FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Bu örnekler bizi demokrasi dışı bir noktaya doğru iter; dikkatli olmalıyız’

Cumhuriyetçi Türk Partisi Mağusa Milletvekili Asım Akansoy gündemi gazetemize değerlendirdi

Cumhuriyetçi Türk Partisi Mağusa Milletvekili Asım Akansoy gazetemizin sorularını yanıtladı. Akansoy hükümetin icraatlarını, yaşanan gelişmeleri ve önümüzdeki cumhurbaşkanlığı seçimlerini Voice Of The Island’a değerlendirdi ve toplumumuza çağrıda bulundu. “Birbirimizi huzursuz etmek yerine birbirimize sahip çıkarak, farklılık içerisinde ortak bir duyarlılık geliştirerek, demokratik toplum olduğumuzu göstermemiz gerekir” diyen Akansoy, önceki gün CTP parti meclis üyesinin tutuklandığı kitap olayıyla ilgili ise bunun toplum ile hükümete dönük bir hamle olduğunu ve bu gidişatın toplumumuzu tamamen demokrasi dışı bir noktaya doğru ittiğini vurguladı.

Tünay MERTEKCİ

Soru: Hükümetin bugüne kadarki ve şu anki durumunu nasıl değerlendirirsiniz?

Asım Akansoy: Çok zor şartlarda kurulmuş bir hükümet var. Dörtlü bir koalisyon var. Dörtlü koalisyonun uyumlu bir şekilde çalışmasını sağlamak bir yandan zor olmakla birlikte, ülkemizin içinde bulunduğu durum dikkate alındığında hükümetin devamlılığı bizim açımızdan önemlidir, değerlidir. Değerli olmasının sebebi, çoğulcu yapının toplumsal yönetimi sağlayabileceğine dair önemli bir gösterge olması nedeniyledir. Günümüzde siyasal sistemlerin giderek otokrasi, tek adam rejimine döndüğü bir dünya düzeninde, bu küçük ülkede insanların böyle bir yönetim tercihi önemlidir ve sahip çıkılması gerekir. Hükümet çok zor şartlarda görev üstlendi ve 2018 yılı içerisinde yaşanan ekonomik krizin büyük olumsuz etkisi altında kaldı. Dolayısıyla tam olarak hedeflediklerini hayata geçirebildi dersem yalan söylemiş olurum. Böyle bir şey söz konusu değil. Ama yine de Kıbrıs Türk toplumu açısından hükümet programı kapsamında hedefleri olan ve adım adım bu hedefleri hayata geçirmeye çalışan bir vizyonu vardır hükümetin. Bu vizyona, bu toplumsal iradeye fırsat tanınması lazımdır. Sonuna kadar bu hükümetin başarılı bir şekilde çalışma yapılabilmesi için kendisine yardımcı olunması gerekir görüşündeyim.

“2019 yılı zor bir yıldır…”

Asım Akansoy: Geçen zaman dilimi için iki temel nokta üzerinde durmak istiyorum. Bir tanesi ekonomik faktör, diğeri ise bazı alanlarda deneyim sıkıntısıdır. Yeterince sorunlara tam olarak eğilemediğimiz aşikardır. Sorunlara çözüm derken bunun iki ayağı vardır. Bir tanesi yasal boyutu diğeri de iradi, icraat boyutudur. Çok değişik alanlarda, değişik sıkıntılarla da karşı karşıya kalmıyor değiliz. 2019 yılı da zorlu bir yıldır. 2019 ekonomik krizin devam ettiği bir yıldır. Şu anda Türkiye bir ekonomik kriz ortamına tam olarak geçmiş noktadadır. Dolayısıyla bizim de kendi önlemlerimizi, Türkiye’nin bu gerçeğini dikkate alarak mutlaka almamız, düzenlememiz, ön görmemiz gerekir. Burada iki bağlam ortaya çıkıyor. Bir tanesi kendi ekonomik gelirlerimizi artırmaktır. Bu yönde yatırım imkanlarını zorlamak ve geliştirmek. Yatırım iklimi sağlayarak yatırımı artırmak. Ve elbette kararlı bir şekilde kayıt dışılığın üzerine gitmek. Vergi sisteminde düzenleme yaparak, sosyal devlet anlayışına uygun eş denk bir sistem öngörmek. Bir diğer yandan da ekonomik kaynağın Türkiye tarafından açılmasını yaratmak, sağlamaktır. Bu yönde hükümet, gerekli çalışmalarını sürdürüyor. Buna bizim inancımız tamdır. Ancak gecikmemek de lazımdır. Ekonomide bir daralma söz konusudur, şu anda ülkemizde. Bunu dikkate alarak acil önlemlere yönelmek elzemdir diye düşünüyorum.

Soru: Parti üyenizin tutuklandığı “kitap” olayıyla ilgili ne söylemek istersiniz?

Asım Akansoy: Çok talihsiz bir durumla karşı karşıya kaldığımızı söylemek istiyorum. Ancak bu sadece sıradan rastlantısal bir olay olarak değerlendirilmemesi gerekir. Ben bunun daha öte bir müdahale olduğunu düşünüyorum. Bu hükümete müdahaledir, ülke demokrasisine müdahaledir, insan haklarına müdahaledir, demokratik yapımıza müdahaledir. Şimdi bir kişi; parti üyemiz, parti meclisi üyemiz, yıllardır demokratik mücadele içerisinde yer alıyor. Demokrasi için, insan hakları için, mücadele eden bir arkadaşımız gözaltına alındı. Polisin mahkemede ortaya koyduğu gerekçe kitaptır. Kitap bulundurmaktan dolayı eğer bir kişi gözaltına alınabiliyorsa, burada işin öneminin altını çizmek lazım. Eğer herhangi bir kişiyle ilgili terör örgütü üyeliği iddiası var ise bunun ispatlanması lazım. Kitap bir gerekçe olarak asla olamaz.

“Bu bir demokrasiye sahip çıkma sınavıdır”

Asım Akansoy: Kitap dışında resim, rozet gibi şeyler bir terör örgütü üyeliğinin ispatı olarak kabul edilemez. Fasıl 154 adında İngiliz dönemininden kalma yaslar ne yazık ki çok kötü uygulamalara neden oluyor. Burada bir vicdan meselesi var. İnsan hakları diye bir şey vardır, insan hakları değerleri vardır. Hâlâ her hangi bir dergi veya gazetenin dağıttığı ansiklopedileri evinde bulundurduğundan dolayı terör örgütü üyesi olduğu iddiasıyla mağdur edilmiş insanlar vardır bu ülkede. Bu gidişat bizi tamamen demokrasi dışı bir noktaya doğru itiyor. Yargının daha cesaretli kararlar alması ve süratlenmesi gerekiyor. Arkadaşımızın tutuklanma konusu da tamamen öyledir. Burada tüm demokrasi güçlerinin bu olaya kişiden bağımsız olarak duyarlılık göstermesi lazım ve demokrasiye sahip çıkması lazımdır. Bu bir demokrasiye sahip çıkma sınavıdır. Verili hukuka uygun olup olmadığı konusu birincil derecede önemli değildir. Birincil derecede önemli olan demokrasiye sahip çıkma meselesidir. Farklı fikirleri savunan insanların düşünce hakkı, yaşam hakkı meselesidir. Şiddete yönelmediği sürece her bir bireyin farklı düşünme düşüncesini paylaşma hakkı vardır. Bu hakkı elinden de kimse alamaz. Herhangi bir şiddet eyleminde bulunmamış bir kişiyi siz kalkıp da terör örgütü muamelesiyle toplumda da güvensizlik yaratacak şekilde tutuklarsanız, bunun sonu yoktur. Herkesin kapısı her an çalınabilir bir noktaya götürür bu süreç bizi. Burada bu olay aynı zamanda demokrasiye sahip çıkan bir hükümete karşı yapılmış bir harekettir diye düşünüyorum. Aklıselim olmamız lazım. Sağduyulu olmamız lazım. Ama asılsız, saçma sapan, uydurma, toplumu baskılama maksadıyla, demokrat yaşamı bozma maksadıyla, korku salma maksadıyla yapılmış bu tür eylemlere karşı da sessiz kalmamızı kimse beklemesin. Bu demokratik toplum değerlerine dönük bir hamledir. Toplumu baskılama hamlesidir. Bunu kabul etmemiz de asla mümkün değildir.

Soru: CTP’nin bu olayla ilgili duruşu nasıl olacaktır? Bir çalışma var mı?

Asım Akansoy: Bundan bir süre önce yaptığımız bir çalışma vardır. Bu çalışmanın süratle hayat bulması için gerekli adımları atacağız. Bu da ceza yasasında ivedilikle bir yasa değişikliği konusudur. Şöyle ki ceza yasası kanunları İngiliz sömürge döneminden kalmadır ve o dönemin uygun gördüğü durum, gerekçeler ortadan kalkmıştır. Şimdi daha çağdaş, insan hakları özgürlüklerini gözetecek bir şekilde kişisel haklar, söz ve anlatım özgürlüğünü güvence altına alan bir değişiklik çalışması yapılmıştır. Bu aynı zamanda Avrupa insan hakları sözleşmesinin 10’uncu maddesindeki düşünce ve düşünceyi açıklama özgürlüğünü de öngören bir çalışmadır. Yani kişinin hak ve özgürlükleri ciddi anlamda öne çıkarılmaktadır. Önerdiğimiz çalışma bu kapsam dahilinde herhangi bir kişinin herhangi bir kitap bulundurmasını suç olmaktan çıkarılması yönündedir. Bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına uygun şekilde düzenlenmesi şeklindedir. Bunu ilettik arkadaşlarımıza. Gerekli değerlendirmenin de yapılacağını düşünüyorum.

Soru: Cumhurbaşkanlığı seçiminde CTP’nin duruşu ne olacaktır ya da ne olmalıdır?

Asım Akansoy: Cumhurbaşkanlığı meselesinde partinin kararı bizi bağlar. Biz partinin bir üyesi olarak, o karar çerçevesinde hareket edeceğiz. Bu konuda kendi görüşlerim, dikkatli bir şekilde değerlendirilmesi, sonuçta partinin de bu yönde güçlü bir irade koyması şeklindedir. CTP önümüzdeki dönem daha etkili bir şekilde cumhurbaşkanlığı sürecinde rol alacak bir partidir. Elbette her siyasi parti kendi adayını çıkartır. Biz her seçimde çıkarttık, geçtiğimiz seçimde de çıkarttık. Birinci turda kaybettiğimiz için ikinci turda Sayın Akıncı’yı destekledik. Bizim aday çıkarmamız yönünde parti tabanında bir iradenin, bir tercihin olduğunu söyleyebilirim. Bu yönde bir eğilim var. Bu, elbette parti yönetimi tarafından dikkate alınacaktır, alınmak durumundadır.

“Henüz karara bağlanmamıştır…”

Asım Akansoy: Ancak karara henüz bağlanmamıştır. Karar sürecinde çok değişik faktörler ele alınacaktır. Yani ülkenin ihtiyaçları, içinde bulunduğumuz şartlar, böyle bir durumda nasıl bir aday çıkarılması gerektiği detaylarıyla konuşulacaktır. Aceleye getirmeden ama geç de kalmadan bu süreci yöneteceğiz. Bizim için Cumhurbaşkanlığı seçimleri çok önemlidir ancak hükümet çalışmaları da önemlidir. Dolayısıyla her ikisiyle ilgili bir tercih noktasında değil, her ikisini de birlikte yöneterek, bu süreci iyi bir noktaya götürmemiz lazım. Partimizin Kıbrıs sorunundaki temel tezleri açık ve nettir. Biz Birleşmiş Milletler parametrelerinde bir çözümü savunan bir partiyiz. Ancak bu süreci sorumlulukla uzlaşıyla yönetmek gerektiğini düşünüyoruz. Geçmiş tecrübelerimiz bunu hatırlatıyor. Mesele sadece masada çözülmez, mesele müzakere masası dışında da etkin bir şekilde ele alınması gerekir. Bu bağlamda CTP’ye düşen rol çok yönlü bir girişimin odağında olmaktır. Zaten Sayın Akıncı’nın baş müzakerecisi Özdil Nami, her zaman cumhurbaşkanının yanındaydı. CTP her zaman sürecin içindeydi. Sorumluluğumuzu bilerek, bundan sonraki süreci de planlayarak hareket edeceğiz.

Soru: İç meselelerde ve Kıbrıs sorununda yaşanan gelişmelerle ilgili Kıbrıs Türk Toplumu’na çağrınız nedir? 

Asım Akansoy: Son dönemde yaşadığımız olaylar var. Bir yanda demokrasiyi sonuna kadar savunmak isteyen, savunan, bununla ilgili düzenlemeler ortaya koyan, mesajlar vermeye çalışan bir hükümetimiz var. Bir diğer yandan Türkiye’deki siyasi rejim değişikliğinden dolayı onun etkisi altında, burada da belli sosyal ve siyasal dönüşüm yaratmaya çalışan odaklar var ve bunun pratik örnekleri var. Bir diğer yandan Kıbrıs sorununda bir durgunluk var. Biz her zaman demokrasi ve insan hakları temelinde KKTC vatandaşlarının huzurlu, mutlu, refah içinde yaşayabilecekleri bir ortama, bir düzene kavuşması yönünde çok fazla çalışma yapmamız lazım. Gereksiz yere hükümeti eleştirmenin hiçbir anlamı olmadığını düşünüyorum. Ama hükümeti, daha yapıcı olması için, daha çok demokrasi konusunda uyaralım. Yapıcı eleştiriler içinde olalım istiyorum. Bu konuda en ufak bir rahatsızlığımız olmaz. Bu hükümet bugün olmasaydı başımıza çok daha ağır, çok daha sorunlu, sıkıntılı uygulamalar gündeme gelebileceğini de unutmamamız lazım.

“Toplum olduğumuzu, farklılık içinde birlik kültürü ile birbirimize sahip çıkarak göstermeliyiz”

Asım Akansoy: Hükümet Kıbrıs sorununun ileriye taşınması konusunda asla bir engel teşkil etmemektedir. Kendi imkan ve olanakları çerçevesinde, hükümet de kapıların açılması vb. konularda elinden geleni yaptı. Barış ikliminin yaratılmasına katkı koydu. Daha fazla imkan sahibi olsak, çok daha iyisini yapabilecek noktada olurduk. Ekonomik imkanlar ne yazık ki çok dar ve sıkıntılı. Dolayısıyla bunun bilinciyle, unutmadan hareket etmemiz gerekiyor. Biz derken, bu ülkedeki demokrasi bilinci, toplum bilinci yüksek, yurtsever insanlardan bahsediyorum. Yani yurtsever insanlarımız gerçekten bu perspektifi yakalaması gerekir. Bunu özlüyorum ve istiyorum. Yapıcı hiçbir eleştirinin de zararlı olduğunu düşünmem. Demokrasiye sahip çıkmamız lazım. Bu ülkede Limasollusu da Baflısı da Alevisi de Kürdü de diğerleri de var. Bizim birimizi popülist tavırlar üzerinden huzursuz etmek yerine birbirimize demokratik olgunluk ve kapsam içerisinde sahip çıkmak, farklılık içinde ortak bir duyarlılık geliştirmek, toplum olduğumuzun bilinciyle hareket etmemiz gerekir. Bu önemli biri konudur.

Voice of the Island 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başka Haberler

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı