‘Mültecilerle ilgili farkındalığı geliştirip, empati kurmak çok önemli’

Tünay MERTEKCİ

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Sosyal Hizmet Sorumlusu Kezban Arıl, Voice Of The Island’a konuştu. Arıl, Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesinin, Ocak 2017’den itibaren SOS Çocuk Köyü Derneği, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin uygulayıcı partneri olarak yürütüldüğünü söyledi. Kıbrıs’ın kuzeyinde 100’ü aşmayacak şekilde sığınmacı bulunduğunu belirten Arıl, projede kendisi haricinde hukuk danışmanı Fezile Osum ve proje koordinatörü Burcu Mahmutoğlu ile görev aldıklarını söyledi. Ülkemizde sığınmayla ilgili yasa olmadığına dikkat çeken Arıl, projelerinin bu boşluğu doldurmaya çalıştıklarını ifade etti.

Arıl: Kıbrıs’a sığınma talebinde bulunan kişilerle çalışıyoruz

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi Sosyal Hizmet Sorumlusu Kezban Arıl, söz konusu projenin SOS Çocuk Köyü Derneği tarafından, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin uygulayıcı partneri olarak yürütüldüğünü söyledi. Kıbrıs’ın kuzeyinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliğinin uygulayıcı partnerinin SOS Çocukköyü Derneği olduğunu ifade eden Arıl, hedef kitle olarak ülkesinde ırk, din, sosyal konum, siyasal düşünce ya da ulusal kimliği nedeniyle kendisini baskı altında hissederek kendi devletine olan güvenini kaybeden, kendi devletinin ona tarafsız davranmayacağını düşüncesi ile ülkesini terkedip, Kıbrıs’a sığınma talebinde bulunan  kişilerle çalıştıklarını dile getirdi. Arıl, Kıbrıs’ın kuzeyine düzenli ya da düzensiz yollarla gelen ve sığınma talebinde bulunan sığınmacılarla görüşme gerçekleştirdiklerini kaydetti. Sığınma talebinde bulunan kişilerle uygun kriterlerde bir görüşme odası olmadığına dikkat çeken Arıl, görüşme gerçekleştirdikleri ortamın daha sağlıklı olması gerektiğini belirtti ve tercihlerinin daha sağlıklı ortamlarda görüşme yapmak olduğunu ifade etti. Arıl, “Fakat şu an için başka seçeneğimiz yok ve ülkesindeki zulümden kaçan sığınmacılarla maksimum özen ve profesyonellikle görüşmelerimizi sürdürmemiz gerekmektedir” dedi. 2 gün önce bulunduğu savaş ortamından çıkıp gelen sığınmacılarla görüştüklerine dikkat çeken Arıl, görüşmelerini sığınmacılarla psikolojik durumlarına ek olarak, kültürel alışkanlıklarına da uygun bir şekilde gerçekleştirdiklerini ve sığınmacılara görüşme sırasında psikososyal destek sağladıklarını da belirtti. Ülkelerinden kaçıp zor şartlarda tehlikeli yolculuklardan geçen kişilerin yaşadıklarının kolay şeyler olmadığını söyleyen Arıl, bir başkasının durumunu anlamak için her zaman ayni şeyleri yaşamak gerekmediğini, empati kurulması gerektiğini söyledi.

“Gelen kişiler genellikle Orta Doğu ve Afrika kıtasından”

Ülkemize gelen mültecilerin genellikle savaşın sıcak olduğu bölgeler olan Orta Doğu ve Afrika kıtasından olduğunu belirten Arıl, kendisinin görevinin entegrasyon olduğunu ifade etti. Basında kavram karmaşası bulunduğunu belirten Arıl, bu durumun halkın genel algısını yanlış yönde etkilediğini belirtti. Bundan dolayı, basının bu tarz konularda haber yaparken, hassas ve bilinçli davranması gerektiğini ifade etti. Kavram karmaşasının göçmen, sığınmacı ve mülteci kelimeleri arasında yaşandığını kaydeden Arıl, bu kelimeler arasında ince bir çizgi var olduğunu belirtti. Bu ince çizginin ciddi bir hayati durumu belirten bir çizgi olduğunu söyleyen Arıl, sığınmacıların ülkesindeki zulümden kaçtığını ve sığınma başvuruları kabul edildiği andan itibaren mülteci olduklarını belirtti. Hayatlarını kurtarabilmek, zulüm görmeden yaşayabilmek amacıyla kaçan kişilerin basında sürekli göçmen olarak adlandırılmalarının hatalı olduğunu dile getiren Arıl, mülteciler için ülkelerinden kaçmanın bir seçim olmadığını fakat göç eden kişinin kendi iradesi üzerine başka bir ülkeye, daha iyi şartlar altında yaşamak adına göç ettiğinin altını çizdi. Kıbrıs’ın kuzeyinde sığınmacılar olduğunu belirten Arıl, şu anda projeye kayıtlı olan kişilerin yüzde 48’inin erkek, yüzde 16’sının yetişkin kadın olduğunu belirtti. Bahsi geçen kişiler arasında doktora yapan, master yapan, mezun olan mültecilerin olduğunu kaydetti ve farklı alanlarda meslek sahibi olanların bulunduğunu ifade etti.

“Sığınmacıların yüzde 36’sı çocuk”

Projeye kayıtlı olan sığınmacıların yüzde 36’sının ise çocuklardan oluştuğunu belirten Arıl, eğitimin zorunlu olduğu yaşlarda olan ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından verilen koruma belgesine sahip olan çocukların devlet okuluna gidebildiğini ifade etti. SOS Çocuk Köyü Derneği olarak her zaman çocuk haklarına önem verdiklerini ifade eden Arıl, misyonlarının arasında çocuklara temel haklarını sunmak bulunduğunu söyledi. Bu yüzden çocukların sağlığa erişim ve temel haklarına erişimlerinin, eğitimlerinin kendileri için çok büyük önem arz ettiğini ifade eden Arıl, bunun her zaman için takibinde olacaklarını kaydetti. Arıl, aynı haklara, yetişkinlerin de verilen belge ile sahip olduklarını da ekledi.
Ayrıca, yetişkin birey, ebeveyn, ve ailelerin entegrasyonlarını sağlıklı bir şekilde yürütebilmeleri için programlar düzenlediklerini ve kişileri yaşadıkları ülkeye adapte etme çalışmalarını yürüttüklerinin altını çizdi. Adaptasyon özellikle mülteciler için bir anda gerçekleşebilecek bir durum olmadığını dile getiren Arıl, arada kültürel bir farklılık olduğunu ve bunun da süreci zaman zaman etkileyebileceğini söyledi. Arıl, kendisinin sosyal hizmet sorumlusu olarak kişilere ziyaretlerde bulunduğunu, ihtiyaç analizi yaptığını ve kişilere gelişim planı çıkardığına dikkat çekti. Çıkardıkları gelişim planlarında amacın kişileri bağımsız hale getirmek olduğunu ifade eden Arıl, “Kişilerin kendi refahları için yaşamlarını, herhangi bir şekilde bağımlı olarak sürdürmelerini istemeyiz. O yüzden gelişim planlarını düzenlerken özenli davranarak, belirli aralıklarla, gerekli desteklerle birlikte takibini de gerçekleştiririz” şeklinde konuştu. Entegrasyonda mesleki eğitim kurslarının da bulunduğunu ifade eden Arıl, mesleği olmayan kişilere bu kursların sunulduğunu belirtti. Bu kursların kişilere sertifikayla birlikte, ellerinde mesleklerinin olması için sunulduğunu ifade eden Arıl, “mesleki eğitim kurslarını yaptığımız süreçte, hem meslek edinirler hem de gelir kazanma vardır” dedi.

“Entegrasyonun herhangi bir kısmına katılım kişinin özgür iradesiyle oluyor”

Mültecilerin BMMYK koruma belgelerine sahip olmaları sonucunda ve çalıştıkları taktirde herhangi bir sıkıntı olmadan yatırımlarının gerçekleştirildiğini ifade eden Arıl, en önemlisinin de burada yasal bir şekilde kalabilmeleri olduğunu söyledi. Dil kursları da düzenlediklerini ifade eden Arıl, kişilerin yaşadıkları ülkenin dilini öğrenebilmeleri için Projenin ücretsiz dil kursları düzenlendiğini söyledi. Entegrasyon sürecinde, sunulan hizmetlere katılımın tamamen kişinin özgür iradesiyle gerçekleştiğini dile getiren Arıl, kişinin yaşadığı ülkeye entegre olmak isteyen bir birey olması durumunda attığı adımlarla bunu başardığını kaydetti. Üniversite eğitimi gören mültecilere proje olarak burs yardımı almaya destek sağladıklarını belirten Arıl, kendilerine destek sağlayan ve işbirliği yapan üniversitelerin olduğunu söyledi.
Kişilerin örneğin kişisel gelişimleri için uygun görülen eğitim ya da destek varsa onları da sağladıklarını kaydeden Arıl, “bu tamamen kişinin kendi iradesiyle oluşan bir şeydir. Örneğin kişinin ihtiyacı olduğu bir şey analiz sonucu ortaya çıkarsa ve kişi bunu kabul etmiyorsa, kişinin iradesi dışında her hangi bir eyleme geçilmez fakat kurum olarak, kişilere entegrasyon bağlamında her türlü desteği vermeye çalışıyor, eğitimler, toplantılar ve sosyalleşme etkinlikleri düzenliyoruz” şeklinde konuştu. Arıl, 2017 yılından itibaren farklı gaye ile, çeşitli alanlarda sosyal toplantı, eğitim ve kurs düzenlediklerini söyleyerek, kişilerin bağımsızlaşmaları, yaşadıkları ülkeye adapte olmaları için sunulan bu imkanların değerlendirilmesi sonucunda, entegrasyon sürecinde sağlıklı gelişimler görmelerinin kendilerini mutlu ettiğini belirtti.

“Toplumumuz duyarlı ve vicdanlı bir toplum”

Toplumumuzun çok duyarlı ve çok vicdanlı bir toplum olduğunu söyleyen Arıl, “sadece bu konuda değil genel anlamda kişiler bir yere destek ve yardım sağlamak isterlerse, bu sağlanan desteğin kişinin hayatındaki bulunduğu süreçte ne kadar geçerli olduğunu düşünmeleri gerekmektedir” şeklinde konuştu. Her zaman gelecek odaklı desteklere ihtiyaç olduğunu belirten Arıl, “düşünmeliyiz ki ortada eğer bir birey var ise ve bu bireye bir şekilde her hangi bir noktadan kişisel olarak ya da kurum aracılığıyla destek sağlanıyorsa bunun ilerleyen sürecinde bu destek sağlanmadan bu kişinin ayakta tek başına durabilmesi gerekir. O yüzden destekler her zaman için ileriyi görerek yapılmalıdır. Kişilerin bağımlı hale değil bağımsız hale getirilmesine yardımcı olunması gerekir” şeklinde konuştu. Arıl, mültecilerin geldikleri ülkedeki şartları ilk aşamada bilemeyebildiklerini ve kültüre yabancı olduklarını belirtti. Projenin bu tür durumlar için burada olduğunu söyleyen Arıl, kişileri ve kültürleri tanıtmak ve kişileri entegre etmek için çalıştıklarını söyledi. Örneğin bulundukları mahallenin dışına çıkmayan mülteciler olduğunu dile getiren Arıl, “amacımız farklı bir noktaya ilerletip bakış açılarını genişletebilmektedir. Bundan dolayı, halkımız da empati ile yaklaşarak, destek sağlayabilir” dedi.

“En önemli konu öğrenilmiş çaresizlik..”

En önemli konunun ise öğrenilmiş çaresizlik olduğunu dile getiren Arıl, bunu ellerinde geldiğince yıkmaya çalıştıklarını kaydetti. Halkın bu konuda bilinçlenmesi gerektiğini vurgulayan Arıl, zaman zaman farklı tepkilerle karşılaşabildiklerini dile getirdi. Mültecilere göçmen muamelesi yapmanın çok büyük bir yanlış olduğuna dikkat çeken Arıl, göç eden kişinin de geçerli sebepleri olmakla birlikte bir mültecinin zulümden kaçması ve hayatını kurtarmaya çalışmasının hiçbir şekilde eleştiriye açık bir durum olmadığını kaydetti. Halkın bu konuda her geçen gün daha fazla bilinçlenebileceğini söyleyen Arıl, farkındalık artıracak çalışmalarının önümüzdeki süreçte olacağını söyledi. Mültecilerin çalışılması meşekkatli bir grup olduğuna dikkat çeken Arıl, mültecilerin çok fazla travma yaşadıklarını ve bunların atlatılmasının çok zor olduğunu dile getirdi. Proje olarak hedeflediklerinin Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan her bir sığınmacı bireyin kabul edilebilir koşullarda yaşaması olduğuna dikkat çekti. Yardım etmek isteyen kişilerin, bu kişilere iş imkanı sunabileceğini ifade eden Arıl, gönüllü öğretmenler varsa etüt imkanı sağlamada da kendilerine destek sağlayabileceklerini dile getirdi. Arıl, mültecilerle yapılan tüm çalışmaların bilinçli ve düzenli ilerlemesi gerektiğine dikkat çekti. Destek sağlamak istenmesi halinde kurum olarak her zaman açık olduklarını vurgulayan Arıl, çalışmalarına tüm hızıyla devam ettiklerini sözlerine ekledi.

Voice of the Island 2018