Ebru Çorbacı

Depresyondaki Kişilere Nasıl Davranmalıyız?



Bu haber 1 yıldan eski olduğu için bazı resimler görünmeyebilir veya hatalar ile karşılaşabilirsiniz.Bu haber hakkında sorun bildirmek isterseniz https://www.voiceoftheisland.com/iletisim/ adresinden bize ulaşabilrsiniz.
ebru çorbacı
Uzm.Adli+Klinik Psk. Ebru Çorbacı

Depresyon Nedir?

Depresyon toplumda sık görülen en eski ve bilinen bozukluklardan biridir. Ciddi fakat uygun tanı ve tedavi ile iyileşebilen bir hastalıktır. Depresyonun temelinde bireyin daha önceden isteyerek ve severek yaptığı günlük etkinliklere karşı isteksizlik, enerji kaybı ve yaşamdan zevk alamama durumu görülmektedir. Kişi sürekli kederli ve üzgün bir duygu durumu içerisindedir. Birey hayatındaki her şeyi olumsuz olarak değerlendirerek karamsarlık düşünceleri ile geçmişi ve geleceği düşünmeye başlar. Sürekli kendini suçlu ve cezalandırılmış olarak hisseder. Uyku, iştah ve çeşitli odaklanma problemleri yaşamaya başlar. Birey yaşamın anlamsız olduğunu düşünerek kendini çökkün hisseder. Bu şekilde hayatın olumsuz yönlerine odaklanış kişinin günlük yaşamına, kişilerarası ilişkilerine yansıyarak onun okul iş yaşamındaki performansının ciddi şekilde düşmesine ve hayatından vaz geçmesine neden olabilir.

 Depresyondaki Kişilerin Genel Olarak Hisleri

Depresyonu günlük olaylar karşısında duyduğumuz üzüntü ve keder halinden ayıran nokta, depresyonda bu üzgün, başarısız, değersiz, kederli ruh halinin kalıcı ve daha yoğun olarak hissedilmesidir. Depresyondaki kişi kendisini, değersiz hisseder. Yaptığı hiçbir şeyde başarı gösteremediğini düşünür ve buna inanır. Birey kendisine olan güvenini yitirmiştir. Çoğu zaman başarılarının da şans eseri olduğunu düşünmektedir. Kişi geleceğe ilişkin ümitsizlik hisseder.

Bu ümitsizliğin yanı sıra sıklıkla hayatın yaşamaya değer olmadığı düşüncesi de bulunmaktadır.

 Kimler Depresyona Girer?

Depresyon kişilik zaafının bir sonucu değildir. Yapılan araştırmalara göre toplumun % 25’inin hayatları boyunca en az bir defa kendilerine depresyon teşhisi konulabilecek bir dönem yaşadığını göstermektedir. Depresyon bir beyin hastalığıdır.  Ailesinde depresyon geçirmiş kişiler bulunan bireyler depresyona diğer insanlardan daha yatkındırlar.

Kalıtsal özelliklerin, yanı sıra iş, mevki, para kaybı, kişinin yakınlardan birinin kaybı, yaşanılan bir takım evlilik problemleri veya kişinin hayattaki başarısızlıklar bireylerin depresyona girmesini sağlayabilir. Bunun yanında önemli bedensel hastalıklar (kanser), beyin hastalıkları (inme, beyin kanaması, parkinson hastalığı),gibi bir takım sorunlar bir araya gelerek depresyona yol açabilir.

Depresyonda İken Zor Görünen Küçük Şeyler

Depresyondaki insanlar için en önemli konulardan biri kişide istek kaybı olduğu için, evi toplamak, bulaşıkları yıkamak gibi eylemler kişiye çok zor gelmektedir. Depresyondaki bir birey arkadaşları ile akşam dışarı çıkmak, sinemaya gitmek gibi küçük etkinlikleri yerine getirmekte çok zorlanırlar. Bu işleri yapmamaya başlarlar sonra yapmadıkları için üzülürler.

Böylece artık küçük şeyler büyük sorun yaratan olaylar haline gelmeye başlamış olur. Hasta yakınları bu durumla karşı karşıya kaldıklarında hastayı anladıklarını gösterip, bu küçük eskiden yaptıkları şeylerin üzerlerine giderlerse aşabilecekleri tekrardan gösterilebilir. Kişi tekrardan bu şekilde davranırken biraz zorlanabilir fakat ilerleyen zamanlarda daha iyi hissedecektir. Küçük şeylerin büyük sorunlar haline gelmesi depresyondaki hasta için her zaman stres kaynağıdır.

Depresyon ve Stres Arasındaki İlişki

Sürekli problem düşünmek strese girme oranını arttırır. Genelde depresyondaki insanlar

düşüncelerinin kendilerini kötü hissetmelerinde etkili olduğunu pek inandırıcı bulmazlar.

Ancak durum tam olarak böyledir. Tabi ki var olan depresyonun tek nedeni kişinin olumsuz düşünce yapısı değildir. Ancak bir gün boyunca kendinizi değersiz ve sevilmeye layık olmayan bir insan olarak düşünüp buna gerçekten inandığınızı farz edin. Böylelikle düşünce şeklinin bireyin duygusal dünyasını nasıl etkilediğini daha detaylı farkına varabilirsiniz. Aslında beyin olumsuz düşünceleri stres olarak algılar ve bu ve bu olumsuz duygular stres hormonlarının salgılanması için sinyal gönderir.

Stres hormonları salındıkça daha fazla olumsuz düşünce, olumsuz düşündükçe daha fazla stres hormonu salgılanacaktır. Böylelikle olumsuz düşünce ve stres hormonları bir kısır döngüye girecektir.

Bir Yakını Depresyon Hastası Olan Birey Neler Yapmalıdır?

Depresyon bireyi zorladığı kadar onunla birlikte yaşayanları da etkileyen bir rahatsızlıktır. Depresyon hastası yakınının etrafında sürekli mutsuz, hiçbir şeyden zevk almayan biri bulunmaktadır. Bu nedenle bir yakını depresyon hastası olan ve ya evinin içindeki birinin depresyon hastası olmasının hasta kişi kadar onunla birlikte yaşayan bireye de ciddi sorumluluklar yüklenmesi anlamına geldiği unutulmamalıdır.  Hasta yakınları sürekli mutsuz, hayatı sorgulayan biri ile beraber olması durumu hasta yakını için son derece tüketicidir.

Genel olarak yapılması gerekenler;

  • Öncelikle depresyon bir hastalık olduğunu benimseyip, yakınınızı his, davranış ve düşünceleri nedeniyle suçlamamanız gerektiğini benimseyiniz.
  • Yakınınızı tedavi olması bakımından teşvik etmekten çekinmeyin.
  • İlgili sağlık çalışanları ile işbirliği kurmaktan kaçınmayınız.
  • Eleştirel olmak yerine pozitif yönlere odaklanmayı ihmal etmeyiniz.
  • Depresyondaki kişinin bu dönemde hayati kararlar almasının sakıncalı olduğunu unutmayınız. Yakınınıza bu tür konularda hiç değilse içinde bulunduğu bu çökkün duygu durumu düzelene kadar kararlarını ertelemesini önerin.
  • Etrafınızda depresyon hastası birinin olması sizin de çökkün duygu durum içine girmenize neden olabilir bu yüzden kendiniz ve ya yakınınız için ihtiyacınız olduğunda uzmanlardan yardım almayı ihmal etmeyiniz.

 

 Uzm. Adli+Klinik Psk. Ebru Çorbacı

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu

İnternetsiz kullanım yapıyorsunuz.

Kapalı