FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Emekçiden ve halkımızdan yana tarafız’

Tünay MERTEKCİ

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu Mustafa Keleşzade, Bağımsızlık Yolu’nun hedeflerini, yaptıklarını ve partileşme sürecini anlattı. Gazetemize konuşan Keleşzade, Bağımsızlık Yolu’nun ekolojist-sosyalist bir siyasi hareket olduğunu vurguladı. Gündemdeki olaylar hakkında da değerlendirmelerde bulunan Keleşzade, kendilerini diğer sol örgütlerden ayıran en büyük noktanın ise sınıf siyaseti olduğuna dikkat çekti. Kendilerinin açıkça taraf olduklarını söyleyen Keleşzade, “Emekçiden ve Kıbrıslı Türk halkından yana tarafız” şeklinde konuştu.

Keleşzade: Biz sol-sosyalist bir partiyiz

Bağımsızlık Yolu Lefkoşa Bölge Sorumlusu Mustafa Keleşzade, Bağımsızlık Yolu’nun 2018’de örgüt olarak kurulan bir siyasi hareket olduğunu söyledi. Ülkemizdeki mevcut siyasi yelpazeye baktıklarında, kendi görüşlerini temsil eden bir partinin olmadığına dikkat çeken Keleşzade, “Biz kendimizi sol-sosyalist bir siyasi parti olarak görüyoruz, bu doğrultuda kurulduk” dedi. Ülkemize bakıldığı zaman, daha çok kimlik siyaseti ekseninde siyaset yürütüldüğünü ifade eden Keleşzade, kendine sol diyen siyasi yapıların da göç yasası gibi yasalara imza attığını, emekçinin haklarını budayacak girişimler yaptığını vurguladı. Kendini sol diye adlandıran diğer siyasi örgütlerin, emekçilerin çıkarına olacak herhangi bir şeyi yapmadığı bir durumun olduğunu dile getiren Keleşzade, “Bu durum içerisinde emekten yana, sınıf siyaseti yapacak bir siyasi hareketi oluşturma ihtiyacı hissettik” şeklinde konuştu.

“Bağımsızlık Yolu, ekolojist bir siyasi harekettir”

Bağımsızlık Yolu’nun, ekolojist bir siyasi hareket olduğunu belirten Keleşzade, “Çevremizde yaşanan ve canların da kaybına yol açan, kontrolsüz yapılaşmaların, yani nehirlerin yollarını kesecek, derelerin önlerini kapatacak büyük otellerin dikildiği, plansız bir yapılaşmanın olduğu bir yapıya karşı çıkan bir siyasi hareketiz” dedi. “Eskiden ‘ekolojistiz’ dediğimizde, bunu çok somutlaştıramazdık, maalesef artık son dönemlerde yaşadığımız felaketlerden dolayı somutlaştırabiliyoruz” diyen Keleşzade, aynı zamanda feminist bir hareket de olduklarına dikkat çekti. Kadınların ülkemizde de uğradığı ataerkil toplum yapısından kaynaklanan baskıların üzerine giden, kadın sığınma evi talebini temel ihtiyaç haline getiren bir siyasi hareket olduklarının altını çizen Keleşzade, en temelinde de sosyalist ve emekten yana bir siyasi hareket olduklarını söyledi.

“İlk icraatımız özel sektörde sendikalaşmaya yönelikti”

İlk icraatlarından birinin özel sektörde sendikalaşma üzerine olduğunu ifade eden Keleşzade, 10 ve üzeri işçi çalıştıran bir iş yerinin, sendikasız işçi çalıştırmasının yasaklanması üzerine bir kampanya başlattıklarını kaydetti. “Bizim ülkemizde çalışma alanında yaşanan bu iş cinayetlerinin, iş kazalarının ve bunca güvencesiz işçinin sorunlarını çözmekle ilgili sistemsel bir değişim adımı olarak bunun üzerine gittik” diyen Keleşzade, kendilerinin eko-sosyalist ve feminist bir hareket olduklarına vurgu yaptı. Barıştan yana tavır koyan bir siyasi hareket olduklarına dikkat çeken Keleşzade, bunun da ancak bir federasyonla gerçekleşebileceğini düşündüklerini ifade etti.

“Hayatın her alanında ortaklaşmalar artırılmalı”

Bu federasyonunsa sadece müzakerelere odaklanarak değil, hayatın her alanında ortaklaşmaları artırarak halklar arasındaki güvensizlikleri ortadan kaldırarak olabileceğini söyleyen Keleşzade, bunları hiçbir güvensizlik yokmuş, bir kağıda atılacak iki imzaymış gibi davranarak değil, bu sorunların varlığını bilerek ve bu sorunları gidermek için uğraşarak atılabileceğini düşündüklerini söyledi. Daha fazla diyoloğu artıracak adımların atılarak barışın sağlanabileceğini ifade eden Keleşzade, hem müzakerelerin yürütülmesi hem de bunların eş zamanlı yapılması gerektiğini savunan bir siyasi hareket olduklarını kaydetti. Bu noktalarla yola çıktıklarını söyleyen Keleşzade, bazılarıyla ilgili bir şeyler ilerlettiklerini ifade etti ve bazılarıyla ilgili ise çalışma aşamasında olduklarını belirtti.

“Kıbrıs Türk halkı kendi kaderini belirleyebilir”

Kıbrıs’ın bağımsızlığını savunduklarını vurgulayan Keleşzade, “Zaten adımız da Bağımsızlık Yolu’dur. Biz Kıbrıslı Türk halkının da bir halk olduğu noktasındayız ve kendi kaderini kendisinin belirleme hakkı olduğunu düşünüyoruz” şeklinde konuştu. Bunun kendilerini soldaki bazı yapılardan ayrıştıran temel unsurlardan biri olduğunu belirten Keleşzade, Kıbrıslı Türk halkının edilgen değil etken bir rolü olduğunu düşündüklerini ve kendi kaderini de belirleyebileceğini vurguladı. “Kıbrıslı Türk halkı isterse ayrılma yönünde, isterse birleşme yönünde, isterse var olduğu siyasi yapıyı devam ettirmeye çalışma yönünde hareket edebilir. Bizim görüşümüz; Kıbrıslı Türklerin kendi kaderini tayin hakkını birleşme yönünde yani Kıbrıs’ta bir federal çerçevede birleşmeden yana kullanması gerektiğini düşünüyoruz” diyen Keleşzade, bunu sadece etik-ahlaki bir şey olarak değil, hem stratejik hem de ekonomik olarak bu adada bağımsız bir Kıbrıs’ı savunduklarını kaydetti.

“KKTC olası ve arzu edilebilir değildir”

Bağımsız bir Kıbrıs’ın ancak hem emperyalist emellerden, anavatanlardan ve aynı zamanda Avrupa Birliği baskılarından sıyrılarak olabileceğini düşündüklerini vurgulayan Keleşzade, bunun sonucunda kendi kararlarımızı verebilir noktaya gelebileceğimizi düşündüklerini belirtti. “KKTC’nin ya da yeni kurulacak bir Türk Devleti’nin olası olmadığını ve arzu edilebilir de olmadığını düşünüyoruz” Keleşzade, çünkü bunun, adanın kuzeyi üzerindeki özellikle Türkiye’nin ekonomik ve siyasi dayatmalarını daim kılacak bir yönetim olacağını düşündüklerini vurguladı. Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüş gibi bir şeyin de Kıbrıslı Türkler açısında arzu edilebilir bir şey olmayacağını ifade eden Keleşzade, “Çünkü Kıbrıs Cumhuriyeti, 1963 itibari ile Kıbrıslı Türkleri içine alan varlığını kaybetmiştir. Kıbrıslı Türklere eşit hakların olmadığı bir yapıdır” dedi.

“Ortaklaşma çağrımız karşılık bulmadı”

Bağımsızlık Yolu’nun bir siyasi parti olarak kurulmuş durumda olduğuna dikkat çeken Keleşzade, geçtiğimiz yerel seçimlerde, Kıbrıs’ın farklı yerlerinde, farklı tavırlar sergilediklerini söyledi. Örneğin Lefkoşa’da Mehmet Harmancı ile birlikte seçimlere girdiklerini kaydeden Keleşzade, şu anda Lefkoşa’da bir meclis üyelerinin de olduğunu belirtti. “Aynı zamanda Güzelyurt’ta CTP’ye rağmen Osman Bican’ın yanında yer aldık” diyen Keleşzade, CTP’nin ortak işbirliği noktasına yaklaşmadığını vurguladı. Keleşzade, “Statükolaşmış Mahmut Özçınar yönetimini değiştirmek için bir adım atma noktasında hareket ettik. Ortaklaşma çağrısı yaptık fakat çağrımız karşılık bulmadı” dedi.

“Şu an kurultaylar süreci içerisindeyiz”

Yerel seçimlerde Kıbrıslı Türk halkının çıkarına olacak şekilde hareket ettiklerine vurgu yapan Keleşzade, “O dönem içerisinde yeni kurulan bir hükümetimiz de vardı. Bu hükümetin de gidişatından belli yönleriyle memnun değildik” dedi. Ayrıca solda alternatif görülen bütün yapıların eş zamanlı olarak hükümette bulunduğunu kaydeden Keleşzade, halkın umutlarının da kırıldığı bir dönemde artık üzerlerinde bir siyasi parti olma zorunluluğunu hissetmeye başladıklarını ifade etti. 22 Haziran tarihinde yani yerel seçimlerden iki gün önce siyasi parti olarak, kurucu üyeleriyle ve parti tüzükleriyle birlikte İçişleri Bakanlığı’na belgelerini vererek bir siyasi parti olarak yasal kuruluşlarını gerçekleştirdiklerini dile getiren Keleşzade, şu an kurultaylar süreci içerisinde olduklarını belirtti. İlk olarak Güzelyurt kurultaylarını gerçekleştirdiklerini dile getiren Keleşzade, ardından Mağusa ve ardından da Girne bölge kurultaylarını gerçekleştirdiklerini kaydetti. Şu anda da Lefkoşa, İskele ve Lefke kurultaylarını gerçekleştirerek seçimlere girme yeterliliğine 14 Temmuz itibariyle sahip olacaklarını belirten Keleşzade, “Artık biz de bir siyasi parti olarak, iddiamızı hem seçimlerde hem de her zaman yaptığımız gibi günlük hayat içerisinde, sokakta koyacağız ve Kıbrıslı Türkler için yeni bir alternatif olacağız” dedi. Keleşzade, sınıf siyasetinin alternatifi, bağımsız Kıbrıs’a ulaşmak için bir alternatifi teşkil edeceklerini söyledi.

“Bizi diğerlerinden ayıran temel nokta, sınıf siyasetidir”

“Yer yer farklı sol partilerle işbirliği yapsak da bizi ayıran temel nokta herhalde sınıf siyaseti noktamızdır” diyen Keleşzade, kendilerinin emekçiden yana taraf olduklarını vurguladı. Kıbrıs Türk halkından yana taraf olduklarını belirten Keleşzade, “Ne sermayeden ne de Kıbrıs’ta varlık gösteren, Türkiye gibi güçlerden, yani devletinin buradaki bürokratik uzantılarından taraf değiliz” dedi. Bu durumun kendilerini diğer partilerden ayıran temel noktalardan biri olduğuna dikkat çeken Keleşzade, “Son zamanlarda hepimizin yakıcı bir şekilde hissettiği bir ekonomik kriz yaşıyoruz ve bu ekonomik krize karşı hükümetin de açıkladığı önlemler paketi oluyor. Attığı adımlar oluyor. Bu adımlar da bizim ayrıştığımız zeminleri ortaya çıkarıyor” dedi.

“Hükümetin ekonomik paketi sermaye yararınaydı”

Hükümetin geçtiğimiz aylarda bir ekonomik önlem paketi açıkladığına dikkat çeken Keleşzade, bu paketin sermaye yararına bir paket olduğunu söyledi ve “Biz bunlarla ilgili kendi halkın önlem paketini hazırladık ve bunun propagandasını yaptık, bir de miting gerçekleştirdik” dedi. “Özellikle büyük sermaye kuruluşlarının, elektrik faturasını en ucuzdan ödeyen kumar hane ve oteller gibi yerlerin vergilendirilmesini, büyük galerilerin vergilendirilerek benzinin uygun fiyatta tutulabilmesini, yurt dışından mal getiren büyük sermaye kuruluşlarının vergilendirerek bunun halka daha ucuz ürünler olarak sunabilmesini savunduk” diyen Keleşzade, elektrikte üçlü tarifeye de değindi. Söz konusu tarifenin aslında elektrikte üçlü zam tarifesi olduğuna dikkat çeken Keleşzade, hükümetin zam yaptığını, bu zammı ise farklı reklam kuruluşlarıyla anlaşarak tepki çekmeyecek bir hale getirdiğini kaydetti.

“Krizin faturası halka ödetiliyor”

Bu tarifeyle günün sonunda halka olmayacak bir şey sunulduğunu belirten Keleşzade, “Gece 10.00’dan sonra çamaşırını, bulaşığını yıka. 10.00’dan sonra yaşa, şeklinde bir durum oldu” dedi. 3’lü tarife ile birlikte elektriğe 20 ila 30 kuruş zam geldiğini dile getiren Keleşzade, şu anda yaşanan bir krizin olduğunu ve bunun faturasının da halka ödetilmeye çalışıldığını kaydetti.

“Kumarhanelerden almadığınız vergileri alın”

“Kumarhanelerden almadığınız vergileri alın. En ucuza elektrik tarifesini ona vereceğinize, halkın geniş kesimlerine verin ve faturayı buna göre çıkarın” diyen Keleşzade, şu an olan olayın, kamusal elektrik kurumunun özel sektör gibi yönetilmesi olduğunu söyledi. Bunun kurumun kamusallığını ortadan kaldırdığını ifade eden Keleşzade, “Hastanelerdeki zorunlu olmaması gereken, anayasaya aykırı alınan, belli muayene ücretleri vardır. Bu ücretlere de yüzde 100’ü aşan zamlar yapıldı” dedi.

“Devlet hastanesinin kamusal özelliği ortadan kaldırılıyor”

Devlet hastanesinin de kamusal özelliğinin ortadan kaldırıldığını ifade eden Keleşzade, “Yani bunu yapmayalım da devlet hastanesi mi batsın? Hayır batmasın. Ama siz şu anda özel hastanelere verdiğiniz teşvikler var. Özel üniversitelere verdiğiniz birçok teşvik var. Bunları kaldırın. Oraları düzgün bir şekilde vergilendirin. Kamusal sağlık hizmetini de düzgün bir şekilde verin. Çünkü şu anda yaptığınız şey sizin kamusallık savunusu değil, özelleştirmeye zemin hazırlamaktır ve kamuyu özel gibi yöneterek halka o şekilde sunarak bunun kamusallık niteliğini ortadan kaldırmaktır” dedi.

“Feminist olduğunu iddia eden hükümet, kadın sığınma evi için adım atmıyor”

Krizle neo liberal yöntemle başa çıkarak sol olma özelliğinin kaybedildiğini belirten Keleşzade, kendilerini diğer sol partilerle ayrıştıran temel noktanın, sermaye emek noktasındaki unsurlar olduğuna dikkat çekti. “Feminist olduğunu iddia eden bir hükümet var şu anda. Bu kadar kadına şiddetin yoğun olduğu dönemde bir tane kamusal kadın sığınma evi açmak için bir adım atmıyor” diyen Keleşzade, meclisteki tüm siyasi partilerden ayrıştıkları noktanın ise özel sektörde sendikalaşma olduğunu vurguladı. Bu konu hakkında yasa önerilerinin de olduğuna dikkat çeken Keleşzade, “Biz bu yasa önerisinde ciddiyiz. Bu yasa önerisinin emekçilerin sorunlarını çözebilecek bir şey olduğunu düşünüyoruz ve talep ediyoruz” diye konuştu.

“AKEL’in tavrını yanlış buluyoruz”

Avrupa Parlamentosu seçimleri hakkındaki görüşlerini de dile getiren Keleşzade, Avrupa Parlamentosu seçimlerinin Kıbrıs’ın güneyinde gerçekleşecek bir seçim olarak önümüzde durduğunu söyledi. Orada yarışacak Kıbrıslı Türk adayların da olduğunu dile getiren Keleşzade, hepsiyle ilgili belli çelişkilerinin olduğunu belirtti. AKEL’in tavrını yanlış bulduklarını ifade eden Keleşzade, AKEL’in, Kıbrıs’ın güneyinde yaşayan bir Kıbrıslı Türk aday çıkarttığını, birey olarak bu adayı çıkarttığını ve bir siyasi hareketin temsilcisi olarak çıkartmadığını vurguladı. En azından AKEL’in Kıbrıslı Türkleri görmesinin ve aday çıkartmasının da bir olumluluk olduğunu söyleyen Keleşzade, AKEL’in genel olarak federasyondan yana tavır koymasının da olumluluk olduğunu ancak Kıbrıs’ın güneyindeki federasyon yanlısı siyasetlerin, Kıbrıslı Türkleri eşit özne olarak görmediği sürece somut bir adımın atılamayacağını düşündüklerini vurguladı.

“Avrupa Parlamentosu seçimleriyle ilgili örgütsel çalışma yapmayacağız”

AKEL ile yaptıkları istişarelerinde de defalarca dile getirdiklerini söyleyen Keleşzade, Yasemin Hareketi ile ayrıştıkları temel noktanın federasyon noktasını olduğunu belirtti. Kıbrıs sorununun çözümünde, kendilerinin federasyonu temel çıkış noktası olarak gördüklerini ifade eden Keleşzade, Yasemin Hareketi’nin ise bu konudaki düşüncesinin 1960 üzerinden var olan hakların talep edilmesi noktasında olduğunu belirtti. “Biz Kıbrıs Cumhuriyeti’ne dönüşün Kıbrıslı Türklerin hassasiyetleri açısından ve bir halk olarak kendini gerçekleştireceği açısından yeterli bir nokta olacağını düşünmüyoruz” diyen Keleşzade, Avrupa Parlamentosu seçimleriyle ilgili örgütsel bir çalışma yapmadıklarını söyledi. Avrupa Parlamentosu seçimlerinin, Kıbrıslı Türklerin yakıcı sorunlarının doğrudan çözümü için ilaç olmayacağını söyleyen Keleşzade, “Fakat hem bizim üyelerimizden hem de Kıbrıs Türk halkı içerisinden gidip Kıbrıs’ın güneyinde seçimlere ilerici federasyon yanlısı veyahut da ada halkının iyiliğine olacak adaylara oy vermesinde bir sıkıntımız yoktur” dedi.

“Zaroğlu milletvekilliğini kötüye kullandı”

Son günlerde gündem olan milletvekilliği dokunulmazlığıyla ilgili de konuşan Keleşzade, “Önceki günlerde yaşanan Bertan Zaroğlu olayı Kıbrıs Türk kamuoyunda infial yarattı” dedi. Yeniden Doğuş Partisi Lefkoşa Milletvekili Bertan Zaroğlu’nun, üniversite öğrencisinin sürdüğü aracı kendi aracıymış gibi gösterdiğini belirten Keleşzade, “Zaroğlu aracın kendisinin olduğunu, polisin onu durduramayacağı gibi bir olay yaşandı. Biz bu olayı milletvekilliğini kötüye kullanılması olarak gözlemliyoruz” dedi. Keleşzade, “Milletvekili olarak kürsü için verilen dokunulmazlığı, bir milletin vekili olarak verilen durumu, kendi bireysel çıkarı doğrultusunda ve kendi yandaşlarının çıkarı doğrultusunda kötüye kullandığını görüyoruz” dedi.

“Bizim bu tip şeylere karnımız tok”

İnfial yaratan olayın da bu tavır olduğuna vurgu yapan Keleşzade, olay yerinde Bertan Zaroğlu’nun emekçilere yönelik kötü muamelesinin de gözlemlendiğini söyledi. “Zaroğlu, olay gecesi yaptığı canlı yayında, beka dedi, Tayyip dedi, Allah dedi, millet dedi. Bizim bu tip şeylere karnımız tok” diyen Keleşzade, Bertan Zaroğlu’nun defalarca etnik kimliğinden ötürü ayrımcılığa uğradığı üzerine konuştuğunu kaydetti. Bertan Zaroğlu’nun bu sözlerinin özellikle Kıbrıs’ın kuzeyinde yaşayan göçmen emekçilere bir hakaret olduğunu düşündüğünü kaydeden Keleşzade, “Çünkü bu ülkede gerçekten mağduriyet yaşayan emekçiler vardır. Hem güvencesiz çalışma koşullarından ötürü hem de bu ülkede yıllarca yaşayan, emek veren ve sırf patronu yatırımlarını yapmadı diye vatandaşlık hakkı kazanamayan insanlar vardır” dedi.

“Zaroğlu’nun açıklamaları göçmen kesime hakarettir”

“Sayın Zaroğlu bu ülkede öğrenci olarak bulunduğu dönemde sırf zengin bir aileden gelmesinden dolayı, Türkiye’de inşaat şirketleri olan büyük bir ailenin çocuğu olması sonucu, burada onu kullanarak vatandaşlık elde etmiştir” diyen Keleşzade, böyle bir durum varken Bertan Zaroğlu’nun yaptığı ‘etnik ayrımcılığa uğruyorum’ açıklamasının, buradaki göçmen kesime bir hakaret olduğunu vurguladı. “Burada da yerli ile göçmen nüfus arasında bir ayrımcılık yaratmak ve bunun üzerinden yükselmeye çalıştıklarını görüyoruz” diye konuşan Keleşzade, ülkemizde ezen-ezilen çelişkisinin olduğunu belirtti. Ama bu çelişkinin yerli ve göçmenler üzerinde değil, sermaye ile emekçi sınıflar üzerinden olduğunu kaydeden Keleşzade, “Ezenler sermayedir ve onun ortak çalışanlarıdır. Ezilenler de yerli göçmen fark etmez, emekçilerdir. Bunu etnik kökenden yapmak hem gerçekliğin çarpıtılması hem de günün sonunda ezilenleri görmezden gelmektir. Bertan zengin bir milletvekilidir ve ezilmeyen bir insandır. Hakaret etmemesi gerekir” diye ekledi.

Voice of the Island 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı