FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Bundan sonraki hedefimiz ‘Klasik Otomobil Müzesi’ yaratmaktır’

Tünay MERTEKCİ

Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği Kurucu Başkanı Salih Çeliker gazetemizin sorularını yanıtladı ve yıllardır içerisinde bulunduğu otomobil kulüpleriyle derneklerinin sorunlarını aktardı. Söz konusu alandaki en bilgili kişilerden biri olan Çeliker, bu merakının çocuk yaşta bir sınıf arkadaşından geldiğini söylüyor. Ofisine girerseniz onun ne kadar çok klasik otomobil tutkunu olduğunu da anlayabilirsiniz. Çocuk yaşlarda Baf’tan Trodos’a kadar Ralli için yollara düştüklerini söylüyor Çeliker. Aradan yıllar geçmesine rağmen heyecanı hiç tükenmemiş. İlk günkü gibi heyecanlı ve tutkulu klasik arabalardan bahsederken…

Soru: Otomobil merakınız nasıl başladı?

Salih Çeliker: Otomobil merakım 15-16 yaşlarındayken İngiliz Koleji’ndeki sınıf arkadaşımdan dolayı başladı. Bu arkadaşımla birlikte o zamandan beri çeşitli rallilere gidiyorduk. Babasının arabası vardı ve babası bizi götürürdü. O zamanı hatırlayanlar için söylemem lazım. Postacı Kazım Dizdaroğlu isimli çok klas bir beyefendiydi arkadaşımın babası. Bunun sonucunda merakımız hızlı rallilerle başladı. O zamanın gençliğinde Ferrariler, Lamborginiler… 1974’e kadar Rumlar tarafından organize edilen birçok organizasyona giderdik. Ben 1972’de ehliyet aldığımda kendime bir motosiklet aldım. Ondan sonra da motor ile rallilere gitmeye başladık. Mağusa’dan Trodos’a kadar her ralliye giderdik. 1974’ten sonra bu olaylar bizde bitti. Güney Kıbrıs da ara verdi bu spora bir süre 1974 dolayısıyla. Biz eksikliğini hissettik bu yıllarda. Bu arkadaşımla birlikte bir de Güven Dellaloğlu diye bir arkadaşımız var o da şimdi İstanbul da yaşar. 3’ümüz birlikte 1975 sonlarında Kıbrıs Türk Otomobil Kurumu’nu kurduk. O zamanlar yardım aldık. Turizm bakanlığında çalışan iki arkadaş devlet tarafından görevlendirildiydi bize yardım etsinler diye. Biri merhum Fikri Direkoğlu, diğeri iyi sıhhatte olsun Yücen Köken isimli iki arkadaş. Onlar da bize yardım ettiler ve otomobil kurumunu kurduk. Otomobil kurumunu kurarken çeşitli dökümantasyon işleri yapsın diye de ümit ederdik. Ama ondan sonra otomobil kurumu sadece sportif anlamda yürüdü ve dökümantasyon işleri uluslararası alanda her an giderek azaldı. Bunun sonucunda otomobil kurumlarına olan ilgi, gereksinim azaldı. Sadece otomobil sporları devam etti. İlk otomobil sporunu Kuzey Kıbrıs’ta 1976 Şubat ayında yaptık. Kıbrıs Türk toplumunun ilk organize otomobil sporları faaliyeti budur. Biz düzenledik

Soru: Klasik otomobillere merakınız nasıl başladı?

Salih Çeliker: Arkadaşlarım Türkiye’ye tahsile gittiler. Ben devam Kıbrıs’ta kurumun başkanlığına geçtim. Ralliler, Türkiye ile temaslar falan derken 1990’lı yıllara kadar geldik. 1987-88 yıllarında, Sadi Muratoğlu diye bir arkadaşımız vardı. Onu bir otomobil kazasında kaybettik. Sadi Muratoğlu ve şu anda arkadaşım olan Murat Muratoğlu iki kardeşti. Onların ofisine gidip geliyordum. Klasik bir arabaları vardı. O vesile ile bir merak uyandı klasik otomobile. 1992 yılında da Kuzey Kıbrıs’ta Klasik Otomobil kulübünün kuruluşunu gerçekleştirdik. Ondan sonra bu kuruma başkan oldum. O dönemlerde çeşitli faaliyetler yapıp Türkiye ile temaslarımızı geliştirdik. 2005 yılında içinde olduğumuz derneğin yöneticileri bu derneği Güney Kıbrıs’taki bir federasyona kaydetmek hevesine kapılınca biz oradan ayrıldık. Çünkü biz Kuzey Kıbrıs’ta yaşarken Güney Kıbrıs’taki bir federasyonun emrine girmeyi doğru bulmadık. Arkadaşlarımızla o zaman aramız açıldı. Arkadaşlar o zaman uygun gördüler ve derneği Güney Kıbrıs’taki federasyona kaydettiler. Biz bunu reddettiğimiz için şu anda içinde bulunduğumuz derneği kurduk. Kıbrıs Türk Klasik Otomobil Derneği’dir adı. Bu derneğin de başkanlığını yaptım dört yıl. Şu an sadece bir sporcuyum dernekte. Ama sağ olsun çocuklar her fikir gerektiğinde yardımcı olabileceğim her konuda soruyorlar, fikir alıyorlar.

Soru: Dernek olarak ne gibi etkinlikler yapıyorsunuz? Etkinliklerinizden söz edebilir misiniz?

Salih Çeliker: Ralliler, hazine avcılığı, piknik gezileri, gece hazine avcılığı gibi çeşitli faaliyetler yapmaya başladık. En çok ilgi çeken rallilerdi. Son birkaç yılda slalom yarışları daha çok ilgi çekmeye başladı. Gençlerin adrenalin ve hız merakı yüzünden slalom yarışlarına ilgi arttı. Tabi birçok klasik otomobil sürat yarışlarına girmez. Yeni klasikler, “BMW E30, Mini” gibi arabalar popüler olmaya başladık sonra ve gençler bu arabayı edinmek için heveslendik sonra bu arabalar çoğaldı. Korunanlar çoğaldı, geliştirilenler çoğaldı. Bu arabaların birçoğu atıl vaziyetteydi. Her bulan satın aldı, yaptı, babadan kaldı, yaptı, restore etti, parça getirtti. Çok çok iyi durumlara gelen böyle arabalarımız var. Genç klasikler deriz bunlara. Genç klasiklerde potansiyel oluştu. Bu nedenle bu gençler de slalom yarışlarını yani pistte sürat yarışını sever oldular. O yüzden şimdi diyebilirim ki en popüler klasik otomobil faaliyeti slalom yarışlarıdır. Ama bizim gönlümüz yine de klasik otomobili rallileridir. Çünkü klasik otomobil rallilerinde sürat yoktur. Arabanı gözetleme vardır. Bilmediğin yolu bulma vardır. Yolun sonuna geldiğinde oturup arkadaşlarınla yeme-içme vardır. Muhabbet vardır. Yolda sabit hız testlerinde giderek derece yapma vardır. Bu hızlar her zaman 50 kilometrenin altındadır. Adına ralli deriz ama modern araba rallileri gibi sürate dayalı bir yarış değildir. Klasik otomobil rallilerinde çoğunlukla bilinmeyen hedefi bulma yarışıdır.

Soru: Dernek kaç üyeden oluşuyor?

Salih Çeliker: Şu an dernek üye sayısı sanırım 500’ten fazladır. Çünkü klasik otomobil sahiplerinin siyah plaka alıp arabalarında kullanmaları için derneğe üye olmaları gerekir ve derneğin üyeliği onlara bu hakkı verir. Araç kayıt dairesiyle ve eski eserler dairesiyle yapılan anlaşmalar sonrasında arabanın klasik olup olmadığını dernek onaylar, sonra da gider siyah plaka hakkını alır. Araç kayıt dairesinde. Bu nedenle üye sayımız çok hızlı artmıştır ama faal üyemiz 100 civarındadır diyebilirim. Rallilere slalomlara gelenler. Son yaptığımız slalom yarışında geçen hafta 128 kayıt vardı yarışa. Kayıtsız da çok vardı tabi.

Soru: Derneğinize toplumun ilgisi nasıl?

Salih Çeliker: Çok ciddi güzel bir ilgi vardır. Çünkü halkımız bu gibi çağdaş, kültürel faaliyetlere çok meraklıdır. Bu da bir çağdaş-kültürel faaliyettir. Eski eserleri koruma tamamen kültürlere dayalı, kültürlere verilen öneme dayalı bir faaliyettir. Kıbrıs Türkü de çağdaş kültürlere dayalı çalışmalarda çok aktiftir. Çok pozitif algılar halkımız bu gibi şeyleri. Tabii bir de üstüne babadan kalma, dededen kalma bir eski eserin saklanması, korunması, bir de arkadaşım aldı ben de alayım durumlarından dolayı artış göstermiştir. Biz ailelere çok tavsiye ediyoruz. Çocuğunuzun bir merakı varsa klasik otomobile, ona kötü durumda bir klasik alın. 1-2 bin liradır ve bırakın üstünde çalışsın. Yavaş yavaş. Klasik otomobil restorasyonu sabır ister. Parça arama ister. Yapabildiğin kadarını kendin yaparsan çok zevkli olur. Biz birçok gencin ailelerine bunu tavsiye ediyoruz. Alın, koyun garajına arabayı, çocuk üstünde oyalansın. Çok var piyasada. Böyle araçları bulmak zor değildir. Buna artı olarak ithal etmek de kolaydır. Klasik otomobil ithal etmenin bir zorluğu yoktur ve çok pahalı bir keyif değildir. Birçok insanımızın eksik bildiği bilgiler vardır bu konuda. Klasik otomobil ithal ettiğinizde sınırsız kullanım hakkınız vardır. Sadece pazarları, sadece faaliyetlerde kullanacak diye bir kural yoktur. Çünkü gümrük vergisi ödenir. Hızlı ralli arabalarında veya drift arabalarında kurum adına kayıtlandırılan otomobiller vergisi ödenmemiş arabalardır. O yüzden sadece faaliyetlerde kullanılır ve ‘trolli’ üzerinde taşınma mecburiyeti vardır. Yolda sürülemez. Bazı vergileri öderler ama gümrük ödemezler. Dolayısıyla klasik otomobilde vergiyi ödersiniz diye normal kayıtlı bir araç olur. Klasik olarak geldiği için siyah plaka alır. Seyrüsefer ruhsatından da yüzde 65 indirim hakkı alır. Çok önemlidir. Ağır arabalarda çok ciddi seyrüsefer rakamları vardır. Dolayısıyla bir klasik otomobil ithal etmek istediğiniz zaman arabanın ilk üretildiği yıldaki fabrika fiyatı üzerinden ithalat vergisi, gümrük vergisi ödersiniz. Araba bulmaya dernek yardımcı olmaz. Çünkü bu ticarettir. Birçok kişiler internetten istediği her şeyi bulabilir. Benim tavsiyem görmeden alınmaması gerektiği yönündedir. İnternet üzerinden alınan araçlarda çok çeşitli sorunlar yaşandığını hep duyarız. Çok iyi de çıkabilir çok kötü de çıkabilir.

Soru: Bundan sonrası için hedefleriniz nelerdir? Hükümetten beklentileriniz var mıdır?

Salih Çeliker: Bizim bir iki hedefimiz vardır. Benim son 20 yıldan beri kendime hedef edindiğim ve üzerinde çok çalıştığım konu, uygun bir bina elde ederek bir klasik otomobil müzesi yaratmaktır. Benim hayattaki şu anda en büyük idealim budur. Bir klasik otomobil müzesi yaratmaktır. Benim kendimin değil toplumun da malı. Gerekirse eski eserler dairesinin kontrolünde gerekirse turizm bakanlığının kontrolünde bir mevkiinin denetiminde uygun bir bina içerisinde bu müzeyi yaratacak birikim elimizde var. Hepimizin arabaları ayda 1-2 kez kullanılmaz. Hepsi bu müzede durabilir. Ben gönülden inanıyorum ki bizim gibi turizmden kalkınmayı bekleyen bir ülkenin en önemli varlığı müzeler olmalıdır. Her konuda her çeşit müze olmalıdır. Şu anda bir de devletten en büyük beklentilerimizden bir tanesi kayıttan düşmüş klasiklerin heba olmaması için vergisiz olarak geri döndürülmesidir. Çok önemlidir çünkü vergi dersen eski bir arabadır diye düşünülüp çürüyüp gidecektir. Ama vergisiz kayıt derseniz o araç kurtarılacak demektir. Bunlar bizim tarihi birer hazinemizdir. Bu mallar benim senin değil toplumun malıdır. Yabancı turistlerin dört göz ettiği araçtır bunlar.

Soru: Otomobillerle ilgili bir denk olarak, trafikte yaşanan ölümler hakkında ne düşünüyorsunuz?

Salih Çeliker: Ülkemizde çok iyi iki tane pist vardı. Bir tanesi şu an çalışmıyor. Cemsa ve Zet. Herkese açıktı. Sürat yapmak isteyenlerin gidip kontrollü bir şekilde Cemsa’da sürat zevklerini tatmin edip trafikte yavaş gitmeleri ilk tavsiyemizdir. Trafik kazalarının ana etkeni bence sürat ve alkoldür. Bu konulardaki en büyük eksikliğimiz denetim eksikliğidir. Polisimizin sokağa çıkarak her noktada herkesi denetlemesi ve cezalandırması lazımdır. Caydırıcı cezalar olmazsa kimse korkmaz. Ailelerin de yeni ehliyet almış çocuğa canavar gibi araba almamalarını öneriyorum. Beygir gücü yüksek olmayan ama kendilerini de yeterince koruyacak arabalar almalarını tavsiye ederim. Eli yeterince doymamış çocukların kağıt gibi arabalarla 100-150 km hızda gitmesi sonunda hüsran getirir.

Voice Of The Island – 2019

 

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı