FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Küçükken ağaç diken çocuk, büyüyünce ağaç kesmez’

Tünay MERTEKCİ

Yeşil Barış Hareketi’nin yeni başkanı Feriha Tel, gazetemizin sorularını yanıtladı ve hedeflerini anlattı. Birçok başarılı işe imza atacağı şimdiden belli olan Yeşil Barış Hareketi’nin genç başkanı Feriha Tel, mevcut birçok projelerinin olduğunu söyledi ve bunlara devam edeceklerini belirtti. Türkiye’deki Akkuyu Nükleer Santrali’ne karşı mücadelelerinin de devam edeceğine dikkat çeken Tel, söz konusu santralin her yönden ülkemizi etkileyebileceğini vurguladı. Çevre bilincinin çok küçük yaştan verilmeye başlanması gerektiğini belirten Tel, ailelere çağrıda bulunarak gerçekleştirdikleri etkinliklere çocuklarıyla birlikte katılmalarını istedi ve ‘Küçükken ağaç diken çocuk, büyüyünce ağaç kesmez’ diye ekledi.

Tel: Söz konusu çevre olunca, dakikalarla yarışırsınız

Yeşil Barış Hareketi Başkanı Feriha Tel, Yeşil Barış Hareketi’nin, 1988 yılında, ülkemizde kurulan en eski sivil toplum örgütlerinden bir tanesi olduğunu söyledi. Yeşil Barış’ın aynı zamanda ilk çevre örgütü olma özelliğini de taşıdığını belirten Tel, Yeşil Barış Hareketi’nin kurulma amaçlarından bir tanesinin hem çevreyle ilgili etkinlikler, faaliyetler düzenlemek hem de çevre farkındalığı için eğitim süreçlerine katkı koymak olduğunu kaydetti. Yeşil Barış Hareketi’nin bir amacının da lobicilik olduğuna vurgu yapan Tel, “Çünkü söz konusu çevre olduğunda, bırakın günleri saatleri, dakikalarla yarışırsınız” dedi. Çevreye karşı olan tehlikeden ne kadar erken haberiniz olursa, o kadar erken müdahale edilebileceğini ya da müdahale edilmesinin sağlanabileceğini ifade eden Tel, bunun da en önemli misyonlarından bir tanesi olduğuna değindi.

16 davanın hepsi devlete açıldı

“Yıllar içerisinde insanlar, Yeşil Barış Hareketi’ni, polisten, çevre koruma dairesinden, devlet yerlerinden daha çok benimsediler” diyen Tel, bir yerde çevrenin tehlikeye girmesi durumunda, halkın, Yeşil Barış Hareketi’ne ulaştığını dile getirdi. “Biz de ilk olarak o bölgede işbirliği yaptığımız biri varsa, bildiğimiz gönüllü biri varsa, çevreciler varsa, onları arıyoruz. Yoksa da kendimiz gidiyoruz ve müdahale etmeye çalışıyoruz ya da müdahale edilmesi için gerekli girişimleri yapıyoruz” şeklinde konuşan Tel, bunun yanı sıra da lobiciliğin kendilerine getirdiği bir şeyin olduğunu, gazeteleri ve sosyal medyayı kullandıklarını kaydetti. Yeşil Barış Hareketi’nin sadece bunları yapmadığını, yasal süreçler de başlattığına dikkat çeken Tel, “Ne kadar acıdır ki 16 kez dava açtı Yeşil Barış Hareketi ve bunların tümü devlete karşıdır. Bu davaların 3’ü devam eder. 13 davanın da 10 tanesini kazandık, 3 tanesini kaybettik. 10 tane kazanımın bazılarında sonuca kadar gidilip kazanıldı. Bazılarında ara emirleri alında, daha sonra vazgeçildi, bazılarında da geri çekilme oldu” dedi.

Yeşil Barış Hareketi ile çocukluk yıllarında tanıştı…

Şu anda mevcut olarak ürettikleri projelerinin olduğunun altını çizen Tel, kendisinin Yeşil Barış ile tanışmasının çok eski yıllara dayandığını söyledi. “Annem ile babam Yeşil Barış Hareketi’nin ilk üyelerindendir” dedi. Kendisinin de 1990’lı yılların başında çocukken, ilk kez Yeşil Barış Hareketi’nin, İskele’de bir sahilin özelleştirilmesine yönelik yaptığı eyleme gittiğini söyleyen Tel, “Orada bir insan zinciri oluşturulmuştu. İlk hafızamda olan oradaki eylem, mücadele ve insanlar” dedi. O zamanlar bunun tam anlamını bilmediğini söyleyen Tel, “Sadece burası özel birine verilirse bize artık denize girme izni vermeyecekler demişlerdi. Aklımda o vardı. İnsan zinciri. Kenetlenmiş bir şekilde. Kısacası çok küçük yaşlarda Yeşil Barış ile tanıştım” dedi. “Daha sonrasında kaplumbağaların yumurtlama döneminden önce ağaç temizlikleri olurdu, ağaç dikme etkinlikleri olurdu. Hepsine katılırdım” diyen Tel, başkan olmadan önce 2 dönemdir de aktif olarak yönetim kurulu üyesi olarak çalıştığını kaydetti. Bu yüzden eski dönemde başlattıkları projelerin olduğunu ve bu dönem de projelerinin devam edeceğini ifade eden Tel, bunlardan bir tanesinin de alüminyum teneke geri dönüşüm projesinin olduğuna dikkat çekti.

“Kıbrıs’ta hibe almadan çalışmak çok zor”

“2014 yılında sıfır bütçe ile başlattığımız, tamamen gönüllü ve sponsorlarla başlattığımız teneke çocuk projemiz var. Bunda da paydaşlarımız belediyelerdir” şeklinde konuşan Tel, kendilerinin kurduğu alüminyum teneke evlere, alüminyum meşrubat kutularının atıldığını ve bunları belediyelerin toplayıp bir yerde biriktirdiğini belirtti. 23 belediye ile şu anda protokol imzalandığına dikkat çeken Tel, aktif olarak çalıştıklarının altını çizdi. “Kıbrıs’ta sivil toplum örgütü olarak hiçbir hibe almadan çalışmak zordur” diyen Tel, sıfır bütçeyle başlattıkları teneke çocuk projesinin her ne kadar da belediye katkısı olsa, arada çalışmayan bazı yerlerde müdahale edebilmek için ya da hacim küçültmek için balyalama-presleme makinası ve bir tane aracı da 2 yıl sürdürdüğümüz umut tenekeleri projesiyle Avrupa Birliği’nden destek alarak gerçekleştirdik” dedi. Bu proje kapsamında da 300 adet yeni teneke evinin yapıldığını vurgulayan Tel, şu anda projenin bittiğini ama projenin artık bu hibeden dolayı sürdürülebilir bir hal aldığını söyledi. 300’e yakın yapılan yeni teneke evlerinin de çeşitli farklı yerlere, anlaşmalı oldukları belediyelere yerleştirmeye devam ettiklerini ifade eden Tel, yeni dönemde bu projenin de sürdürülebilir olması için çalışmalarının devam edeceğini ifade etti.

“Amacımız geri dönüşümün ülkemizde de olabileceğini göstermek”

Yeşil Barış Hareketi olarak amaçlarının her zaman KKTC’de geri dönüşümün yapılabileceğini göstermek olduğuna dikkat çeken Tel, bunun sürdürülebilir olması için de çalışmalarının devam edeceğini dile getirdi. Bunun rutin işleri arasında olacak bir durum olduğunu söyleyen Tel, “Onun dışında bu dönem, hem benim hem yönetim kurulunun ilk yaptığımız toplantıda da aldığımız kararda, Türkiye, Akkuyu’daki Nükleer Güç Santrali tamamen rafa kaldırılıp tamamen çalışmaları durana kadar, sesimizi yükselteceğiz ve işbirliği yaparak bölgedeki tüm çevre örgütleriyle devam edeceğiz” dedi. Türkiye’de devam eden OHAL’den dolayı, Türkiye’deki çevrecilerin çok fazla bu konuda ses çıkaramadığını kaydeden Tel, onlarla da sürekli irtibat halinde olduklarını söyledi. Türkiye’deki çevrecilerin kendilerine, “OHAL’den dolayı çok tepki veremiyoruz, çok fazla sesimizi çıkaramıyoruz, o yüzden bu durumda Kıbrıs’a daha fazla ihtiyacımız vardır” dediklerini kaydeden Tel, kendilerinin güneydeki paydaşlarla da bunları paylaştıklarını ifade etti.

İki toplumlu nükleer karşıtı platform…

Kıbrıs’ın güneyindeki paydaşlarıyla ortak da bir nükleere karşı platformlarının olduğuna dikkat çeken Tel, “Bu dönemde Kıbrıslı Türk ve Rumlar, nükleere karşı sesini yükseltecektir. Çünkü artık elimizde bilimsel veriler vardır. Çünkü artık gelişmiş ülkeler nükleerden vazgeçerken, bizim bu kadar coğrafi olarak yakınımızda böyle bir güç santrali yapılması kabul edilemez. Hiçbir felaket olmasa bile, deniz suyunun ısınacak olmasından dolayı, nükleer atıkların bertaraf edilememesinden dolayı, dünyada buna herhangi bir yöntem bulunmadığından dolayı, hiçbir durumda patlama olmayacaksa bile bizi olumsuz derecede etkileyecek bir durumdur” dedi. “Yine patlama olmasa bile herhangi bir sızıntı durumunda da Türkiye’den bize gelen suya çok yakın olduğu için bizim musluklarımızdan akacak, tarlalarımızdaki ekinlerimiz tarım alanlarımız etkilenecek. Ve belki de haberimiz olmadan bu nükleeri kullanacağız” şeklinde konuşan Tel, bu santralden her koşulda etkilenebileceğini kaydetti. Onun dışında da bilimsel olarak bazı verileri bulduklarını ifade eden Tel, bu verileri sürekli olarak da paylaştıklarını belirtti. Söz konusu bölgenin artık bir deprem bölgesi olduğuna dikkat çeken Tel, santralin olduğu bölgenin sürekli sallanan bir bölge olduğunu vurguladı. Tel, sadece Akkuyu’da değil, dünyanın her yerinde nükleere karşı olan bir örgüt olduklarının altını çizdi.

“Çevre her gün farklı bir şekilde tehdit altında”

Öncelik sırası yapmanın ülkemizde çok zor olduğunu vurgulayan Tel, her gün çevrenin farklı bir şekilde tehdit altın olduğunu belirtti. “Çevre farklı bir yönden katlediyor. O yüzden aslında Yeşil Barış Hareketi sadece bununla savaşıyor, sadece bununla ilgileniyor dersek çok doğru olmaz” diyen Tel, Yeşil barış hareketi olarak kendilerinin de uzun uzun toplantılar yaptıklarını, önlerine bir plan koyduklarını söyledi. Tel, “Diyoruz ki tüm dünya artık iklim değişikliğinden bahsediyor. Küresel ısınmadan bahsediyor. Bizim ülkemizde henüz bununla ilgili bir adım atılmamıştır. Önümüzdeki bir hafta küresel ısınmayla ilgili çalışmalar yapalım, bunu gündeme taşıyalım ve bu konuda Birleşmiş Milletlerin sözleşmeleri vardır. Bunun, bizim meclisten geçmesi için bir adım atalım. Ama Kıbrıs öyle bir yer ki; siz bu planı yapıyorsunuz. Ertesi gün sabah size bir ihbar geliyor, örneğin, Girne’de bir tarihi eserin dibinde büyük bir iş adamınız, 10 metrelik kazı yapıyor. Oradaki tarihi eser hiçe sayılıyor. O günkü gündeminiz maalesef ona dönüyor. Çevre koruma dairesini arıyorsunuz, gerekli müdahale anında olmuyor. Polisi arıyorsunuz, gerekli müdahale anında olmuyor. Çoğu zaman çok geç kalınıyor. Müdahaleden sonra biz devamlı diken üzerinde oluyoruz. Mesela artık bizim için o yer devamlı birini gönderip de kontrol etmemiz gereken bir yer haline dönüşüyor” dedi.

“Sosyal Medya bize güç katıyor”

“Mahkeme kararı dahi olsa, polis durdurmuş dahi olsa, izinleri dahi olmasa, bir fırsatını bulup da bu insanlar buralarda çalışmaları, ara ara çevrecilerin ortalarda olmadığı, ortalığın sindiği zamanlarda yapıyor” şeklinde konuşan Tel, bu sebeplerden dolayı da bu konudaki uygulamalarda ve denetimde cezai yaptırımın çok zayıf kaldığımızı düşündüğünü kaydetti. Tel, “Geçtiğimiz günlerde mesela çevre platformuna bir ihbar geldi. Güzelyalı’da bir kaplumbağa yumurtlama bölgesinde, bir iş aracı kazı yapıyor. Bunun üzerine müdahale ediliyor. Sosyal medya üzerinden de çağrı yapıyoruz. Sosyal medya da bize güç katıyor artık. Bazen bir şey oluyor, polis müdahale etmiyor, çevre koruma dairesi müdahale etmiyor, bu sefer dava açalım diyoruz. Evet dava açalım fakat öyle bir durum ki; biz ara emri aldırana kadar, anında müdahale olmadığı sürece, doğa tahribatının geriye dönüşü olmuyor. Bir ağaç kesildikten sonra o ağacı aynı hale getirmek yıllar alıyor ya da bir tarihi eser artık bir zarar gördüğü zaman artık hiçbir şekilde geri dönüşü olmuyor” dedi.

“Yasa çalışmalarımız var”

Ağaç korumayla ilgili bir yasa çalışmalarının olduğunu belirten Tel, kıyılarla ilgili bir çalışmalarının da olduğunu kaydetti. Gün içinde gelen ihbarlara göre tarihi eserlerin korunmasıyla ilgili birçok çalışmalarının olduğunu da ifade eden Tel, çevre bakanlığı ile turizm bakanlıklarının iç içe geçmiş olmasının çok büyük bir sorun olduğunu kaydetti. “Bizim her zaman için savunduğumuz çevre ajansının oluşturulmasıdır. Bu çevre ajansının yetkilerinin olması ve en önemlisi anında müdahale etme yetkilerine sahip olmasıdır” diyen Tel, özellikle turizm yatırımlarının öncü sektör olduğu, ekonomik koşullarda, turizm yatırımlarının da çevreye tehlike oluşturduğunu düşündüğünü belirtti. “Bazen turizmdeki bir yatırım o kadar çok cazip geliyor ki, aynı anda çevre düşünülemiyor” diyen Tel, kendilerinin de bunun sonucunda gidip şikayet edebilecekleri bir mercinin ne yazık ki olmadığını dile getirdi.

“Görevler gelip geçici, asıl olan çevredir”

Yeşil Barış Hareketi’nde görevlerin gelip geçici olduğunun altını çizen Tel, “Asıl olan çevreci olmamız. Sadece başkan yönetim kurulu veya çevre örgütleri değil, çevrenin korunması için her bir bireye ihtiyacımız vardır” dedi. İnsanların çalışmalarına katılmalarının, kendileriyle beraber yürümelerinin, her birinin gönüllü çevreci olmalarının, kendileri için çok önemli olduğuna değinen Tel, “Herhangi bir şekilde çevreyi tehdit eden bir durum olduğunda, bizimle paylaşmalarını istiyoruz” dedi. İnsanların Facebook üzerinden kendileriyle iletişime geçebileceğini, internet sayfalarında da iletişim bilgileri olduğunu kaydeden Tel, “Daha da önemlisi artık bu ülkede, çevreye karşı tehlike yaratanlara bir tepki olması gerektiğini düşünüyorum” dedi. “Yani bu çevre düşmanları diyeceğim, çevreyi tehdit edenler, uzaylılar değildir maalesef. En büyük çevre düşmanları insanlardır ve bu insanlar bizim içimizdedir” şeklinde konuşan Tel, önce kendimize bakmamız gerektiğini ve ciddi anlamda geleceği düşünmemiz gerektiğini söyledi.

“Bizden sonraki nesilleri düşünmek zorundayız”

Bizden sonraki nesilleri düşünmemiz gerektiğine dikkat çeken Tel, atacağımız adımları da ona göre atmamız gerektiğini belirtti. Aslında en çıkarsız düşünenin kendileri olduğunu vurgulayan Tel, “Çünkü biz çevreyi düşünüyoruz ve çevre herkesindir. Adamızın şu anda o kadar cazip olmasının nedeni, doğası ve güzellikleridir” dedi. “Denizleri korumazsak, kıyılar peşkeş çekersek, az olan orman sayısını daha da azaltırsak, doğamızı bozarsak, artık kimse için cazip bir hale gelmeyecek. Bizim için de belki de cazip bir hale gelmeyecektir” diyen Tel, çocukların çok önemli olduğunu düşündüğünü ifade etti. “Her zaman bizim söylediğimiz bir şey vardır, ‘Küçükken ağaç diken çocuk, büyüyünce ağaç kesmez’ diye. Eğitim çok önemlidir” diyen Tel, geri dönüşümün ve çevre farkındalığının eğitimde çok küçük yaşlara inmesi gerektiğini düşündüğünü söyledi. Tel, “Buradan bir çağrı yapabiliriz, özellikle bu kaplumbağalarla ilgili temizlik kampanyaları olduğunda, ağaç dikme kampanyaları olduğunda, hepsine insanlarımız gönüllü olsun, katılsınlar, çocuklarını katsınlar özellikle. Çünkü gelecek onlarda” diye ekledi.

(Voice of the Island 2019)

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başka Haberler

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı