FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Maraş eylemlerinin zamanlaması tesadüf değildir’

Hatice KERLO

Mağusa Belediye Başkan Vekili Chrisanthos Zannettos, Voice’un sorularını yanıtlayarak son dönemde Maraş ile ilgili yaşanan gelişmeleri yorumladı. Zannetos endişelerini dile getirirken, en kısa sürede Kıbrıs sorununa çözüm bulunması gerektiğine dikkat çekti.

Zannettos, Mağusa Belediyesi’nin Maraş ile ilgili girişimleri bulunduğuna ve geçen hafta Dışişleri Bakanı ile yaptıkları toplantıya atıfta bulundu ve Dışişleri Bakanı ile görüşmelerine kadar gazetelerde yazılanların dışında bir şey bilmediklerini ve hatta kendilerine o güne kadar resmi bir açıklama yapılmadığını söyledi.

Zannettos: “Bu eylemlerin zamanlaması tesadüfi değil”

Mağusa Belediye Başkan Vekili Chrisanthos Zannettos, şunları dile getirdi:

“Kendi girişimlerimiz ve Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulidis’den de hemen yanıt almamızın ardından, Maraş konusu hakkında bir toplantı yaptık ve Kıbrıs Türk tarafının son dönemlerdeki eylemlerini görüştük. Eylemdeki temel duruşumuz ve düşüncemiz ile BM Güvenlik Konseyi kararlarının hükümlerinin açık bir ihlali olduğuna inanıyoruz. Ki bu hükümler Kıbrıs sorunundan bağımsız olarak hareket etme ve Türkiye’nin kentin bahsi konu bölümünü BM’ye devretmeyi öngörüyordu.

Ayrıca, bu eylemlerin zamanlamasının tesadüf olmadığına inanıyoruz. Bizim düşüncemize göre hedefin, başlanması beklenen müzakere sürecinin iklimini (gidişatını) zorlaştırmaya yönelik yapılan bir eylemdir.
Birkaç gün içinde iki liderin görüşmesi bekleniyor. Şu anda müzakerelerin devam etmesi için bir zemin olduğu görünüyor. Maraş ile ilgili yapılan hamle; Türkiye’nin, Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde yapmış olduğu araştırmalar ve sondaj çalışmaları tehdidinin ötesinde, bu duruma bir problem daha eklemek için yapılmıştır. Bunun, müzakerelerin devam etmesi ihtimaline karşı olumsuz bir ortam yaratmayı amaçlayan bir eylem olduğunu söyleyebilirim.”

Zannettos, müzakerelerin başlaması için gösterilen çaba esnasında, bahsi konu bölgede yeni oldubittiler yaratılmasının doğru olmadığını ifade ederek, şunları söyledi:

“Maraş’ta birçok insan ruhlarını bıraktı. Benim fikrime göre, müzakerelerin kalmış olduğu noktadan, çözüme iki adım kala devam etmesi için uğraşılırken, Maraş’a girerek yeni oldubittiler yaparak, darmadağın olmuş bir şehrin, hayalet bir şehrin içerisinde ve bu şehri açmak hedefi ile tek taraflı olarak çalışmalar yapılamaz.
Maraşlıların bulunduğu bu noktada, yani o şehri terk etmeleri, halen ruhlarının orada olduğu ve bugün ruhlarının o harabe olmuş evlerde olduğu için, bu yapılmamalıydı. Bu insanlar içeri nasıl gireceklerini, nasıl yeniden kurulacağını görmek için orada yürüyecekleri zamanı bekliyorlar. 45 yıl sonra, yasal sakinlerinin sabırla beklediği bu kadar zamandan sonra, gelip oraya girerek ‘araştırmaları ben yapacağım’ veya ‘bunlar Evkaf malıdır ve Kıbrıslı Rumlara ait değildir, eğer istiyorlarsa gelip mallarını Evkaf’tan kiralayabilirler’ diyemezsin.”

“Evkaf konusu 1960 yılında en resmi şekilde çözüldü”

Zannetto, Evkaf konusunun 1960 yılında en resmi şekilde çözümlendiğini ifade ederek, “1960 yılında İngiliz Yönetimi’nden, Denktaş ve Dr. Küçük’ün imzalarıyla, Kıbrıs Türk toplumuna bir milyon beş yüz sterlin tazminat verildi. Bu işlemin kanıtı, 1960 Kuruluş Anlaşmasına eklenmiştir ve halen daha orada bulunmaktadır, orada ‘buradan itibaren Evkaf’ın bu bölgede artık talep edeceği bir şey yoktur’ ifadesi bulunmaktadır. Böylece bu konu bizim için çözümlenmiştir. Tabii görünen o ki Kıbrıs Türk toplumu ve Evkaf her fırsatta bu konuyu tekrar açmaya çalışıyor. Bu konuyu 2005-2006 yıllarında tekrar gündeme getirmişler ve o zaman Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Evkaf’ın bu mülkler üzerinde hiçbir yetkisi bulunmadığına karar vermişti. Yani bizim için bu mesele kapandı. Müzakere dahilinde değildir” şeklinde konuştu.

“Biz, bu olanların, kararların ihlali olduğuna inanıyoruz”

Dışişleri Bakanı Nikos Christodoulidis tarafından durum hakkında resmi olarak bilgilendirildiklerini söyleyen Zannettos, Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın durumu hakkında da bilgilendirildiklerini dile getirdi. “Özersay beyefendi Birleşmiş Milletlere ‘şu anda şehri açma niyetinde olmadıklarını ve şu anda yaptıklarının sadece arşiv amaçlı bir kayıt olduğunu’ söyledi. Bu bizim için bir mazeret değil. Bu yapılanın 550 ve 789 numaralı kararların ihlali olduğuna inanmaya devam ediyoruz. Dışişleri Bakanlığı’ndan edindiğimiz bilgilerden yola çıkarak, hükümetin planlanmasında doğru yönde olduğunu düşündüğüm bazı eylemler var, ancak şu anda bunları kamuya duyurmanın doğru olmadığını düşünüyorum. Her durumda, onları değerlendirmek için buradayız.”

“Maraş Kıbrıs Türk idaresi altında açılırsa, sorunlar çok büyük olacağı gibi göçmenlerin de arasında büyük bir bölünmüşlük olacaktır”

Maraş’ın Kıbrıs Türk idaresi altında açılması konusuna değinen Zannettos, bu durumun yeni bir şey olmadığını, zaman zaman bunun masaya getirildiğini ifade etti. Zannetos, şöyle devam etti:

“Maraş’ın Kıbrıs Türk idaresi altında açılması konusu yeni bir şey değildir, zaman zaman bu konu masaya getiriliyordu. Kişilerin bu konu hakkında verecekleri herhangi olumlu veya olumsuz kararı yargılama sürecine girmeyeceğim. Fakat yapılacak olacak çalışmaların bizleri o duruma getirmeyeceğine inanmak isterim.
Eğer ki Maraş Kıbrıs Türk idaresi altında açılırsa, o zaman problemler çok büyük olacak, ayrıca göçmen halkın arasındaki bölünmüşlük de çok büyük olacaktır. Çünkü bazıları ‘ben gideceğim ve beni Kıbrıs Türk idaresinin altında oluşu ilgilendirmiyor’ diyecek ve bazıları ise bu durum altında oraya geri dönemeyeceklerini düşünecektirler. Ben şahsen Maraş’ın Kıbrıs Türk idaresi altında olarak dönüşü tartışamayacağımızı düşünüyorum, çünkü böyle bir gelişme hiçbir şekilde Kıbrıs sorununun çözümü ya da çözümünün bir parçası olamaz. Maraş, çözümün bir parçası olarak hak sahiplerine iade edilmelidir.”

Zannettos, sözlerinin sonunda, “Biraz gerçekçi olmak gerekirse, şehir şu anda yasal sakinlerine verilemez, çünkü yaşanabilir bir durumda değildir. Bu nedenle, Birleşmiş Milletlere oranın teslim edilmesinden bahsetmek -bunun anlamı da Türk ordusunun oradan ayrılması ve iki toplumlu bir mesele olması demektir- ve böylece gereken yeniden inşayla ilgili çalışmalar başlatılması gerekmektedir” dedi.

(Voice of the Island)

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı