FeaturedKIBRISKıbrıs SorunuVOİ Özel Haber

‘Federasyon dışındakiler illüzyon’

Avrupa Parlamentolusu eski Başkanı Schulz, geçtiğimiz yıl iki toplumlu, iki kesimli federasyon çözümüne çok yaklaşıldığını söyledi ve son günlerdeki çözüm tartışmalarını değerlendirdi:

Emine DAVUT YİTMEN

Avrupa Parlamentolusu eski Başkanı ve Alman Parlamentosu üyesi Martin Schulz, Kıbrıs’ta iki kesimli, iki toplumlu çözüm dışındaki seçeneklerin illüzyon olduğunu söyledi.

Geçtiğimiz yıl Crans Montana’da iki toplumlu, iki kesimli federasyon çözümüne çok yaklaşıldığı yönündeki düşüncesini paylaşan Schulz,  “Neden bu seviyede devam etmeyelim? Niye masada hale hazırda anlaşılmış olana geri dönmeyelim? Neden şimdi başka unsurlar ekleyelim?” diye sordu.

AKEL’in düzenlediği “AB Perspektifleri ve Kıbrıs Sorunu” konulu panel için Lefkoşa’da bulunan Schulz, adadan ayrılmadan önce Voice of the Island’a konuştu.

Schulz, Kıbrıs’ta yeniden birleşme dışındaki seçeneklerin çözüm olmadığını, yeniden birleşmenin, çözümün ta kendisi olduğunu ifade etti. İsviçre’de müzakereler başladığında çok umutlu olduğunu anlatan Schulz, yaşanan başarısızlığı, “tarihi bir başarısızlık” olarak nitelendirdi.

Son dönemde tartışılan gevşek federasyon ve AB çatısı altında iki devleti çözüm önerilerini de değerlendiren Schulz, tartışmaya açılan iki devlet çözümünün, adanın Kuzey’inin egemen devlet olacağı anlamına geldiğini, bugünkü durumda olduğu gibi sadece Türkiye tarafından değil, diğer devletler tarafından tanınmanın bir önkoşul olacağını belirterek, “Ancak bu olmayacak. AB çatısı altında demek, AB üye devletlerinin her iki devletin varlığını tanıması gerektiği ve ikisinin egemen devletler olarak AB’ye katılması anlamına gelir. Dürüst olmak gerekirse bu bir illüzyondur. Bunu çok teorik buluyorum” diye konuştu.

“Gevşek federasyonun ne olduğunu sordum”

Nikos Anastasidis’e gevşek federasyonun ne olduğunu sorduğunu belirten Schulz, “Bana hiçbir zaman gevşek federasyonu kullanmadığını, bunu konuşmadığını sadece federasyonun fikrini, kurumların sorumluluklarını tekrarladığını ve federal hükümetin yetkilerinin net listesi hakkında konuştuğunu söyledi” dedi.

“Kararlaştırılan şeyleri yeniden tartışmak anlamsız”

Schulz, BM Genel Sekreteri Antoino Guterres’in resmi görüşmelerin başlaması için pek çok gayrı resmi görüşmenin olması gerektiği yönündeki görüşüne katıldığını söyleyerek, müzakereye üzerinde anlaşılabilecek maddelerin olduğunu bilmeden başlamanın, bir sonraki başarısızlığı yaratacağına dikkat çekti.

Geçen yılın ortalarına kadar devam eden müzakerelerin sonucuna bakıldığında, anlaşılan maddeler olduğunu ve üzerinde anlaşılmayan bazı unsurların da bırakıldığını anımsatan Schulz, kararlaştırılan şeyleri yeniden tartışmanın bir anlam ifade etmediğini vurguladı.

Avrupa Parlamentolusu eski Başkanı ve Alman Parlamentosu üyesi Martin Schulz  Voice of the Island’a konuştu:

“İlk olarak gayrı resmi görüşmeler yapılmalı”

SORU: Kıbrıs sorunundaki son durum ile ilgili ne düşünüyorsunuz?

SCHULZ: Sanırım, çözüme geçmiş yıllar öncesine kıyasla daha yakındık ve bu yüzden başarısız olduğu için çok üzüldük. Ancak, BM Genel Sekreteri’nin raporu, New York’ta halen bir inanç olduğunu gösteriyor ve müzakere masasına geri dönülmesinin yararlı olacağını umuyor.

SORU: Yaklaşık 15 aydır, sorunun çözümü yönünde herhangi bir çaba görmedik. Ne var ki BM, Kıbrıs’ta UNFICYP’in geleceğini tartışmaya başlayınca, bazı fikirler duymaya ve gayrı resmi temaslar görmeye başladık. Bu iyiye işaret mi yoksa bir oyun mu?

SCHULZ: Genel Sekreter’in raporundaki görüşlerine ve sonrasında resmi görüşmelerin başlaması için pek çok gayrı resmi görüşmenin olması gerektiği yönündeki sözlerine katılıyorum. Gayrı resmi görüşmelerin sonucunda, müzakereleri başlatmanın gerçekten mümkün olup olmadığını bilecek. Müzakereye üzerinde anlaşılabilecek maddelerin olduğunu bilmeden başlamak, bir sonraki başarısızlığı yaratacaktır. Bu nedenle ilk olarak gayrı resmi görüşmelerin olması gerektiği düşüncesini paylaşıyorum. Umarım olur. Başkan Anastasiadis beni, Sayın Akıncı’yla buluşacaklarını yönünde bilgilendirdi. Bence bu iyiye işaret. Her iki lider de buluşacak ve birbirileriyle konuşacaklar.

“Çavuşoğlu, Ankara’daki yapıcı ve ılımlı insanların içinde yer alıyor”

SORU: Bu arada Sayın Çavuşoğlu, New York’ta Sayın Anastasiadis’le gayrı resmi toplantı yapıldığını kamuoyuna açıklamıştı. Müzakereleri, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türkler yürütüyor. Bu durum, Kıbrıs Türk tarafında, özellikle Kıbrıs Türk liderliği açısından bazı endişeler yarattı. Ne düşünürsünüz?

SCHULZ: Bu konuda derin bir bilgim bulunmuyor ancak Sayın Çavuşoğlu’nun Sayın Akıncı’yı kenara aldığı yönünde gibi bir izlenimim yok. Sayın Çavuşoğlu’nu çok iyi tanıyorum. Ankara’daki yapıcı ve ılımlı insanlar içinde yer alıyor. Bunun, Kıbrıs Türk toplumu aleyhine olduğunu düşünmüyorum.

SORU: BM Genel Sekreteri Guterres raporunda,  kilit noktalarda uzlaşıların olduğunu görme yönündeki isteğinden söz ediyor. Anladığımız kadarıyla süreci başlatacak sinyali vermek için kilit konularda gerçek bir ilerlemenin kaydedilmesinden yana. Ne dersiniz?

SCHULZ: Bu da az çok gayrı resmi görüşmelerle aynı şeydir. Geçen yılın ortalarına kadar devam eden müzakerelerin sonucuna baktığınızda, anlaşılan maddeler olduğunu ve üzerinde anlaşılmayan bazı unsurların da bırakıldığını görürsünüz. Kararlaştırılan şeyleri yeniden tartışmak hiç mantıklı değil. Anlaşmazlıkların neler olduğunu belirlemelisiniz. Zaman içinde üstesinden gelinebilecek diğer anlaşmazlıkların neler olduğuna bakmalısınız. Daha teknik açıdan anlaşmazlıklar olabilir fakat ortak ilgi nedeniyle çözüm şansının olduğu durumlarda, her iki taraf da anlaşmak için çaba harcar.

SORU: Her iki toplumun hayatını kolaylaştırmak için teknik komiteler oluşturuldu. Ancak, bu komiteler pek çalışmıyor.  Sayın Guterres de teknik komitelerin çalışma sıklığından memnun değil.  AB’nin uzun zamandır teknik komiteleri desteklediğini biliyoruz. Bu konudaki düşünceleriniz nelerdir?

SCHULZ: Yeniden birleşme süreci, sadece müzakerecilerin masa etrafında bulundukları süreç değildir; tüm ülkeyi ve her bir vatandaşını ilgilendiren bir süreçtir. Siyasi hayattaki tecrübem, eğer vatandaşlar günlük hayatlarının kolaylaştığını hisseder ve bunu deneyimlerse, süreci desteklemeye hazır olur. Bu nedenle teknik komiteler önemlidir.

Başkan Anastasiadis’e gevşek federasyonun ne olduğunu sordum”

SORU: Federasyonla ilgili tartışmaları duymuşsunuzdur. Gevşek federasyon ve iki kurucu devletin AB çatısı altında olduğu formüller konuşuluyor.  Bunlar Kıbrıs için gerçekçi çözüm şekli olabilir mi?

SCHULZ: Bu son derece zor bir tartışma. Başkan Anastasiadis’e dün gevşek federasyonun ne olduğunu, bunun kendi düşüncesi olup olmadığını sordum. Bana hiçbir zaman gevşek federasyonu kullanmadığını, bunu konuşmadığını sadece federasyonun

fikrini, kurumların sorumluluklarını tekrarladığını ve federal hükümetin yetkilerinin net  listesi hakkında konuştuğunu söyledi. Crans Montana’da iki toplumlu, iki kesimli federasyon çözümüne çok yaklaştığımızı düşünüyorum. Neden bu seviyede devam etmeyelim? Neden şimdi başka unsurlar ekleyelim?  Şu anda tartışmaya açılan iki devlet çözümü, adanın Kuzeyi’nin egemen devlet olacağı anlamına geliyor. Bugünkü durumda olduğu gibi sadece Türkiye tarafından tanınmak olmayacak ayrıca diğer devletler tarafından tanınma bir önkoşul olacak. Ancak bu olmayacak. AB çatısı altında demek, AB üye devletlerinin her iki devletin varlığını tanıması gerektiği ve ikisinin egemen devletler olarak AB’ye katılması anlamına gelir. Dürüst olmak gerekirse bu bir illüzyondur. Bunu çok teorik buluyorum. Niye masada hale hazırda anlaşılmış olana geri dönmeyelim? Anlaşılan başlangıç noktası iki kesimli, iki toplumlu federasyondu.

SORU: AB müzakerelerin yeniden başlatılmasında katalizör rol oylanabilir mi?

SCHULZ: Herkes bana bu soruyu soruyor. Bence şu an için değil. Diyalogu desteklemeye çalışmalıyız fakat Türkiye- AB arasındaki çok zor olan ilişkiye bakın, AB’nin üye ülkelerdeki imajına bakın. Örneğin Yunanistan’da Yunanlılar, AB’nin adil davranmadığı yönünde düşünceye sahipler. 2004 yılında Kıbrıs AB’ye katıldı.  Bizim için AB kurumlarında ada,  bir bütün olarak AB’ye katıldı.

SORU: Ancak AB müktesebatı Kuzey’de uygulanmıyor…

SCHULZ: Evet. Bu nedenle AB için arabulucu olması çok zor bir rol.

SORU: Kıbrıs Türk toplumu, AB uyum yasaları için çalışıyor ve bu amaçla ayrılan fonlardan yararlanıyor. Kıbrıs Türk toplumun derin nefes alabilmesi için sadece bu yeterli mi?

SCHULZ: Tartışmayı biliyorum. Ancak, AB üyesi ülkelerin, cumhuriyet hükümetini temsilci olarak tanıdığını görmeliyiz, başka bir tarafın hükümeti olarak değil. Neticede bir çıkmazdayız. Sorunun çözümü, Brüksel üzerinden mümkün değildir. Burada, adada bulunması gereklidir.

“Hep aynı şey etrafında dönüp duruyoruz”

SORU: Ancak doğrudan ticaret gibi bazı sözler verildi. AB, fonlar aracılığıyla adada bir çözümden önce iki ekonomiyi yakınlaştırmaya çalışıyor. Belki de doğrudan ticaret veya uçuşlar bir çıkış yolu olabilir…

SCHULZ: Direkt uçuşlar, doğrudan ticaret vs. gibi konular etrafında dönüp dolaşıyoruz. Her zaman aynı sorun başı çekiyor. Diğer bir cumhuriyet yani KKTC, sadece Türkiye tarafından egemen bir devlet olarak tanınıyor. Uçuş şartları için uluslararası egemenlik ihtiyacı var. AB bunu empoze edemez. Diğer yandan, AB uluslararası kurallara saygı göstermelidir. Her zaman aynı şey etrafında dönüp duruyoruz. O yüzden tek çözüm, yeniden birleşmenin dışında çözümler değil, yeniden birleşmenin kendisidir.  Bu nedenle İsviçre’de müzakereler başladığında çok umutluydum. Şu anda tarihi bir başarısızlık olduğunu düşünüyorum

SORU: Bir sonraki sorum da Kıbrıslı Türklerin Avrupa Parlamentosu’nda  temsiliyeti konusu olacaktı ama sanırım yanıtı, az önceki sorunun yanıtına benzer olacak…

SCHULZ: Evet aynı sorun. Parlamento Başkanı olduğum dönemde Kıbrıslı Türklerin gözlemci statüsü konusunu tartışmaya bile çalıştım. Gözlemci statüsü için Avrupa Birliği Antlaşmasını değiştirmeniz gerekiyor çünkü parlamentonun rolü ve parlamentonun işleyişi, bu anlaşmada tanımlanmaktadır. 

Sisyphos’un mutlu bir adam olduğuna karar verdim”

SORU: Kıbrıs sorununun bir gün çözüleceğine dair halen umutlu musunuz?

SCHULZ: Yunan mitolojisinde Sisyphos, bir kayayı iterek tepenin zirvesine taşımaya çalışır ve tam zirveye gediğinde kaya aşağıya düşer ve her defasında yeniden başlamak zorunda kalır. Burada soru, Sisyphos mutlu bir adam mıydı yoksa değil miydi ? İki düşünce var; bunlardan bir tanesi çok mutsuz bir adamdı. Tam zirveye vardığında, kaya her zaman aşağıya düşüyordu. Diğer düşünceye göre ise kaya her seferinde aşağıya düşüyordu ama her zaman da yeniden başlayabiliyordu. Sanırım sorunuza yanıt vermek zor.  Ben hayatımda Sisyphos’un mutlu bir adam olduğuna karar verdim. Her zaman yeniden başlayabilirsiniz, her zaman ulaşma şansınız var.

Voice of the Island 2018

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close