FeaturedKültür&Sanat

İlklere adını yazdıran uluslararası fotoğrafçı: Buket Özatay

Buket Özatay (Photographer EFIAP/g,R.ISF5, A.ISF,F.ISF, M.ICS, A.ICS, F.ICS, MUSPA, F.SWAN(USA), Hon.F.&M.SAP(India)

Buket Özatay Kıbrıs’ta doğdu. ABD’de İşletme ve pazralama alanında lisans eğitimi aldı. Kıbrıs’ta MBA programını tamamlayarak yüksek lisans diplomasını aldı. 1995’ten beridir aile şirketi olan Özatay Fotoğrafçılık’ta çalışmakta baba mesleğini sürdürmektedir. Bir dönem BRT’de fotoğraf Tutkunları adlı Tv  programını  hazırlayıp sundu. Sam’da Klik Fotoğraf Atölyesinde fotoğraf ve photoshop eğitimi vermektedir. 1997’de sanatsal  fotoğraf çalışmalarına başladı.İlk çalışmaları klasik ve belgesel tarzda olmasına rağmen, Kıbrıs Türk fotoğrafçılığında ‘modernist’ anlamda soyut çalışmalarıyla öne çıkan bir fotoğrafçı oldu. Kıbrıs’ın FIAP ve PSA ilk altın madalya alan kadını olan Buket Özatay aynı zamanda Devlet Fotoğraf Yarışmaları’nda da  başarı ödülünü alan kadın fotğrafçıdır. Bu alanda ilklere imzasını atan öncü karakteriyle çok çalışkan  ve yolunda ilerleyen kendinden emin bir kişiliktir. Fotoğrafları 6 kıtada 70’den fazla  ülkede sergilendi. İlerlerken çevresini de taşıyabilen ve bu denli başarılar toplamışken toplumla paylaşandır. Kendine saklamayandır. Kendi oluşturduğu çatı altında bir çok fotoğraf sevdalısına kendilerini sınayıp ıspatlayabilecekleri bir alan yaratmıştır. Aslında sevgi denen yüce bir şeyin ne demek olduğunu ama her sevginin de sevgi olmadığını emek verilerek geliştiğini görüyoruz onun çalışmalarında, aile bağlarında ve disiplininde. Buket’i anlatmakla bitmez. Kendisi adını en güzel şekilde adıyla duyurmuş birisi. Özellikle fotoğraf dünyasında Kıbrıs’ta ve Uluslararası  alanda da tanınır oldu. 2019 Nisan ayında Kıbrıs Modern Sanat Müzesinde eserleri ile birlikte sergilenmek üzere Kazakistanlı bir sanatçı tarafından büstü yapıldı.

Time To Rest

Şeyma ( Buket ÖZATAY’ın en bilinen ve kendisinin de en sevdiği portre çalışmalarından)

Şirin Gazi : Buket senle çok eskiden beri tanışıyoruz. Bunun yanında artık insanlar senin kim olduğu biliyor işlerini çok iyi tanıyor. Senle biraz farklı konulara gireceğiz. Öncelikle keyifli ve neşeli birisin. Bir konuşup iki gülüyorsun.

İnsanlar çok sempatik, konuşkan olduğumu söylüyor. Kimi zaman yorgun olabiliyorum. Bu da yine beni tanımayan birileri üzerinde farklı bir etki bırakabiliyor. Soğuk bulabiliyor. İkisinin ortasını diyen yok.  Şöyle bir olay gelişti;

Fotoğraf  için bir minibüs  yolculuğu vardı. Ayrı bir  araç  daha vardı gelecek olan beklemek için bir yere gittik.  Fotoğraf çekenlerden birisi olan taşın üzerine oturan otuz yaşlarında  bir kız gördüm. O an tanıştık.

Kız:‘siz ne kadar sempatik, güler yüzlü ve canayakın birisisiniz’

Fakat orada bulunan başka bir adam da Kıbrıs’tan çok soğuk kadın falan diyorlar sizin için dedi. 😀 (Buket kahkaha attı)  Allah aşkına ben öyle miyim ? Genelde güleryüzlüyüm. Tanışana kadar mesafeliyim ama.

Şirin Gazi: Buket Özatay: Çocukluğun Nasıl geçti?

Ailenin ilk çocuğuydum. Babam kız çocuklarını çok severdi. Ve babamla aramızda özel bir ilişki vardı. Tabi ki annemin de ilk çocuğuydum. Ama annem erkek çocuklarına dada düşkündür. Genç bir anneydi.   Annemle de ilişkim iyi  ama  özellikle babamla aram çok iyiydi.

Şirin Gazi: Genel olarak ergenlik çağında kız çocukları ile ilgilenmeyi bırakırlar.

Babamın sevgisi paylaşan doyurucu bir sevgiydi. Bana ‘Garagız’ım’  derdi. Onunla çok özel bir ilişkimiz vardı. Büyüdüm kaç yaşıma geldim. O öldüğünde 36 yaşındaydım. Ölene kadar kucağına oturduğum sevecen bir babaydı. Özel konularımı annem yerine  babamla konuşurdum.

Buket Özatay babası Öztan Özatay ile birlikte

Şirin Gazi: Belki de senin kendine  ve ilişkilerde daha güven içerisinde olmanı sağlamıştır. Özellikle kırılma noktalarını daha erken atlatmışsındır.

Buket Özatay: Bu konuda ki tesbitin çok doğru Şirin. Gerçekten de öyle oldu. Güzel bir çok şeyin yanında zor bir çok durumlar da oldu. Gerek özel hayat gerek babamın vefatı gibi. Hastalığını öğrendiğimizde babamı iki yıl içerisinde kaybedeceğimizi biliyorduk. Herkes hayatta zorluklar yaşar fakat kimi insanlar kolay,kimisi zor,  ama ben gerçekten daha kolay atlattığımı düşünüyorum. Oldu bitti deyip olaylara takılmıyorum. Babamla aramda ki sevgiyi yaşatmaya devam ediyorum. Bu beni güçlü kılıyor.

Şirin Gazi: İncir dibine düştü;

Şunu söyleyim. Hayatta hatalar yapmış olabilirim. Keşke yapmasaydım demedim. Pozitif ve negatif şeyleri kucaklayabilip yolumuza devam etmeliyiz.  Tek bir kez keşke dedim, o da fotoğrafla ilgili… Keşke fotoğrafçılık okusaydım, seçmeli dersler alsaydım okul yıllarımda. Üniversiteye ilk  burda başlayıp Amerika’da devam ettim. Orada işletme ve pazarlama bitirdim. Belli sayıda seçmeli  ders almam gerekirdi. Fotoğrafçılık dışında yaptım seçimlerimi hep. Hatta fotoğraf çeken arkadaşlarımın modeliydim. Düşün hiç ilgi duymadım. O zamanlar merağım yoktu. Hatta  babamın işine gelebileceğimi ihtimalini bile bile yapmadım. Kıbrıs’a geldikten sonra değişik işlerde çalıştım bir süre . Bankada  çalıştım  ve eğitmenlik yapıp  küçük çocuklara İngilizce dersi verdim.  1995-1996 yılları Kıbrıs’ta imkanların olmadığı dönemdi. Babamın yanında çalışmamak için direttim. Memurluk yapmak istemedim. Sonra babamın ısrarları üzerine birlikte çalışmaya başladık. 

Şirin Gazi: Gönyeli Sam’daki eğitmenliğin

Altı yıldır Gönyeli Sam’dayım. Fotoğraf eğitmenliği yapıyorum. Sanırım öğretmen olmam gerekirdi. Bir sürü kursiyere  Temel fotoğrafçılık ve photoshop bilgilerimi öğretiyor ve arkadaşlıklar kuruyorum.  Büyük bir aşkla yapıyorum. Aldığım geridönüşler bu konuda  gurur ve onur yaşatıyor. Ben bilgilerimi severek paylaşıyorum. Zaten kursiyerlerimde bu işin farkında. Paylaştıkça çoğalırsın. İnsanlardan daha çok takdir görürsün. Bir yılda  dört aylık 3 adet kurs var ve biri bitmeden bir sonraki kursun kursiyerleri kayıtlarını yaptırmış oluyor, hiç boş geçmiyor.

Şirin gazi: Özellikle Gönyeli Sam’da ki eğitmenlik pozisyonun seni çok mutlu ediyor. Gözlerinden okunuyor.Evet yurtdışından çok yorucu bir fotoğraf turundan geldikten sonra sabah sabah kursiyerlerimle buluşup fotoğraf çekimi yapacaktım Surlariçinde. O günün bütün yorgunluğunu atıyorum. Zaten fotoğraf benim için bambaşka bir dünya. Fotoğraf çekiminde kursiyerlerim de ben  de başka bir dünyadayız. Zaten işin içinde fotoğraf tutkunluğu var.

Şirin Gazi: Şu an bir çok yarışmanın jüri üyesisin Ama bir de Bangladesh Awards’ta Jürisin. Bu nasıl gelişti?Şartları neydi bize anlatır mısın ?

Buket Özatay: Bangaldesh Awards jürisine yarışma organizatörü Sohel Parvez tarafından davet edildim. Kendisi birçok uluslararsı yarışma düzenleyen ve çok iyi tanınan uluslararası bir fotoğrafçıdır.Beni davet etmesindeki en büyük neden uluslararası fotoğraf sanatı federasyonu FIAP tarafından sahip olduğum ünvanlar ve uzun yıllardır uluslararası yarışmalara katılıyor olmamdır. Dünyanın en büyük fotoğraf federasyonu olan FIAP’ a katılan fotoğrafçılar arasında bilinen bir fotoğrafçıyım. Federasyonun düzenlediği yarışmalarda jüri üyesi olabilmek için federasyonun verdiği unvanlara sahip olmanız gerekiyor. Ben Kıbrıs’ta en yüksek ünvan seviyesine sahip ilk ve tek Kıbrıslı Türk fotoğrafçıyım. Ayrıca Kıbrıs genelinde en yüksek ünvana sahip Kıbrıslı kadın fotoğrafçıyım

Şirin Gazi :Fotoğraftan fotoğraf sanatına yolculuğun nasıl oldu. Bunun ayırımını nasıl yaşadın.

Buket Özatay: Sanat yapıyorum demek tartışmalı bir konudur. Kendime asla sanatçıyım demem. Fotoğraf çekmeyi hiç bırakmadım. Benle birlikte başlayan ama devam etmeyen bir çok kişi oldu. Fotoğraftaki yerimi belirlemek açısından fark yaratan nokta budur. Hatta bir programda alt yazıya fotoğraf sanatçısı yazmak istediler. Fotoğrafçı olarak kaydettirmek istedim. Israrla fotoğraf sanatçısı yazılmak istendi. Bu benim kendime takacağım bir unvan değil. Bu başkasında da  hoş bulmadığım bir şey. Onu bırakacaksın toplum veya camia yakıştırsın. Birikimlerine saygı duysun.

Romans   2008 yılında Devlet Başarı ödülü

‘’Buket’in   güler yüzünün gerisinde hislerini,  duygularını fotoğraflarla aktaran bir yapısı var. Bunu soyut çalışmalarında ki daha bireysel hareket ve müdahalelerden  anlıyoruz. Aslında sanatsal ifadeye dönüşüm fotoğrafı yoğurmakla, işlemeye çalışmakla başlar. Evet fotoğraf digital  ortamda gelişmesi daha da hızlanan en yeni  akım olarak sanat çevrelerinde şiddetli çatışmalara dönüşebilir, fotoğraf kabul görmeyebilir.  Digital ortamın  ‘eserin çoğaltılamaz ve tek olabilir olması’   kuralını yıkan kaçınılmaz bir durumu vardır. Bir fotoğraf çalışmasının mücadelesi yalnız jürisiyle , izleyicisiyle değil  eski çağlardan süre gelen  kurallarla da devam eder.  Bir takım kişisel müdahaleler ise fotoğrafı döküman olmaktan çıkarır ve izleyeninin yorumlamasına bırakır. Bu da  sanat eleştirmeni mecrasında stresi azaltan birşeydir. Buket’in dediği gibi ‘bırakın camia karar versin.’ Bir gerçek var ki meyve veren ağaç taşlanır.’’   Yorum: Şirin Gazi

Echelon

Düşlerimin Dalgası  2001 İlk Devlet Ödülü

Şirin Gazi: Sanatsal ifadeyi ne zaman yakaladın? Fotoğrafı döküman olmaktan çıkarıp sanatsal bir duruşa taşıdığın dönem  ne zamandı veya bunu yakaladığını hissettiğin?

Negatif filimlerle banyolama usulü kullanarak  hazırladığım kolaj çalışmalarım vardı. 2000 yılında  iki mansiyon ödülü aldım. 2001 yılında da ilk başarı ödülümü aldım. Bu tarz soyut çalışmalardı.

‘İnsanlar yaratıcı ve soyut kavramların değerini algılamakta güçlük çekiyor’

Ve şöyle durumlar da oldu;

Fotoğraf yarışması düzenlendi . O yarışmada  başarı ödülünü alan ilk kadındım 2001’de. 2008 e kadar böyle. Arkamdan konuşuldu. İşte Buket ışığı kullanamaz, fotoğraf çekmeyi bilmez, bu maskaralıklarla ödül alır dendi. Babam hasta iken  iki yıl boyunca fotoğraf çekemedim  yarışmalara katılamadım. 2008’e kadar bu böyle geldi ve aynı yarışmada İnsan ve ışığın güzel kullanıldığı fotoğrafla yine başarı ödülü aldım. Bu da gönderme olsun dedim Buket ışığı da iyi kullanabiliyor. O zamandan itibaren deneysel fotoğraflar yerine klasik fotoğraflarla katıldım yarışmalara. Gene çok ödüller aldım. Devlet yarışmalarında en ödüllü fotoğrafçıyım. Öztan Özatay  Geleneksel Fotoğraf yarışmasını düzenledikten sonra prensip olarak  yenilere fırsat vermek için diğer yarışmalara katılmıyorum. Katılsam beş-onbin TL  gibi bir para kazanabilirim yılda. Ama ben bu bayrağı yenilere teslim etmek istiyorum. Bir tek Devlet Fotoğraf Yarışmasına katılıyorum.

The Priest

Şirin Gazi : Fotoğraf çekerken obje ile aranda anlık  bağı nasıl  kuruyorsun.

Fotoğraf çekerken altıncı hissimi kullanıyorum.  Bu yönüm çok güçlü belki de Allah vergisi bir yetenek. Objeyle aramda pozitif bir bağ kuruyorum. Karşımdaki insandan izin  alıp almayacağımı anlayabiliyorum. Çok hızlı hareket edip konuşmadan fotoğrafı çekiyorum. Bazen de fotoğraf çekebilmem için  gidip müsade istemem gerektiğini düşündüğüm zamanlar  olur,  gider konuşurum .Buna rağmen yaşadığım aksilikler oldu. Bazı hikayelerim şöyle; Angola’da sokakta sırtımda sırt çantam boynumda kocaman makineyle fotoğraf çekmeye çalışırken, ilerdeki Fransız konsolosluğunu patlatacağım şüphesiyle hükümet askerleri tarafından silahla kuşatıldım. Beni terörist sandılar. Çok korkmuştum. Fasta Atlas dağlarında yasak olduğunu bilmeden okulda sınıfın fotoğraflarını çektiğim için polis tarafından sorgulandım. Guatemala’da fotoğraflarını çektiğim insanlar tarafından domates ve yumurta yağmuruna tutuldum. İnançlarına göre fotoğraf çektirmek günah gibi birşey v.b. gibi birkaç olay daha!!!

Love Of Camel (Fas Gezisinden)

‘Fotoğraf  çekmek daha sosyal yaşanan bir davranış biçimi gerektiriyor. Dinamik ve dışa dönüktür. Dünyayı dolaşmaya siz çıkmasanız da eserleriniz dolaşıyor.’ Özgürlüktür, konuşmaktır, duyurmaktır,merak uyandırmaktır.’ 

Kendini aşan birisi olarak toplumsal konulara temas eder  Buket Özatay,

‘Benimle  Birlikte Yürür Gökyüzü ‘ adlı projesinde hapishanede ki kadınlar koğuşunu aylarca çalışmış ve empati süreci geçirmişti.  Bu projeyi gerçekleştirebilmek için izin alabileceği makamlardan destek gelmesi  aslında ülkeyi de ileriye taşıyan özgürce düşünebileceğimizin bir göstergesiydi.Orada bir deşifre vardı sonuçta ve sansürlenebilirdi. Fotoğrafçı ve mahkumlarla buluşması anında mahkumlardan ona şöyle bir soru geldi; ‘Bizi dışardan nasıl görüyorsun?’ Ve Buket’in verdiği cevaba göre onlar bu faaliyete izin verir. İlk anda bile empati kurabilme meziyeti belki de. Zarar vermeden,  incitmeden, yakmadan!

(İlgili Belgesel Video)

…ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak

Bu kadar mavi

Bu kadar geniş olduğuna

Şaşarak

Kımıldamadan durdum.

Sonra saygıyla toprağa oturdum,

Dayadım sırtımı duvara

Nazım Hikmet Ran (Alıntı benimle birlikte yürür gökyüzü adlı fotoğraf sergisi kitabından)

Şirin Gazi:  Fotoğraf ve Dostluklar ?

Açık ve dürüst olmak gerekirse derneklere hiç üye olmadım. Hindistan’dan Türkiye’den ve Kıbrıs’tan derneklerden fahri üyeliklerim var.  Bunun dışında dernekler gibi oluşumlara hep mesafeli durdum. Yakınlık kurduğum dostluklarım olduğu zamanlarda da incindim. Bu yüzden Geleneksel bir yarışma düzenliyorum uluslararası başarılarım var,  belli bir saygınlığım var.  Bunu incinmeden incitmeden korumak istiyorum. Fotoğraf dendiğinde akla tabiki paylaştığın insanlar geliyor ama  beraberinde çekememezlikler, kırkınglıklar da geliyor. Olmasa keşke.  Camiadan herkesle arkadaşım. Mesafemi koruyorum sadece.İnsanların neyi başarıp neyi başarmadıklarıyla ilgili değilim. Başka değişle kıskançlık duymuyorum. Kendime güvenen birisiyim. Güzel bir hayatı olmuş güzellikler yaşamış bir insanım. İnsanlarla uğraşmayacak  kendine bakacaksın. Bizim kimseyi eleştirmeye hakkımız yoktur.Kendime duyduğum güven ve adil olma duygusu en sevdiğim yönlerimden birisidir.Ne ekerseniz onu biçersiniz.

Şirin Gazi: Kendi hikayeni yazarmıydın?

Buket Özatay;

Kadın doğmamak vardı,  erkek doğmak vardı!

Kadın birşeyi yaparsa yerilir,  erkek yaparsa alkışlarlar.

Güzel bir hayatı olmuş birisiyim demiştim. Kadın olmanın verdiği zorlukları da geçirdim.

Şimdi tabiki bilinmeyen biri olsam bile bunla ilgili anılarımı yazmazdım. Ya da anonim bir çalışma olabilir. Asla asla dememek lazım. Hayat bizi değiştiriyor.

Bu toplumda kadın olarak yaşadıkların,  aslında yaşamadıklarının yaşanmış gibi gözükmesidir!

Evet Şirin !  Bunu şimdilik yazmayacağımı biliyorum!

 

Kolay Yaşamlar( Easy Life ) adlı projede Nilgün Ortaşla birlikte hazırladığı kollektif ve kaldırımda yürürken kimi zaman farkedilemeyen yaşamlara dokunuld, göçmen işçiler ele alındı.Yine bir empati süreci.

‘Bir işle meşgul olan birine ‘kolay gelsin’ demeden önce başka ne söylenebilir?İyi misin? Bir ihtiyacın var mı?İkincisi sanki herşeyi kapsıyor;hem psikolojik hem maddesel ihtiyaçları…’ (Alıntı Pervin Yiğit)

Röportaj: Şirin Gazi

Voice of the Island-2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı