FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Kıbrıs’taki gelişmeler Orta Doğu’yu nasıl etkiliyor

Uluslararası Politika ve Uluslararası İlişkiler alanında uzmanlaşmış Siyaset Bilimci Charalambos Chrisostomu, etrafımızdaki ve önümüzdeki zorlukları haritalıyor.

Hatice Kerlo

Tıkla Uygulamayı İndir

Karşımızda, hem Kıbrıs’ı ilgilendiren ve Orta Doğu’daki gelişmelerden etkilenen, hem de ABD ve Rusya gibi büyük güçlerin rolünden etkilenen büyük ve birçok açık zorluklar var. Doğal Gaz ile ilgili büyük görünüşü etkileyen faktörler, gelecek için önemli bir temel olan Hristofyas-Talat yakınlaşmaları, uluslararası gelişmeler nedeniyle ‘’dondurulmuş’’ olan Kıbrıs sorunu, Uluslararası Politika ve Uluslararası İlişkiler alanında uzmanlaşmış Siyaset Bilimci Charalambos Chrisostomu’nun Voice of the Island’a yaptığı açıklamalar arasında yer aldı.

Doğal Gazın geleceğini belirleyen üç faktör

Chrisostomou, Kıbrıs’ın Doğal Gaz potansiyel istismarları söz konusu olduğunda, doğal zenginliğin kullanım derecesini belirleyen üç önemli faktör olduğuna değindi: Keşfedilecek miktarın nihai büyüklüğü, rekabetçi fiyatlar ve son olarak jeopolitik faktör.

‘’12’inci parselde teyit edildiği gibi bir miktar doğal gaz vardır. Haritaya bakarsanız, Afroditi’nin İsrail parselleri ile sınırlandığını göreceksiniz, yani her ikisi de aynı denizaltı tankından çekiyorlar. Bu yüzden, İsrail’in yüzde kaçının ve Kıbrıs’ın yüzde kaçının alacağı bu farkı çözmeliyiz. Hiç kimse kesin olarak Kıbrıs’ın MEB parsellerinin mevduatının toplam olarak ne kadar olduğunu bilmiyor. Gelirin büyüklüğü mevduat büyüklüğüne göre şeffaf olacaktır. İkinci önemli unsur Doğal Gaz fiyatlarıdır. Gelirlerin yüksek veya düşük olması fiyatlara bağlıdır ve fiyatların yükselişi Doğal Gazın nasıl aktarıldığına bağlı. Şu anda ne petrol fiyatları ne de Rus Doğal Gaz fiyatı ile rekabet edebilirsiniz.’’

Chrisostom’u, Rusya fiyatları şu anda çok cazip çünkü Rusya Almanya’nın da desteğiyle Avrupa’daki Doğal Gaz satışlarını artırmak için üç adım attı: Nord Stream 2 boru hattı ile devam etti, Ukrayna üzerinden boru hattı sorunlarını güvence altına alma konusundaki anlaşmazlıklarına rağmen Ukrayna ile bir anlaşmaya vardı, ve Erdoğan-Putin anlaşmasında, EastMed ile ilgili Kıbrıs-Yunanistan-İsrail anlaşmasının aksine, Turkstream boru hattının uygulanmasıyla ilgili son hamle şu anda sadece kağıt üzerinde olduğunu ifade etti.

“Üçüncü faktör jeopolitiktir. Türkiye’nin son günlerde gerçekleştirdiği ihlaller, Kıbrıslı Türklerin doğal gazdan yararlanamıyor bahanesiyle enerji planlarını iptal etmeyi amaçlıyor”. Chrisostomou, Hristofyas-Talat yakınlaşmalarına atıfta bulunarak, potansiyel Doğal Gaz gelirlerinin yönetimini yönettikleri için onları önemli olarak tanımlıyor.
‘’Bu, tanıtımın yaygın olmamasına ve pek çok kişi tarafından bilinemeyen bir parametre olmasına rağmen, Hristofiyas-Talat sözleşmeleri, Doğal Gaz’dan hem Kıbrıs’lı Türk hem de Kıbrıs’lı Rum’un nasıl faydalanacağı açısından çok önemlidirler. Bu sözleşmeler, Kıbrıs’ın kaynak zenginliğinin (Doğal Gaz, cevher vb.) hiç bir kurucu devlete ait olmadığını ancak yönetimlerinin federal bir sorumluluk olduğunu göstermektedir. Bu nedenle, bu çatışmaların Kıbrıs sorununun çözümüne dahil edilmesi durumunda her iki toplumun da bu kaynaklarda söz hakkı vardır. İkinci nokta, bir kotanın olmasıdır, yani gelişme ve kullanım durumunda, % 70 ile 30 civarında bir kota vardır. Bu nedenle, bahsettiğim ilk iki koşul ve Doğal Gazın kullanılması meydana gelirse, her iki toplum da yararlanabilecek.’’

Kıbrıs sorunu bir kenarda kaldı

Uluslararası Politika ve Uluslararası İlişkiler alanında uzmanlaşmış Siyaset Bilimci Charalambos Chrisostomu’ya göre, Kıbrıs sorununda bu aşamada işler çok zor. Bölgedeki gelişmeler Kıbrıs sorununa düşük bir öncelik veriyor. Hem Türkiye’nin tavrı hem de müzakerelerde durgunluk. Kıbrıs konusundaki gelişmelerin kilit unsurlarından birinin Kıbrıs Türk toplumunun liderinin seçilmesi olması bekleniyor, çünkü müzakerelerin geleceği muhtemelen kişi ve siyaset temelinde bağlı olacak.

‘’Bölgede olan gelişmeler öyle ki Kıbrıs sorununu sürekli erteliyorlar. ABD’nin dikkati İran’la olan anlaşmasızlığla odaklı, Rusya için de öncelik Kıbrıs sorunu değil Suriye sorununu çözmek. Aynı zamanda, Petrol nedeniyle büyük ilgi gören Libya’daki krize de dikkat çekiyor. Yunan-Türk ilişkileri şu an için en iyisi değil, İngiltere ise kendi Brexit sorunu ile uğraşıyor. Yani koşullar yardımcı olmuyor. Aynı zamanda, birçok şey Kıbrıs Türk liderinin seçiminden sonra değerlendirilecek, çünkü federasyonun destekçisi olan bir lider seçilirse işler farklı ve reddeden biri seçilirse daha da farklı olacak.’’

Doğal Gaz Kıbrıs sorununun kilidi olmamalı

Doğal Gaz’ın Kıbrıs sorununun çözümü için anahtar olup olamayacağı sorulduğunda, Chrisostomu, sonunda anahtarın kilit haline gelme riski bulunduğunu söyledi. ‘Kıbrıs sorununun çözülmesinin anahtarı yerine sonunda kilit olabilir. Süreci açmak ve işlerin gidişatına yardım etmek yerine, bir kilit ve bir engel haline geliyor. Daha önce de soruldu, sonuçta bu bir nimet mi yoksa lanet mi? Tüm Kıbrıslılara ekonomik yaşamları, günlük yaşamları ve gelişmeleri açısından yardım edip ve çözümden yararlanmak yerine, bir gerginlik ve tartışma ortamı haline geliyor. Biz ya bölgesel nedenlerden ya da güç nedenlerinden dolayı müzakere etmekte zorlandık, şimdi ek olarak Doğal Gaz sorunu karşımıza çıkıyor. Hristofyas – Talat sözleşmeleri çok önemliydi çünkü bu sorunun üstesinden geliyorlardı. Her iki liderin de büyük olasılıkla Nisan ayından sonra bu sözleşmeleri tekrar teyit edeceğine, yani alınan kararların kabul edirdiğine ve bir sonraki konulara geçeceğine inanıyorum. Ayrıca, Cumhurbaşkan’ın Kıbrıslı Türkler için açtığı özel hesap, yani Kıbrıs sorunu çözülene kadar, Kıbrıslı Türklerin Doğal Gazdan gelen gelirlerini o hesaba atmak olumlu bir adımdır. Anlaşılması gereken şey, çatışmanın hepimize, Kıbrıslı Rumlara ve Kıbrıslı Türklere zarar vermesi, çözüme ulaşmaksa herkese, hatta Yunanistan ve Türkiye’ye bile fayda sağlayacak. Bölgedeki istikrar çevredeki tüm ülkeler için önemlidir.’’

Türkiye’nin hareketleri

Chrisostomou, Türkiye’nin doğal gaz için değil, jeostratejik nedenlerden dolayı kazdığını ifade ediyor. ‘’Kıbrıs’ın kuzeyinde de deniz bölgesinde doğal gaz yatakları var gibi görünmüyor, bu yüzden Kıbrıslı Türkler için yaptığı iddiasını kullanıyor, ancak oradaki ölçümler önemli bir şey olmadığını gösteriyor. Türkiye-Libya anlaşması çerçevesindeki bölgeler de bir şey olduğu görünmüyor.”

“Türkiye Libya’ya asker gönderecekti çünkü ertesi gün Libya iç savaşında ve Doğu Akdeniz’de söz sahibi olmak için masada bulunmak istiyordu.”

“Türkiye, Doğal Gaz konusunda çelişkili iki temelsiz teori ortaya koymaktadır. İlk teori, adaların MEB’lerinin olmamasıdır. Kastellorizo, Kıbrıs vs. Bu nedenle Türkiye’nin güney kıyıları ile Mısır’ın kuzey kıyıları arasındaki denizcilik alanı Türkiye ile Mısır’a ayittir. 7’inci parselde delme girişiminde bulundu çünkü kendi deniz alanına ait olanı kazanmak istiyor. Uluslararası hukuka göre bu geçerli değildir. Aynı zamanda Kuzey Kıbrıs’ın kendi MEB’ine sahip olduğunu ve Kuzey Kıbrıs yetkilileriyle MEB sınırlaması konusunda anlaşma yaptığını söylüyor. Kıbrıs’lı Türklerin sorunlarını çözmek için bir durumda bu diğer durumda da diğer şey geçerli olamaz.”

“Bu yüzden ne Kıbrıs Türk ΜΕΒ’i ne de Kıbrıslı Rum MEB’i olmadığını açıkça söyleyen Hristofyas-Talat sözleşmelerine geri dönüyorum. Kıbrıs Cumhuriyeti’nde bir MEB vardır ve çözüm olması durumunda doğal servet merkezi federal hükümetin sorumluluğundadır ve tüm Kıbrıslılara aittir ve doğal gazdan elde edilen kâr tüm Kıbrıslılara, Kıbrıslı Rumlara ve Kıbrıslı Türklere aittir”.

“Kıbrıs’taki çözümden önce olası bir MEB ve doğalgaz anlaşması ile ilgili olarak, Türkiye’nin reddettiği için böyle bir olasılık uzak görünüyor. Türkiye Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor, yani Kıbrıs hükümeti şimdi bile, Türkiye ile Kıbrıs Cumhuriyeti arasındaki MEB sınırlama girişimi olasılığını açık bırakmış olsa da anlaşmaya varıyor. Kıbrıs sorununun çözümü, Kıbrıs ve Türkiye arasındaki MEB’in, belki diğer ülkelerinde sınırlanmasına yol açacaktır, böylece Doğu Akdeniz’in tamamının sınırlandırılmasını sağlayacaktır. Ayrıca, Kıbrıs hükümeti ekonomik olarak uygulanabilir ve teknik olarak mümkün ise Türkiye üzerinden bir boru hattı olasılığını da açık bıraktı. Kıbrıs sorununun uygun şekilde çözülmesiyle büyük olasılıklar olacaktır.’’

Kıbrıs’ın militarizasyonu endişe verici

Aynı zamanda Chrisostomu, Kıbrıs’ın daha fazla militarizasyonunun yanı sıra risk taşıyan eylemlerini de endişelendirici buluyor. ‘’Son zamanlarda meydana gelen ve bunu çok tehlikeli bulduğum bir gelişme, Geçitkale’de bulunan drone’lar. Türkiye, bu harekete Kıbrıslı Türkleri korumak için geçmedi. Geçitkale Havaalanı’ndaki drone olayı, sadece Kıbrıs’ı değil, etrafındaki ülkeleri de kontrol etmeye çalışmasıyla lgili. Çevredeki alanı kontrol etmek için bir taban. Bu hem Kıbrıslı Türkler hem de Kıbrıslı Rumlar için tehlikelidir. Ülkemizin tamamen askersizleştirilmesi gereğini her gün rastgele olaylardan görüyoruz. Birkaç ay önce, İsrailliler Suriye’ye bir roket attı ve S 200’ün bir parçası geldi ve Taşkente düştü. Sarayönüne ya da Platia Elefterias’a düşseydi ne olurdu? Bir de hayatını kaybedenler olurdu. Ayrıca, olası bir üst oluşturmak, ister askeri, ister donanma Kıbrıslı Türklerin korunması için değil, Türkiye’nin Kıbrıs’ta ayak sahibi olması ve daha geniş bölgeyi kontrol etmesi içindir.’’

Berlin dönemi sonrası … ve Nisan ayına kadar donma

Artık dikkat Kıbrıs Türk liderinin Nisan ayında seçilmesine odaklı. ‘’Berlin konferansı doğru yöne atılmış olumlu bir adımdı ve her iki liderin de bir çözüm çerçevesinin İki Toplumlu Bizon Federasyon olduğunu açıkça ortaya koymasıydı. BM Genel Sekreteri de çerçeveyi haklı olarak belirlemiştir. Ancak bunlar yeterli değil ve maalesef Nisan ayına, Kıbrıs Türk liderinin seçilmesine kadar değerlendirilmesi gerektiği olmadı. Nisan ayı kritik önem taşıyor çünkü seçimlerin sonucu Kıbrıs sorununu çözme görüşmelerinin gidişatını da belirleyecek. İki ülkenin çözümünden yana bir lider seçilirse işleri çok zorlaştıracak.’’

Son olarak, Maraş’ın yerleştirilmesi riski de olumsuz bir unsur olduğunu ifade eden Chrisostomou, ‘Maraş Türkiye tarafından şimdiye kadar toprak veya mülk üzerine bir müzakere kâğıdı olarak kullanılmıştır. Eğer Maraş’ın yerleştirilmesi devam ederse, ilerici Kıbrıslı Türklerin tepki gösterdiği bir şey zaten, işler daha da zor olacak. İşte bu çok önemli bir konu, işler zorlaşacak ve bölünme yolunda olacağız.’’ Chrisostomou, olayları gerçek boyutlarında iletmenin önemini vurguladı ‘’Ne yazık ki, öfke, savaş veya gelişmelerin beklendiği durumlarında, ilk kurban gerçektir. İşte bu noktada, özellikle bu tür önemli konular için medya da rol oynuyor. Bu yüzden her vatandaş bilgiyi almadan önce iki soru sormalıdır: bunu kim söylüyor ve neden söylüyor ve kendi görüş açısından filtremeli. Ayrıca, sizi Voice of the Island rolunuz için ve bu bağlamda durumlara katkı koyduğunuz için de kutluyorum.’’

(Voice of the Island)

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı