacak mı? tek başına içiyor bakmıyor sana böyle daha da çıplak Nafia Akdeniz Edep-Siz Part 1 alıntı

giysisinin altında çıplaktır kadın
giysisinin üzerinde çırılçıplak
uzun bir bardak tutuyor
pencerenin önünde
sunacak mı sana?
sunmayacak mı?
tek başına içiyor
bakmıyor sana
böyle daha da çıplak

Nafia Akdeniz
Edep-Siz Part 1 alıntı

‘Edep-Siz olan nedir sorusuna takıldım hep. Dağların taş ocaklarına çevrilip  harap edilmesi ve çıplak bırakılmasına veya  genç bir kızın taciz edilmesine duyarsız kalıyoruz. O zaman edepsizlik nedir? Bu coğrafyada çıplak bir kadının özgürce sahilde yürürken yarattığı reaksiyonu kimsesiz bırakılmış, tecavüze uğrayan dağlar uyandıramıyor.’

Çıkış noktası kendi bedenim ve kendi bedenimle olan sorunum olmasına rağmen edepsize psikolojik, sosyolojik, politik bir çok açıdan yaklaştık. Mart 2020’de üçüncüsünü hazırlayacağız. Edepsizlik konusu bu proje ile ilgili  irdelenmeye başlandı ve ritüele dönüştü.

EDEP-SIZ VIDEO https://www.facebook.com/168933813254862/videos/931566556991580/UzpfSTcxMTcyNzM3NTU5OTY1NDoxODgwNTczODgyMDQ4MzI1/

Şirin Gazi: Yaşama kaynağın ya da senin bu kadar çok iş yapabilme gücün nereden geliyor?

Oya Akın: Bu hayatta yaşanabilecek iyi kötü pek çok şeyi yaşadım. Yakın tanıdıklarımdan intihar edenler oldu. Bazıları başarısız oldu, bazıları olmadı. Bu zamansız kayıplar ya da bir anda, hazırlıksız kaybetme ihtimalleri ile gurur yapmamayı, küs olmamayı öğrendim. Küs olduğum hiç kimse yok şu an. Bana küs olan varsa bilmiyorum tabii. Her sorunu o anda çözmek isterim. Benim için belirleyici olan ergenlik dönemimde geçirdiğim bir trafik kazası oldu. O kazada en yakın arkadaşımın kardeşini kaybettik. Bense aylarca tedavi gördüm. Bu olay ve geçirdiğim ameliyat sonrasında karnımı boydan boya ikiye bölün uzun bir dikiş iziyle kaldım. Ölümün de olduğu bir dünyada nedir ki dikiş izi. Ancak yıllarca karnıma, dikiş izlerime dokunmadım. Bir nevi kendi bedenine yabancılaşma. Kadın (ve aslında erkek) olarak bize birçok bedensel estetik dayatma oluyor. Yok göğsün sarkmasın, göbeğin olmasın, selilütün oluşmasın. Kırk dört yaşındayım ve hala bedenimi sevmek, sevebilmek için uğraşıyorum. Nü modellik yaptığım fotoğrafçı ve resim öğrencileri var. Onların gözünden bedenimi yeniden tanıyorum. Bedenimi sevmek için başkalarının belirlediği ölçü(t)lere ihtiyacım olmadığını öğreniyorum. Hayatıma geri dönüp baktığımda, taciz, tecavüz gibi olaylar görüyorum. Bu olaylardan bir tanesi bile insanı hayata küstürebilirken, ben aksine yumuşak bir şekilde bunlara hesaplaşmamı tamamlayıp kabulleniyorum. Ancak kendimi kurban olarak görmeden yaşamımı bu olaylara takılı kalmadan anlamlandırmaya çalışıyorum. Hayatta kalmışsam bunun bir anlamı olmalı değil mi? Yoksa da anlamlandırmalı! Dönem dönem çok iniş çıkış yaşasam da, umudumu hiçbir zaman yitirmedim. Bu derece moral bozucu politik durumu olan bir dünya ve coğrafyada bile.

Şirin Gazi: Üzerinde çalıştığın yeni bir proje var mı ?

‘Deri kendin(in) sandığıdır’   

‘kendin dışında çarptığın dalgalar derini acıtacaktır…’

Nihat Özdal

Oya Akın: Evet var. Deri Projesi. Halfetili şair Nihat Özdal’ın ‘Deri’ adlı şiir kitabından, ki performatif şiirler olarak yazıldılar, seçme yapıp Türkçe, Yunanca ve İngilizce -üç dilli bir fotoğraf, videoart ve performans projesi planlıyoruz . Nihat Özdal yazdığı bu şiirlerle derinin tüm hallerini, anlam, sembol, işlev ve ihtimallerini irdeliyor. Bizse Nihat’ın şiirlerinden seçtiğimiz dizeleri beden üzerine yaptığımız çalışmalarla birleştirip, fotoğraf-videoart-performans alanında çalışan farklı sanatçılarda disiplinlerarası bir iş ortaya çıkarmayı amaçlıyoruz. Kasım 2019 için Gaziantep’te gerçekleşecek bir şiir festivaline sergi ve performansımızla katılmak üzere bir davet aldık. Kıbrıslı Rum, Kıbrıslı Türk performans sanatçısı ve fotoğrafçı olarak üç kişi katılacağız. Orada bir performans ve fotoğraf sergisi gerçekleşecek.

Röportaj:  Şirin Gazi

Voice of the Island-2019

 

Video Nihat Özdal

https://www.facebook.com/nihat.ozdal/videos/10156448959520502/UzpfSTcxMTcyNzM3NTU5OTY1NDoyMTMwNjYwNTc3MDM5NjUz/

 

 

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı