Ebru ÇorbacıSağlıkYazarlar

‘Kısırlık sorunu olan çiftler çok ciddi baskı altındadırlar’



Kısırlık- İnfertilite !!!

Çiftlerin bir yıl korunmadan cinsel ilişki yaşamaları sonucunda hamile kalmaması durumunda, çiftin kısırlıkla karşı karşıya oldukları düşünülmektedir. Sorunun kadın ya da erkekten kaynaklanıyor olması çiftin psikolojik yönden sıkıntılı ve yoğun kaygı dolu hisler yaşamasını durumunu değiştirmemektedir. 

Uzm.Klinik-Adli Psk. Ebru ÇORBACI

İnfertilite, yaşamı tehdit eden fiziksel bir hastalık olarak sınıflandırılmamaktadır.  Fakat bireyin kendisini, eşini, çoğu zaman içinde bulunduğu geniş aileyi etkileyen bir problem haline gelmektedir.  Bu yüzden hafife alınabilecek bir sağlık sorunu değildir. Doğal yollarla yaklaşık bir yıldan fazla süre bebek sahibi olamayan çiftlerin yaşadıkları durum psikolojik, fiziksel ve çevreselsel faktörlerden de etkilenmektedir.  Aslında bu çiftler çok ciddi baskı altındadırlar. Problemin özel olması sebebi ile yaşanılan sorunu saklı tutma ihtiyacı duymaktadırlar.  

Çiftin sorunlarını kimse ile paylaşmaması onları yalnızlaştırır ve desteksiz bırakır.  Kısırlıkla ilgili yapılan çalışmalara göre çiftler kısırlık deneyimlerini yaşamlarının en stresli deneyimleri olarak tanımlamaktadırlar. Çalışmalara göre; eşlerin duygusal durumlarının, cinsel yaşamlarının ve evlilik ilişkilerinin bu durumdan olumsuz yönde etkilendiği görülmektedir.  

Birey çocuk sahibi olamadığını düşünmeye başladığı zaman; eksiklik, değersizlik, ben eşime yetemiyorum düşünceleri ile adeta boğuşmaya başlar. Bu durum bireyin yoğun kaygı yaşamasını sağlar. Kaygı denilen duygu; sorunun tam olarak ne olduğunu bilmeden hissedilen belirsiz korkudur. Aslında kaygını sebebi üzüntü, korku, başarısızlık duygusu, acizlik, çaresizlik, yargılanma düşüncesi gibi çeşitli nedenler olabilir. Bireyin çocuk sahibi olamaması bu duyguların çoğunu yaşamasına neden olabilir.

Kısırlık Sorunu Olan Bireylerin Yaşadıkları Duygulara Daha Detaylı Bakacak Olursak

Bu sorunla yüz yüze kalan bireyler; yoğun yalnızlık duygusu hissederler. Yaşanılan yalnızlık duygusu yüzünden öfke, umutsuzluk, durumu kabullenememe, içe kapanma, kendilerini diğer etraftaki insanlardan veya sosyal olan konumlardan uzaklaştırma, var olan sorunu inkâr etme, yapılacak fiziksel tedaviyi ihmal etme gibi durumlar yaşanabilir.

Bebek sahibi olamayacaklarını öğrenen çiftler bir çeşit yas dönemine girmektedirler. Yas; bir kayıp sonrasında kişinin doğal tepi verme durumudur.  Buradaki yasın sebebi çiftlerin hayalini kurdukları bebeği kaybetmeleridir. Bebek sahibi olma hayalinin bitmesi ile çiftler hayallerindeki iyi aile olma imajını, anne –baba olma hayali gibi soyut ve somut birçok sıfatı kaybetmektedir.  Yaşanılan baş edilmesi zor olumsuz psikolojik durumun çiftler tarafından bastırılması, çiftin toplumdan uzaklaşmasına, kendi aralarında iletişim sorunları yaşanmasına, sosyalliklerinin azalmasına hatta yok olmasına neden olabilir.

Yapılan araştırmalarda; bu durumun kadınlarda ciddi özgüven kaybına,  gelecekle ilgili umutta azalmaya ve diğer insanlarla olan ilişkilerde bozulmaya neden olduğu sonuçları elde edilmiştir. Bahsi geçen durumların yaşanması bireylerde depresyon, aşırı kaygı, aşırı suçluluk yaşamasına neden olan sebeplerdendir.

Araştırmalara göre çiftlerin büyük bir bölümü, başarma şansı ne olursa olsun eğer çocuk sahibi olmak için olanakları varsa yardımcı üreme tekniği yöntemlerini uygulamayı düşünmektedirler.

Tüp Bebek Sürecine Psikolojik Hazırlığın Önemi

Tüb bebek tedavisinin psikolojik açısından ele alacak olursak aslında çiftleri çok zorlayana bir süreç olduğundan bahsetmek gerekmektedir. Şüphesiz beden ve zihin arasında oldukça güçlü bir iletişim ağı bulunmaktadır. Tüp bebek sürecine giren çiftler, yönteme ilişkin pek çok olumlu ve olumsuz deneyimler yaşamaktadırlar.  Şüphesiz çiftlerin stres düzeyi, uygulanan yardımcı üreme tekniğinin başarısını etkilemektedir. Yapılan araştırmalara göre çiftlerin yaşadıkları yoğun stres nedeniyle, denedikleri tedavi programından ayrılma, ovulasyon (yumurtlama) problemi yaşama, ani düşük tehdidi ile karşılaşma gibi problemler yaşadıkları sonuçları elde edilmiştir.

Tüp bebek tedavisinde ne zaman psikolojik destek alınmalıdır?

Tüp bebek tedavisine başlamadan infertilite (kısırlık) konusunda psikolojik destek alınması önemli bir gerekliliktir. Çift ilk başta yaşadıkları durum yüzünden yoğun sıkıntı haline girmekte ve kendilerini değersizlik, yetersizlik, başarısızlık, iyi eş olamama gibi duyguları yaşarken bulmaktadır.  Yaşanılan psikolojik sorunlar çoğu zaman çiftin sosyal, iş ve ya günlük hayatını da derinden etkileyecek duruma gelmektedir. Tüm bu duyguları yaşarken psikolojik destek sayesinde çiftin yaşadığı duyguları anlamlandırmada, çifti tedaviden önce, tedavi süresince ve tedaviden sonra duygusal olarak destekleme şansı bulunur.

Hissedilen negatif duyguların konuşulabileceği, yaşadıkları stresle baş edebilmeleri için kendilerine özel stresle baş etme yöntemlerinin keşfedileceği psikolojik destek programlarına başlamaları tedavinin başında ya da sonrasında başvuracakları bireysel psikolojik destek çiftin yaşadıkları sorunlarla baş ederken daha güçlü ve mutlu olmalarını yardımcı olacaktır.

Bunun yanında bu dönemde çiftin verecekleri önemli kararlarda yararlanacakları psiko-eğitimsel destek niteliğinde bir psikolojik destek, psikolojik olarak yoğun negatif duygular yaşayan çifte yarar sağlamaktadır.

Yapılan araştırmalara göre;  psikolojik destek özellikle tedavi uzadığında, hamile kalmada yetersizlik olduğunda, tedavi sonucunda gebelik oluşmadığında ya da çoğul gebelik oluşması gibi durumlarda gerekli ve etkili olmaktadır.

Uzm.Klinik-Adli Psk. Ebru ÇORBACI

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu

İnternetsiz kullanım yapıyorsunuz.

Kapalı