FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Bizim Avrupa’mız mücadele eden halkların Avrupası’dır’

En genç Avrupa Parlamentosu adaylarından biri olan Yorgos Kukumas, Kıbrıslı Türklere de çağrıda bulundu

Tünay MERTEKCİ

AKEL Avrupa Parlamentosu adaylarından Yorgos Kukumas, gazetemizin sorularını yanıtlayarak neden aday olduğunu ve hedeflerini anlattı. En genç Avrupa Parlamentosu adaylarından biri olan Kukumas, Kıbrıslı Türklere de çağrıda bulundu. Sadece Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin aynı sandıklarda oy verme ve ortak aday listelerinde yer alma fırsatına sahip olduklarına dikkat çeken Kukumas, “Bu, ortak vatanımızın yeniden birleştirilmesinden ve bağımsızlığından yana güçlü bir mesaj verme fırsatıdır” dedi.

Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

35 yaşındayım. Ailem Angastina kökenli olup ben Larnaka’da doğup büyüdüm. Yani 1974’te ve daha öncesinde olanları yaşamamalarına rağmen Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünün gölgesinde bilinçlenen ve siyasileşen Kıbrıslıların neslindenim.

Öğrencilik yıllarımda Sol harekete girdim. EDON Merkez Konseyi üyeliği ve liseli gençliğin demokratik kitle örgütü Kıbrıs Öğrenci Koordinasyon Komitesi başkanlığı görevlerinde bulundum. Ardından Atina’da hukuk eğitimi aldım ve Londra Üniversitesi’nde Uluslararası Kamu Hukuku üzerine lisansüstü eğitimimi tamamladım. Üniversite öğrencisiyken Atina’daki Kıbrıslı Öğrenciler Birliği’nin ve İlerici Öğrenciler Hareketi’nin (Proodeftiki) Atina başkanı seçildim. Öğrencilik yıllarımdan daima hatırlayacağım tecrübelerden biri İstanbul’daki Kıbrıslıtürk öğrencilerin Kıbrıs Gençlik Platformu (KGP) ile tanışmamız ve ortak çalışmalarımızdır. Bu tecrübe bana yeniden yakınlaşma hakkında konuşmaktan ziyade bunu daha fazla yaşamamız gerektiğini öğretti.

2014’ten itibaren Avrupa Parlamentosu’nda asistan olarak çalışıyorum ve Avrupa Parlamentosu’nun Dışişleri Komitesi’nin ve Siyasal Özgürlükler, Adalet ve İçişleri Komitesi’nin çalışmalarının takibinden sorumluyum. AKEL Merkez Komitesi’nin Avrupa Birliği Bürosu ve Uluslararası İlişkiler Bürosu’nun üyesiyim. Ayrıca Kıbrıs-Küba Dostluk Derneği’nin sekreteriyim. AKEL Mağusa İlçe Komitesi’nin üyesiyim ve partinin 21. Kongresi’nden itibaren AKEL Merkez Komitesi üyesiyim. AKEL temsilcisi olarak çeşitli uluslararası konferanslarda ve Avrupa Parlamentosu’nun Avrupa Birleşik Sol/Kuzey Yeşil Sol Grubu’nun faaliyetlerinde yer alma fırsatım oldu.

Avrupa Parlamentosu milletvekilliğine neden aday olma ihtiyacı hissettiniz?

Bildiğiniz üzere AKEL’de kararlar kolektif olarak alınır ve aday listemiz partinin binlerce üyesinin katılımıyla gerçekleşen süreçlerin sonucunda oluşuyor. AKEL’in hedefi Avrupa Parlamentosu’nun çalışmaları, bugün bütün Avrupa’da gelişmekte olan mücadeleler ve hareketler hakkında bilgi, tecrübe ve katılımı olan adaylarla farklı yaş gruplarına hitap eden bir aday listesi sunmaktı.

Bugün kimilerinin kolektif mücadelelerin romantizmine inanmadığını biliyorum. Ama biz Avrupa’daki dramatik sosyal eşitsizlikler ve çalışma ilişkilerinin düzensizleştirilmesi gibi Avrupa Parlamentosu seçimlerinde önemli ve dikkate alınması gereken konuların tartışılması hedefiyle kolektif bir çaba ortaya koyacağız. Örneğin Avrupa Birliği’nde 16 milyon işsiz ve 4 milyon evsiz varken, neden yeni silahların geliştirilmesi için savaş sanayisine 13 milyar avro veriliyor? Macron’un göstericilere plastik mermiler sıktığını görmezden gelirken, Venezuela’daki darbeyi destekleyen AB’deki demokrasi hakkında konuşmamız gerekmiyor mu? Hedefimiz bankaların ve lobilerin AB’si karşısında farklı bir Avrupa’nın mümkün olduğuna işaret etmektir. Emekçilerin hakları, cinsiyet eşitliği, ekoloji ve barış için mücadele eden, direnen bir Avrupa’nın var olduğuna işaret etmektir.

Eğer seçilirseniz Avrupa Parlamentosu’na götürmek istediğiniz ilk konu nedir?

AKEL ve Avrupa Parlamentosu’nun Sol Grubu için öncelik emekçilerin hakları ve onurlu, daimi ve tam istihdam yerlerinin yaratılmasıdır. AB’de –bugün yüzde 60’ın altında olan- daimi istihdam sözleşmeleri sürekli olarak azalmakta ve kısmi istihdam, güya dışardan hizmet alımı ve zero hour contracts gibi fenomenler artmaktadır. Toplu iş sözleşmelerinin korunması, emekçilerin sendikal haklarının savunulması ve Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından belirlendiği şekilde onurlu çalışma koşullarının sağlanması gerekmektedir. Ancak bunların yerine Avrupa Birliği emekçiler lehine hiçbir hukuki bağlayıcı önlemi içermeyen, tam aksine onları esnek koşullarda çalışmaya iten “Sosyal Haklar Ayağı”nı, yani emekçilerin onurlu ücret ve hak taleplerinin olmamasını öne çıkardı. Bize göre bütün Avrupa’da çalışma ilişkilerinin düzensizleştirildiği günümüz koşullarında AB politikalarıyla ve son tahlilde bugünkü Avrupa bütünleşmesinin kapitalist karakteriyle çatışmak şarttır. Bizim Avrupa’mız serveti üreten emekçilere hizmet edecek Avrupa’dır.

Aynı zamanda Sol Grup barışı ve dünyanın mücadele eden halklarıyla enternasyonalist dayanışmayı da Avrupa Parlamentosu’nda savunan güçtür. Örneğin Filistin halkının insan haklarını toplu bir biçimde ihlal eden İsrail’in AB’yle Bağlantı Anlaşmasının askıya alınmasını talep ediyoruz, AB üyesi devletlerin İsrail’le askeri işbirliğine karşı çıkıyoruz. Nitekim Kıbrıs’ta da Anastasiadis hükümetinin öne çıkardığı İsrail devletiyle askeri anlaşmalara AKEL karşı çıkmaktadır. NATO-AB kenetlenmesine ve AB’nin savaş sanayisine “yatırım yönelimi”ne karşı direniş, Filistin-Suriye ve Küba’ya yönelik dayanışma önceliklerimizden sadece bazılarıdır ve elbette ki bunlar sadece Sol’un öncelikleridir.

Avrupa Parlamentosu seçimleriyle ilgili olarak Kıbrıslı Türklere mesajınız nedir?

Kıbrıs sorunu çözümsüz kalmaya devam ettiği sürece Avrupa Parlamentosu seçimleri arzu ettiğimiz koşullarda gerçekleştirilemiyor. Adamızda seçimlerin yapıldığı 1880’den itibaren sadece Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslırumlar ve Kıbrıslıtürkler aynı sandıklarda oy verme ve ortak aday listelerinde yer alma fırsatına sahiptirler. Bu, ortak vatanımızın yeniden birleştirilmesinden ve bağımsızlığından yana güçlü bir mesaj verme fırsatıdır. Bugünkü hayal kırıklığı koşullarında dahi umudun alevini canlı tutarak mücadeleye devam edenlerin var olduğu mesajını verme fırsatıdır. AKEL’e verilecek oy yeniden birleşme alevini güçlendiren kıvılcım olacaktır. AKEL iki bölgeli iki toplumlu federasyon çözümüne, siyasi eşitliğe, askersizleştirilmeye, ortak vatanımız üzerinde NATO’nun ve yabancı vasilerin reddine, adamızda tekrar başlaması gereken emekçilerin ortak mücadelesinin geleceğine inanan Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin güvenebilecekleri partidir.

AKEL tarihinde hatalar işlemiş olabilir, ama hiçbir zaman cinayetler işlemedi. Ne Kıbrıslırumlara karşı, ne de Kıbrıslıtürklere karşı. Biz yurdumuzun tarihini ve partimizin tarihini eleştirel ve öz eleştirel anlayışla okuyup öğrendik. Tarihimizden aldığımız derslerle olgunlaştık ve bunun için de tek başımıza kaldığımız anlarda dahi Kıbrıs sorununun çözüm ilkelerini savunan gücüz. Faşizmin ve milliyetçiliğin -ister Türk, ister Helen olsun- cinayetleri hakkında konuşan gücüz. Bugün AKEL ortak mücadele arkadaşımız olan bir Kıbrıslıtürkün aday listesinde yer alması adımını attı. Ancak daha da önemli olan, Kıbrıslırumların ve Kıbrıslıtürklerin aynı aday listelerinde, aynı partide, aynı sendikada, aynı mücadelelerde yer almalarının haber teşkil etmeyeceği, bilakis her gün yaşanan bir gerçeklik olacağı bir gelecek için AKEL’in mücadele ediyor olmasıdır.

Ancak Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Kıbrıslırum-Kıbrıslıtürk her ilerici Kıbrıslının, oy verme hakkını kullanması gerektiği düşüncesinde olmamın bir sebebi daha var. Küçük Kıbrıs’ın sınırlarını aşan bir sebep. Avrupa bugün 70 yıl sonra tekrar hortlayan bir tehditle karşı karşıyadır. Bu da şimdiden üye devletlerin hükümetlerinde yer alan ve Avrupa çapında güçlenmeleri için bu seçimleri bir dönüm noktası olarak kullanmak isteyen neofaşizm ve aşırı sağdır. Söz konusu olan Avrupa’nın tarihinde ortaya çıkmış en halk düşmanı ve en karanlık olgunun hortlamasıdır.

Demokratik özgürlüklere, emekçilerin haklarına, eşitliğe, sosyal adalete inanan bizler toplumları ırkçılıkla, yabancı düşmanlığıyla, antikomünizmle, cinsiyet ayrımcılığıyla ve homofobiyle zehirleyenlere hem seçimlerdeki tercihlerimizle, hem de mücadelelerimizle karşı durmalıyız.

 (Voice of the Island 2019)

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı