FeaturedVOİ Özel Haber

“İkinci bir koronavirüs dalgası şu anda yaşanıyor”

Dr. Karayiannis Voice Of The Island’a konuşarak ülkemizde koronavirüs hakkındaki son gelişmeleri ve iki toplum arasındaki iş birliğini değerlendirerek, bilgi alışverişinin karşılıklı olduğunu ifade etti.

Kıbrıs Rum Sağlık Bakanlığı, Koronavirüs Bilimsel Danışma Komitesi üyesi Mikrobiyoloji/Moleküler Viroloji Profesörü Petros Karayiannis, koronavirüs hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Hatice Kerlo

Lefkoşa Üniversitesi Tıp Fakültesi Profesörü Petros Karayiannis, diğerlerinin yanı sıra, Limasol’daki ilk Covid-19 dalgasının daha önce gerçekleşirken, ikinci bir koronavirüs dalgasının şu anda Larnaka bölgesinde olduğunu ifade etti.

Dr. Karayiannis, ayrıca, bir kişinin pozitif vaka olarak tespit edilmesinin ardından protokollerin izlenmesini ve temaslardan kaçınılmasını tavsiye ediyor.

“Limasol’daki salgın, vaka temaslarını özenle takip ederek ve ayrıca bölgede oldukça büyük bir örnekleme yapılarak zamanında kontrol altına alındı. Yani Larnaka için de benzer bir şey yapılmalıdır. Mevcut önlemler güvenilir bir şekilde uygulanıp, semptomları olan kişinin kişisel doktorundan yardım istemesi gerekir. Ayrıca protokolleri uygulamak gerekiyor, yani tokalaşma vb. şeylerden kaçınmanın yanı sıra bir kişi eğer ki evinde izole oluyorsa bunu kesinlikle tam anlamıyla yerine getirmeli.”

Evde izolasyon hakkında tam anlamıyla nelere dikkat edilmesi ve neler yapılması gerektiği hakkındaki soruyu Dr. Karayiannis şöyle cevaplıyor:

“Bu, hepimizi endişelendirmesi gereken bir konu. Bu kişilere talimatlar verilir. Sıkı bir kendini izole dediğimizde, evin dışındaki ve aynı zamanda içerideki herhangi bir kişiyle temas etmemeyi kastediyoruz. Bu kişinin tek başına kullanması için ayrı bir tuvalet varsa onu kullanması, diğerlerinden ayrı bir yatak odasında kalması ve diğerleriyle birlikte oturmak için odasından çıkmaması anlamına gelir. Odanın terası varsa onu kullanabilir. Yemek vb. İçin kullandığı kapları kendisine bulunduğu odaya getirip götürecek olan kişinin bunları hastadan alırken eldiven takıp bir tepsiye koymalı, mutfağa götürmeli, eldivenlerini çıkarmalı ve sonra yıkamalı veya doğrudan bulaşık makinesine koymalıdır.”

Böylece Dr. Karagiannis, sabunlu su virüsü öldürdüğü için virüse pozitif olan birinin kullandığı kapların bulaşık makinesinde geri kalanıyla yıkanabileceğini söylüyor. Giysilerle ilgili olarak Dr. Karagiannis, bunun virüsü bulaştırmanın bir yolu olmadığını, ancak bu konuda endişeleri olanların kıyafetleri 48 saat boyunca bir yerde toplanyıp, daha sonra  çamaşır makinesine konulabileceğine işaret ediyor.

PCR testine ilişkin endişelerle ilgili ve zamanla bu testin yan etkileri olma ihtimalinin olup olmadığı hakkında Dr. Karayiannis, PCR testi yapılmasının kesinlikle hiçbir riski olmadığını belirtiyor.

“Numuneyi almak için kullanılan çubuk sterildir, ağzımızı, boğazımızı, burnumuzu vb. örten epitelden bir miktar tükürük ve belki bir miktar hücre alır ve herhangi bir etki olmaksızın gerektiği kadar yapılır. Örneğin kulaklarımızı temizlerken aynı şeyi yaparız. Çok basit olduğu için PCR testinin riski yoktur. İnsanların teknolojiyi anlaması ve kullanılan moleküler yöntemlerin çok özel olduğunu bilmeli.”

Maske yoktu ve kullanım evrensel değildi

Aramızda semptom göstermeyen kişiler olup, pozitif olup olmadıklarını bilemeyiz diyor Dr. Karayiannis.

“Toplumdaki durumu bilmek için zaman zaman rastgele örnekleme yapılabilir. Ancak bu, vakalarda bir yükseliş yaşadığımızda yapılmalı. Korumanın önemli olduğunu unutmayın çünkü dağılma çok hızlı olabilir.”

Dr. Karayiannis, maske tavsiyesiyle ilgili olarak, başlangıçta evrensel olmamasının nedeninin ülkemizde maske eksikliği olduğunu kabul ediyor.

Bu yüzden o dönem Dr. Karayiannis maskelerini herkesin kendisi kumaştan yapması yönünde öneride bulunmuştu.

Dr. Karayiannis, vaka artışlarını önleyici olarak PCR testlerinin vatandaşların kendileri tarafından yapılmasına ilişkin olarak, bunun ancak kişisel hekimin tavsiyesi ile yapılabileceğini kaydetti.

Pandemi dönemi içerisinde Kıbrıslı Türkler ile ilişkiler ve iş birlikleri

“Ada devleti olmamız, virüsün Kıbrıs’a girişini sınırlamak için havaalanlarını kapatmamıza izin verdi. Elbette barikatlar kapandı çünkü o dönemde yakın ilişkiler nedeniyle artış gösteren ülkeler İngiltere idi, Kıbrıs’taki vakaların çoğu bize başlangıçta İngiltere ve İtalya’dan geldi yani beklediğimiz gibi Yunanistan ve Türkiye’den gelmedi. Tabii Kıbrıs Türk tarafında Alman turistlerde ve Türkiye’den vaka tespit edildi. Bu durumda kapanma süreci başladığında gidiş gelişlerinde durdurulması gerekiyordu zaten kapanmadan dolayı da iki toplum arasında gidiş geliş de olmayacaktı.

O dönemde belirli bir bilgi alışverişi olmadı. Teknik komitede değilim ama daha sonra ortak toplantılar yapıldığında danışma komitesi üyesi olarak davet edildim. Bilginin her iki taraftan karşılıklı olduğunu söylemeliyim. Ancak sonunda, uluslararası literatüre dayalı olarak neredeyse aynı kısıtlayıcı önlemleri ve hasta bakım talimatlarını takip ettiğimiz ortaya çıktı.

Aradaki fark test sayısındaydı. Kıbrıslı Türklere kıyasla çok fazla test yaptık. Tabii ki şu anda günlük olarak çok sayıda test yapıyorlar. Elbette, havalimanlarında yapılan tüm kontrollere ve en azından B ve C kategorilerindeki kişiler üzerinde yapılması gereken ek testlere rağmen, Türkiye’den gelen büyük vakalarla  Kıbrıs Türk tarafında ikinci bir salgın yaşandı. Asıl endişemiz ve komitede kişisel olarak ortaya koyduğum şey, ilk aşamalarda Türkiye’yi A kategorisine koymalarıydı ve onlara bu konuda ülkeye vaka girmeyeceği hakkında nasıl emin olabileceklerini sormuştum. Ve bana negatif PCR sahip bir sertifika isteyeceklerini söylemişlerdi. Ama bu, hepimizin bildiği gibi yeterli değil. Çünkü birisi negatif test ile gelebilir ve 3-4 gün sonra pozitif olabilir. Bu yüzden daha fazla dikkat gerekiyor. Bu nedenle, B kategorisindeki ülkelerden gelenleri 7 günlük bir karantina ve ek testlere tabi tuttular.

Bizim ve diğer ülkeler gibi metodolojiyi takip ettiklerini ancak kısıtlayıcı tedbirlerin kaldırılmasının başında Türkiye faktörünü hesaplamadıklarını söyleyebilirim.”

Geçiş noktaları ve geçiş noktalarındaki kısıtlamalar

“Şu anda hiçbir şey gevşetilemez, çünkü her iki tarafta da vaka patlaması var. Kıbrıs Türk tarafındaki salgının daha ciddi olduğunu düşünüyorum, çünkü virüs nedeniyle daha yaygın ve orada daha sıkı kısıtlayıcı önlemler alındı. Geçiş noktalarından her gün geçenler beni biraz endişelendiriyor. Özellikle öğrenciler, işçiler, Maronitler, vb. bu gruplar için daha fazlasının yapılması gerekiyor. Belki de her 15 günde bir test uygun olabilir”.

Voice Of The Island-2020

 

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı