FeaturedVOİ Özel Haber

“Kıbrıs sorununun mezar taşı olur”

Hatice Kerlo

Mağusa (Rum) Belediye Başkanı Simos Ioannou, Kıbrıs sorununun kararlaştırılmış bir çözümünden önce Kıbrıslı Rumların bir kısmının Kıbrıs Türk yönetimi altında Kapalı Maraş’a geri dönmesinin büyük bir tehlike barındırdığını söyleyerek, “Bu durum, Kıbrıs sorununun mezar taşı olur” dedi.

Kapalı Maraş’ın, BM yönetiminde Kıbrıslı Rumlara verilmesi gerektiğini belirten Ioannou, ancak bu bölgeyi de Kıbrıslı Rumların istemeleri halinde geri dönebileceklerini savunarak, “Türk işgali altına almak istiyorlar. Bu eylem aslında bir bölünmedir. Sadece bazı Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk yönetimi altında yaşamasına izin verirler. Kıbrıs Türk yönetimi altında yaşamanın bir sorunu yoktur. Ancak bu, her zaman üzerinde uzlaşılmış bir çözüm temelinde olabilir” dedi.

Ioannou, kapalı Maraş şehrinin açılması için yapılan girişimler ve Kıbrıs sorununun kararlaştırılmış bir çözümünden önce Kıbrıslı Rumların bir kısmının Kıbrıs Türk yönetimi altında geri dönmesi konusuyla ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“ÇÖZÜMÜ BALTALAYAN, BÖLÜNMEYE YOL AÇAN EYLEMLER”

SORU: Sayın Ioannou, Maraş’taki son gelişmeleri ve kapalı şehrin açılışı için yapılan basın açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

IOANNOU: Türk tarafının Maraş ile ilgili girişimleri, Kıbrıs sorununun çözümünü baltalayan eylemlerdir. Hepimiz, Kıbrıs sorununa gerçekten bir çözüm istiyorsak, bu iki bölgeli, iki toplumlu federasyon, Güvenlik Konseyi ve Birleşmiş Milletler’in uluslararası kararları temelinde yapılmalıdır.

Maraş hakkında yapılan eylemler, karşıt pozisyonda olup bölünmeye neden oluyor. Uluslararası kararlara göre yerleşim dışı kalan bu kısım, BM yönetimindeki Kıbrıslı Rumlara verilmeli.

Ancak bu bölgeyi de Kıbrıslı Rumların istemeleri halinde geri dönebileceklerini avunarak, Türk işgali altına almak istiyorlar. Bu eylem aslında bir bölünmedir. Sadece bazı Kıbrıslı Rumların Kıbrıs Türk yönetimi altında yaşamasına izin verirler.

Kıbrıs Türk yönetimi altında yaşamanın bir sorunu yoktur. Ancak bu, her zaman üzerinde uzlaşılmış bir çözüm temelinde olabilir. Dolayısıyla doğru çözüm, Kıbrıslı Rum veya Kıbrıslı Türklerin bir yüzdesinin ya Kıbrıs Türk yönetimi altında ya da Kıbrıs Rum yönetimi altında yaşayacağı iki kurucu devlette bulunursa, evet. Fakat 46 yıldır yerleşim olmadığı için bundan yararlanacağınızı söyleyemezsiniz. Neden BM’nin bunu yönetmesine ve bazı anlaşmalara dayalı olarak yaşamak isteyenlere izin vermiyorsunuz? Asker bulunmaması gibi bazı çalışma koşulları olmalıdır. Ne de olsa, bazı liderlerin yaptığı açıklamalar, örneğin, Sergei Lavrov’un son pozisyonları açık. Türkiye gibi bir ülke, Güvenlik Konseyi kararlarını ihlal edemez.

SORU: Bir bölünmeye atıfta bulunuyorsunuz. Peki, Kıbrıs sorununun çözümü olmazsa ve Maraş’ın açılmasının devamı yönünde ilerleme yaşanırsa, bu durum Kıbrıslı Rumlar arasında bir bölünmeye yol açacak mı?

 IOANNOU: Mağusa, sadece kapalı olan Maraş şehrinden ibaret olmadığı için bir sorun çıkacaktır. Şimdiye kadar yapılan tüm anlaşmalar, tüm kararlar, hatta Annan Planı bile, Mağusa’nın büyük bir bölümünde Kıbrıs Rum idaresinde geri dönüşü içeriyordu. Yani bu, insanların ihanete uğradığı anlamına geliyor.

Kapalı şehirdeki nüfus 12 bin, işgalden önce Mağusa’nın nüfusu 43 bin idi. Çözüm olması halinde, geri dönüş Kıbrıs Rum idaresi altında, bölünmüşlük durumunda ise Kıbrıs Türk idaresi altında olacak. Yani bugün orada ikamet edeceklerin seçim yapmaları gerekecek; iki uyruklu olamazlar. Bölünme, iki ayrı devlet anlamına gelir ve bu nedenle bunlardan bir tanesi tanınmayandır. Tanınmayan bir devletin vatandaşıysanız, nasıl Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşı olabilirsiniz? Birini geri dönmemeye zorlayamazsınız. Ancak herkes kendi eylemlerinden sorumludur.

SORU: Bugün, Kıbrıs sorununun çözümünden önce Maraş açılırsa, kendinizi nasıl konumlandıracaksınız?

IOANNOU: Mağusa Belediyesi olarak biz bu yerleşimden yana değiliz.

SORU: Ne ile hemfikir olursunuz?

IOANNOU: Biz bir çözümden, barışçıl bir çözümden yanayız. Crans Montana’da kaldığımız yerden müzakerelerin başlamasından yanayız. Kıbrıs Türk toplumunda iki toplumlu, iki bölgeli çözümüne inanan bir liderlik olmasını umuyoruz.

SORU: Buna bir örnek verebilir misiniz?

IOANNOU: Bunu zaten herkes biliyor. Ya Akıncı, ya da Erhürman, başka seçim şansı yok. Biz müdahale etmek istemiyoruz. Kıbrıslı Türklerin istedikleri kişiye oy vermeleri en doğal haklarıdır.

“BİR YANDAN MÜZAKERE İÇİN MASAYA OTURUP DİĞER YANDAN MARAŞ’IN KOLONİLEŞTİRİLMESİNİ İSTEMEK OLMAZ”

SORU: Başka bir pencere görmüyor musunuz, yani başka birinin seçilmesi durumunda “sorunlara çözüm bulmak için masaya oturacağız” diyor musunuz?

IOANNOU: Eğer onlar isterlerse elbette biz hazırız. Anlaşmazlıkları çözmenin tek yolu müzakerelerdir ama baskı ağırlığı altındaki konuşmalar değil. Yani görüşmek için oturup, diğer yandan Maraş’ın kolonileştirilmesini istemek şeklinde değil.

SORU: Önce Maraş’ı açıp, sonra müzakere masasına otursalar işler daha mı zor olacak?

IOANNOU: Bu, Kıbrıs sorununun mezar taşı olacak. Görüşmelerden hemen önce Maraş olayı biterse o zaman ortada bir konu kalmayacak.

SORU: Son dönemlerde Maraş’taki bazı mülklerin yurtdışındaki büyük şirketlere veya Kıbrıs dışındaki diğer vatandaşlara ait olduğunu söyleniyor. Bu durumda ne olacak, koşullar değişir mi?

IOANNOU: 1974’ten önceki mülklerde, İngiliz hissedarlar veya diğer hissedarlar da olabilir. Bu şekilde olanlar asgari düzeyde. Mülklerin çoğunluğu Kıbrıslı Rumlara ait. Ancak bir alan işgal edildiği andan itibaren kime ait olursa olsun, meşrulaştırılmaz. Bu bölgeyi yaşanabilir hale getirmek için milyarlar gerekir; su temini, yollar, elektrik yapılması gereken birçok şeydir ve bu kolay değildir. Elimizdeki bilgi, kıyıdan yararlanmaktan başka hiçbir şeyle ilgilenmedikleri yönünde.

SORU: Özersay, Tatar ve Türkiye tarafından yapılan açıklamalardan bu yana Taşınmaz Mal Komisyonu’na yaklaşık olarak 1,200 başvuru yapılmıştır. Bunu nasıl değerlendirirsiniz?

IOANNOU: Taşınmaz Mal Komisyonu, Türkiye’ye ait bir komitedir. Bu, AİHM tarafından önce mülkünüzü alan kişiye itiraz etmelerini istediği için yapılmıştır ve bunun nedeni Türkiye’nin bir devlet ve işgalci güç olarak tanınmasıdır. Çare bulamazsanız, AİHM’ye gelin deniyor. Bunun için 3 yol gösteriliyor. Tazminat, takas ve kullanım kaybı için tazminat. Komisyonun şu ana kadar verdiği tek şey, mülkün gerçek değerinin 1 / 6’sı tazminattır. Mali durumu çok zor olan bazıları bunu kabul etmiş olabilir. Karardan memnun kalmazsanız, Yüksek Mahkemeye ve ardından AİHM’ye itiraz edeceksiniz. Bu süreç, toplamda 9 yıl sürer. Dolayısıyla onları kaybetmek yerine, Kıbrıs Türk yönetimine girmeniz gerektiğini söyleyenler var. Ama sen Kıbrıs Türk idaresine girdiğin zaman ve EVKAF gelip sana 2 yıldır yaşadığın yer benim derse, o zaman nereye gideceksin? Gazimağusa Bölge Mahkemesine gideceksiniz. Orada kim desteklenecek? EVKAF. Sonra her şeyi kaybedeceksin. İşler o kadar kolay değil. Tek çözüm müzakerelere başlamaktır.

SORU: Peki, bunun yakında olacağını görüyor musunuz?

IOANNOU: Bu çevreye, hidrokarbonlara ve deniz bölgeleri gibi Doğu Akdeniz’de olanların denklemine bağlıdır. Bu durum hafifletilirse iki toplum arasında başka seçenek kalmaz.

SORU: Son olarak, Maraş halkına ne önerirsiniz?

IOANNOU: Beklemelerini, şirketlerini güncellemelerini ve sabırlı olmalarını. Kıbrıs hükümetinden de bu insanlara yardım etmesini istiyorum. Biz, özgür bir Kıbrıs’ta, Kıbrıslı Türklerle barış içinde birarada yaşamaya hazırız.

Voice of the Island-2020

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı