FeaturedKIBRIS

“Çıkan paranoya ile ilgili kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hissettim”

Psikiyatri Uzmanı ve Adli Tıp DoktoruProf. Dr. Mehmet Çakıcı, çocuk cinayeti davası ile ilgili şahsına yönelik hakaret edildiğini savunarak, “çıkan paranoya ile ilgili kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hissettim” dedi.

Çakıcı yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Yıllarca bu ülkede hekimlikle, bilimle, üniversite hocalığıyla ve siyasetle uğraştım.

Yaptığım tüm işleri de hep doğrulukla ve dürüstlükle yaptım. Şahsımın özellikle siyasetle ilgili düşüncelerime ise katılanlar olduğu kadar katılmayanlarda olmasını hiç yadırgamadım.

Benden farklı düşünen kişileri ne yerdim ne de düşman gördüm. Kendi düşüncelerim dışındaki düşüncelere inananlardan çok dostum ve arkadaşım oldu.

Onlardan da pek çok şey öğrenmeyi denedim. Kimseye kalleşçe saldırmaya ise tevessül etmedim. Bilime ve bilim insanına ise hep saygı duyarak anlamadığım ve bilmediğim konularda ise konuşma hadsizliğine girişmedim.

Tüm yukarıda belirttiğim ilkeler doğrultusunda bir gün kliniğime gelen genç bir avukatın bir çocuk cinayeti ile ilgili değerlendirme isteğine olumlu yanıt verdim. Mahkeme tarafından görevlendirilen Avukat Mehmet Bensen devlet tarafından görevlendirildiğini ve mahkemeden çocuk cinayeti ile ilgili değerlendirme konusunda yetki aldığını ve şahsımın da adli bilimler profesörü olarak tecrübelerimden yararlanmak istediğini bildirmiştir.

Ben de görevi kabul edeceğimi ancak ücret kabul etmeyeceğimi söyledim. Cezaevinde 10 görüşme, ilgili kişiyle ilgili de cezaevi dışında da 8 kişi ve tüm olay sonrasında avukat tarafından verilen polis, laboratuvar, reçete, fotoğraf, otopsi raporu gibi evrakları inceleyerek 11 sayfalık bir rapor hazırladım.

Ancak sonrasında olayla ilgili şahsıma yönelik hakaretleri, imaları ve bilimdışı yorumları takip ettiğimde Kıbrıs Türk halkı adına hem üzüldüm hem de ortaya çıkan PARANOYA ile ilgili kamuoyunu bilgilendirme ihtiyacı hissettim. Tespitlerimi kamuoyu ile paylaşmak isterim:

1-İlk olarak şunu belirtmek isterim ki çocuk cinayeti ile ilgili yaptığım tüm görüşmeler Hipokrat yeminine sadık kalarak bir adli Tıp Doktorunun ve psikiyatri uzmanının yapması gerektiği şekilde yapılmıştır. Koyduğum teşhis benim için psikiyatrinin a, b, c’si gibidir ve çok nettir.

2-Gördüğüm hasta bireye yönelik yorum yapacak değilim. Hasta bizden nefret etse de kötü konuşsa da sonuçta hasta hastadır ve tarafımdan o çerçevede değerlendirmeye alınır. Bizim psikiyatristlerin hele adlipsikiyatri uygulamaları yapanların hastalarına yönelik sabrı sınırsızdır.

3-Çocuğunu öldüren bir annenin genel hatlarıyla bakıldığında 5 temel öldürme nedeni vardır. i)Depresyona girmiş bir annenin kötü bir dünyada çocuğunu arkada bırakmamak için fedakarlık amaçlı öldürme olayıdır ki burada vahşet olmaz. ii)Gayrımeşru çocuğun doğduğu dönemde öldürülmesi iii)Çocuk istismarı dediğimiz kötü muamele esnasında çocuğun kaza ile öldürülmesi iv)Nefret edilen çocuk ki bu da sevilmeyen ve istenmeyen çocuğun öldürülmesidir v)Akıl hastalığı nedeniyle çocuğun öldürülmesidir. Akıl hastalığı ile öldürme gariptir ve genellikle vahşet ögeleri içerir. Geçmişte de 2 çocuğunu farklı dönemlerde öldüren bir akıl hastası anne 20 yıl önce de 1999’da tarafımdan değerlendirilmiştir. Tüm değerlendirmelerimde bu motivasyonlar dikkate alınmaktadır ve tek tek incelenmektedir.

4-Çocuğunu öldürmek sağlıklı bir annenin yapacağı bir şey değildir. Normal bir anne hisi ve davranışı değil çocuğuna zarar vermek kılına bile zarar gelmemesi için kendi hayatını feda etmeye hazır olur. Literatürde de çocuklarını öldüren annelerin çoğunlukla akıl hastalığı olduğu dünyaca bilinmektedir. KKTC de bu dünyadadır ve uzayda değildir. Cinnet geçirmiştir canidir gibi tanımların psikiyatri de yeri yoktur. Akıl hastasının dahi bir motivasyonu vardır.

5-Çocuk öldüren anne filsidler, anne öldüren çocuklar matrisitler, baba öldüren çocuklar patrisitler adli psikiyatri bilim yazılarında zaman zaman yer almaktadır. Benim de 2 makalem 20 yıl önce çocuk öldüren annelerle ilgili Adli Tıp Bülteni ve Çocuk Formu isimli bilimsel hakemli dergilerde yayınlanmıştır. Anne öldüren çocuk makalem de yine adli Tıp Bülteninde yayınlanmıştır. Yani Kıbrıs’ta bildiğim kadarıyla başka bir bu konularda bilimsel makalesi olan biri yoktur.

6-Adli konulardaki deneyimim yalnız psikiyatri uzmanlığım ile sınırlı değildir. Psikiyatri eğitimdeki adlipsikiyatri eğitimi ortalama 4 aydır. Tabii ki bir psikiyatristin adli konularda eğitim ve deneyimi eğitim almadığı sürece sınırlıdır. Şahsımın Psikiyatri uzmanlığı yanında 6 yıl Adli Tıp Doktorası eğitimi, psikiyatride doçentliği, adli bilimlerde de Profesörlüğü vardır. 100’e yakın makalemin yarısı adli konularla ilgilidir.

7-Savcı da dahil olmak üzere pek çok kişinin psikoz yani akıl hastalığını bilmediğini ancak bilirmiş gibi davrandığını gördüm. En son mahkemede vay efendim şahıs “el işi yapıyordu”, “yakınına tavsiyede bulundu”, “kurtulacağını ümit etti” falan gibi ifadeler kullanıyor olması akıl hastası olmadığını göstermez. Akıl hastası deyince aklımıza hastanede kronik yatalak hastalar, konuşamayan hastanede dolaşan insanlar gelmektedir. Psikoz tanısı alan hastaların yaklaşık sayısı eğer ülkemizde 6-8 bin arası değişmektedir. Bu kişilerin 100’de biri ancak hastanede yatmaktadır. Maalesef akıl hastasının ne olduğu değerlendirmelerini hadsizce uzmanı olmayan kişiler de yaptığını ve bunu kendisini eğitimli de sayan kişilerin de yaptığını bu olayla gördük. Bir akıl hastalığı bir hafta da sürebilir bir ayda ömür boyu da sürebilir. Bazen çok dikkat çekmeyen tekrarlayan bir mide şişkinliği hissi bile akıl hastası belirtisi olabilir ve yukarda söylenenlerin hepsini de yapabilir. Bu hadsizliğin ve bilime saygısızlığın bu kadar da KKTC’de çok olmasından büyük üzüntü duyduğumu belirtmek isterim.

8-Tek kuruş ücret almadığım ve almayacağımı da birinci mahkemede söylediğim halde, “yok menfaati var”, “yok ipten adam alırımı göstermek ister” şekilde şahsıma yönelik hakaretleri ortaya koyan savcının hırsını burada yorumlarsam psikiyatrik bir değerlendirme olacağından yorumlamıyorum.

9-Kariyer peşindeymişim de denildi. Profesör oldum hangi kariyerinden bahsediliyor onu da anlamadım. Bir sürü hakarete maruz kaldığım bir hasta teşhisi nasıl bir kariyer konusu bana sağlayabilir. Bu değerlendirmeler ancak akıl tutulması ile herhalde açıklanabilir.

10-Hele son mahkemede yok cezaevine bir kitap sokulmuşta bu da Çakıcının geldiği dönemde oldu şeklinde şahsımı karalamaya yönelik imayı ise kafası karanlık bir beyinin ürünü olarak değerlendiriyorum. Büyücülük ve hurafelerle dolu bir kitapla benim gibi bir bilim insanının hiç işi olmaz. Böyle bir iddia ancak yalancı ve ahlaksız bir şahsın iddiası olabilir. Hukuk sistemimizde adaleti aramak yerine insanları karalama üzerine şov yapmaya çalışan hukukçuları görmekten de bir vatandaş olarak utandım.

11-En sonunda paranoyanın içine hep beraber toplumun da hassasiyetinden yararlanılarak bu niteliksiz değerlendirmelerle girilme başarısı yakalandı. PARANOYA PAYLAŞIMI aslında bu uzman olmayan hırslı şahsiyetler tarafından da paylaşıldı. Acaba bu arkadaşlar bir türlü kabullenemedikleri bir teşhisi kendileri de mi ortaya çıkardılar diye de yorumlamak isterim.

12-“Niye bölüm başkanıymışım”, bu sorunun cevabı kime ne 20 yıldır bölüm başkanıyım. “YÖK Kıbrıs’ta beni denetlermiş” dedikodusunu duymuş maskaralığının cevabı YÖK üniversite denetler şahısları değil cevabını vermek isterim de bunların mahkeme ile ilgisi ne diye sormak isterim. Suçum ancak Türkiye’de Psikiyatri kongrelerinde aldığım 6 ödül nedeniyle ki Türkiye’de dahi çok az psikiyatristin eriştiği bu konumda bir Kıbrıslı Türk olarak çok ödül almam nedeniyle suçum belki de olabilir diye cevap vermek isterim.

13-Efendim sen rapor vereceksin de serbest kalacak kişi diye bana siyaseti de karıştırarak saldıran kişiler var. Adli Psikiyatri de bir kere kişi serbest kalmaz bir akıl hastanesine yatırılır. Çok riskli akıl hastalarının çevresine ve kendisine tehlikeli olabileceği öngörüldüğünde ayrıca olayın tekrarlanabileceği göz önüne alındığında ömür boyu Adli Psi̇ki̇yatri̇ Servislerinde kalma kararı verilir. Yani kişi serbest kalmıyor. Ben de raporlarımı genellikle böyle bitiririm. Ancak etik ilkelerime bağlı kalarak hasta ile ilgili konuşmamam raporda yazdığım gerçeği değiştirmez.

14-KKTC uzayda başka bir gezegendeki bir ülke değildir. KKTC’nin bir Adlipsikiyatri Servisi yoktur. Bu servisin olmaması daha da düşündürücüdür. Çünkü suç işleyen akıl hastaları hiç mi bu ülkede yoktur ki bugüne kadar böyle bir mekan ve hastane yoktur diye sormak isterim. Bu servisler olmadığı için bu etki altında değerlendirme yapan hiçbir psikiyatri uzmanını suçlama hakkım olmadığını da biliyorum. Sorun bu ülkenin sistemindedir yönetimindedir.

15-Kendimle ilgili son bir cümle de yaparak açıklamamı tamamlamak isterim. Bizler rüzgâr nereye eserse savrulan insanlar hiç olmadık. Bilimden ve doğruluktan yana tarafım ve bu yoldan tek başıma bile kalsam asla sapmam. Cahilliğe karşı mücadele etmeye de devam edeceğim. Çünkü bir gün özgür, demokratik ve bilimle yaşayan bir ülkede yaşama umudumu devam ettirmek isterim.”

 

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı