FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durması engellendi’

Toplumcu Demokrasi Partisi Genel Başkanı ve Milletvekili Cemal Özyiğit, dörtlü koalisyon hükümetini, hükümetteyken yaptıklarını ve eksik kalanları gazetemize değerlendirdi. Cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili de konuşan Özyiğit, Akıncı’nın tekrardan aday olması yönünde arzularının olduğunu belirtti. Dörtlü koalisyon hükümetinin bozulmasıyla Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durmasının engellendiğini belirten Özyiğit, hiçbir zaman Anakra’ya el avuç açan, yalvar-yakar durumda olmadıklarına dikkat çekti. Halkın Partisi’nin ortaklarını suçlarken ‘2 değil 12 kere düşünmesi’ gerektiğine dikkat çeken Özyiğit, şu anki hükümetin ciddiyetsiz ve samimiyetsiz yaklaşımları olduğunu ekledi.

Tünay MERTEKCİ

Özyiğit: Dörtlü koalisyon çok önemli bir deneyim oldu

TDP Genel Başkanı ve Milletvekili Cemal Özyiğit, dörtlü koalisyonun aslında çok önemli bir deneyim olduğunu söyledi. Bu ülkede ilk defa olan bir şey olduğunu söyleyen Özyiğit, “Daha önce de koalisyonlar denendi. Geçiş hükümetinde 3 partili bir koalisyon vardı. Daha önceki dönemlerde de iki partili koalisyonlar oldu. Yani ilk defa bazı konularda tamamen görüş ayrılıkları olan 4 farklı siyasi parti bir araya geldi” dedi. Aslında dörtlü koalisyon hükümetinin, toplumun ihtiyacını karşılamaya, toplumun beklentilerini karşılamaya yönelik olarak kurulduğunu belirten Özyiğit, “Evet seçimden sonra halkın takdiri UBP birinci parti çıktı. Fakat UBP’nin o günlerdeki başkanı seçim döneminde hiçbir zaman, hiçbir siyasi parti başkanıyla ya da toplu başkanlar olarak toplantılara katılmadı. Açık oturumlara katılmadı. Yine o günlerde ciddi haberler vardı aleyhinde. Hesaplarına giren çıkan para hareketleri basının yoğun olarak gündemindeydi” dedi.

“Ayrılıklara rağmen oylarımızı artırdık”

7 Ocak seçimlerinde TDP’nin 3 milletvekili çıkarttığını kaydeden Özyiğit, TDP’nin önceki dönemde de 3 milletvekilinin olduğunu vurguladı. Diğer partilerin, örneğin CTP’nin kan kaybederek aşağıya geldiğini, DP’nin ciddi şekilde kan kaybederek aşağılara geldiğini söyleyen Özyiğit, HP’nin ise yeni bir parti olarak ilk seçime girdiğini ifade etti. “TDP daha önceki seçimlere de girdi ama TDP’nin de aldığı oy oranını şöyle değerlendirmek lazım. 2013 seçimlerinden sonra yaşadığımız disiplin meselesi vardır parti içinde. Bazı sıkıntılardan dolayı disiplin meselesi yaşandı. Bir disiplin süreci yaşandı, bunun sonucunda eski genel başkan, eski milletvekili ve bunlarla birlikte bir grup arkadaşımız partiden ayrıldı. Bu tabii seçim döneminde aleyhimize çok kullanıldı. O ayrılanlar başka parti ya da gruplarla birleşerek bir alternatif oluşturmak için çaba harcadılar” diyen Özyiğit, TDP’nin de bıkmadan, usanmadan kendisini anlatmaya çalıştığını kaydetti. TDP’nin gerek disiplin süresince gerekse toplumsal duruşunu 18 Mart 1976’tan beri gelinen süreci ısrarla anlatmaya çalıştıklarını ifade eden Özyiğit, “Evet yerinde saymış gibi göründük. Bir kısım arkadaşımızın içimizden ayrılmasına rağmen oylarımızı az da olsa artırarak orada bir sonuç aldık” dedi.

“Temel argüman yolsuzlukların üzerine gitmekti”

Şimdilerde UBP ile hükümet kuran HP’nin genel başkanı Kudret Özersay’ın o günlerde “UBP ile bir kahve bile içmem” dediğini hatırlatan Özyiğit, “Bir anda kendimizi dörtlü koalisyon hükümeti oluşumu içerisinde bulduk” dedi. Enine boyuna 5 yıllık bir program yaptıklarını dile getiren Özyiğit, “Bu programda bir hassa Kıbrıs konusunda ciddi farklar olduğu için Kıbrıs konusunda her partinin kendi görüşlerini ayrı tutması ve ayrı ayrı deglare etmesi konusunda bir uzlaşıya vardık” şeklinde konuştu. Bunun dışında genel konuları konuştuklarını söyleyen Özyiğit, birkaç önemli noktanın bulunduğunu kaydetti. Dörtlü koalisyon hükümetinin kurulmasının temel argümanlardan birinin yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin üzerine gidilmesi olduğuna dikkat çeken Özyiğit, diğer temel argümanın ise kamu reformu başta olmak üzere üçlü kararname sisteminin kapsamının daraltılması ve müşavir yaratmama konusu olduğunu söyledi.

“Kendi ayaklarımızın üzerinde durabileceğimiz bir yönetim amacındaydık”

“Bu toplumun sürekli Ankara’ya gidip el avuç açar pozisyondan kurtulup artık kendi ayakları üzerinde durabileceği, ekonomisiyle, demokrasisiyle bir yönetime sahip olmak amacımızdı” şeklinde konuşan Özyiğit, bu yaklaşımlarla dörtlü koalisyon hükümetinin kurulduğunu söyledi. “Örneğin Zeki Çeler arkadaşım Çalışma Bakanlığı içerisinde gerçekten çok önemli adımlar attı. Bunu söylemek gerekir. İlk defa çalışanlar devletin kendilerine sahip çıktığını gördü” diyen Özyiğit, Eğitim Bakanlığında da bakıldığında anlık kararları geride bırakarak beş yıllık bir program hazırladıklarını vurguladı. “Eğer dörtlü koalisyon hükümetinin ömrü altı ay daha uzun olsaydı yasalar ve tüzüklerle ilgili boyutu da bitirmiş olacaktık” diyen Özyiğit, eğitimi yap boz tahtasından kurtarıp bir devlet politikası haline getirme vizyonuyla çalıştıklarını söyledi. “Tam meyveleri toplayacağımız an maalesef içimizden biri, kendi mi çekti yoksa arkasında bir güç mü bu eli çektirdi, sonuç olarak hükümetten çekildi ve bu dörtlü koalisyon hükümeti yıkıldı” şeklinde konuşan Özyiğit, dörtlü koalisyon hükümetinde genel çerçevede uyumlu bir çalışmanın olduğunu kaydetti.

“Ciddiyetsiz ve samimiyetsiz yaklaşımlar var”

Yolsuzlukların üzerine gidildiğini ifade eden Özyiğit, bir milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırıldığını belirtti. “İki tane eski bakanın haklarında daha önce bizim başlattığımız suç duyurusu, Kemal Dürüst ve Tahsin Ertuğruloğlu ile ilgili ilk suç duyurusunu, Ercan Havaalanı’nın ek sözleşmesiyle ilgili 2017 yazında ben yaptım” diyen Özyiğit, bunu TDP’nin yaptığını kaydetti ve daha sonra Kudret Özersay’ın bu süreci hızlandırmak adına talepte bulunduğunu vurguladı. Bu sürecin kendi aşamalarında devam ettiğini belirten Özyiğit, “Aytaç Çaluda’nın dokunulmazlığını kaldırdık. Hüseyin Özgürgün’ün ne hikmetse dokunulmazlığı biz hükümetteyken meclisin gündemine gelmedi ve biz hükümetten ayrıldıktan sonra geldi gündeme” dedi. Hükümeti yeni kuran partilerin bu olay sonucunda ‘birbirine girdiğini’ söyleyen Özyiğit, bir komisyon kurulması konusunda UBP’nin grup başkan vekilinin hayır dediğini belirtti. Hükümet partilerinin şu an bu konularda ciddiyetsiz ve samimiyetsiz yaklaşımlarının olduğunu ifade eden Özyiğit, “HP’ye mensup bir milletvekili daha sonra şöyle bir şey söyledi: Biz yolsuzlukların üzerine gitmek istedik. Hükümet ortaklarımız bize sahip çıkmadı, destek olmadı. Bu doğru değildir. En azından benim bakanlığımda herkes biliyor. Ortaya bulup çıkarttığımız öğrenci taşımacılığıyla ilgili yolsuzlukların ve usulsüzlüklerin ciddiyetle üzerine gittik” dedi.

“Ortaklarını suçlarken 2 değil 12 kere düşünsünler”

“Bu söylemleri yaparken, ortaklarını suçlarken 2 değil 12 kere düşünsünler” diyen Özyiğit, kendilerinin gerekli adımları fazlasıyla attıklarını belirtti. HP’nin bunu bahane olarak kullandığını düşündüğünü söyleyen Özyiğit, Kamu reformunun bir an önce geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Özyiğit, “Bizim hükümet döneminde geçirilmemesi ciddi bir eksikliktir. Ama bir önemli nokta geçti onun ikincisi gelmedi. İkincisi kamu reformu da gelecekti. Benim atadığım öğretmen arkadaşlar, eğitim bakanlığına atanan arkadaşlar, şimdi peyderpey görevden alınıyorlar. Müşavir olup evde yatmıyorlar, eski dönemlerde olduğu gibi. Tam tersi şimdi bu arkadaşlar eski görevlerine yani okullarına geri dönecekler” dedi. Müşavir yaratmama yasası geçirdiklerini belirten Özyiğit, bunun bir sonraki bacağının kamu reformu olduğunu ifade etti. Kamu reformunda üçlü kararname sisteminin kapsamını daraltacaklarını belirten Özyiğit, “Bakanla birlikte müsteşar ve özel kalem müdürü gelecekti gerekirse iki de danışman olacaktı ama özellikle müsteşar ve özel kalemle sınırlandırılacaktı üçlü kararname sistemi. Onlar da bakanla beraber gelip bakanla beraber gidecekti. Kamu reformu geçmediği için ikinci bacak eksik kaldı. Dolayısıyla bunda da ciddi bir adım atıldı bize göre” dedi.

“Türkiye’den para gelmemesine rağmen ödemeler hiç aksamadı”

Türkiye’de ekonomik sıkıntılar nedeniyle buraya para göndermediğini ifade eden Özyiğit, buna rağmen dörtlü koalisyon hükümetinin rutin ödemeleri hiç aksatmadan yerine getirdiğini vurguladı. “Eksik olan bacak neydi? Yapısal yani alt yapı yatırımlar falan. Yolların bakımı, onarımı gibi şeyler” şeklinde konuşan Özyiğit, ülkemizin uzun yıllar yaşamadığı bir kış mevsimi gördüğünü ve bunun sonucunda da maalesef dört de cana mal olduğunu belirtti. “Yüreklerimizi hala dağlamaya devam ediyor” diyen Özyiğit, dolayısıyla yollarımızın bir an önce yapılmasının elzem olduğuna dikkat çekti. Kendi bakanlığında yaşadıkları okullar sorununun olduğunu belirten Özyiğit, özellikle Girne yöresinde ciddi anlamda okul ihtiyacı olduğunu dile getirdi.

“Türkiye sadece savunma borcunu gönderse her şey olur”

Öğrenci sayısının da her geçen gün arttığına vurgu yapan Özyiğit, “Güzelyurt hastane bekliyor. Çiftçi, hayvancı ödemeleri bekliyor. Bütün bunlarla ilgili bir takım şeyler olabilir. Kaldı ki dörtlü koalisyon hükümeti rutin ödemelerinin yanında Türkiye’den gönderilmesi gereken savunma bütçesini de karşıladı. Yani bakın Temmuz ayındayız. 188 milyon lira 2018 ile ilgili vardır. 150 milyon lira da 2019 ile ilgili vardır. Haziran sonuna kadar her ay 25 milyon. 6 ayda 150 milyon. Yani şu anda Türkiye’nin KKTC hükümetine 338 milyon lira savuma bütçesi borcu vardır. Sadece bunları gönderse Türkiye, biraz önce söylediğim hepsi olur. Buna rağmen biz Türkiye’den hiç para gelmeyecekmiş gibi teknik ekipleri harekete geçirdik” şeklinde konuştu. Temel yaklaşımlarının kaynak yaratma ve harcamaları minimize etme olduğuna dikkat çeken Özyiğit, mümkün olduğunca savurganlığa varan harcamaları aşağıya çekme, elzem harcamaları yerine getirme hedefinde olduklarını kaydetti. Bunlarla ilgili çok ciddi adımlar atıldığını ifade eden Özyiğit, “Biz son toplantıya, son bakanlar kuruluna girdiğimiz zaman ki son olduğunu sonradan öğrendik, bu konularda, yani kaynak yaratma ve israfı önleme konularında tespit ettiğimiz başlıklarla ilgili yapacağımız çalışmaları konuşmaya gittik” dedi.

“Protokole son şeklinin verilmesini bekledik”

Kendisine göre dörtlü koalisyon hükümetinin esas yıkılma nedeninin başarısızlık falan olmadığını söyleyen Özyiğit, bu söylemlerin birilerinin uydurması olduğuna dikkat çekti. Dörtlü koalisyon hükümetinin, halkın beklentilerini yerine getirmek için canla başla çalışırken, özverili bir şekilde çalışırken, iki temel nedenle bozulduğunu belirten Özyiğit, bunlardan birincisinin her şeye rağmen Türkiye’ye gidip dörtlü koalisyon hükümetinin el avuç açmaması olduğunu vurguladı. “Evet bir protokol imzalanma aşamasına geldi. Protokolün son şeklinin verilmesini bekledik ama bir türlü son şekli verilmedi. Yoksa Türkiye’de oluşan yeni sistemle uzun süre teknik ekipler, müsteşarlar da dahil çalıştı” şeklinde konuşan Özyiğit, kendilerinin protokole son şeklinin verilmesini beklediklerini belirtti. TDP olarak da özelleştirme konularında bazı hassasiyetlerinin olduğunu kaydeden Özyiğit, “Buna bir kez daha bakacaktık yani ne vardı bizim kabul edemeyeceğimiz veya onaylayabileceğimiz bunları elbette görmek isterdik” dedi.

“El avuç açan, yalvar yakar olmadık”

“Bütün bunlarla ilgili çalışmaları gözetirken bana gelen esas nokta KKTC’deki dörtlü koalisyon hükümeti bütün sıkıntılara rağmen gidip el avuç açan, yalvar yakar olmadı” şeklinde konuşan Özyiğit, dörtlü koalisyon hükümetinin kendi ayakları üzerinde nasıl durabileceği konusunda bir takım kararlar aldığını belirtti. Bu kararları kesinleştirmek için toplantı yapacağı anda hükümetin bittiğini dile getiren Özyiğit, “Bana göre aslında KKTC’nin yani Kıbrıs Türk toplumunun kendi ayakları üzerinde durması engellendi. Bunun altını özellikle çizmek istiyorum. Dörtlü koalisyon hükümetinin bozulmasıyla bu engellendi” dedi. Dörtlü koalisyon hükümetinin yıkılmasında diğer önemli nedenin de herkesin bildiği gibi cumhurbaşkanlığı seçimleri olduğunu ifade eden Özyiğit, “Sayın Özersay’ın cumhurbaşkanlığı istencini öteden beri hepimiz biliyoruz” dedi.

“Cumhurbaşkanlığı seçimi hükümetin yıkılmasına gerekçe olmamalı”

Özyiğit, “Hükümetteyken biz şöyle bir görüşme oldu aramızda. Ben bir toplantıda dedim ki arkadaşlar, içinizde en rahat benim. Ben aday değilim. Yani üçünüzün adı da geçer aday olabilirsiniz diye. Bakın dedim 2000 yılında Serdar beyin babası cumhurbaşkanıydı ve gene adaydı. Hükümet UBP-TKP hükümetiydi. UBP’nin başkanı başbakan Derviş Eroğlu, TKP’nin başkanı Başbakan Yardımcısı Sayın Akıncı’ydı. İkisi de Sayın Denktaş ile birlikte cumhurbaşkanı adayı oldular ve hükümet yıkılmadı. Cumhurbaşkanlığı seçimleri nedeniyle hükümet yıkılmadı. O yüzden cumhurbaşkanı adayı olabilirsiniz, yarışabilirsiniz de ona göre bu hükümetin yıkılmasına gerekçe olmamalıdır dedim. Hatta Serdar Bey çıktı ‘el sıkıştık’ diye bir şey söyledi daha ileri bir boyuta taşıdı benim söylediklerimi. Kudret Hoca tam el sıkışmadık gibi bir dipnot düştü. Dolayısıyla gördük ki Kudret Özersay’ın cumhurbaşkanı olma istenci de etkenlerden biridir. Bana göre esas mesele Kudret Özersay’ın ya da bir başkasının cumhurbaşkanı olmasından daha çok sanki son gelişmeleri gördüğümüzde, Sayın Akıncı’nın oradan götürülmesine yönelik bir hamledir gibi” şeklinde konuştu.

“Akıncı tekrardan aday olmalıdır”

Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleriyle ilgili de konuşan Özyiğit, “Elbette günü geldiğinde kesin ve nihai kararı parti yetkili organları verecek. Ama bizim partinin genel duruşu Sayın Akıncı’nın tabii kendi takdirleridir, yeri ve zamanı geldiğinde aday olmasıdır” şeklinde konuştu. Mustafa Akıncı’nın aday olması durumunda ona destek vereceklerini söyleyen Özyiğit, “Akıncı göreve gelene kadar bize göre bazı şeyler hep eksikti” dedi. Cumhurbaşkanı Akıncı’nın alıp götürdüğü, ciddi çabalar ortaya koyduğu yapının devam ettirilerek sonuca ulaştırılmasını beklediklerini ifade eden Özyiğit, bu nedenle Akıncı’nın en azından bir dönem daha göreve devam etmesi ve başladığı, ciddi bir ivme kazanan Kran Montana’da son anda direkten dönen topu gol atmak hedefinde ilerleyeceklerini belirtti.

“İnisiyatif alarak adım atacak en doğru kişi Akıncı’dır”

Özyiğit, “Dolayısıyla Akıncı’ya bir dönem daha bu toplumun ciddi şekilde ihtiyacı vardır diye düşünürüm. Hele şimdilerde bu gerilim ortamında da irade ortaya koyabilecek, nitekim öyle bir çaba ortaya koydu, Rum tarafı reddetti ama bu aslında görüşmelerin yerini tutacak bir olay değildi. İşte bir ortak komite kurulması hidrokarbon ile başlayacak olan yeniden müzakere ve görüşme zemininin onunla başlayıp müzakerelerin ucu açık olmayacak şekilde sonuç odaklı olacak şekilde başlayıp kısa sürede sonuçlanmasıydı bizim beklentimiz. Sayın Akıncı da inanıyorum ki bu yolda inisiyatif alarak adım atabilecek en doğru kişidir. Bu nedenle biz sayın Akıncı’nın aday olması ve bir dönem daha bu görevi üstlenmesini istiyoruz. Akıncı aday olmam derse ki bizim beklentimiz ve isteğimiz aday olması yönündedir, olmazsa parti yetkili organları değerlendirme yapacak” dedi.

Voice Of The Island – 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı