FeaturedKIBRIS

‘Havaya kanserojen kimyasallar püskürtülerek sivrisinek sorunu çözülemez’

Biyologlar Derneği, sivrisinekle mücadelede, biyolojik mücadele yerine kimyasal mücadele tercih edilip, havaya kanserojen kimyasallar püskürtülerek sivrisinek sorununun çözülemeyeceğini kaydetti.

Biyologlar Derneği Genel Sekreteri Gizem Mulla yaptığı yazılı açıklamada, belediyelerin haşerelerle mücadelede mekanik veya biyolojik mücadele yöntemlerini kullanmasını, kesinlikle insan, hayvan ve çevre sağlığını tehdit eden kimyasalları kullanmamasını şiddetle talep ettiklerini kaydetti.

Mulla, havaya püskürtülen kimyasal zehirler doğru zamanda ve doğru yerde uygulanmış olsalar bile uçan sivrisineklerin ancak yüzde 21’ine etkili olabildiklerine dikkat çekerek, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Kimyasal mücadelede kullanılan ilaçlar hava, su ve toprağa karışarak kirliliğe neden olmakta, solunum veya besin yoluyla insanlara geçerek başta akciğer kanseri, cilt kanseri olmak üzere diğer birçok kanser türü, alerjik reaksiyonlar, astım ve nefes darlığı gibi ciddi hastalıklara neden olmaktadırlar. Kimyasallar insan sağlığı yanında sucul canlılar, kuşlar, arılar ve bir çok yararlı böcek için de risk teşkil etmektedir. Doğada kolay çözünmediklerinden, özellikle su kaynaklarında, yeraltı sularında ve toprakta uzun yıllar boyunca aktif olarak kalmalarından dolayı çevreye de ciddi zararlar vermektedirler.”

“BİYOLOJİK MÜCADELE UYGULANMALI”

Bu konuda, özellikle Sağlık Bakanlığı Temel Sağlık Hizmetler Dairesi’nce yapılan, sentetik hiçbir etken madde içermeyen ve sadece sivrisinek larvaları üzerine etkili olan biyolojik mücadelenin tüm belediyeler tarafından da uygulanması  gerektiğini ifade eden Mulla, biyolojik mücadelenin bir canlıyı başka bir canlı kullanarak yok etmek anlamına geldiğini söyledi.

Mulla, özellikle; Almanya, Amerika, Kanada, Fransa gibi birçok ülke tarafından yaygın olarak kullanılan Bti.(Bacillus thuringiensis var. israelensis) ve Bs.(Bacillus sphaericus) biyolojik larvasitlerinin kullanılmasının önemine işaret etti.

Halkın da yerel yönetimlerden bilimsel temellere dayanan, doğa ve insan sağlığıyla uyumlu kaynağında yapılan biyolojik yöntemlerin uygulanmasını talep etmesi gerektiğine dikkat çeken Mulla, yerel yönetimler yanında halkın alacağı bireysel önlemler ve sağlanacak temiz bir çevre sayesinde yeniden kurulacak doğal denge ile sineklerin sorun olmaktan çıkmasının mümkün olacağına işaret etti.

Ülkede entegre bir sivrisinek mücadele planı olmadığından sıcakların artmasıyla birlikte her yıldan daha fazla sivrisinek sorununun da beraberinde geleceğini söyleyen Mulla, “Özellikle, bazı belediyelerin derelere lağım suyu akıtması veya derelerin içerisinin dozerlerle kazılması sivrisineklerin doğal düşmanları olan canlıların ölmesine ve dolayısıyla sivrisineklerin daha da fazla artmasına neden olmaktadır. Lağım sularıyla kirletilmiş yerlerde üreyen sivrisineklerin insanları sokması neticesinde çeşitli alerjik hastalıklar ya da zehirlenmeler ortaya çıkmaktadır” dedi.

“HALK VE YEREL YÖNETİMLER İŞBİRLİĞİ ÖNEMLİ”

Ülkede bulunan Anopheles cinsi sivrisineklerin sıtma açısından büyük risk oluşturduğunu da vurgulayan Mulla, sivrisinekle mücadelede halkın ve yerel yönetimlerin iş birliğinin önemine dikkat çekti.

“Mücadele yapılırken önemli olan insan ve hayvan sağlığını dikkate almak ve çevrenin alacağı zararı da en aza indirgemektir; çünkü çevrenin göreceği zarardan etkilenecek olan yine insanlar ve hayvanlar olacaktır” diyen Mulla, sivrisineklerin ve karasineklerin üremelerini ve beslenmelerini sağlayacak ortamlar oluşturmaktan kaçınmanın önemli olduğunu kaydetti.

HALKIN BİREYSEL OLARAK ALABİLECEĞİ ÖNLEMLER

Mulla, halkın bireysel olarak alabileceği önlemleri şöyle sıraladı:

“Rögar ve kuyu kapaklarını sıkı sıkı kapatmak. Tıkanan veya taşan pis su kuyularını belediyeye bildirmek.  Sivrisinekler su birikintilerine yumurta bıraktığından çevrede su dolu kaplar bırakmamak, evcil hayvanlarımız ve sokak hayvanları için bıraktığımız su kaplarını ise sık sık değiştirmek. Havalandırma borularının üzerine tül geçirerek sıkıca bağlamak. Dere yataklarına lağım suyu deşarj etmemek. Karasineklerin ürememesi için çöp bidonlarının ağızlarını kapalı tutmak.  Yiyecek ve içecekleri açıkta bırakmamak. Evcil hayvanlarımızın boş arazilere pislememesini sağlamak, ahır ve kümesleri sık sık temizlemek. Yeşil alanların ve evlerin bahçelerindeki otların, sineklerin yaşamasına ve üremesine elverişli ortamlar oluşturduğundan bunları temizlemek. Yine sineklerle beslenen canlıların (kurbağa, kertenkele, örümcek, bukalemun, yarasa, bazı böcek türleri ve onların suda yaşayan larvaları (kız böceği gibi), bazı balık türleri ve bir çok kuş türü (Kırlangıç, Ebabil, Tarlakuşları, Baştankaralar, Sinekkapan, Arıkuşu vs) korumak ve korunmasını teşvik etmek, bu konuda çalışmalar yapmak. Kokuları ile sivrisinekleri iten bitkiler (Fesleğen, Sardunya, Nane, Defne, Biberiye, Mercanköşk, Lavanta, Pelin Otu, Sarımsak) yetiştirmek/bulundurmak.”

(TAK)

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı