FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Kapılarımız tüm klasik severlere açık’

Tünay MERTEKCİ

Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’nin genç ve başarılı başkanı Burçin Aliusta gazetemizin sorularını yanıtladı ve bugüne kadar yaptıklarıyla ileriye yönelik hedeflerini anlattı. Bugüne kadar birçok başarılı etkinliğe imza atan dernek, bunun yanında sosyal sorumluluk projeleri de gerçekleştirdi. Devlet hastanesinde bir çocuk odasını sil baştan onaran dernek, 2018 yılında ‘altın’ yılını yaşadı. Başkan Burçin Aliusta, ülkemizde klasik otomobile olan ilginin üst düzey olduğuna dikkat çekti ve derneğe katılan genç sayısında büyük bir artış olduğunun altını çizdi. Dernek olarak kapılarının tüm klasik severlere açık olduğuna dikkat çeken Aliusta, ilgi duyan kişilerin kendilerine kolaylıkla ulaşabileceğini ekledi.

Aliusta: Klasiklere merakım her zaman vardı

Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği Başkanı Burçin Aliusta klasiklere merakının her zaman olduğunu söyledi. Özellikle gençlik döneminde otomobillere bayağı merakının olduğunu ifade eden Aliusta, çocukluğunda otomobillere merakının olduğunu ama klasik otomobillerin de ilgisini çektiğini belirtti. Eğitim dönemleri ve iş dönemleri derken yoğun bir şekilde çalıştıklarını söyleyen Aliusta, yıllarca hep bakarak yetindiğini ifade etti. Sonrasında eşiyle birlikte kendilerini vakit ayırmaya karar verdiklerini dile getiren Aliusta, arkadaş ortamlarından dolayı bu spora girdiklerini söyledi. Klasik arabaların ilgisini her zaman çektiğini belirten Aliusta, 2009 yılında karar vererek ilk klasik arabalarını yurt dışından ithal etmeye karar verdiklerini söyledi. İlk arabasının 1965 model bir araç olduğunu ifade eden Aliusta, internet üzerinden bulup bir şekilde ithal ettiğini kaydetti.

“İlk başlarda derneğe katılma düşüncem yoktu”

2009 yılında arabasını aldığında derneğe katılma düşüncesinin olmadığını vurgulayan Aliusta, “Sadece aklımda hafta sonu arabamı sürebileceğim, boş zamanlarımda ilgilenebileceğim, temizleyebileceğim gibi şeyler vardı” dedi. Dernek, kulüp gibi bir ilgisinin olmadığını kaydeden Aliusta, sadece bazen toplu olarak geçen klasikleri gördüğünü söyledi. Fakat bu klasikçilerin neler yaptığı hakkında bir bilgisinin olmadığını dile getiren Aliusta, “2009’da aracımı getirdiğimde, klasik otomobillere ithal iznini klasik otomobil derneği verir. Yani birinci basamak dernektir. Dolayısıyla ilk bağlantım öyle oldu. İzinlerimi alabilmek için derneğe müracaatta bulundum. Arabamı getirdim Aralık’ta. 2010 Mart’ta arkadaşlarımın da tavsiyesiyle, onların teşvikiyle bir klasik otomobil gezisine katılarak başladım” dedi. 2010 yılının dernekle ve klasik otomobil faaliyetleriyle tanışma yılının olduğunu belirten Aliusta, hemen ısınıp diğer üyelerle kaynaştığını söyledi. Aliusta bunun devamında üye olarak aktif olmaya başladığını kaydetti.

“Her işin en güzelini, en iyisini yapmaya çalışırım”

Sadece klasik otomobilde değil her işin en iyisini ve en güzelini araştırarak yapmaya çalıştığını ifade eden Aliusta, bunun hem iyi hem de kötü olduğunu söyledi. Hiçbir şeyi yarım yapmak gibi bir huyunun olmadığından dolayı camiaya hızlı bir giriş yaptığını kaydeden Aliusta, Klasik otomobil rallilerine katılmaya başladığını belirtti. Kısa bir süre içerisinde de kürsülerde yer almaya başladığını ifade eden Aliusta, maddi olarak çok küçük görünen kupaların bu gibi faaliyetlerde çok cezbedici bir durum olduğunu söyledi. “Ben ilk kuplarımı aldığımda yatağımın yanında, başucumda tutardım. Onun değerini bildiğim için şu anda da dernekteki yapılaşmayı da onun üzerine yoğunlaştırırım. Çünkü ilk katılanlar için bu küçük kupaların getirisinin çok fazla olacağını bilirim. Dernek olarak buna çok önem veririz” diyen Aliusta, söz konusu kupaların kendisini çok cezp ettiğini ve yarışçı olarak devam ettiğini söyledi.

‘Her şeye Rağmen’ kupası ardına gelen 2 Kıbrıs şampiyonluğu, birçok başarı

2011 yılında yarışlara eşi Derya Aliusta ile devam eden Burçin Aliusta, hızla başarılar elde etmeye de başladı. Aynı yıl Golden Tulip rallisinde bir şansızlık yaşan Aliusta ekibi, yarışa birkaç metre kala arabalarının arızalanması sonucu finişe geç gelebildiler. O yarışın genel klasmanında ikinci gelen ekip, kurallar gereği geç geldikleri için diskalifiye edildiler. Ödül töreni ise ertesi gündü. Yarış günü Burçin Aliusta yarışmaları ve derneği bırakma kararı aldı. Ertesi gün iş yerine gelen Salih Çeliker, bu gibi durumlarda ‘Her şeye Rağmen’ adı altında bir kupa verildiğini belirtti ve bu kupayı hak ettiklerini söyleyerek dernekte ilk kez sizlere verileceğini, ödül törenine katılmalarını rica etti. İşte o andan sonra derneğe daha da bağlanarak bugün başkanlık makamına varan yolculuğu da başlamış oldu.

“Dernekteki toplantılar herkese açık”

2013 ve 2015 yıllarında Kıbrıs şampiyonu olduğunu belirten Aliusta, 2012 ve 2014’te de Kıbrıs ikincisi olduğunu söyledi. Bu arada da Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’ne adım atmaya başladığını ifade eden Aliusta, “Babam klasik motosiklet restorasyonu ile uğraşır hobi olarak. Emekli olduktan sonra kendine uğraş olarak bir balıkçılık ve bir de kendisinin gençliğinden kalma motosikleti vardı onu restore etti. Restore edince ikinciyi yaptı, üçüncüyü yaptı. Bunları yaparken klasik motor atölyesi kurdu iş yerimizin yan tarafında. Oraya da gelen Niyazi abi var. Niyazi Harmandağlı. Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’nin kurucu başkanlarındandır. Babama gelirdi akşamüstü. Sanırım 2011 yılıydı. Bir akşamüstü geldiğinde bana ‘bu akşam bizim derneğin toplantısı var gel’ dedi. Dernekteki toplantılar da mangallı, herkese açık, eğlenceli, bol klasik sohbetli olurdu. Oraya gittim. Ertesi hafta tekrar çağırdılar ve gittim. Onun devamında faaliyetlerden falan konuşulurken fikirlerimi söyledim. Küçük küçük görevler verilmeye başlandı bana yönetim kurulu dışından. Bu görevler de hoşuma gitmeye başladı. Hem yarışırdım hem de organizasyonlarda görevler alırdım” diye konuştu.

Emanet otomobille gelen büyük ödül

Aliusta, “2012 yılında Kombos Otomotivin talebi doğrultusunda 40 araçla sınırlı olmak koşulu ile sadece Mercedes Benz klasik araçların katılımıyla bir klasik otomobil yarışı organize edilecekti” dedi. Bu yarışa katılmayı çok isteyen Aliusta, Mercedes Aracı olmamasından dolayı kaydını yaptıramıyordu. Bu talebini Kombos Otomotiv direktörü Serhan Kombos’a ileten Aliusta, kendilerine ait olan klasik Mercedeslerden birini seve seve yarışa verebileceklerinin cevabını aldı. Emanet olarak aldıkları Mercedesi iki gün kullanarak arabaya alıştılar. Yarış günü bu araçla start alarak yarışı tamamladılar. Neticeler çıkmış sonuçlar açıklanmıştı. Yarışın Genel klasman birinciliğini kazanmışlardı. Ödül töreni başlamış ve kürsünün en tepesine Aliusta ailesi çıkarak en büyük kupayı Serhan Kombos’un elinden aldılar. Esas sürpriz o anda olmuştu. Yarış öncesi kesinlikle sır gibi saklanan ve açıklanmayan bir hediye vardı. Kombos Ailesi kendi aralarında yarış öncesi bir karar vermiş ve yarışın birincisine 1978 model Mercedes Benz araç hediye edecekti. Öyle de oldu. Bu ödül sadece ülkemizde değil birçok motor sporları yarışında verilmiş belki de en büyük ödül olmuştu. O yıl üst üste dokuz yarışta genel klasman birinciliği elde etmeyi başaran Aliusta ailesi büyük bir başarı da elde etmiş oldu.

“Hiçbir faaliyeti kaçırmazdım”

2013’te genel kurul gerçekleştirildiğini söyleyen Aliusta, “Dernek yönetim kurulunda da şöyle bir kıstas vardı; tabi saygı duymak lazım böyle bir şeye. Demişlerdi ki dernek yönetim kurulunda olanlar başka bir yerde başka bir faaliyete gidip katılmasın. Bu hoş görülmezdi. Ben de her iki tarafa da giderdim. Yani o dönemde iki tane kuruluş vardı. Ben her ikisine de katılırdım. Her ikisine de katılan ilk yarışmacı ve ilk üye bendim. Her ikisine de üyeydim. Orada öyle bir kanı vardı. Nasıl oluştu pek emin değilim. Kulüp üyesi, kulüp faaliyetlerine katılırdı. Dernek üyesi de dernek faaliyetlerine katılırdı. Benim her ikisinde de abilerim, arkadaşlarım vardı. İki kez birinin sabah faaliyeti vardı diğerinin akşam. Her ikisine de gittim. Bu şekilde aktiftim. Hiçbir faaliyeti kaçırmamaya da özen gösterirdim. Başarı da elde ederdik. Bana 2013’te dernek genel sekreterliği teklif edildi ama böyle bir kriterleri olduğundan dolayı ben onları nazikçe reddettim. Ben klasik severim dedim. Dernek ya da kulüp sever değilim. Her ikisinde de arkadaşlarım vardır. Yerime başka alternatif kişileri sundum. Onlar da o şekilde devam ettiler ama yönetim kurulu toplantılarına giderdim yine de. Çok kısa bir müddet sonra kendimi derneğin genel sekreteri pozisyonunda ama dışarıdan biri olarak buldum” dedi. Bu şekilde 2 yıl devam ettiğini söyleyen Aliusta, bir sonraki yönetim kurulunda ise dernek genel sekreterliğine geldiğini belirtti. Söz konusu kriterin de o dönem kaldırıldığını kaydeden Aliusta, bunun üzerine kendisinin de seve seve kabul ettiğini vurguladı.

“Başkalarının mutlu olduğunu görmek daha çok hoşuma gitti”

2015 yılında dernek genel sekreterliğine başladığını ifade eden Aliusta, “Arabanın içerisinde yaptığın başarı ya da başarısızlık seni bağlar. Başarırsan sen sevinirsin. Ama dernek organizasyonlarında görev alıp yaptığın görevin yerine geldiğini görmek ve başkalarının da mutlu olduğunu görmek, o çok daha hoşuma gitti” dedi. 2015’te yarışmacı olarak son sezonunun olacağı kararını verdiğini ifade eden Aliusta, “2015 Ekim’de son yarışımı yaparak yarışçılık üniformamı çıkarttım ve dernek organizasyonlarına daha fazla destek olabilmek için dernek yönetimine devam ettim. O dönem de genel kurulumuz vardı. Dernek asbaşkanlığını geldim” dedi.

“2018 derneğimizin altın yılıydı”

2018 Şubat’ta da dernek başkanlığına geldiğini ifade eden Aliusta, “Derneğimiz içerisinde şöyle bir durum söz konusudur; asbaşkan arzu ederse diğer dönemde başkan adayı olurdu. O yüzden 2018 Şubat’ta adaylığımı koydum. Kendi bildiğim, inandığım ekibimi kendim kurdum. Çok şey gözlemledim, çok şey yaşadım bu derneğin içerisinde. Çok şeylere şahit oldum. Kendi bildiklerim vardı. Yapamadıklarım vardı. Çok iyi çalıştım dersime. 2018’te büyük hedeflerle yola çıktım” şeklinde konuştu. Klasik otomobil faaliyeti gibi şeylerin ciddi zaman ve fedakarlık isteyen şeyler olduğuna dikkat çeken Aliusta, başkanlığa geldiği zaman hızlı bir giriş yaptıklarını söyledi. Aliusta, “Bu dernekte artık bir değişim olması gerektiğini düşündüm. Değişim gerek kulüplerde gerekse derneklerde belirli zamanlarda olması gereken şeylerdir. Aksi takdirde dernek ya da kulüpler aynı yerde sayar. Değişim süreci herkesin olumlu karşılayacağı bir durum değildir. Ama o değişimin olumlu olduğunu gösterebilmek için yani inandığımız şeyin doğru olduğunu göstermek için de çok çabalamamız lazımdır. Çok tabuları yıktık ve 2018’e çok hızlı başladık. Bana göre 2018 derneğin altın yılıydı” diye konuştu.

“Klasik otomobil sahibiyle bağı olan bir objedir”

Klasik otomobil faaliyetlerinin kış aylarında yapılmadığını dile getiren Aliusta, “Klasik otomobil sahibiyle özdeşleşen, onunla bağı olan bir objedir. Araba gözüyle bakılmaz klasik otomobile. Herkes klasik otomobiline çocuğu gibi, işi gibi bakar, ona isim verir. Normal arabanızı dışarıya atarsınız, klasik otomobilinizi garaja koyarsınız. Tek bir damla yağmur suyunun değmemesine özen gösterirsiniz” dedi. Klasik otomobilin sahibi için çok önemli olduğuna dikkat çeken Aliusta, bu yüzden kışta etkinlik yapmadıklarını kaydetti. Bunun dışında yaklaşık 8 aylık dönemlerinin olduğunu dile getiren Aliusta, bu aylardaki programlamalarında da 11 faaliyet olduğunu kaydetti. Söz konusu durumun 3 haftada 1 faaliyet anlamına geldiğini söyleyen Aliusta, “Biz de çitayı yükselttik. Beklentilerin üzerinde faaliyetler yapmayı da alıştırdık. Bizim esas ana gayemiz Kıbrıs Türk klasiğinin sesi olmaktır. Ciddi bir de tutkunu vardır. Şu an bireysel üyelik bine yaklaştı. Klasik otomobil kaydımız da 2 bin 500’e yaklaştı. Sadece dernekte” dedi.

“Ülkemizde klasik otomobile ilgi üst düzeyde”

Ülkemizde klasik otomobile olan ilginin şu anda çok üst düzeyde olduğunu dile getiren Aliusta, sadece ülkemizde değil son yıllarda dünyada da çok ilgi çeken bir faaliyet kolu olduğunu belirtti. “Örneğin Türkiye’deki televizyon dizileri, filmleri hep dönem dizileridir. 70’lerin 60’ların dizileridir. Ve klasik otomobil kullanılır. Klasik otomobil her zaman ilgi çeker. Bugün Dereboyu’ndan en pahalı arabayla geç bakmazlar ama klasik otomobille geçince herkes size bakar. Bu da sahibini ve sürücüsünü gururlandırır” diye konuşan Aliusta, herkesin otomobille bir hikayesinin olduğunu söyledi. Restorasyon yaparken klasik otomobilin, sahibine çok çektirdiğini söyleyen Aliusta, klasik otomobilin bir hayal ürünü olduğunu söyledi ve bunun sonucunda da sahibiyle otomobil arasında bir bağ oluştuğunu vurguladı. Bu bağın dernek için çok önemli olduğunu kaydeden Aliusta, “Otomobil Kıbrıs Türk tarihinde de önemli bir yere sahiptir. Çünkü Kıbrıs’taki otomobilin bir yaşanmışlık hikayesi vardır. Örneğin savaş görmüştür. Bir savaş hikayesidir. Aile geçindirmiştir, çocuğu büyütmüştür. Bu hikayeler derneğimizde çok önemlidir” dedi. Sportif faaliyetin dışında bir kültür turizmi de yaptıklarına dikkat çeken Aliusta, klasik otomobilin bütün ülkelerde önemli bir obje olduğunu kaydetti.

“Turistler müze görmek ister”

Turistlerin gittiği ülkede müze görmek istediğini vurgulayan Aliusta, en önemli müzelerin başında da klasik otomobil müzesinin geldiğini ifade etti. Bizim ülkemizde ne yazık ki klasik otomobil müzesinin bulunmadığını dile getiren Aliusta, bir tane olduğunu onun da özel olduğunu kaydetti. 2014 yılından beridir bunun mücadelesini verdiklerini ifade eden Aliusta, ısrarcı bir şekilde de müze olayının üstüne gittiklerini belirtti. Bununla ilgili de çok girişim yapıldığını söyleyen Aliusta, girişimlerinin devam ettiğini aktardı. Uzun vadedeki hedeflerinin arasında bu ülkeye bir müze kazandırmak olduğunu belirten Aliusta, “Kısa ve orta vadedeki projelerimiz Kıbrıs Türk Klasik Otomobilcilerin, Klasik severlerin gerek yasal gerekse hukuksal sorunlarını gerekli platformlarda da düzeltmek ki bununla ilgili de çok olumlu ilerliyoruz. Yaptığımız faaliyetler çok ciddi ses getiriyor. Rallilerimize faaliyetlerimize katılım oranı çok yükseldi. 100’ün üzerinde klasik araç katılımı geliyor etkinliklerimize. Hiçbir motor sporu faaliyetinde bugün 100 -120 arabalı katılım yoktur. Bizim yaptığımız faaliyetlerde üyelerimiz klasik severler bize destek çıkar. Güvenirler, inanırlar ve faaliyetlerimizde yer alırlar. Yılda biz 11 tane faaliyet yaparız. Bu faaliyetleri de 3’e böleriz. Bahar faaliyetleri yaz faaliyetleri ve sonbahar faaliyetleri diye isimlendiririz. Bu yılın 8’inci faaliyetini 1 Eylül’de gerçekleştirdik” dedi.

“ ‘Tomofil’ Dergisi derneğimizin vizyonudur”

Dernek olarak dergi de çıkarttıklarını kaydeden Aliusta, 2016 yılında ‘Tomofil’ ismiyle ilk dergilerini çıkarttıklarını belirtti. Derneklerine ve Kıbrıs Türk Klasiğine ait ilk ve tek dergi olmasını düşünerek bir dergi çıkarttıklarını söyleyen Aliusta, bu dergilerin herhangi bir ücretle satılmadığını ifade etti. Şu ana kadar 4 sayı çıkardıklarını belirten Aliusta, “Dergilerimiz bizim vizyonumuzdur, vitrinimizdir. En çok kanayan yaralarımızdan bir tanesi maalesef sponsorluk konusudur. Maalesef dilenci gibi hareket ediyoruz bu konuda. Ama çok da zorlanmıyoruz. Çünkü yaptığımız faaliyetlerde geri dönüşüme önem veriyoruz. ‘Tomofil’ Dergisi bizim için bu sayıda özellikle bambaşka bir hal almıştır. Biz diğer sayılarımızı çıkartırken faaliyetlerimizi yansıtmak için, sponsorla oturduğumuzda, ziyaretler gerçekleştirdiğimizde kim olduğumuzu söyleyebilmek için çıkartıyorduk. Ama bu sayıdan itibaren biz dedik ki ‘Tomofil’ artık bir marka oldu. Dedik ki bu dergiyle ve 2018’deki bu hızlı girişimimizle dernek güzel bir gelir elde etti” dedi.

“Devlet hastanesinde bir odayı sil baştan onardık”

“Arkadaşlara dedim ki biz kar güden bir kuruluş değiliz. Bir ticarethane de değiliz. Biz sosyal sorumluluk yapacak olan bir sivil toplum örgütüyüz. Her şeyi sponsordan ya da devletimizden beklemek olmaz dedik ve bu ‘Tomofil’ Dergisinin dördüncü sayısında ciddi sayıda reklam aldık. Hem de 2018’de bize destek olan sponsorlarımızın reklamlarını da koyduk. Bu reklam gelirleriyle Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi’nde bir odayı sil baştan onardık. Reklam gelirleriyle Kulak Burun Boğaz servisindeki tek çocuk odasını sil baştan onardık” diyen Aliusta, en güzel çalışmalarından bir tanesinin bu olduğunu kaydetti. “O odayı yapmak demek biz geçen sene doğru şeyler yaptık demektir. O odayı yapanlar yönetim kurulu değildir. O odayı yapanlar geçen yıl faaliyetlerimize katılan insanlardır. Katkı sağlayan sponsorlarımızdır. Hepsinin logoları da oradaki kapının üzerinde asılıdır” diyen Aliusta, geçen yıl 11 faaliyette 745 araca ev sahipliği yaptıklarını söyledi. Bunun hiç azımsanacak bir rakam olmadığını kaydeden Aliusta, bu seneki hedeflerinin bin araç olduğunu söyledi.

“Derneğe katılan genç sayısında artış var”

Klasik otomobile bir zamanlar zengin ya da yaşlı hobisi diye bakıldığını kaydeden Aliusta, bu tabunun da artık yıkıldığını kaydetti. Aliusta, “Şu anda derneğimize katılan gençlerimizin sayısı çok fazladır. Gençlerimizin sosyalleşmesi ve kötü alışkanlıklardan uzak durması önemlidir. Gençlerin klasik otomobil alıp restore edip ona bağlanması önemlidir. Kazanımlarını kötü şeylerle değil bu gibi kalıcı şeylere yatırmaları, annelerinin, babalarının dedelerinin araçlarına sahip çıkması bizi çok sevindirir. Biz bunlara sadece vesileyiz. Biz çeşitli faaliyetler yaparız. Gerek sportif gerek kültürel faaliyetler yaparız. Bu işe gönül versinler. Başlangıç olarak restorasyonu zor yapılacak arabayla değil kolay yapılacak arabayla başlamalarını tavsiye ederim. Parçası kolay bulunabilen, servisi kolay yapılabilen arabalarla başlamalarını tavsiye ederim. Klasik otomobile ilgi duyan, araç almak isteyen kişiler derneğimize ulaşabilirler. Derneğimiz aynı zamanda ithal edilecek arabalara izin veren kurumdur. Bize müracaat etsinler. Yurtdışından araba alacaklarsa bize ulaşsınlar çünkü çeşitli oranlarda gümrükleri vardır. Klasik otomobil bir yatırım aracıdır. Yeni sıfır otomobil gibi değil. Aldığınız fiyattan daha düşük satarsınız her zaman sıfır aracı. Ama klasik otomobil hızla değer eden bir nesne durumundadır. Bazı iş adamlarımız, bazı büyük kuruluşlar klasik otomobile yatırım yapmaya başladı” dedi.

“Kapılarımız tüm klasik severlere açıktır”

Resmi web sitelerinden insanların kendileri hakkında bilgi sahibi olabileceğini dile getiren Aliusta, Facebook ve İnstagram sayfalarından da kendilerine ulaşılabileceğini belirtti. “Gerek yönetim kurulundaki arkadaşlara gerek bizlere rahat rahat ulaşabilirler. Faaliyetlerimize katılmak isteyen gelebilir. Hiçbir baskımız yoktur. Dernek üyeleri katılır diye bir şartımız yoktur. Kapımız tüm klasik severlere açıktır” şeklinde konuşan Aliusta, klasik otomobili olmayan biri varsa etkinliklerinde mümkün mertebe tedarik etmeye çalıştıklarının da altını çizdi. Aliusta, “Başlangıçlar bizim için önemlidir. Hedef noktamız çocuklar ve gençlerdir. Bizim faaliyetlerimizde elektronik eşya kullanmak yasaktır. Çocuklar gençler telefon ve tabletlerden uzaklaşır. Çocuklar koşa koşa gelir faaliyetlerimize. Bana göre en büyük başları budur. Küçük kupalar madalyalar veririz çocuklara. O çocukların gözlerinde ışıltıları görmeniz lazım” diye ekledi.

Voice Of The Island – 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı