FeaturedVOİ Özel Haber

“Kıbrıslıların son yüzyılda birlikte yazdıkları sağlıktaki başarı öyküleri”

Dünyayı etkisi altına alan Covid-19 virüsü ülkemizide tehtid etmiştir. Konuya değinen Dr. Okan Dağlı adamızda ve dünyada uzun yıllar öncesi yaşanan ve atlatılan salgınlar hakkında özellikle Kıbrıslıların son yüzyılda birlikte yazdıkları sağlıktaki başarı öykülerine değindi.

Dr. Okan Dağlı’dan başarı öykülerinin yorumu:

“Dünyamız bir pandemiyle boğuşuyor. Tarihteki ne ilk ne de son küresel salgın olacak covid-19 pandemisi. Geçmişte de yaşadığımız ülkede birçok küresel ve bölgesel salgınlar (pandemiler ve epidemiler) adamızı tehdit etmiştir. İşte geçmişte, günümüzden yüzyıllarca öncesinde bile, adamızda yaşayanlar hangi idare altında olursa olsun, kendilerini ve insanlığı tehdit eden hastalıklarda birlikte hareket edebilmişler, ortak mücadeleyle bu hastalıkları yenebilmişlerdir.

Coğrafyayı bölmeye çalıştığınız teller özellikle bir adada herhangi bir hastalığın yok edilmesine yani eradikasyonuna tam anlamıyla yetmiyor. Hele de pandemilerde ve epidemilerde! Şu anda küresel bir salgın olan covid-19 küçülen dünyamızda topyekün yok edilmediği sürece hiçbirimiz kendimizi güvende hissetmeyeceğiz. Tüm adada eradike edilmediği sürece tüm yaşamsal alanlarımız, ekonomimiz, sosyal ve kültürel ilişkilerimiz kısacası hak ve özgürlüklerimiz kısıtlanacak. Kendimizi kafese hapsettiğimiz hayvanlar gibi bir yaşama mahkum edeceğiz. Maalesef şu anda toplumların bu salgını tam anlamıyla yenebilmek için ortak bir hareket içinde olduklarını söylememiz mümkün değildir. Hala daha ne acıdır ki bulunduğumuz çağda milliyetçi ve ayrılıkçı dürtüler, insan sağlığının, hak ve özgürlüklerinin önünde seyretmektedir.

Adada yaşayan insanlar yüzyıllardan bu yana, dini ve milli tüm farklılıklarını bir yana bırakarak ortak bir mücadeleyle bu hastalıkların üstesinden gelmiştir. Tüm dünyayı tehdit eden ve yeryüzünden silinen çiçek virüsüne karşı dünyada verilen mücadeleye eklemlenmişler ve bu mücadelenin içinde beraber yer almışlardır. Kuduz hastalığının adada görülmemesinin de nedeni de budur.

Bir de sadece adanın özelinde adalıları tehdit eden bölgesel salgınlar (epidemiler) ve hastalıklar vardı ki bu hastalıklarla mücadelede ayrıntıya girip bazı isimleri anmak gerekmektedir. Geçmiş yüzyıllarda başlayan ve geçtiğimiz yüzyılın son çeyreğine kadar devam eden bir takım hastalıklar vardı. Adada yaşayan toplumların gerek geçmişte birlikte, gerekse adanın bölündüğü yılların akabinde kuzeyde ve güneyde verilen mücadele ve gösterdikleri başarıyla bu hastalıklar ya eredike olmuş ya da kaybolmaya yüz tutmuştur.

Adaya XIII. yüzyılda şimdiki Filistin bölgesinden göç eden Hristiyanlarla geldiği düşünülen lepra (cüzzam ya da miskin diye de bilinen) hastalığı geçen yüzyılın ortalarına kadar adamızda önemli bir sağlık sorunuydu. Tüm adada kendini gösteren ve nesiller boyu devam eden kronik bir enfeksiyon hastalığı olan lepra XIX. yüzyılın ortalarından itibaren o günkü tanımlamalarla Müslüman ve Hristiyan cemaatlarının tam bir işbirliğiyle kökünün adadan kazandığını biliyoruz. Adadan bu hastalığın eradike edilmesi için Evkaf İdaresinin arazisini bağışladığı, Ortodoks Kilisesinin de finansmanını sağladığı Lepra Hastanesi şimdi Lefkoşa’nın güneyinde kalan Kıbrıs Üniveristesi eski kampüsünün olduğu yerde kurulmuştu. Adadaki tüm Lepralı Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rumlar, Ermeniler, Latinler, Maroniler buraya getirilir. Burada sağlanan sosyal ortamda, iş alanlarında yaşamlarını idame ettirirlerken ayni zamanda beraber tedavi edilirler ve hastalık adadan bir daha görülmemek üzere eradike edilir.

Yine geçen yüzyılın başlarında sıtma (malarya) hastalığı adanın önemli bir sağlık sorunuyken Kıbrıslı Türk Sıhhıye Başmüfettişi Mehmet Aziz Bey ve arkadaşları tarafından geliştirilen ve kendisinin liderlik yaptığı bir programla adadaki sulak alanlar ve batakalıklarda yaşayan anofel isimli sinek yok edilmiştir. Hastaların da tedavi edilmesiyle beraber sıtmanın kökünü kazınmıştır. Ekibindeki Kıbrıslı Rum ve yabancı uzmanlarla yapılan ortak çalışmalarla yakalanan bu başarıdan sonra 6 Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum, 1950 yılında British Empire Medal (BEM) ile ödüllendirilmiştir. Prof. Dr. Ronald Ross, Prof. Marshal Barber, Tıp ve Sağlık Dairesi Müdürü Horace Shelly, Erdakisyon kampanyasının önemli isimlerinden Stelios Sotiriou, Zenon Eliadas da sıtma mücadelesinde çok önemli görevler yapmışlardır. Larnaka’ya bağlı Vuda (Kalahoryo) köyünde 1893 yılında doğan Mehmet Aziz Bey bu çalışmaları İngiliz Hükümeti adına yürüten lider isimlerdendi.

Yine geçmiş yüzyıllardan itibaren adada ciddi körlüklere yol açan trahom isimli bir göz hastalığının, göz hastalıkları uzmanı Dr. Mehmet Ali Bey öncülüğünde adanın tümünde önüne geçildiği ve tamamen sıfırlandığını çoğumuz bilmiyoruz. Mağusa Hastanesinde 1925 yılından itibaren görev yapmaya başlayan Dr. Mehmet Ali Beye, trahomla mücadele etmek isteyen İngiliz Yönetimi, göz ihtisası bursu verir. Kahire Üniversitesi’nde göz ihtisası yaptıktan sonra, Mağusa Devlet Hastanesi’ne geri döner ve göz doktoru olarak çalışmalarını sürdürür. Bu tarihten sonra kendine has çalışmalarla sadece hastaneleri değil tüm adadaki okullar ve sağlık ocaklarını da devreye koyar. Adadaki öğretmen ve sağlıkçılarla beraber trahomu ada toplumlarını tehdit eden bir hastalık olmaktan çıkarır.

Ve nihayet geçmiş yüzyılın son çeyreğinde Akdeniz Anemisi’nin yani Talesemi hastalığıyla adanın bölündüğü yılların hemen ertesinde her iki tarafta prenatal tanıda verilen başarılı mücadeleyi hatırlamakta yarar vardır. 1970’lerin ortasında başlayan mücadele bugün artık Talesemi (major) hastası çocukların doğmamasıyla beraber önemli bir başarı öyküsüdür.”

Etiketler

Benzer Haberler

Başka Haberler

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı