FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Kafkalias “İki bölgeli iki toplumlu bir federasyonun çözümü için mücadele edeceğiz”

Kafkalias “Hepimiz aynı değiliz, hepimiz bir değiliz”

Eleni Konstantinu

Şu an hâkim olan ve kamuoyunu ilgilendiren iki konu var. Birincisi, kesinlikle Kıbrıs sorunu ve durum öyle ki artık her sefer “kritik bir noktadayız” klişesi tartışmaları tekeline alıyor. Diğer konuysa, bugünlerde kırmızı alarm çalan yolsuzluk ve suç ortaklığı. Bu konular hakkında, her zaman izlenimi değil anlamı seçen, inkârı değil, yer almayı seçen AKEL Milletvekili Andreas Kafkalias ile konuşuyoruz. Röportajda ülkemizin ancak Kıbrıs sorununun çözümü ile bir geleceğe sahip olacağına dair kesin duruşunu ifade ediyor ve Kıbrıslı Rumları ve Kıbrıslı Türkleri yakınlaştırabilecek projelerden bahsediyor. AKEL’in yıllardır geliştirdiği ve çağdaşlaştırdığı projeler. Ülkemizi teşhir eden yolsuzluk ve suç ortaklığı, konuyu bilen ve ona odaklanan AKEL Milletvekili’nin fikri nettir: hepimiz aynı değiliz, hepimiz bir değiliz. 

Solun sorumluluğu, ahlaki olan güçlü avantajını diğerlerine karşı yeniden kazanmaktır. 

Yolsuzluk, karşılaştığımız en büyük sorunlardan biridir. Bunu çözmek için yapabileceğimiz her şey mevzuatla mı?

Açıkçası, sadece mevzuat yoluyla çözülmüyor. Ancak verileri şekillendiren ve sahtekarları dolandırıcılık ve yolsuzluk uygulamalarını kullanmasına izin vermeyen o yasal çerçeveye sahip olmak önemlidir. Dolayısıyla, yasal çerçeveyi inceleme yükümlülüğümüz var ve Parlamento içinde bir parti olarak bu yönde bir dizi girişimde bulunduk. Ancak, Cumhuriyet’in ilk vatandaşından orta vatandaşına kadar her düzeyde toplumda benzer bir kültür yaratmalıyız. 

Kıbrıs’ın vatandaşlık, altın pasaport ve yolsuzluk anlamında aldığı düşüş – bütün dünyanın bizi “yargıladığı” konular- nasıl durdurulabilir?

İlk önce yapılması gereken, yolsuzluk ve suç ortaklığı büyüklüğünü kabul etmektir ve her şeyden önce bu suç ortaklığı skandalına karışan hükümetin bunu tanımakta zorlandığını belirtmekten üzüntü duyuyorum. Örnekler çok fazla, Al Jazeera tarafından video yayınlandığında bile, hükümetin ve iktidar partisinin ilk tepkisi sorunun büyüklüğünü küçümseme ve bizi tekrar sessiz kalmaya çağırması oldu.

2015-2016 yılları arasından beri hükümetin yatırım planının yolsuzluk ve suç ortaklığı sonucu bıraktığı boşlukları belirlediğimizde, tüm bu konular hakkında eleştiride ve bir dizi şikâyette bulunmuştuk. Hükümet, hükümet yetkililerinin yaptığı bir dizi açıklama ile boşlukları ve tüm bu zayıflıkları kabul etmek yerine, AKEL’e muhalefet öfkesi ve partizan niyetleri atfediyordu. Bize karşı vatansever olmayan, büyümeye karşı olan ve ekonomi iyiye gidiyor diye rahatsız olan suçlamalar noktasına kadar geldiler, zaten Hükümet Sözcüsünün meşhur sözü de aynı şekilde: “AKEL nihayet ne istiyor?”. 

Tabii ki AKEL’in istediği suç ortaklığına ve yolsuzluğa yer bırakmayan bir plandı. Bununla ilgili bir örnek, Cumhurbaşkanı’n Avrupa kurumlarından gelen raporlara verdiği tepkilerdir. Birkaç hafta önce, Avrupa Adalet Komiseri tüm bu konular hakkında bizi uyardıklarını söyledi. Bizi bu programları aşamalı olarak kaldırmaya çağırıyordu. Ve biz ne yaptık? Hükümet tepki gösteriyordu ve Kıbrıs’ın hedef olduğunu, AB’nin çifte standart uyguladığını ve bu konuların bize rekabet nedeniyle verildiğini söylüyordu. Sorunların artık halının altına gizlenemeyeceği noktaya geldik. Kurumsal, politik, ahlaki olarak düşmüş bulunuyoruz, cehenneme sürüklenmiş durumdayız. 

Vatandaşlar arasında hâkim görüş, yolsuzluğun Soldan Sağa uzandığı ve herkesin aynı olduğu yönündedir. Siyasi partilere karşı itibarsızlık giderek artıyor. Bir milletvekili olarak, yaratılan tüm bu atmosfer sizde endişe yaratıyor mu?

Elbette bizi endişelendiriyor ama aynı zamanda canımızı da yakıyor. Toplum siyasetten uzaklaştığında, sonuç açıkça ülkeye ve Cumhuriyetin kendisine zarar vericidir. Demek istediğim hepimiz aynı olmadığı, hepimiz bir olmadığı. Daha önce, AKEL’in Sistem’deki boşlukları fark ettiği andan itibaren nasıl çalıştığından bahsettim. Uyardık, şikâyet ettik, bağırdık ama duyulmadık ve bugün bulunduğumuz yere geldik. Ancak, bu zamanlarda toplumu farklı olduğumuza ikna edemediğimizi itiraf etmeliyim. Açıkçası, kendimizi başkalarıyla aynı olmadığımıza ikna etmek için yapacak çok işimiz var. Eylemlerimiz aracılığıyla, Sol olarak işleyiş şeklimizle, başkalarına karşı sahip olduğumuz bu güçlü avantajı, yani ahlakımızı, yeniden kazanma sorumluluğumuz var.

Yatırım programı ile ilgili olarak, yöneticiler tarafından ekonomiye bir enjeksiyon olduğu öne sürülüyor.

Ülkeye çok para geldi. Ama önemli olan paraları kimin aldığıdır ve alanlar da çoğunluk değil. Çok para geldi ama çok azına gitti. Biz mutlak ve kesin bir duruşla suçlamadık, sağlıklı yatırımı çekecek ve ülkeye büyüme getirecek hiçbir yatırım programına sırt çevirmedik. Aksine, olan şey bir kapma programıydı ve her yatırım gayrimenkul sektörü ile sınırlıydı. Hepimizin güçlendirmek ve desteklemek istediği birincil sektörde eğitim, sağlık alanlarında büyümemizi sağlayacak hiçbir plan yoktu.

Parlamento olarak devlet bütçesini yakında görüşecek misiniz? Bu bütçeden alkışlanacak ve dolayısıyla oylanacak ne kaldı?

Bütçeye karşı oy kullanacağız, zaten açıkladık. Toplum yararına çalışmayan kalkınma modeline dayalı bir bütçedir. Yüklerin veya servetin adil dağılımını sağlamayan bir bütçedir. Bütün toplumun yerine azınlığa avantaj ve fayda sağlamaya devam ediyor. Uyum sağlamıyor ve acil durumlarda toplumu desteklemiyor. Aynı zamanda bankacılık sektörü, ana konut satışı ve küçük ve orta ölçekli işletmelerle ilgili sorunlar da var. Savunmasız grupları korumak için önemli bir ağın olmaması. Aldığımız girişimler çok iyi biliniyor ve elden çıkarmayı askıya alma teklifimizin ileriye sürülmesi için bir sonraki genel kurul toplantısını bekliyoruz.

Çözüm ile ülkenin refahı ve geleceği olacak

Kıbrıs sorunu. Başka bir büyük bölüm. Kıbrıslı Rum tarafının “Crans Montana’da kaldığımız yerden devam etme” çağrısı, BM Genel Sekreterini müzakerelerin yeniden başlamasını ikna edecek kadar yeterli mi?

Değerli zaman kaybedildi, Kıbrıs sorununa adil bir çözüm bulma çabasına zorluklar katan veriler oluştu. BM Genel Sekreterini kararlı olduğumuza, söylediklerimizi kastettiğimize ikna etmek için bizim açımızdan büyük bir kararlılık, özveri ve tutarlılık gerektirir. Duruşumuz şimdiye kadar sahip olduğumuz en güçlü duruş değil, çünkü geçmişte ikna etmedik, dolayısıyla da BM Genel Sekreteri’nin raporundaki ilgili referanslar bu yüzden. Crans Montana da ve sonraki duruşumuz pek inandırıcı değildi, başka yolun olmadığını anlamalıyız. Kıbrıs Rum tarafı olarak, çözüm için müzakereleri yeniden başlatma hedefine tamamen ikna etmeliyiz ve bu hedefe doğru yönelmeliyiz. Saldırganlığını büyüten Türkiye bizi hayal kırıklığına uğrattı. Maraş ve Kıbrıs MEB’indeki kabul edilemez eylemlerini kınıyoruz. Yeni Kıbrıslı Türk liderin açıklamalarından da hayal kırıklığına uğradık. Bir çözüm bulma çabalarında ek zorluklar yaratıyorlar. Kıbrıs’ın bölünmesinden ödün vermeyeceğimiz için umudu canlı tutuyoruz. Bizim için böyle bir olasılık yok. Egemenlik, vatandaşlık, uluslararası kişilik ve siyasi eşitlikle iki bölgeli iki toplumlu bir federasyonun çözümü için mücadele edeceğimizi tekrar etmekten yorulmayacağız. Böyle bir çözüm ilgili BM kararları ile belirleniyor. Kıbrıslı Türk yurttaşlarımızın son eylemi de bir umuttur ve ülkemizin barış içinde bir arada yaşaması ve yeniden birleşmesi için çok güçlü mesajlar göndermektedir.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler arasında- örneğin eğitim ve kültür alanlarında- iki toplumun, özellikle de gençlerin yakınlaşması için hangi ortak eylemleri öneriyorsunuz?

İki toplum arasında “tam” ve esaslı bir yakınlaşmaya ihtiyaç vardır ve evet sanat, kültür ve eğitim bunu başarmak için son derece iyi araçlardır. AKEL tarafından Kıbrıslı Rum ve Kıbrıslı Türk sanatçıların katılımıyla bir fotoğraf yarışmasının yakın zamanda tamamlandığını belirtmeliyim. Her iki toplumun vatandaşlarının, insanlarının iki toplumu birbirine yakın tutma çabalarına tamamen odaklıyız. Şu an her iki toplumda da statükodan boğulan ve çözümü isteyen halkta Kıbrıs sorununa çözüm arayışında önemli bir rol oynayacaktır. Atmosferin bazen zehirlenmesine rağmen, her iki toplumun vatandaşlarının çoğunlukta bir çözüm istediğine inanıyorum. Çünkü ülkenin refahının, ilerlemesinin ancak Kıbrıs sorununun çözümü ile geleceğini çok iyi biliyoruz.

Voice of the Island 2020

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı