FeaturedKIBRIS

‘Benim Türkiye düşmanı olarak tanıtılmam akıl almaz’

Cumhurbaşkanı ve bağımsız Cumhurbaşkanı adayı Mustafa Akıncı, T24’te Metin Kaan Kurtuluş’un sorularını cevapladı.

Akıncı açıklamalarında şu ifadelere yer verdi:

“Şimdi böylesi bir insan Türkiye’ye Türkiye düşmanı olarak tanıtılmak isteniyor. 80 milyona… Bu akıl almaz. Ben Suriye ile ilgili olarak kan akmasın istedim, dünyanın hiçbir yerinde kan akmasın; diplomasi ile sorunlar çözülsün istedim. Suriye’deki resmi yönetim kimse, diyalog kurulmasının doğru olacağı değerlendirmesinde bulundum. Diplomasinin çalışmasından yana tavır koydum. Nitekim üç gün sonra diplomasi çarkları dönmeye başladı, ABD Başkan Yardımcısı Türkiye’ye gitti. Oradan bir sonuç çıktı, ardından Rusya ile kurulan ilişkilerden bir sonuç çıktı. Kısacası şunu söylemek istiyorum; benim herhangi bir olay hakkında değerlendirme yapmam ve barıştan, diplomasiden söz etmem tamamen yanlış yorumlanarak, sanki Türkiye’ye ‘teröristlerle masaya otur’ şeklinde bir yaklaşım sergilemişim gibi algılanıp algılatıldı. Benim böyle bir beyanım yok. Böyle bir şekilde bir davranışım söz konusu olmadı. 

İngiliz gazetesi ile ilgili bahsettiğiniz konuda ise olay şudur: Soru bana Kırım’dan geldi. İngiliz gazeteci, “Rusya Kırım’ı ilhak etti. Kıbrıs’ta böyle bir şey olur mu?” diye sordu. Bu kötü bir senaryo olur dedim. İyi bir gelişme olmaz, bu Türkiye’nin de çıkarlarına aykırıdır dedim. Çünkü Kıbrıs’ın konjonktürü farklı. Yani Hatay konjonktürü yok. Şunu da söyleyeyim yeri gelmişken; benim Hatay’la ilgili olarak, Hatay’ın Türkiye’ye bağlanmasıyla ilgili olarak en ufak bir eleştirim olmadı. Ya da rahmetli Tayfur Sökmen’in kimliğine kişiliğine dair saygıdan başka bizim duyacak bir şeyimiz yok. Böyle bir şey söz konusu bile olamaz. O dönemin konjonktürü başka. Zaten iki olay birbirine benzemiyor. 

Ben sadece Kıbrıs’ın Türkiye’ye ilhakının düşünülemeyeceğini, bunun son derece yanlış olacağını, zaten Yunanistan’ın bunu yapmaya çalıştığını ve ne haller geldiğini gördüğünü söyledim. Yani Rumların öteden beri Enosis taleplerinin yol açtığı sonuçlar kendileri açısından vahimdir. Adanın bölünmesine, yarıya yakınını kaybetmelerine neden oldu Enosis talepleri. Dolayısıyla biz dünya konjonktürünü iyi okuyarak gerçekçi politikalar gütmek zorundayız. Benim bu söylemimde Türkiye’ye yönelik en küçük bir düşmanlık asla söz konusu olamaz. Böyle bir duygu hiçbir Kıbrıs Türkünde olamaz. “

“Kıbrıs Türk halkı biat anlayışında değildir” 

“Kıbrıs Türkünün içinde Türkiye düşmanı yaratmaya heveslenmesin bazı kişiler. Hele ki seçim döneminde. Böyle bir malzeme yok Kıbrıs’ta. Ama şunu da söylerim altını çizerek; Kıbrıs Türk halkı kendi özgür kimliğini, kendi özgür kişiliğini korumak istiyor. Kıbrıs Türk halkı, Atatürk ilkelerine sıkı sıkıya bağlı bir halktır. 1920’lerden, 30’lardan sonra Kıbrıs Türk halkı gönüllü olarak kara çarşafı atmış bir halktır. Kıbrıs Türk halkı gönüllü olarak laikliği benimsemiş olan bir halktır. Kıbrıs Türk halkı kendi demokrasisine sıkı sıkıya bağlı bir halktır. O nedenle kendi iç meselelerine karışılmasını istemez; Kıbrıs Türk halkı kendi özgür iradesiyle kendi kararını kendisi vermek ister. Türkiye’yle en iyi, en dostane, en halishane ilişkileri kurmak ister, kardeşlik hukukunu geliştirmek ister. Ama Kıbrıs Türk halkı biat anlayışında değildir; yani otur denilince oturacak, kalk deyince kalkacak bir anlayışa asla sahip değildir. Öyle bir anlayışı içselleştirmesi mümkün değildir. Bu yönde yapılan davranışlara da kapalıdır. Onun için olayı bu çerçeveye koyduğumuzda ve bir de şunu hiç akıldan çıkarmadığınızda mesele çok net olarak anlaşılır. O akıldan çıkarılmaması gereken konu da şudur: Dünya üzerinde KKTC’yi tanıyan bir tek ülke var o da Türkiye Cumhuriyeti. Dolayısıyla Kıbrıs’ta kendi kendine yeten, kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi kendini yönetme becerisine sahip bir varlık olması önce Kıbrıs Türklerinin ama hemen ardından da Türkiye’nin yararınadır. Dünyaya biz diyoruz ki ‘bu varlığı tanıyın, burada ayrı bir varlık var, bu varlık Rumların azınlığı değildir’. Bunu söylüyoruz dünyaya ve gerçek bu. Bizim duygularımız budur. Rum tarafının bir azınlığı olmak asla söz konusu olamaz. Ama aynı şekilde burasını Türkiye’nin bir alt yönetimiymiş gibi, her şey Türkiye’den yönetilir, Türkiye ne derse o yapılır algısını yaratmak da hiç doğru değildir. Böyle bir şey son derece yanlıştır. Dünyaya verebileceğimiz en kötü mesaj bu olur. O nedenle 11 Ekim’deki seçimlerimiz de ve ona giden süreç de en şaibesiz şekilde, en demokratik şekilde gerçekleştirilmelidir. Bunun çok büyük önemi ve anlamı vardır. 

“Açık konuşalım; polis ve itfaiye teşkilatları bile gerçekte Kıbrıs Türklerine bağlı değil”

Ankara İle KKTC ilişkilerinde hangi alanları sorunlu görüyorsunuz?

Türkiye ile çok daha iyi ilişkilerimiz olabilir diye düşünüyorum. Bir kere yardımlaşma anlamında elbette bu pandemi döneminde de bir sorun yok. Türkiye her zaman bize yardımcı olmuştur. Ekonomik anlamda, mali anlamda… Ancak şu da unutulmasın burası da Türk lirası kullanıyor, dolayısıyla Türk ekonomisinde yaşanan sıkıntılar derhal burada da hissediliyor. 

Buranın bir merkez bankası var ama bu merkez bankasının fonksiyonları kendi para birimi olmadığı için son derece sınırlı. Gereken fonksiyonları ifa edemiyor. Normal bir merkez bankası konumunda değil. Türkiye ile burası arasında çok daha sağlıklı ilişkiler kurulabilirdi. Bu anlamda anayasamızın da ele alınması gerekir. Anayasamızda bir geçici onuncu madde söz konusudur. 

Bakınız, madem bu soruyu sordunuz, konuları biraz daha açık konuşmakta fayda var. Kıbrıs’ta polis teşkilâtı kağıt üzerinde hükûmete bağlı. Polis teşkilâtının gerçekten bağlı olduğu yer Güvenlik Kuvvetleri Komutanlığı, onun da başında Türkiye’den gelen bir kurmayımız var. O da doğrudan doğruya Türkiye Genelkurmayı’na bağlı. Yani iç asayişten sorumlu olan polis teşkilâtı bile gerçekte Kıbrıs Türklerine bağlı değil. Bu bir.

Belediye teşkilâtlarına bağlı olması gereken itfaiye bile polis teşkilâtı üzerinden askeri makamlara bağlı. Bunun yanında merkez bankamız genellikle, hatta genellikle değil kurulduğu günden bu yana Türkiye’den gelen bürokratlar tarafından yönetilmektedir. Bu söylediğim şu an görevi yürüten arkadaşımızın yeteneğiyle ilgili değil kesinlikle. Yanlış anlaşılmasını istemiyorum. Burada görev ifa eden şerefli Türk generallerinin kişilikleri konusunda da değildir söylediklerim. Ben bir sistemi söylüyor, burada geçerli olan bir anayasal düzeni size anlatmaya çalışıyorum. “

(Voice of the Island)

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı