FeaturedKültür&Sanat

Kalbin Cennet ve Cehennemi kitabının yazarı Mehmet Gündoğan ile kitap, Tango ve Tasavvuf üzerine bir söyleşi

‘Belki içim saklamayı sever ama yazı onu dışarıya çıkarmayı biliyor.’ 

Mehmet Gündoğan 8 Ocak 1983 Lefkoşa doğumlu Doğu Akdeniz Üniversitesinde Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi okudu.4 Yıl boyunca Diyalog Gazetesi’nde köşe yazarlığı yaptı. Romanını oluşturan hikayeleri bu gazetede yayınladı. Kitapta bulunan ana karakterlerden Beren ve Peren yazarın kızkardeşinin ikizlerinden esinlenildi. Yazar şu anda Aşk Tango ve Felsefe kitabında Tango Felsefesi ve Tasavvuf felsefesini birleştirmeye hazırlanıyor.

Kitabın kısa süre önce elime geçti bu süre içerisinde genel olarak inceleme fırsatı buldum. Kitapta senin o Divan Edebiyatı kültürünü hissettim ve şiirsel bir üslupta yazılmış edebi yönü güçlü bir kitap.

Kalbin Cennet ve Cehennemi felsefi düşüncenin olduğu bir hikaye örgüsüdür. Kelime bazında tasavvufi literatür barındırır. Temelde şiirden geldiğimden   romanımda   imgeler üzerinden  şiirsel bir dil vardır. Kitapta hiç bir boş cümle kalsın istemedim. Öyle  bir şiir yazlmalıyım  ki ne o kelimeyi atacaksın ne de ekleyeceksin. Şiirdeki felsefem bu idi. Bir kelime eklememeliydim, çıkarmamalıydım. Ancak o zaman benim için eser tamamlanmıştı.  İşte Kalbin Cennet ve Cehennemi adlı romanımda  ben bu felsefemi uyguladım.

 

Kitabın yazarı olarak  ‘Dayı’ karakterinde karşımıza çıkıyorsun ve yeğenler Beren ve Peren’e kitap boyunca eşlik ediyorsun. Sahih’i ziyaret ediyorsunuz. Kanımca burada  ki Sahih yine sen oluyorsun.

Evet orada ki hayali karakterlerin hepsi benim. Kendi ile hesaplaşma var, iç içe sorulu cevaplı çatışmalar var. Soru soran benim cevap veren de benim. Ana karakterler  kamp diye yola çıkarlar ama yüz katlı bir binaya rastlarlar ve o binanın her katında tasavvufi bir dille  hayata dair sorularla karşılaşırlar. Kitabım kalp odaklıdır . Kitapta bir sihir yaratmak istedim. 45. Bölüme kadar bir hikaye örgüsü var ama o bölümden sonra  Beren ve Peren’den bahsetmedim. İşin Felsefesine girdim. Kitapta günümüz dünyasını ve tasavvuf felsefesini birleştirdim.

Bu serüvende çocuklar üzerinden dünyada ki insanlara atıflar vardır. Yolculuğa da uzaklaşmak ve kendine yakınlaşmak için çıkılıyor.

Kalbin Cennet ve Cehennemi’inde kuantumdan, matematikten bahsettiğini gördüm.

Orada bu konulara çok değinmedim. O kelimelerin  büyüsü ve tılsımından faydalandım. Kelimeleri birleştirirken ses tınısını yakalamak lazım. Ses ve gizem olsun diye  ahenk yaratmak için lugatı kullandım. Sözcükleri çok severim.  Batı’nın  kitaplarındaki gibi sihir etkisini edebiyatta yakalamak istedim. Muhammed İkbal’in Cavitnamesi var. Hep orda Tanrı ve insandan bahseder. Hayatımı etkileyen üç kitaptan biridir. Diğer ikisi Goethe’nin Şiir ve Hakikat,  üçüncüsü de Nictze’nin İnsanca Pek İnsanca’sının birinci cildi. Bunda da aforizmalar var; deneme-sel romandır ve kitapta hikayenin  sonu yok. Bunlardan esinlendim.

Kitap tür olarak roman olarak geçiyor fakat büyük bir oranda deneme türü gibidir. Üç ana karakter vardır. Her bir bölüm tek başına kalsa da  bir bütünün parçasını tamamlarken de anlamlıdır. Aslında sen burada   bunca zaman felsefe üzerine okuduğun kitaplar ne ise kendi üzerinden onları konuşturdun.

Çok güzel bir yorum yaptın. Gerçekten okuduğun için teşekkür ederim. Kitabı bütünsel anlamak için ayrıntılı okumak lazım. Benim tasvirlerim bir romanda ki gibi somut değildir. İmgeler üzerinden tasvirlerim vardır. Kendimi hikayede kısıtlamıyorum doğaçlama yapıyor soyut çalışıyorum.

İlham nedir?

İlham geldi demiyorum. Ben ona pek inanmıyorum. İnsan kendini geliştirince de ortaya bir şey çıkarabiliyor. Zaten ilham bir kelime sıkışmasıdır.  Akla gelen bir kelimenin beraberinde diğer kelimeleri sürüklemesidir. Kelimeler cümleye cümleler paragrafa dönüşür ve paragrafta bütünsellik oluşturur. Yoksa havadan hop bir şey geldi değil. Okuduğumuz ve bilinç altımızda  biriktirdiğimiz  kelimelerin, düşüncelerin bilincin üzerine çıkmasıdır. Çıktığı an ben yazmaya başlarım. Kendimi illaki yazmak için zorlamam.  Birşeyi iyi yapabilmek için ona teslim olmak gerekir.

Günlük bir programın var mıdır?  

Günlük programım yoktur ama okumam gereken aylık kitap listem vardır. Romanım çıkalı yedi ay oldu. Bu zamana kadar kırk tane kitap okudum. Bunun çoğunluğu romandı, felsefe, tasavvuf felsefesi vardı. Yazmanın en büyük ilacı okumaktır. Sonra gezmektir, görmektir, tecrübedir hayatın içinde bulunmaktır. Benim en büyük kaynağım okumaktır. Ve varoluşsal  kitapları  okumayı severim. Kırkın üzerinde roman okumamışımdır. Daha çok deneme kitapları okuyorum. Bu yüzden romanım deneme türüne daha yakındır. Özellikle Türk denemecileri okudum  ve onların Türkçesi çok iyiydi. Mesela Mehmet Kaptan, Ahmet Hamdi Tampınar, Nurullah  Ataç gibi.

Mehmet Gündoğan hayatını tasavvuf felsefesi ile mi yaşıyor?

Aslında İslami öğelerin hepsini uygulamam ama tasavvufi düşüncemi  içsel dünyamda yaşarım. Dışa yansıtmam.  Dışarıda daha çok dans ile  bilinirim.

Ve çok ilginçtir  Tango ve Tasavvufu birleştirdin.

İkisi sanat olarak yakın ama tanım olarak uzak iki kavramdır. Eski yazılan bazı kitaplarda dönüş üzerine çok durulur. ‘Sema’ ile de çok ilgilenirim. Bunun üzerine çok makaleler okurum. İlerde yazmak istediğim konulardan birisidir.  Hatta  Tango’da evroske denen bir dönüş vardır. Balede de ki Prüet.  İki yılda yabancı iki hocadan bale dersi aldım. Ciddi ciddi bu dönüşlerin üzerinde durdum. Dönüş yaparken enerji anlamında vücudun kendini şarj ettiğine inanırım. Sağa ve sola dönerken insan bir aura oluşturur ve bir enerji yayar. Aslında ben kalp enerjisi ile kalp enerjisini birleştirmek isterim. Bunu tasavvufla ve batı felsefesiyle birleştirmek isterim.  Yani içsel enerji ile dışsal enerji ile yakından ilgiliyim. İkinci kitabımda bu dönüş konusuna geniş yer veriyorum. Tabi ki Tango’daki dönüşlerden bahsediyorum. Evroske ile zikir yaparım. Normalde bunu semada yaparlar.

Only walking and Simplicity! Using inner feelings, find a way to connection…

Mehmet Gündoğan paylaştı: 5 Ekim 2019 Cumartesi

Yazarken felsefem;

-İnsanın kendi duygularına karşı başkaldırması gerekir. Kendini aşması ve duyguları bazen hapsetmeli. Biriktirmek lazım ki en etkili şekilde kullanabilmek için.  Felsefem az konuşmak çok dinlemek, az yazmak çok okumaktır!

Mehmet Gündoğan’ın Yeni Kitabı da Yolda     

Aşk Tango ve Felsefe

İkinci kitabım da kalp odaklı olacak. Yine deneme ve deneysel bir romandır. Eşim Fatma Salıcı  yer alacak orada.  İkinci bölümün üzerindeyim. O bölümü yazmam için yüze yakın kitabın ellisini bitirdim. Tango hakkında ki kitapları ve makaleleri okudum. Orada hem Tango Felsefesi,Tasavvuf felsefesi ve aşk hikayesi  var.  Kitap gittiğimiz yerlerde geçer ve orada Kıbrıs var. Bu sefer konuşan Fatma’dır. Bu kitapta Fatma konuşacak. Tango ile ilgilenecek birisi için Tango hakkında ilgi çekici bir kitap olacak. Dünyanın düzensizliğine gönderme yapmak için yazının içinde bir de kaos var.

Tango Mio nedir?

Benim Tangom demektir. Bu projeyi Partnerim Öznem Kılınçkını  ile yürütüyoruz. İşte  altı yedi ay grup dersleri yaptık. Önümüzdeki Kasım ayında yeni eğitim  sezonuna başalayacağız. Bu sefer eğitim tekniğimizi değiştiriyoruz. Seminerler olacak. Belki şovlara çıkarız. Daha önce Öznem’le Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın  Tango ile ilgili olan konserine çıkıp şov yapmıştık.

Mehmet Gündoğan partneri Öznem Kılınçkını ile.

Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Tango Konserinden

 Bounes Aires ve Tango kitabınızda geçiyor ve bu senin bir hayalindi gerçek oldu.

Aslında bu hayal çok eskiye dayanır. Üç dört yıl çok imgeleme yaptım. Kendimi Dünya Şampiyonasında ki sahnede hayal ettim. Ve gerçekleşti bu hayalim. Gerçekten oradaydım. Eşim Fatma ile Temmuz ayında evlendik ve Ağustos ayında hem balayı hem de  Bounes Aires’e Tango Dünya Şampiyonası’na gittik. Orada bir ay kaldık.Hayal ettiğim bir yerdeydim. Dünya Şampiyonasına katılan ilk Kıbrıslılar’ız. Eşim Fatma ve benim  için çok iyi oldu. 451 çift katıldı 371’inci geldik. Bu bizim için çok harika bir deneyimdi.

Salon canning yıkılıyor!!!:)))

Mehmet Gündoğan paylaştı: 20 Ağustos 2019 Salı

Mehmnet Gündoğan ve Fatma Salcı Milonga Parakultural’da

 Yazarın eşi Fatma Salcı’nın yazar hakkında ki görüşleri şöyleydi;

-Mehmet şöyle bir söz söyledi ve beni çok etkiledi bu söz; ‘Hayatımız kısadır, tüm kitapları okuyamayız iyi olanı seçmek lazım.’ demişti. İkimiz birlikte kitap okuyoruz. Benimle ilgili başladığı kitapta karşılaştığım bir diyaloğumuzu yazınca bana dile getirmediği duygularını okuyorum. Bu çok hoşuma gidiyor onu daha iyi anlıyorum. O çok duygusal bir insan.

Söyleşi-Röportaj: Şirin Gazi

 

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı