FeaturedKültür&Sanat

Eski yapılara yeniden hayat veren duayen Mimar Birgül. G. Beyatlı ile söyleşi

Birgül Güvenir Beyatlı, İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Mimarlık Bölümü mezunudur. Bugüne kadar bir çok mimari projeye imzasını atan Birgül Güvenir son yıllarda  başarılı resterasyon  ve iç mimari tasarımları ile tarihi yapılara tekrar hayat vermektedir. Ocak 2014 tartihinde Lefkoşa Suriçi’nde yürüttüğü turistlik pansiyon projesi restorasyonu ve uygulamasını başarıyla tamamlamıştır. Bu çalışmanın ürünü olarak Lefkoşa Suriçi’ndeki ilk turistik pansiyon olan Cypriot Swallow Boutique Hotel ortaya çıkmıştır. 2014 yılından beri aktif olarak turizm sektöründe çalışmaktadır. Temmuz 2014 tarihinde başlayan AB finanslı Mustafa Güvenir Arın Güvenir Eğitim Vakfı’na ait Enerji ve Çevre Bilinçli Çocuklar Projesi’nde vakıf temsilcisi olarak çalışmıştır. Bu proje K.T. Elektrik Mühendisler Odası ve K.T. Çevre Mühendisleri Odası ile birlikte yürütülmüştür. Bu projenin ürünleri, Demirhan’da geri dönüşüm malzemelerinden oluşturulmuş bir çocuk parkı, uygulamalı enerji laboratuvarı şeklinde hizmet verebilen bir adet minibüs ve tamamen yerli kaynaklar kullanılarak tasarlanan bir çizgi film serisi olmuştur. Güvenir Vakfı, günümüzde kendi kaynaklarıyla bu projeleri sürdürmeye devam etmektedir. 2014 yılından itibaren Türkiye Cumhuriyeti’nin KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığı aracılığıyla finanse ettiği projelerde çalışmıştır. Bu projelerden bazıları ise, Nicosia Down Cafe, İskemleci, Yerlikaya Turistik Pansiyon, Bağlıköy Konuk Evi’dir.2019 yılında ise kendisinin ikinci turistik pansiyonu olan 12 odalı Nicosia Eagle Eye Boutique Hotel kapılarını, Lefkoşanın mimarisini ve tarihi dokusunu yaşamak isteyen müşterilerine açmıştır.

Mimarlık hayatınıza nasıl girdi?

Sanatı çok seviyorum Üniversite sınavında  Tıp ve Mimarlığı yazmıştım. İkisi de matematik ve fen puanı gerektiriyordu. Dokuz Eylül Üniversitesi Mimarlık bölümünü kazandım. Üniversitede ilk yıllarda bana göre meslek lisesinden gelen arkadaşlar çizim konusunda daha bilgili ve becerikliydiler. Bense daha mimarlıkla yeni tanışıyordum. Öğrenciliğimiz yurtta geçdiği için şartlarımız ağırdı.O zamanlar yurtlarda  çizim masaları yoktu. Okul sonrası ödev yapımı biraz zordu bulduğumuz zeminlerde çizimlerimizi yapıyorduk. Mimarlık her zaman zevkli ve zor bir meslektir . Okuldan mezun olmak ilk adım oluyor.Okul ve meslek hayatı çok farklıdır.Hizmet verdiğiniz  müşterinizi çok iyi tanımanız gerekir. İstediklerini ve  ihtiyaçlarını çok iyi tespit edip tüm bunların sonunda proje üretmek gerekiyor.

Siz sanırım Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nİn ilk mimarlarındasınız. Mesleklerin kıymetli olduğu dönemdeydiniz aslında.

Üniversiteden 1990 yılında mezun oldum.Kıbrıs’a 1993 yılında gelip Mimarlar Odasına kayıt  yaptırdığımda 262. Sicil  numarasını almıştım. Meslekte otuzuncu yılımdayım. Yerli üniversitelerden dolayı mimar meslektaşlarımızdaki sayı oldukça artmıştır.  Şu an adada 1500’e yakın mimar var. Yani aile başına bir mimar düşüyor.

Bir mimar olarak müşterinizi ekonomisine göre yönlendiriyor musunuz? Yani ilerde evde yaşamaya başladıkları zamanlarda  sabit bakım giderini konusunda bilgi verebiliyormusunuz?

Mimarlar  odasının birim maliyet  listesi vardır. Burada belirtilen m2 alan üzerinden  proje ücreti hesaplanıyor ayrıca yaklaşık bina maliyeti bilgiside oluşuyor.İnşaat sektöründe alımlar döviz olduğu için işin başında belirlenen ücretler sonunda biraz değişebiliyor. Ayrıca inşaatın ilerlediği aşamalarda artık farklılaşan talepler oluşuyor. En basitinden bir mutfak dolabı da yaptırabilirsiniz en lüksünden de yaptırabilirsiniz. Burada önemli olan şey siz kendiniz için mi yapıyorsunuz yoksa başkaları için mi?Kendi ihtiyacınızı belirleyebilmeniz önem taşıyor.

-Bir ailenin yaşaması için 160m2-180m2 yeterli alandır. Refah düzeyi yüksek ülkelerde  insanlar sonradan  yaşlılıklarında bakım masrafları yüksek olan konutlarını satıp daha küçük evlere geçip bütçelerini kendilerine harcamayı tercih ediyorlar.

Günümüzde insanlar  gelirine bakmadan herşeye bir anda sahip olmak ister. Yemeğe de gitmek ister, eğlenceye de gitmek ister tatilini de yapmak ister. Bu da sürekli gelecek olan para kullanımını artırıyor ve bilinçli hareket edilmediği zaman sıkıntılar doğuruyor. Bu da toplumunda ekonomik açıdan bilginin ve eğitimin ihtiyacını gösteriyor. Bizim çocukluğumuzda okullarda Ev İdaresi dersi vardı.Benim ilk ekonomiye giriş dersimizdi.Bugün bile orada öğrendiklerimi hatırlıyorum.

Alışveriş alışkanlıkları ve ihtiyaçlar değişti.  Bir mimar olarak toplumdaki her türlü sosyal ve ekonomik  gelişmeleri görebilmeli ve de kendini geliştirmeli.

Toplum olarak mütevazi olmayı unuttuk. Mütevazi olmak , elindekinin kıymetini bilmek veya azla yetiniyor olmaktır.  Kendini mutlu edebilmek için çok seçenekler vardır.O kadar güzel bir ülkede yaşıyoruz ki. Kendimize ait zaman bulmak hiç de zor olmasa gerek. Düşünün kalabalık bir şehirde yaşıyorsunuz ve saatlerinizi yollarda geçirmek zorunda kalıyorsunuz. Bizim ülkemiz böyle değil. Ne isterse olsun az veya çok elindekinin kıymetini bilerek hayatı yaşamak gerekiyor , içinde bulunduğun durumun  gerçeğini görerek!

Bir de mutsuzluk kaynağı olarak gördüğüm iki unsur daha var. ‘Daha’ ve ‘Başkalarının Hayatı’. Her zaman bizden daha iyisi ve daha kötüsü vardır. Her zaman bir şeyin daha fazlası vardır. Sonu yok. Buna göre yaşamak hayatımızı daha kötü yapar.

180m2 alanı olan bir apartman dairesinde yaşıyorum ve bana yetiyor. Dört cepheli bir apartman dairesidir. Benim aklımın almadığı şey on yıl, ondört yıl borçlanıp 500m2lik veya 300m2lik müstakil evler yapmak. Hadi yaptınız diyelim o evin bakımını  sürdürebilecek  misiniz?  Minimal yaşamaya en güzel örnekler Surların içerisindeki konutlardır.Konutların alanları küçük ve de ayni anda  iç avluda açık havada yaşama imkanı sağlıyor.

 Mimarlığın yanı sıra toplum  ekonomisi ile de yakından ilgileniyorsunuz.

Mimarlık insan psikolojisiyle iç içe olan bir meslektir. Müşteriler bazen elinde bir ev görseli ile çıkıp gelirler. Bir mimar  için bir projedir. Ama onlar için  yaşayacakları bir evdir bir yuvadır.  Bu yüzden bireyin ihtiyaçları çok önemlidir.

Aile Vakfınızdan bahseder misiniz?

Ailedeki kıymetli değerlerimizi  kaybedince Mustafa Güvenir ve Arın Güvenir Eğitim Vakfı’nı kurduk. AB tarafından finanse edilen 3 yıllık bir projesi uyguladık. Çevre ve Enerji Bilinçli Çocuklar Projesi ile 3 yılla okullarda eğitimler verdik. Şimdi ise Temiz Düşün Projesi ile ilkokullarda ortak bir uygulama yapıyoruz. Vakıfların faaliyetleri ve çalışanıyla ayakta kalması bütçe ve kaynak istiyor.Kendi imkanlarımızla uygulamalara devam etmekteyiz.

Ne kadar güzel bir şey toplumdan aldığınızı topluma vermek.

‘Ölmeden Önce Keşfetmeniz Gereken Beş Şey’ adlı bir kitap okumuşdum. Bir tanesi de Sosyal Sorumluluktur ve Sivil Toplumda çalışmaktadır. Çok farklı dernek ve gruplarda faaliyetlerde bulunduk. Yaşadığınız ve içinde bulunduğunuz toplumda toplumdan aldığınızı toplumla paylaşmanız gerekmektedir. Bunları yaparken de hiçbir maddi manevi çıkar beklememek uygun olacaktır. Sivil Toplum başkaları için çalışabileceğiniz güzel bir ortamdır her ne kadar da bu konuda farklı bir noktaya gidilse de.  Toplumdan aldığını da bir süre sonra topluma vermektir. Çünkü ‘Daha’nın sonu yok!

Anlatmak istediğiniz bir anınız var mı restorasyonlarla ilgili?

Nicosia Eagle Eye Boutique Hotel’in restorasyon edileceği binamıza  ilk girdiğimizde 1974’ten sonra kimse oturmamış olmasından çok kötü durumdaydı.  Komşular tarafından çöplük olarak kullanılıyordu. Çöpler altı ayda temizlenebildi. Eski projeye göre orada iki katlı bir bina  vardı . Fakat çöplerden bir şey görememiştik. Çoktan yıkıldığını gördüğümüz taş yığınlarında anlamıştık ve  projeye  herhangi  bir kademe  eklemeden projeyi bitirdim. Projenin uygulamasına başladık ve eş zamanlı olarak çöpler de temizleniyordu.  Orada  altı basamaklı bir kademe belirdi ve  avlunun bir bölümü da yüksekte kaldığını anlaşıtık.  Bu bizim için  bir farklı bir durumdu. Sonradan bunu tadilat projesine aktardık. 16 Celaliye Sokak’taki  bu binaya daha önce kimsenin oturmamış olması yapının dokusunu korumuş oldu.

Mimarlıktan sonra artık bir turizmcisiniz de. Siz Turizme butik iki hotel kattınız. Turizm size ne gibi zenginlikler kattı?

Burada turizmin en güzel yanı buraya gelen ziyaretçilerden onlar nerde biz nerdeyiz diye öz eleştiri yapabilmektir.Güzel bir öğrenme kapısı. Olan bir soruna karşı yaklaşımları, emeğe olan saygıları. Bazen aynı kahvaltıyı farklı bir ülkenin insanına sunarız çok memnun kalır,diğeri bu kadar mı diye şikayet eder.Medeniyet ve kültür kısa zamanda oluşmuyor bunu görüp bunu anlıyoruz,biz ne noktadayız….

Söyleşi :Şirin Gazi

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı