FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Mülteci olmak bir seçim değil, zorunluluktur’

Tünay MERTEKCİ 

Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Dünya Mülteciler Günü’nde, ülkemizdeki mültecilerle ilgili çalışmalar yapan Sığınmayı Güçlendirme Projesi’nden Sosyal Danışman Kezban Arıl ile  “Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi” hukuk danışmanlarından Deniz Altıok gazetemizin sorularını yanıtladı. Ülkemizde konuyla ilgili yaşanılan zorluklardan ve kendilerini en çok etkileyen olaylardan söz eden yetkililer, “Unutulmamalıdır ki mülteci olmak bir seçim değil, zorunluluktur” şeklinde konuştu.

Soru: Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi’nden kısaca söz eder misiniz?

Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi 2017 yılından itibaren SOS Çocukköyü Derneği ile Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin uygulayıcı partner olarak yürütmekte olduğu bir projedir. KSG Projesi’nin iki temel basamağı bulunmaktadır. Biri “Entegrasyon”, diğeri ise “Koruma”. Projede Deniz Altıok ve Münüse Koseoğlu Hukuk Danışmanı olarak çalışırken, Kezban Arıl Sosyal Danışman, Burcu Mahmutoğlu Proje Koordinatörü ve Abdullah Tamim Kültürel Kolaylaştırıcı, Tercüman olarak görev almaktadır.

Projenin hedef grubu mülteciler, sığınmacılar ve BMMYK tarafından “endişe duyulan kişi” olarak belirlenmiş olan kişilerden oluşmaktadır.

Soru: Projedeki göreviniz nedir?

Deniz Altıok:  “Kıbrıs’ta Sığınmayı Güçlendirme Projesi” hukuk danışmanı olarak öncelikle adanın kuzeyine gelen ve sığınma talebinde bulunan kişiler ile görüşme yapıp ön başvurularını yaparak Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne iletiyoruz ve bunun yanında Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşamakta olan ve proje kapsamında bizlere kayıtlı olan kişilere hukuki danışmanlık veriyoruz. Ayrıca tutuklanan kişilerin avukatlıklarını üstlenip, davalarında kendilerini temsil ediyoruz.

Soru: Projede yaşanılan zorluklardan bahseder misiniz? Hukuki açıdan ne söylemek istersiniz?

Deniz Altıok: Uluslararası hukuk prensiplerini ele aldığımızda mülteci statüsünde olan kişilerin herhangi bir şekilde yasadışı yollardan ülkeye girişi veya sahte pasaportla ülkeye giriş yapmaya çalışması gibi suçlardan yargılanmamaları gerektiği açıkça belirtilmiştir. Fakat bizim iç hukukumuzda mülteci ve sığınmacı tanımının bile bulunmadığını bu noktada belirtmek gerekir. Hal böyle olunca da devlet mültecilere ve sığınmacılara herhangi bir kişi suç işlemiş gözüyle bakıyor, öyle değerlendiriyor.

“Ülkede ihlaller yaşanmaktadır”

Deniz Altıok: Bir hukukçu gözünden baktığımızda Anayasamızın 90’ıncı maddesi ele alınırsa açıkça belirtilmektedir ki uluslararası sözleşmeler ülkenin iç hukukuyla zıt düştüğü durumlarda uluslararası hukukun üstünlüğü yadsınamaz bir gerçektir fakat pratikte açıkça görülmektedir ki ülkede ihlaller yaşanmaktadır. Örnek olarak Uluslararası Örf ve Adet hukukunu ele alırsak en önemli maddelerden biri olan geri gönderilmeme ilkesi her sığınmacı ve mültecinin ülkeye girişine izin verilmediğinde ihlal edilmektedir ve emredici bir hükümdür. Bugünlerde sıkça gündeme gelen Suriye’de her gün yeni bir çatışma çıkarken ülkemize sığınma amacıyla gelen kişileri geri ülkelerine göndermek uluslararası hukuka aykırıdır.

“Uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmiyoruz”

Deniz Altıok: Yasal eksikliklerimize rağmen taraf olduğumuz uluslararası sözleşmelerin gereğini yerine getirmiyoruz, bu da ülkeye sığınmak için gelen bir sığınmacının, kendini, dilini bile bilmediği bir ülkede suç işlemiş gibi cezaevinde bulmasına sebep verebiliyor. Halihazırda ülkesinde ölme veya yaralanma riski olan kişi kendini sığınmak için gittiği ülkede suçlu muamelesi görürken buluyor.

Soru: Hukuki açıdan önerileriniz nelerdir?

Deniz Altıok: Coğrafi olarak bulunduğumuz yer itibariyle üstümüze düşeni yapmazsak bu insanlık krizine biz de göz yummuş oluruz. İlk adım olarak iç hukukumuzdaki eksiklerin giderilmesi, tanımların eklenmesi ve bir sığınma sisteminin kurulması gerekir. Böylelikle bu sistemi geliştirebilir, sığınmacıların ve mültecilerin korunmasını sağlayarak uluslararası hukukun da gereğini yerine getirebiliriz.

Soru: Sosyal Danışman olarak projedeki göreviniz nedir?

Kezban Arıl: Sosyal Danışman olarak Kezban Arıl, ülkede yaşayan mülteci veya endişe duyulan kişiler ile entegrasyon çalışmaları yürütmektedir. Entegrasyon çalışmalarının temel amacı kişilerin ülkedeki yaşamlarını bağımsız hale getirebilmeleri için sürdürülebilir program ve planlar düzenlemektir. Mülteci aile ve bireyler ile geleceğe yönelik sürdürülebilir gelişim planları düzenleyerek, planların uygulanma sürecinde iş bulma, mesleki eğitimler, dil kursları, eğitim yaşında olan çocukların devlet okullarında eğitim hakkına erişme, üniversite çağında olan gençlerin burs almaları için işbirliği sağlama, kişilerin devlet hastanelerinden ücretsiz sağlık desteği alması gibi konularda destek sağlamaktadır.

“Empati yoluyla sağlıklı çalışmalar yürütülmeli”

Kezban Arıl: Mülteci bireylerin ülkeye entegre olabilmeleri için gerek kültür adaptasyonu sağlamak açısından, gerekse mülteci bireylerin birbirlerine destek olabilmeleri veya farklı kültürden kişiler ile sosyalleşebilmeleri için çeşitli sosyal toplantılar ve etkinlikler düzenlenmektedir. Entegrasyon sürecinde kişilerin edinmiş oldukları savaş tecrübesi, sevdiklerinden ve ülkelerinden ayrılma durumunda olmaları ve yaşadıkları kayıplar dolayısı ile kişilere psiko-sosyal destek sağlanması çok önemlidir. Tüm bunların sistematik ve sağlıklı ilerleyebilmesi için ülkede yaşayan mülteci birey ve ailelerle yakinen ilgilenilmesi ve empati yolu ile sağlıklı şekilde çalışmalar yürütülmesi gerekmektedir.

“Bu durum entegrasyon sürecini olumsuz etkiliyor…”

Entegrasyon çalışmaları sürecinde yetişkin bireylerin yaşamlarını idame ettirebilmeleri için iş bulmaları gereklidir. Fakat ülkede 3’üncü ülke vatandaşlarının çalışabilmesi için işverenlerin devlete yapması gereken garanti ödemesi mevcuttur. İşverenler genellikle bireyin geldiği ülkeye göre değişen garanti ödemesi miktarından dolayı üçüncü ülke vatandaşı olan bireyleri çalıştırması konusunda çekimser yaklaşmaktadır. Bu nedenle ülkede yaşayan mültecilerin sosyal sigorta ve çalışma izni gibi haklarına erişerek çalışabilecekleri işleri bulmaları zordur. Bu durum entegrasyon sürecini olumsuz yönde etkileyebilecek etkenlerden birisidir. Yine bir diğer örnek olarak ülkedeki bir üniversitenin Mimarlık Fakültesinden mezun olan bir mülteciden bahsedebiliriz. Türkçe, İngilizce ve Arapça dilini konuşan, ülkede yüksek lisans yaparak Mimar olan bir mültecinin üçüncü ülke vatandaşı olmasından dolayı mimarlık imzası yetkisi mevcut değildir. Bu nedenle bahsi geçen birey imza yetkisi olmadığından dolayı bireysel projeler alamamakta ve gelir düzeyi Kıbrıslı bir mimarın gelir düzeyinin kat ve kat altındadır.

Soru: Ülkemizdeki mültecilerle ilgilenen kişiler olarak bize yaşanılan olaylardan örnek verebilir misiniz? Sizi en çok ne etkiledi?

Kezban Arıl-Deniz Altıok: 2018 yılının Mayıs ayında Mersin’den Güney Kıbrıs’a gitmek üzere mülteci botu yola çıkmıştı. Yola çıkan bottan 9 kişinin cansız bedeni Karpaz bölgesinde bulunmuştu. Bulunan cansız bedenlerin akrabaları Güney Kıbrıs’ta yaşıyordu ve bedenlerin teşhisinin yapılması amacı ile güneyde mülteci olarak yaşayan akrabaların kuzeye geçişi için özel izin alınmış ve tek tek bedenlerin teşhisini akrabaları ile birlikte yapmıştık. Bu süreçte akrabalardan teşhis edilen her bireyin yaşam hikayesini dinledik.

Yaşamak için risk aldılar, hayatlarını kaybettiler…

Kezban Arıl-Deniz Altıok: Kimi sevdiği kadına kavuşmak için, kimi anne babasını kaybettiği için, kimi ise kardeşine kavuşmak için yola çıkmıştı. Güvenli topraklarda, insani haklarına erişeceğini umarak yola çıkan bu genç bireyler yaşamak için risk almak zorunda kalarak hayatlarını kaybettiler. Akrabaların teşhis için kuzeye geçişi, DNA örneklerinin alınması gibi süreçler devam ederken sosyal medyada hastane morgunun koktuğu ile ilgili haberler çıkmıştı. Bu haberlerin altında o kadar acımasız haberler vardı ki. Tüm gerekli süreçler sonlandırıldıktan sonra sıra kişilerin gömü işlemine gelmişti. Bu işlem için güneyde yaşayan akrabalar tekrardan özel bir izin ile kuzeye geçirildi ve cenaze yapıldı. Bu süreçler ile birebir ilgilenen projemiz olmuştu ve sürece destek olan farklı sivil toplum kuruluşları ve otoriteler de mevcuttu. Gömü işleminin ardına yaşamı, amaçları, geleceği sorguladığımız sırada sosyal medyada yapılan acımasız yorumlara denk geldik.

“Acımasız yorumlar geldi…”

Kezban Arıl-Deniz Altıok: Yorumlardan birisi Lefke Belediye başkanına yapılmıştı. Belediye başkanı mülteci bireylerin mezarlığa gömülmesi için onay vermişti ve yapılan yorumla mültecilerin toprağa hastalık katacağı, bunun suya karışıp, halkı hasta edeceği ile ilgili acımasızca bir yorum vardı. Genç yaşta yaşam yolunda hayatını riske atan, umutları için canlarını tehlikeye atan mülteciler için o kadar acımasızca yorumlar yapılmıştı ki! Fakat aynı zamanda bu süreçte destek olan, kötü yorumları yapan kişilere büyük sabırla bilinçlendirici şekilde yanıtlar veren, insani duygularını kaybetmeyen birçok güzel insan vardı. Unutmamalıyız ki, bir olayın kendi hayatımızda gerçekleşmiyor oluşu, o olayın gerçekleştiği gerçeğini değiştirmez. Bu nedenle empatiden yoksun kalmak yerine, her geçen gün empatiyi arttırarak, kendimizi insani duygularımızdan mahrum bırakmamalıyız.

Soru: Toplumumuza yönelik mesajınız nedir?

Kezban Arıl-Deniz Altıok: Unutulmamalıdır ki mülteci olmak bir seçim değil, zorunluluktur. Mülteci krizi olarak adlandırılan şey aslında yalnızca mültecilerin başa çıkmak zorunda olduğu bir durum değildir. Mülteci krizi durumu yaşayan veya yaşamayan tüm insanlığın mücadele etmesi gereken bir durumdur. Fakat bu krizle mücadeleden kastımız mültecileri ve savaşın etkilerini görmezden gelmek değil, durumu idrak ederek insani şekilde hem bireysel hem de yönetim olarak gerekli desteği sağlayarak, ülkesindeki zulümden çeşitli sebeplerle kaçmak zorunda kalan kişilere temel insan haklarını verme konusunda iş birliği yapmaktır. Kimse can tehlikesi olmadığı sürece hayatını riske atacak bir yola çıkmaz, güvende hissettiği evini, yurdunu bırakmaz. Sığınma talebinde bulunmak insani bir haktır ve yaşamak için bu hakkını kullanan bireylerin doğru yoldan anlaşılması, desteklenmesi gerekmektedir.

Voice Of The Island – 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başka Haberler

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı