FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

Biz bu oyunun neresindeyiz?

Emine DAVUT YİTMEN

Doğalgaz tartışmalarının iyice alevlendiğini bir dönemden geçiyoruz. Kimine göre artık “sahadayız”  kimileri sondaj gemileriyle, fırkateynlerle birilerine güç gösterisinde kimilerine göreyse yasadışı ve egemenlik haklarının çiğnendiği bir durum yaşanıyor. Doğu Akdeniz’deki doğalgaz oyunun baş kurucusu Kıbrıs Cumhuriyeti, yıllar önce bölge ülkeleriyle MEB ve kıta sahanlığını ile ilgili yapmış olduğu anlaşmaları arkasına alarak hareket ediyor. Türkiye, KKTC’nin TPOA’ya verdiği ruhsatlandırma çerçevesinde oyuna sonradan katıldığı için arayı kapatmaya çalışıyor.

Tüm bunlar yaşanırken, çıkarlar çatışırken Kıbrıslı Türkler olarak ne yapıyoruz? İzliyoruz. Hoş, zaten elden başka ne gelir ki?

Kıbrıs Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Genel Müdürü, Büyükelçi Tasos Conis Kıbrıslı Türk gazetecilere yönelik “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Kıta Sahanlığı’ndaki / MEB’deki son gelişmeler” başlıklı bir sunum yaptı. Uzun bir sunumdu ama bazı bilgilerin netleşmesi açısından önemliydi.

Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler,  sondajın hangi bölgede yapılması gerektiğine birlikte  karar verebilmeli deniyor. İyi de nasıl? Müzakereler yoluyla… Peki, müzakereler başlamazsa ne olacak? …

Diyelim ki müzakereler yeniden başladı. Bu kez doğalgaz konusu ayrı başlık altında ele alınacak mı? Bu sorunun yanıtı olumsuz.

Kıbrıs müzakerelerinin koptuğu noktada federal hukuk yasalarının konuşulduğu, müzakerelerin yeniden başlatılmasıyla doğalgazın da bu konulara dahil edileceği beklentisi var. Yani bu konu, ayrı bir başlık altında değil, federal hukuku oluşturacak yasalar çerçevesinde ele alınacak.

Rum yönetimi, öncelikli olarak doğalgaz sorunun çözümünde neden ısrar edildiğini anlamıyor. Doğalgazın,  Kıbrıs çözüm müzakerelerinin önüne geçmesini yanlış buluyor. Bu sorunun çözümü için ne zaman başlayacağı belli olmayan müzakereleri beklemek ne kadar doğru?

Şu anda doğalgaz çalışmalarında yaşanan krizin diyalog yoluyla aşılabileceği öngörüsü ortaya konurken, bu diyalogun nasıl kurulabileceği de başka bir sorun.

Kıbrıs Cumhuriyeti ve Türkiye, deniz sahalarının sınırlandırılması için bir uluslararası anlaşmazlık çözme mekanizmasına başvurabilir. Türkiye, BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ne taraf değil. Kıbrıs Cumhuriyeti ise bu sözleşmeye taraf bir ülke. Türkiye, bu anlaşmaya taraf olmadığı için anlaşmazlık çözme mekanizması olarak kullanılamıyor.

Lahey Uluslarası Adalet Divanı da çözüm mekanizması olarak gösteriliyor. İki devletin Divan’a giderek sorununu çözebileceği öngörülüyor. Yalnız gözden kaçırılan bir nokta var: Türkiye, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor. Karşıdan gelen yanıt: Tanısın… Geçtiğimiz yıllarda Türkiye’nin bazı konularda yapmış olduğu esnekliklere atıfda bulunuluyor.

Rum Yönetimi, anlaşmazlık çözüm mekanizması dışında, Türk tarafının müzakerelerde önerdiği ortak komite fikrine karşı çıkmaya devam ederken, son olarak Dışişleri Bakanı Kudret Özersay’ın yabancı şirketlerin kendi aralarında sorunu görüşerek işbirliğine gitmesi önerisini akıllıca bulmuyor.

Doğalgaz konusu pek çok çıkarın çatıştığı, siyasi ve hukuki sonuçlarının net olarak kestirilemeyeceği, karmaşık ve gergin bir konu.  Etrafımızı saran bu gerginlik içinde özellikle Kıbrıs Türk toplumu dahil olmak üzere tüm tarafları  kapsayabilecek gerçekçi işbirliği ve diyalog yolu mutlaka bulunmalı. Buna mecburuz.

(Voice of the Island 2019)

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başka Haberler

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı