FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Kıbrıslı Türkler her geçen gün eriyip gidiyor’

Tünay MERTEKCİ

Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası Başkanı Güven Bengihan gazetemizin sorularını yanıtladı ve ülke gündemine dair çarpıcı açıklamalarda bulundu. UBP-HP hükümetinin Ankara tarafından kurulan bir proje hükümeti olduğuna dikkat çeken Bengihan, HP’nin bugüne kadar ne söylediyse tam tersini yaptığını söyledi. Kıbrıslı Türklerin zaten azınlık durumunda olduğuna dikkat çeken Bengihan, her geçen gün eriyip gittiğine de vurgu yaptı. Asgari ücretin gerçek verilere göre belirlenmesi gerektiğini söyleyen Bengihan, asgari ücret tespit komisyonunda özel sektör çalışanlarını temsilen kimsenin bulunmadığını ekledi.

Bengihan: Halkın Partisi ne söylediyse tam tersini yaptı

Bir önceki dörtlü koalisyon hükümetinin halkın büyük umutlarıyla kurulan bir hükümet olduğunu belirten Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası Başkanı Güven Bengihan, özellikle bu konuyla ilgili olarak Halkın Partisi’nin ‘temiz toplum, temiz siyaset’ sloganıyla yola çıktığını kaydetti. Ancak ilerleyen süre içerisinde hem HP’nin söylemiş olduğu bu sözlerin çok da ayakları yere basan söylemler olmadığının görüldüğünü söyleyen Bengihan, HP’nin o günden itibaren ne söylediyse tersini yaptığını ifade etti. HP’nin başkanı Kudret Özersay’ın ilk zamanlar parti kurmayacağını söylediğini dile getiren Bengihan, parti de kurduğunu ve ardından hükümete de girdiğini vurguladı. “Hükümette temiz toplum, temiz siyaset dedi, hesap soracağım dedi. Hiçbir şeyin hesabını sormadı. Tamamen hükümette olduğu süre içerisinde de hükümette çatlaklar olduğuyla ilgili sorulara ‘hiçbir sıkıntımız yok, hükümet tam gaz devam edecek’ dedi. Bir hafta sonra hükümet yıkıldı” diyen Bengihan, hükümetin de Türkiye’deki AKP hükümetinin baskısı sonucunda yıkıldığını, Kudret Özersay’ın Serdar Denktaş’ın oğluna arsa verildiğini, kiralandığını iddia ederek hükümetten çekildiğini söyledi.

“UBP-HP hükümeti Türkiye’deki yetkililerle el ele- kol kola hükümet kurdu”

1974’ten bu güne kadar kurulan statüko düzeninin bekçisi olan UBP ile hükümet kurulduğuna dikkat çeken Bengihan, “Hesap soracağım, hukuksal anlamda da herkesten hesap soracağım dediği, özellikle de UBP’nin yaptığı yanlışlara yönelik söylediği bu söylemlerin ardından UBP ile hükümet kurdu. Ne söylediyse tam tersini yaparak UBP ile hükümeti Türkiye’deki yetkililerle birlikte el ele kol kola kurdular. Bu AKP hükümetinin yani Ankara hükümetinin bir programıydı. Bu kurulan hükümet AKP hükümetinin bir programı olarak kurulmuştur” dedi. Bir önceki hükümetin şansızlığının Türk Lirasının döviz karşısında büyük oranda değer kaybetmesi olduğunu vurgulayan Bengihan, ülkemizdeki girdi maliyetlerinin çok büyük bir kısmının döviz cinsinden olduğu için iğneden ipliğe birçok kullanılan ürüne zam geldiğini dile getirdi. Bir önceki hükümetin bu nedenlerden dolayı birçok gıdaya zam yapmak zorunda da kaldığını ifade eden Bengihan, elektrikten akaryakıta kadar yapılan zamlarla da bunun ‘gatmerlendiğini’ söyledi.

“Alınan ekonomik tedbirler yeterli değildi”

Maliyetler üzerinde girdi maliyetinin en büyük etkeninin elektrik ve akaryakıt olduğuna dikkat çeken Bengihan, TL’nin döviz karşısında değer kaybetmesi sonucu halkın da alım gücünün düştüğünü ve bunun sonucunda da gerilere gittiğini vurguladı. Halkın açlık sınırının altına düştüğünü belirten Bengihan, bir önceki hükümetin aldığı 23-24 maddelik bazı tedbirler olduğunu kaydetti. Ancak o alınan ekonomik tedbirlerin de yeterli gelmediğini söyleyen Bengihan, “Alınan ekonomik tedbirler adil değildi. Çünkü tedbirlerin hepsinin sadece emekçiler tarafından alınmasını istediler. O günkü süreçte sendikaların yapmış olduğu ek mesailerden kesintiye gittiler. Kesinti yapıldı ve biz sendikalar olarak dört ay boyunca ek mesailerimizden yüzde 15 toplamda kesinti yaptık. Kesinti yapılmasına işbirliği yaptık ve ülkenin ekonomik kriz içerisinde olması neticesinde bazı fedakarlıkları gösterdik ek mesai konusunda. Bu ek mesai yapılan yerler de hep telafisi mümkün olmayan hizmetlerdeydi. Hastanelerdeydi. Hapishanelerdeydi. Giriş çıkış kapılarındaydı. Bu alandaki emekçiler fedakarlık göstermiş ve gecesi gündüzü demeden çalıştıkları yerlerde alacakları ek mesaiden her ayın sonunda yüzde 15 eksik aldı. Fedakarlık adı altında. Ancak bu fedakarlığı emekçilerden talep edenler sermaye kesiminden aynı fedakarlığı görmedik. Sermaye kesiminin almış olduğu teşvikler hala devam ediyor. O günler de devam etmekteydi” şeklinde konuştu.

“Sermaye kesimi parmağının ucunu bile taşın altına koymadı”

O günlerde ‘sadece emekçilerden mi elini taşın altına koyması bekleniyor’ sorusunu hükümete sorduklarını dile getiren Bengihan, emekçilerin tüm bunların sonucunda sadece ellerini değil tüm vücutlarını taşın altına koyduğunu vurguladı. Ancak sermaye kesiminin değil elini, parmağının ucunu bile taşın altına koymadığına vurgu yapan Bengihan, “Ülkemizdeki büyük üniversite patronları ve otel zincirleri sahipleri bir kuruş vergi ödemezler. Neden? Teşvik yasası kapsamında oldukları için. Gümrükten muaftırlar. Elektrik tüketiminin belli bir oranından muaftır. Ancak bu konuda gerekli fedakarlığı sermaye kesimi yapmadı. Hükümet de bu konuda bize göre eksik davrandı. Fedakarlığı ve ekonomik krizin faturasını hep emekçilerden kesmek istediler ve dolayısıyla bir önceki hükümeti özet olarak değerlendirecek olursak bize göre yaptıkları eksikliğin en büyüğü bu topluma umut olmuşlardı” dedi. Bu topraklarda yaşayan Kıbrıslı Türklerin daha da asimilasyon ve entegrasyon politikalarına maruz kalmaması için yurttaşlık yasasını değiştirecekleri sözünü bir önceki hükümetin verdiğini söyleyen Bengihan, bunun da değiştirilmediğini belirtti.

“Kıbrıslı Türkler her geçen gün eriyip gidiyor”

Kıbrıslı Türkler’in zaten azınlık durumunda olduğunu kaydeden Bengihan, her geçen gün eriyip gittiğini ifade etti. Bu topraklarda bu yurttaşlık yasası nedeniyle siyasi irademizin de gasp olunduğunu belirten Bengihan, “Dolayısıyla dörtlü koalisyonun yapması gerektiği ve yapmadığı en önemli icraatlardan birisi de muhaceret yasasıyla ilgilidir. Yani ülkemizin kontrolsüz giriş ve çıkışlarını gerekli kontrol ve denetime tabii tutmadıkları için ülkemizdeki son zamanlarda artan kriminal olayların daha da artmasına, suç ve suçlu sayısının daha da fazla olmasına neden olmuştur” şeklinde konuştu. Bu konuda da bir adım atılmadığını belirten Bengihan, kendilerine göre en büyük eksikliğin yurttaşlık ve muhaceret yasası olduğunu söyledi. “Emekçiler açısından da yapmadıkları toplu iş sözleşmesi, özel sektörde sendikalaşma. Bengihan, “Bu memlekette emekçi halkının ve emekçilerin kitle partisi olduğunu söyleyenler iktidara geldikleri zaman en önemli yapmaları gereken şeylerden biri de özel sektörde sendikalaşmanın ve özel sektör çalışanlarının güvence altına alınmasıydı. Emek ne yüce değerdir diyenlerin emekçilerin yanında olduğunu göstermesi gerekirdi” dedi.

“UBP-HP hükümeti Ankara tarafından kurulan bir proje hükümetidir”

“Bu ülkedeki hükümetlerin kurulup bozulmasına Türkiye’deki hükümetlerin karar verdiğine bir kez daha şahit olduk” şeklinde konuşan Bengihan, UBP-HP hükümetinin Ankara tarafından kurulan bir proje hükümeti olduğunu kaydetti ve HP’nin hükümetten çekilme nedeninin bir senaryo olduğunu vurguladı. Yıllardan beridir UBP’nin zihniyetini kendilerinin çok iyi bildiğini söyleyen Bengihan, “Onlar için Kıbrıslı Türkler’in her geçen gün azınlık durumuna düşmesi çok da önemli değildir. Onlar için önemli olan Türkiye Cumhuriyeti hükümetlerine biat etmek ve onların emir eri gibi davranmaktır. Bu, onların misyonudur” dedi. HP’nin de kuruluş amacının belli olduğunu söyleyen Bengihan, “Kudret Özersay sırf cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturmak için büyük bir hırs göstermiştir. Kendisine destek verenleri de hayal kırıklığına uğratmıştır. UBP ile bu hükümeti de el ele kol kola girerek kurmuştur. Bu hükümetin de çok uzun ömürlü olacağını düşünmüyorum. UBP içerisinde büyük çatlaklar, büyük sorunlar olduğu da aşikardır. Sayın başbakanın yaptığı açıklamalarından, tutum ve davranışlarından, tüm partililere ve yandaşlarına söz vermelerinden tutun da kendi parti içi çekişmelerinden hükümetin uzun bir ömrü olmadığını gözlemliyoruz” dedi.

“Hem ekonomik hem siyasi yönden Ankara’ya bağlı oldukları aşikardır”

Hem ekonomik yönden hem de siyasi yönden bu hükümetin TC hükümetlerine bağlı olduğunun aşikar olduğuna dikkat çeken Bengihan, “Bu hükümetin başbakanı Ersin Tatar 2011 yılında Maliye bakanıyken çalışanların hayat pahalılığı ödeneği oranı yüzde 14.72’ydi. 14.72’lik hayat pahalılığı oranını Maliye bakanı Ersin Tatar olduğunu dönem yıl çalışanlara verilmedi. Donduruldu. 14.72’lik bir kaybı var çalışanların o yıldan kalma. Bu hükümet yine 2019 için gerçekleşen hayat pahalılığı oranı 7.57 olmasına rağmen çalışanlara ve emekçilerden yüzde 2 kesinti yaparak 5.57 alacak şekilde bir kesinti yapmıştır. Bu konuda sendikamız da anayasa mahkemesine başvurmuştur” dedi.

“Avrupa’daki birçok ülkenin gerisindeyiz”

Uluslararası sendikalara üye bir sendika olduklarını söyleyen Bengihan, sendikalarının 14 Kasım 1956 tarihinde kurulduğunu kaydetti. Sendikalarının 63 yıllık bir tarihi ve birikimi olduğuna dikkat çeken Bengihan, bu birikimin yanında uluslararası dünya sendikalarına da üye olduklarını belirtti. Avrupa sendikalar konfederasyonuna gibi dünyanın en büyük uluslararası sendikaları üyesi olduklarını kaydeden Bengihan, bu sendika federasyonlarımızın yaptıkları toplantılara katıldıklarını ve ülkemiz koşulları hakkında mukayeselerde bulunduklarını belirtti. “Baktığınız zaman Avrupa’daki birçok ülkenin gerisindeyiz. Bir kere Avrupa’daki hak ve menfaatler noktasında, çalışma alanı ve teknik donanım yani bina alt yapı açısından kesinlikle gerideyiz” diyen Bengihan, Türkiye’nin ele alınması durumunda, oradaki demokrasi, insan hakları ve özgürlükleri noktasında çalışanların da insanların da bizim ülkemizden daha geri olduğunun görüldüğünü söyledi.

“Sendikalaşma konusunda TC’nin bizden bir artı yönü var”

“Sendikalaşma noktasında da TC bizden bir artı yönü de var şunu belirtmeden geçemeyeceğim. Kamu çalışanlarının sendikalara üye olmalarıyla ilgili teşvik adı altında bir düzenleme var. Sendikalara üye olanlara belli dönemlerde ek artış yapılıyor Türkiye’de. Ancak Türkiye’deki sıkıntı hükümet yanlısı sendikalar, hükümet kendi yandaş sendikasını destekleyerek onu çok güçlü hale getirdi” şeklinde konuşan Bengihan, kamudaki çalışanların büyük bir çoğunluğunun yandaş sarı sendikalara üye olmaya zorlandığını vurguladı. Maaş noktasında Avrupa’daki kamu çalışanlarının bizden yaklaşık iki katı maaş aldığını belirten Bengihan, onun dışında görev, yetki, sorumluluk ve özlük hakları açısından da benzer durumların bulunduğunu söyledi.

“Asgari ücret gerçek verilere göre belirlenmeli”

Asgari ücretin kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Bengihan, bu ülkedeki özel sektör çalışanlarının emeğinin karşılığı olan asgari ücreti alması gerektiğini belirtti. Asgari ücretin ülke standartlara uygun ve gerçek verilere göre belirlenmesi gerektiğine dikkat çeken Bengihan, “Asgari ücret tespit komisyonunda bir kere özel sektör çalışanlarını temsil eden bir sendika yoktur. Özel sektör çalışanlarını temsil eden örgütlerin de orada olması gerekir. Gerçek anlamda, gerçek verilere ve kriterlere göre asgari ücretin belirlenmesinde baz alınan kriterlerin tekrardan güncellenmesi ve gerçekçi olması gerekir. En önemlisi de asgari ücretin belirlenmesinde bizim için de önemli olan ve sendikamızın da yapmış olduğu bir çalışma vardı. Açlık sınırı. Açlık sınırında dört kişilik bir ailenin sağlıklı bir şekilde beslenebilmesi ve insanca yaşayabilmesi için tüketmesi gereken harcamaların toplamıdır. Bu rakam bizim yapmış olduğumuz haziran ayı sonu itibariyle 3 bin 167 TL’dir. Bugün asgari ücretli 2 bin 740 TL net maaşla açlık sınırının altında ezilmektedir” diye ekledi.

Voice Of The Island – 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı