FeaturedKIBRIS

Dr.Mustafa Akansoy: Bu memlekette doktor düşmanlığı var!

Ülkemizin tanınmış doktorlarından Doktor Mustafa Akansoy, sosyal medyada bir yazı yazarak istifa edip etmeme konusunda kararsız kaldığını söyleyerek yapılan eleştirilere yanıt verdi. Akansoy, “doktorlar paragözdür” diyenlere de sert tepki verdi.

BEN DE YAZDIM SUÇ MU?
PARAGÖZ DOKTORLAR.

11 yıl önce uzman doktor olduktan sonra Ankara Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı yoğun bakımında çalışma teklifini kabul etmedim ve ülkeme döndüm. Hacettepe Tıpa 17 yaşında giderken de aklımda hep ülkeme dönüp hizmet etmek vardı.
2005 yılının yaz tatilinde uzman doktor olmama 4 ay kalmışken Kıbrıs’a üç haftalık tatil için geldim ve KKTC Sağlık Bakanlığı’na başvurup gönüllü olarak üç hafta Gazimağusa Devlet Hastanesinde çalıştım.(Biz doktorları paragöz diye etiketleyen zevzekler ne yapıyorlardı acaba?)
Ankara Tıptan Göğüs hastalıkları uzmanlığımı alıp bedelli askerliğimi yaptım. Sonra 3 ay daha Gazimağusa Devlet Hastanesinde gönüllü, bir kuruş ücret almadan çalıştım, ta ki sözleşmem imzalansın.(Biz doktorlar hakkında köşelerinde ahkam kesen zevat acaba kaç gün bu devlet için veya insanlarımız için bir kuruş almadan çalışmıştır? Serbest hekimlerden hangisi bu devlet için , insanlarımız için iki üç gün devlette ücretsiz çalışmıştır?)
3.4.2006 tarihinde sözleşmeli olarak hem Lefkoşa hem de Mağusa Devlet Hastanelerinde göreve başladım. Yanlış anlaşılmasın, iki hastanede çalışıp bir maaş aldım. Esas görev yerim Lefkoşa olmasına rağmen Mağusa Hastanesime yatırdığım hastaları haftada en az beş kez ziyaret ettim. Kimi zaman sabah erken vakitte kimi zaman Lefkoşa dönüşü. (Ama nedense basında bir iki çürük elma ile bütün devlet doktorları aynı kefeye konduk.)
İlk yıllarda Lefkoşada nöbet sistemi yoktu, oncall’luk yani icapçılık vardı, zaman oldu günde 3 kez Mağusa’dan Lefkoşa’ya gidip hasta baktım.( Bizim serbestler ne yapıyorlardı derseniz hemen söyleyim. Kliniklerde tatlı vakalara bakıp ellerinde patlayan ağır vakaları devlet hastanelerine gönderiyorlardı. Değil mi ya, olur da hasta ölür. Namlarına zarar gelmesin.Bu alışkanlıkları hala devam ediyor.)
Sizlere bir acı bir de komik hikaye anlatayım. Bu hikayelerin sonunda iyi ülkeme dönmüşüm dedim
Acı olan şudur: Bedelli askerlik bitti, terhis oldum ve doğru Mağusa Hastanesine gönüllü çalışmaya gittim, gecesi evdeyin ve babam aniden fenalaştı, durumunu değerlendirdim, ambulans çağırsam gelip babamı hastaneye götürene kadar geçen sürede babam ölecek. Sırtıma aldım babamı ve üç kat aşağı indirdim, arabaya koydum ve son sürat acil servise yetiştirdim, acil tedavisini yaptım ve hayati tehlikeyi atlatmasını sağladım. İşte bunun üzerine iyi ki ülkeme dönmüşüm dedim.
Komik olan şudur: Sevdim bir kızı, istemeye gideceğiz. Peki devlet doktorunun kız istemesi nasıl olur? Bize paragöz diyorlar ya aynen öyle. Önce cumartesi sabah Lefkoşa yoğun bakımda yatan altı hastayı ve servisteki hastaları ziyareye gittim, biter mi yoğun bakım hastasının işi, bitmez. Sonra geçtim Mağusa Hastanesine . Arkadaşım aradı, neredesin diye. Sonra sordu? Çiçek yaptırdın mı, ya gondol, takımın durumu ne, yeni ayakkabı aldın mı? El cevap:YOK. Neyse hepsini hallettik, düştük yola. Biraz geç kaldık ama kız evine vardık. Neyse, kızı aldık, adetleriymiş, damadın kahvesine tuz koyarlarmış. Stresten olsa gerek, kahve bana şerbet gibi geldi.İyi ki ülkeme dönmüşüm dediğim olaylardan biri de budur. (Bu arada biz devlet doktorları çok ama çok paragözüz.)
Nikah işlemlerine başladık, bu arada nişanlımın sağ akciğerinde kitle saptadım. Kurulsuz soluğu Ankara’da aldık. Ameliyat dediler. Nişanlım dönelim nikahımızı kıyalım sonra ameliyat olayım dedi. Ben de’ önce ameliyat masası sonra nikah masası’ dedim. İşin içinde olmak bazen çok acı verir, en yakınlarımız sözkonusu olunca bu daha da acıdır. Çok şükür ki ameliyat başarılı geçti ve 4 ay sonra nikahımızı kıydık.( biz devlet doktorları hastanın halinden anlamayız ya. Hele hasta yakınlarının.) Halinden anlamayacağım saygısız hasta ve hasta yakınlarıdır ve bunların sayısı oldukça azdır.
3.4.2008 en mutlu olduğum üç tarihten ilkidir, kızım doğdu. Ardından yaz geldi ve domuz gribinin ilk salgını başladı. İlk kez karşılaşıyoruz ve korkuyoruz bulaşır mı diye? Göğüs hastalıklarına gelen vakalar akcğierlerde zatürre gelişmiş ölüm riski yüksek vakalar. İlk 5 gün eve gitmedim, kızım 14-15 aylık, bana bulaşır ben de çocuğa bulaştırım diye. Hastanede kaldım. Daha sonra büyük salgın başladı. 2009 Aralık ayı meslek hayatımın en yoğun ayı oldu. 17 geceyi Lefkoşa hastanesinde geçirdim, her gün öğlen Lefkoşadan çıkıp Mağusa Hastanesine geldim, o dönemler öyle günler oldu ki yatan hasta sayım 53’e yükseldi. Netekim devlet hastaneleri olarak çok büyük bir başarı ile salgını atlattık, salgında emeği geçen doktor, hemşire ve personele minnetlerimi sunarım. Topumuz paragözüz.(o dönemde sadece 3 hastamızı kaybettik, TOPLAM gripli hasta sayısına oranladığınızda ölüm oranı en az ülkeler arasındayız. Şişt, SERBESTLER, gülmek serbest.)
(Bir parantez daha, Aralık ayının başında bana ‘baba’ diyen kızım Aralık ayının sonunda ‘Muştafa’ demeye başladı.
Aralık 2009’un son günleriydi, akşam eve geldim, sofraya oturdum, telefon çaldı, Lefkoşa acile hemen gel dediler, sofradan kalktım, paltomu giydim. Kızım arkamdan paltomu elleriyle tutmuş, ağlayarak ‘gitme’ diyor. Gittim, iki gün sonra eve gelebildim. Eşim kızımın az önce ateşi çıktığını söyledi, salonda kanepenin üstüne uzanmış bana’Muştafa ben çok hasta oldum.’ dedi. Muayene ettim, göğsünde hırıltılar var, BUHAR tedavisine başladım, 5- 6 saat sonra kızım rahatlamaya başladı, bu arada yine Lefkoşa acil aradı, yine yola koyuldum.(Bizlere paragöz deyen zibidiler, haklısınız bizler paragözüz.)
Şubat 2012 ilk 6 günü sadece akşamları eve gelip bir yemek yiyip ayrıldım Lefkoşa hastanesine gittim. 8 Şubat 2008’de en mutlu olduğum ikinci gündü, oğlum doğdu. Adını Yılmaz koydum, kayınbabamın adını, iki hafta sonra kayınbabama akciğer kanseri tanısı koydum. Şanslıydık. Ameliyat şansı oldu. Ben paragöz bir devlet hekimi olarak düşük doğum ağırlıklı oğlumu, babasının kanser olduğunu ögrenen ve üzüntüden sütten kesilen lohusa eşimi bırakıp kayımbabamı Ankara’ya ameliyata götürdüm.
Bir yıl sonra annem sepsis denen kan zehirlenmesi oldu, 22 günlük bir süreçten sonra anneme ‘yarın seni taburcu ediyorum’ dedim. Annem de bana’ iyi ki seni doğurmuşum, iyi varsın’ dedi. Odadan gözlerim dolu bir şekilde ayrıldım. İşte bu benim en büyük paragözlüğümdü. Bu arada bizim SERBESTLERE bakmayın öyle.çünkü pekçoğunun annesine babasına ve yakınlarına defalarca baktık, ilginçtir çok azı teşekkür etti.

28.3.2013 üçüncü en mutlu olduğun gündür, bir oğlum daha doğdu, adını babamın adı olan Rüstem koydum. Doğumhaneden odaya alındı eşim ve bebek, bir saat kadar durabildim yanlarında, neyse…..

Benim anılarımın çok az bir kısmını sizlerle paylaşmak istedim.SON OLARAK ŞUNLARI SÖYLEMEK İSTİYORUM.

Doktor düşmanlığı var bu memlekette. Doktorlarınız sizin düşmanınız değildir. Doktorların arasında da çürük bir kaç elmanın olması bütün devlet doktorlarına genellenemez.

Cahilin aydın düşmanlığını bilirdim de aydının aydına düşmanlığı bizim toplumumuza hastır diye düşünüyorum. Yazıktır.
İkinci işin yasaklanması sadece doktorlara uygulandı ve hiçbir alt yapı olmadan, gerekli ayarlamalar yapılmadan. Bu olaya kadar bazı yargıç ve savcıların, bazı bürokratların, bazı gazetecilerin v.b. doktorlara karşı hazımsızlıklarını gördük.
Kendimi geliştirmek için en az 3 yabancı dergiye abone olmam, İngilice ve Türkçe basılan kitapları okumam ve yılda en az bir kez kongreye gitmem gereklidir, bunun içinde en az 15000 TL harcaman gerekiyor. Biraz elinizi vicdanınıza koyup düşünün.
ŞİMDİ KARAR AŞAMASINDAYIM. NE YAPMALIYIM? 5 GÜN SONRA YILLIK İZNE ÇIKIYORUM. BU SÜRE ZARFINDA BİRAZ DAHA DÜŞÜNMEK İSTİYORUM. KURBAN BAYRAMINDA NÖBETİMİ TUTACAĞIM VE İCAPÇILIĞIMI YAPACAĞIM. DAHA SONRA DA OLUMLU GELİŞMELER OLMAZSA GERİ KALAN İZİNLERİMİ KULLANIP İKİ SATIR YAZI YAZACAĞIM.
Saygılarımla,
Dr.Mustafa Akansoy

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı