FeaturedKültür&Sanat

Dillirga ile Bir kültür köprüsü olmuş müzik sanatçısı Cemal Özgürsel’le Kıbrıs Sevgisi ve Müziği hakkında bir söyleşi

Cemal Özgürsel1955‘te Cihangir‘de doğdu.

1976 Atatürk Öğretmen Akademisi Mezunudur. 20 yıl müzik öğretmenliği yaptı. 1980 ‘de GAZİSET Orkestrası ‘nı kurdu. “Canım Kıbrısım” ve “Salamis” albümlerini çıkardı. Sevilen şarkıları arasında “D2illirga”, “Feslikan”, “Portakal Atışalım”, “Çaresiz”, “Gel Kardeşim Kıbrıs’a”, “Kasırga”, v.s yer almaktadır. Beste ve düzenleme çalışmalarına devam etmektedir.

“Esaretten Özgürlüğe” isimli danslı oyunun müziklerini hazırlamıştır. Oyun, Mayıs 2003’te gösteriye çıkmıştır.

Klasik gitar, pop gitar, piano ve org dersleri vermektedir. Cemal Özgürsel yeni projelerinin hazırlığındadır. (Alıntı Vikipedi)

Benim müzik merağım Ortaokul’da  şekillenmeye başladı.  O yıllarda  rahmetli Fikret Özgün Tüm Kıbrıs’ın müzik öğretmeniydi. Bu  öğretmen ben Gönendere’de okurken, bizi arabası ile tüm köylerden  geçip  Şht. Zeka Çorba Ortaokulu’na götürürdü. O dönemde kendimi bulmaya başladım. Top Toowenty’leri, balatlar, Rockn Roll ,batı müziklerini dinliyordum. Barış Manço, Ajda Pekkan, Cem Karaca Erol Büyükburç ‘ların   aranjeler yapılan ve batıda sevilen şarkıları Türkçe olarak yabancılara okutulmaya başladığı bir dönemdi. O şarkılara deneme usulü ile başarılı bir şekilde Türkçe sözler yazılıyordu. Örnek verirsek Dario Moreno  ve şarksı Her Akşam Vodka Rakı Ve Şarap parçası . Sonrasında bu aranjeleri  Türk Sanatçılara okutmaya başladılar. 1967-70’lerde müzikte bu gelişmelerin olduğu yıllardı ve  benim ortaokul dönemime denk geliyordu. Bende gitar çalma hevesi gelişir ve  Fikret hocadan ders almaya karar veririm.  Bu gitar çalma arzumu annem babama iletirim ve o zamanın zor koşullarında bu mücahit insanlar  bez dokuyurak  Onbir  Kıbrıs lirasına bana bir gitar alırlar. 1968-1970’lerde özel dersler almaya devam ettim.

-Erol Büyükburç, Ajda Pekkan gibi sanatçılarla  popüler müzik yaygınlaşmaya başlar. 70’li yıllarda ortaya çıkan Anadolu Pop ya da Anadolu Rock müzik, Cem Karaca, Barış Manço, Moğollar, 3 Hürel, Erkin Koray ve Edip Akbayram bu akımın belli başlı sanatçılarından olurlar. Anadolu Pop ve Anadolu Rock beni etkiliyor. Ve ben Popüler müziği benimsiyorum. Atalarımızın Konya  Karaman yöresinden gelmesi ve Kıbrıs’ın coğrafya olarak Anadolu’ya yakın olması beni Anadolu Pop’a yakın tutuyor. Barışmanço, Fikret Kızılok gibi sanatçılardan etkileniyorum. Kıbrıs’a Türkiyeden sanatçılar gelip gitmeye konserler vermeye  başlar. Özellikle Barışmanço, batı-doğu sentezini eserlerinde başarılı birşekilde kullandığı için beni çok etkiler. Ben de halk ozanı gibi bu kalitede birşeyler üretmeye arzu duyarım.

SENTEZ ANCAK BİLİR KİŞİLERİN YAPABİLECEĞİ BİR İŞTİR.

Sentez ancak bilir kişilerin elinde olur. Batı müziğini de bileceksin, doğu müziğini de. Köklerini tanıyacaksın ve sentezleyeceğin kültürü de hazmedeceksin. Barışmanço sentez yapmasını bilen önemli bir insandı. Funk Rock, Saykodelik Rock tarzında birşeyler üretmişti. Türkiye Cumhuriyeti de batının ve doğunun bir sentezidir. Anadolu bir sentez merkezidir. Türkçe konuştuğum için de Anadolu’yu baz alarak birşeyler yaptım.  Kalıcı bir şey yapmak ve  sanatçı olmak istersen bunları göz önünde bulunduracaksın. Kıbrıs için de Kıbrıs kültürü ve/veya Kıbrıs Türk kültürünü hissetmek lazım.  Biz geçmişi bilirsek, üretimimizi yapabiliriz ve geleceğe ayna tutabiliriz. SILA 4 bu şekilde bir gruptu sonrasında da Gaziset. Biz kültürümüzü sanatımız vasıtası ile  kendi coğrafyamızdan evrensele önemli şair Nazım Hikmet gibi nasıl taşıyabiliriz,  irdelemek lazım.

Devletimiz nasıl bir poletika üretmeli?

-Amerika’ya ve İngiltere’ye giden öğrencilerde nitelikli olmaları aranır. Batı bir çocuğu okula seçerken  gelişimine dair tüm belgeleri ister.  Sosyal becerilerine ve  artıları olmasına bakarlar. Kültür Sanatla uğraşan ve onu belgeleyen öğrencileri seçerler. Sadece yarış atı gibi ders çalışan öğrenciyi değil.  Çünkü bu çocuk bir üst makama giderse okula müdür olursa iki çift laf edebilsin.  Bu yüzden Bellapais Manastırı’ndaki konserlere yabancılar gider. Şimdiki aileler bu konuda daha bilinçlidir bu yüzden umutluyum.

– K.K.T.C. Tanınmış bir ülke olsa idi  Dünya  Bankası şirketlerin sanata ne kadar deger verdiğine bakarak kredi veya destek verecekti. O zaman bir proje için  yalvardığımız işinsanları   sanatçının peşinde kendileri koşacaktı. Para kazanıp kumarhanade geceklübünde yemek değil bu iş. Dünya Bankası ile bir iletişim olsa çok şey farkedecek.  Açıkcası bir proje için işinsanlarından destek aramak benim çok  zoruma gider. Bu böyle olmamalı.

Kıbrıs aşığıyım!

Kıbrıslılar tatlı, güzel, mülayim insanlardır.

Ülkemin ve insanımın sosyolojik yönünü sevmesem uğraşmam. Bir kenara çekilirim. Anka Kuşu gibi yaşatmalıyız kültürümüzü.

 Biz Kıbrıslılar, Klasik İspanyol müziğini dinlemek isterken , Gül Nihali de sonrasında Dillirga’yı da duymak isteriz.

Avrupa Feodaliteden Sanayi Devletine geçti.  Sanat da yaşam tarzına göre  şekillendi. Biz  bu coğrafyada direnen insanlarız. Osmanlıdan sonra bu ülke çok bir istila görmedi. Harmanlandık. Şimdi bu harmanlanmış ve oturmuş kültürün bozulması da Kıbrıs Türk sanatını farklı yönden etkilemekte.

Coğrafya ve yaşanan çevre üzüyor bizi, Kıbrısta ki dominand Türk toplumu Osmanlı Dönemi Karaman’dan getirilip Kıbrıs’a yerleştirilen ada insanı ile uyum sağlayabilen nitelikte sanatkar insanlardan oluşuyordu. Şu anda farklı bir kültüre doğru sürükleniyor.  Bir toplum yaratılırken onu savaştırmak istiyorsanız ona şiddet kültürünü aşılamalısınız. Şu an neden mutsuzuz ? Bize yapılan nedir ? Amaç ne ?  Türkiye Cumhuriyeti’ nde gelişen olumsuzluklar bizi de etkiliyor. O zaman Kültür sanat da yürümez.  Despot ve korkak bir insan yapısı gelişir. Hindistan ve Çin’e bakınız; onları  savaştıramazsınız. Sevgi kültürü çünkü.  Sen ben gibi burada kalanlar mücadele veriyoruz.

Ben Dillirga ile  halkın malı olmuş bir insanım

Liseden sonra öğretmen kollejinde beste şarkıları ve çocuk şarkıları üzerinde yoğunlaştım. Askerden sonra Lefke bölgesi’ne Özgürlük ilkokulu’na öğretmen olarak tayin oldum . Abohor’dan(Cihangir) çıkan bir çocuktum ve  düşünün portakal ağlarının altında neler hissederdi o çocuk. Çok tatlı bir etkileşim oldu. Oranın da çocukları albenisi olan çocuklardı.Lefke’de kalmaya başlamasaydım  Portakal Atışalım çıkmayacakdı.

Dİllirga’nın anatomisinde neler var ?

Dillirga anatmomisinde  Kıbrıs skeçleri vardır. En çok da sevilen müzik de Dillirga idi. 1974’de yeğenim bana 45’lik bir  plak getirdi bana. İçerisinde dört şarkı vardı ve şarkılar Rumca olarak  Tillirkotissa (Dillirga), Psindri Vasilica (Feslikan), Vraga, Portakalia Du Garava idi.

İngilizce açıklaması olarak da Tillirkotissa ‘Tilliryan Woman’ olarak geçiyordu. Yani şarkı Dillirgada ki bir kızı anlatıyor. Şarkının tekrar bestelenmesi açısından bana yeterli olur ve bu şarkıyı Kıbrıs Türk Kültürüne kazandırıyorum. Rumca versiyonunda kızın  babası annesi anlamasın diye kuşdilinde yazılmış . Sn Mete Hatay’ın tanıştırması üzerine Kıbrıs Kültürü üzerine mastır yapan iki kız geldi.  Onlardan aldığım bilgiye göre Lefkonuklu ve klisede korist olan bir Rum 1924’te Tüm adayı gezer ve Tüm Halk şarkılarını toparlayıp  notaya çeker. İçinden seçtiği 10 taneyi Yunanistan’a gidip kayıt yaptrır. Dillirga’yı ilk söyleyen adam odur. Dillirga’nın bir Yahudi melodisi olarak  evelenme törenlerinde çalınırdı. Kıbrıs’a gelişi ise ise Sırbistan’ dan 150 yıl önce adaya  gelen bir ayı oynatıcısının çaldığı bir müzik olduğu söylenir.Türküde ki  ‘Trialalala’ kısmı burada eklenir. Mete Hatay bu konuda çok bilgilidir. Ona sormak lazım.

Tillirkotissa ( Dillirga Kuşdili )

Eshe e-vereve-nan

A-varava-stron

Je e-veren-michin

Mes toos-vooroovoos

Efta-varava plani-virivi-tes

Ya-vara-looroo-vooroo-da moo1

Trialala-la-la…..

Dillirga’nın anatomisinde rant için  halkın benimsediği haline başka müdahaleler de oldu .

Dillirga benimle özümsenmiş bir türkü. Sözlerini Tüm Kıbrıs Türk halkı biliyor ve Kıbrıs Türkü’ne mal olmuştur. Bir grup insan proje üretir ve Dillirga’ya başka söz yazıp , CD çıkarır. Fakat Halk bazında tutmaz. Benim kim olduğumu ve Kıbrıs Kültürüne koyduğum katkıyı  Kıbrıs Cumhuriyetinin arşivlerine geçirdim. Çünkü doğal olan benim üretimimdi.

Dillirga’dan gece geçtim
Suyundan içtim
Badem gözlü bir yar gördüm
Kendimden geçtim
Dillirga’nın tepeleri
Denize bakar
Köy kızları saçlarına
Çiçekler takar

Çilek üzüm diyarısın
Nazlı bir yarsın
Mavi dalgalar boyunca
Sen uzanırsın

Feslikanın ve Çaresiz şarkılarının  anatomisi; Feslikan(Vasilica )  da Rumca türküdür. . Manzurana diye bir kıza yazılmıştır. Onabir  halk ozanı gibi sözler yazmak istedim. Burada üzerimde Barışmanço’nun etkisi vardı. Kendi kültürümüzü iyi bildiğimden 200 sene önce söylenmiş  bir şarkı gibi oturdu. Atalarımızın daha önce sevgilisi de vardı. Hele Osmanlıdan dolayı kadın bir eşya gibi görülürdü. Feslikanın içerisine bu aşk üçgenini koydum.  Sevgilisine söylüyor burada.  Kıbrıs kültürünün  içinde biraz da çapkınlık  vardır. Toplumumuz bu espirileri aldı. Ruh halini de bileceksin. Yoksa Sunni gelenekleri ile otur gülme bile yok. Feslikan yasak aşka dair yazıldı.  Çaresiz de öyle yazılmış bir şarkı. Yasak bir aşkı anlatır.

Gel Kardeşim Şarksı

Üc kıtanın birleştiği yerde  İpek Baharat yolunun olduğu bir zenginlikten bahsediyoruz . İpek Bahrat yolu Lasıiye’den, Antalya ve  Basra’dan geçerken burası zengin oldu. Bir bolluk yaşayacak Kıbrıslılar. Mustradamusun da dediği gibi Ağlayın Kıbrıslılar kaderinize. Yani bir gözü gülen bir gözü ağlayan insanların ülkesidir Kıbrıs.

Kıbrıs’tan Zenon gibi bir filozof çıktı.  Biz Dillirga ile  Anka Kuşu gibi doğacağız.Güzel insanlar bir araya gelmeli, bu sohbetleri yapmalı. Kıbrıslılar bu güzellikleri çoğaltmalı, sanatla, kültürle, müzikle edebiyatla şiirler.

Hazırlayan: Şirin Gazi

Voice of the Island-2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı