FeaturedKIBRISKıbrıs SorunuVOİ Özel Haber

‘Mevcut durum devam ederse, dönüşü olmayan bir noktaya yol açacaktır’

Fotini TONTIKIDOU – Hatice KERLO

Tοmazos Çelepis, hukuk etnolog ve AKEL ofisi sorumlusu Voice of the Island’da Kıbrıs MEB ve Maraş hakkında konuştu.

Çelepis, zaman zaman çeşitli konulardan oluşan müzakere ekibinin üyesi olarak bulunmuş, ulusal konseye ve konsey çalışma gruplarına danışmanlık yapmış, her zaman Kıbrıs sorunuyla ilgili görüşmelere yakın bir yerde olmuştur.

Çelepis, “bugün, aynı noktaya geri dönüyoruz gibi görünüyor, yani yaklaşımlara, ortak deklarasyona ve Genel Sekreterin çerçevesine”.

“Genel Sekreter Andonio Guteres, Krans Montana başarısızlığından sonraki raporunda açıkladığı gibi, yeni bir sürececin dahil olduğundan emin olmak için bu süreç anlam ifade etmelidir. Ek olarak, sürecin anlam ifade etmesinin ne anlama geldiğini ortaya koydu: Toparlama döneminden sonra, iki liderin Krans Montana’da kaldıkları yerden müzakerelere devam etmeyi kabul ettiklerini açıkça söylemesi gerekiyordu, yani en başından değil. Bunun nedeni bence açık, çünkü Genel Sekreterin ifade ettiği gibi, bütün konularda çok yaklaşmıştık. Elbette, Genel Sekreter kendi çerçevesinde ve tabiiki iki lider Anastasiadis ve Eroğlu’nun 2014 yılı başından ortak deklarasyonuna devam etmek istiyor. Krans Montana’da tartışılan ve uluslararası boyuta olan altı önemli konu hakkında garantör ülkelerin, Avrupa Birliği’nin ve dört iç meselenin huzurunda müzakere istiyor. Bu altı konu üzerinde mutabık kalındığı takdirde, stratejik düşünme dediği şeye sahip olacağımıza inanıyor, yani bu anlayışa ulaştığımızda, Kıbrıs sorununun temel meselelerine karar verilecek, bu yüzden şimdi bir çözüme güveniyoruz. Genel Sekreterin en başından istediği şey buydu.

Şimdi referans şartları denilen ve uzun süre kararlaştırılamayan ve bu şartların ne anlama geldiğini kimse bilmeyen bir noktadayız. Bugün, aynı noktaya, yani yaklaşimlara, ortak deklarasyona ve Genel Sekreterin çerçevesine geri dönüyoruz gibi gözüküyor, ancak liderler tarafından gündeme getirilen bazı meselelerle dağılıyor ve burada Genel Sekreterin gerçekten devam etmek isteklerinin olduğuna ikna olması gerek. Genel sekreterin ne yapacağını gerçekten bilmiyorum, Κasım ayında üçlü bir toplantı yapmak niyetinde olduğu anlaşılıyor ve bu toplantı başka adımların olup olmayacağını  gösterecek. ”

“Bugün müzakere aşamasında değiliz, sadece müzakereleri başlatmak için engelleri aşmaya çalışıyoruz” ifadesini kullanan Çelebis sözlerine şöyle devam etti:

“Eminim ki, zor olmayan bu referans şartlarını karşılıklı siyasi irade ile yerine getirmeyi başarırsak, bunun Türkiye’yi denemenin bir yolu olacağına eminim. Bugün müzakere aşamasında değiliz, müzakere önündeki engelleri aşma çabasındayız. Bence, ancak anlamlı bir müzakere aşamasına erişebilirsek, Türkiye hem müzakerenin hem bugün olduğu gibi toksik bir atmosferin olamayacağının farkına varacak ve bir şekilde müzakereye yer vermek için eylemlerini sona erdirecektir. Buna çözüm bulunmadığı sürece çok endişe verici ve krize ulaşma riski ile yoğunlaşmaya devam edecektir. Bir krizin tamamen istenmeyen durumlara yol açabileceği anlaşılmaktadır. Bu yüzden kaçınılması gerekir. ”

Türkiye ve eylemlerine atıfta bulunan Çelepis, “Türkiye’nin yasadışılığının büyüklüğünü anlamak için haritaya göz atmak yeterli”, dedi. “Bütün yakınlaşmalar, Kıbrıs sorununun çözümü ile gaz sorununun çözüleceğini göstermektedir”.

“Her şeyden önce, Türkiye’nin yasadışılığının büyüklüğünü anlamak için haritaya bakmak yeterli. Türkiye’nin, eylemlerini deniz hukukuna göre haklı çıkarma çabaları, kendinden başka kimseyi ikna edemez. Zaten Dimitris Hristofias yönetimi altında, bu konunun krize yol açabileceğinin farkında olduğumuzu ve bu nedenle bir tür yakınsama arayışında çok ısrarcı olduğumuzu vurgulamak isterim. Tabii ki, bu yakınsamalarda doğal gaz masada değildi, ancak kabul edilirse tüm durumu kolaylaştıracağını bildiğimiz bazı benzer sorunlar olduğu açıktır. Örneğin, tüm deniz bölgeleri gibi MEB’in federal sorumluluk olacağı konusunda anlaştık. Yani, MEB adanın kuzeyinde veya güneyinde tüm Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklere ait olacak. Ayrıca, doğal kaynakların ortak bir miras olduğundan federal bir sorun olacağına da karar verdik. Ayrıca, federal gelirin nasıl dağıtılacağını da belirledik. Gaz, federal sorumluluk olacağı için federal gelir olacaktır. Tüm yakınsamalar, Kıbrıs sorununun çözümü ile gaz sorununun çözüleceğini göstermektedir.

Ancak bir sorun devam edecek, Türkiye ile sınırlaşma sorunu. Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye arasında bir sorun olduğu için, bunu kendi başımıza çözemedik. Kuşkusuz, Türkiye’nin çok fazla nedenden ötürü herhangi bir sınırlama konusunda Kıbrıs Cumhuriyeti ile müzakerelere asla girmeyeceğini ve bunun en önemli nedeni Kıbrıs Cumhuriyetini tanımaması. Oysa, Kıbrıs sorununun çözümü ile tanıma engeli artık kalmayacak. Böylece, sınır belirleme sorununu çözmeyi deneyebiliriz, birçok devletin karşılaştığı zor bir mesele. Örneğin, Yunanistan ile Türkiye arasında var ve onunla yaşıyorlar, onunla yaşayabiliriz.

Şimdi mesele, Kıbrıs sorunu çözülene kadar olacak şey, çünkü daha önce de söylediğim gibi, yakınsamalar sorunu Kıbrıs sorunu ile çözüyor. Anastasiadis’e kendi kırmızı çizgilerimizden ayrılmadan, hem Türkiye hem de Kuzey Kıbrısı motive edecek orta çizgi olan bir öneride bulunduk. Esasen bir teşvik olan teklif, Kıbrıs çözümünün Türkiye ile ticari ve ekonomik açıdan müzakere edilmesinin ardından, Türkiye doğal gaz taşıyan, kendi kullanımı için veya başka yerlere yönlendirmek için bir boru hattının olasılığını önermektedir. Türkiyenin bunu istediğini biliyoruz. Kaldığımız yerden devam edersek, bunu yapmak uzun sürmez. Öte yandan, Anastasiadis, bizim görüşümüze göre gerçekçi olmayan bir başka öneride bulundu; yani Türkiye ile sınır müzakerelerine başlamak ve daha sonra, yani çözümden sonra Kıbrıslı Türklerin faydalanması. Ancak, daha önce belirttiğim nedenlerden dolayı, Türkiye’nin bu konuda Kıbrıs Cumhuriyeti’ ile bir şekilde görüşeceğini düşünmüyoruz. ”

Çelepis, Türkiye’nin Maraş konusunda çalışmaları askıya alması gerektiğini ekledi, çünkü müzakerelerin yeniden başlatılmasını etkiliyorlar. Ancak, müzakereler başlarsa, her iki tarafın da sorumluluk almak ve makul düşünmek zorunda olmasını vurguladı.

“Kuşkusuz, Maraş ve MEB konusu, görüşmelerin yeniden başlatma girişimi etkiledi. Ancak görüşmeler başlarsa, her iki tarafın da mantıklı düşünüp, sorumluluklarını üstlenmesi gerektiğine inanıyorum. Türkiye, faaliyetlerini ve elbette, geri çekilmesi gereken Maraş ile ilgili çalışmalarını da askıya almalıdır, çünkü Genel Sekreter çerçevesi restore edilecek haritaları ve talepleri içerir. Kuzey Kıbrıs haritasında Kıbris Cumhuriyeti yönetimi altında Mağusa var. Maraş’ın iadesi olmadan çözüm olamaz. ”

Son olarak, iki liderin ülke ve halk üzerindeki sorumluluklarını vurguladı.

“Kesin bir şey eklemek istiyorum. Her iki lider de ülke ve halk için büyük bir sorumluluğa sahip ve bugünün engellerini aşmalı. Her ikisi de referans şartlarının ortak beyan olduğunu ve Genel Sekreterin çerçevesini kabul ettiği için öne doğru ilerlemelerinde bir mazeret yok. Mevcut durum devam ederse, hızlı bir şekilde kötüleşecek ve muhtemelen geri dönüşü olmayan bir noktaya yol açacaktır. Her iki lider de burada ve şimdi müzakerelere başlamalı”

 (Voice of the Island)

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı