FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Başka bir Güzelyurt mümkün!’

Tünay MERTEKCİ

Güzelyurt Kültürel Mirası Yaşatma Derneği Başkanı Batuhan Beyatlı ile Dernek As Başkanı Berk Büyükoğlu, Voice Of The Island’a Güzelyurt’un sorunları hakkında bilgi verdi ve derneğin faaliyetlerinden bahsetti.

2014 yılında Güzelyurt’un var olan ama değerlendirilemeyen zengin potansiyeline sahip çıkmak ve Güzelyurt’un sosyal, ekonomik tarihi ve kültürel kalkınmasına katkıda bulunmak amacıyla ağırlıklı üniversite öğrencisinden oluşan bir grup, dernek kurmaya, inisiyatif almaya karar verdiklerini söyleyen temsilciler, Güzelyurt kültürel Mirası Yaşatma Derneği adı altında bir dernek kurduklarını ifade ettiler.

2014’ten bu yana 4 sene geçtiğini belirten yetkililer, 4 senede birçok etkinlik yaptıklarını söylediler ve dernek olarak sloganlarının “Başka bir Güzelyurt mümkün” olduğunu ifade ettiler.

Çevre etkinliklerinden kültürel etkinliklere kadar birçok etkinlik düzenlediklerini belirten yetkililer, Güzelyurt’un tüm sorunları hakkında çalışmalar yaptıklarını dile getirdiler.

Beyatlı: Güzelyurt’a insanları çekebilecek birçok unsur var

Güzelyurt Kültürel Mirası Yaşatma Derneği Başkanı Batuhan Beyatlı, Güzelyurt’un Kıbrıs’ta bakir kalan ender yerlerden biri olduğunu söyledi.

Güzelyurt’un bu anlamda belki de tek olabileceğine dikkat çeken Beyatlı, yanlış politikalar sonucunda gençlerin Güzelyurt’tan göç ettiğini belirtti.

Bölgede imar planı olmadığını dile getiren Beyatlı, imar planının olmamasının bir anlamda olumlu yansıdığını ve toprakların bakir kaldığını söyledi.

Güzelyurt’un henüz ‘Girneleşmediğine’ dikkat çeken Beyatlı, Güzelyurt’ta birçok önemli noktanın bulunduğunu belirtti ve bu noktaların gerek turistler gerekse yerli halk için çekici bir unsur oluşturabileceğine vurgu yaptı.

Güzelyurt’ta bulunan St. Mamas kilisesinin bir hikayesinin, tarihinin olduğuna dikkat çeken Beyatlı, Güzelyurt’un mitolojik açıdan Afrodit’e verilen bir şehir olduğunu kaydetti ve tüm bunların insanları Güzelyurt’a çekmek için kullanılabileceğini söyledi.

Kıbrıs Kültür Evi’nin restorasyonunun tamamlandığını ifade eden Beyatlı, bunun raporunu aldıklarını ve diğer restore edilen yerlere oranla buranın daha düzgün restore edildiğini dile getirdi.

İçerisinin gerektiği gibi dizayn edilmediğini ifade eden Beyatlı, içerisini iki odaya ayırdıklarını kaydetti.

Bir odanın tamamen Kıbrıs folkloru ve geleneğine ait eski halk dansları kıyafetleriyle doldurulduğunu belirten Beyatlı, bunun Kıbrıs yaşantısını sergileyen bir oda olduğuna dikkat çekti.

Diğer odanın da kardeş belediye adı altında Keçiören Belediyesi’nin, Anadolu insanının eski halk kıyafetlerinin canlandırmasının yapıldığını belirten Beyatlı, bu canlandırmalar yapılırken komik bir şekilde mağaza mankenlerinin kullanıldığını söyledi.

Kendilerinin bal mumu olması gerektiğini söylediklerini ifade eden Beyatlı, ne yazık ki canlandırma yapmak için mağaza mankenlerinin kullanıldığını söyledi.

“Tren garının restorasyonu devam ediyor”

Diğer taraftan ise tren garının restorasyonunun devam ettiğini belirten Beyatlı, burasının uluslararası tren garı müzesi haline getirilmesini önerdiklerini söyledi.

Bu durumun ülkede ilgi çeken bir konu olduğunu belirten Beyatlı, “60 yıllık bir yolculuk vardır ucunda. Treni özeldik. Kıbrıs’ta şu an tren istiyoruz ve bir zaman vardı. Bunun farkında değiliz. Trenin eski fotoğrafları eski güzergahı oluşturulacak müzede sergilenebilir” dedi.

İyi niyet ve iradenin olması durumunda her şeyin yapılabileceğini kaydeden Beyatlı, bu konularda turizm bakanlığı ve eski eserler dairesinin yanı sıra yerel yönetimlere büyük rol düştüğünü söyledi.

Yapılan restorasyonlarda ortak aklın, katılımcılık ilkesinin benimsenmesi gerektiğine dikkat çeken Beyatlı, sivil toplum örgütlerinin yani halkın bu konulara dahil edilmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Halkın dahil olmadığı projelerde başarı olamayacağını söyleyen Beyatlı, “bizim Güzelyurt’taki esas sorunumuz ortak aklıdır. Katılımcılık ilkesini gözeterek halk onayı alınması büyük bir gerekliliktir. Halka eğer gerekli platformlar sağlanırsa, sözünün güçlü olduğunu düşünürse daha fazla katılım göstereceğine inanırım. Her ne kadar Güzelyurt’ta ortak akıl büyük bir sorun olsa da yaptığımız eylemlerle bir şey gerçekleştirmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

“Ortak bir vizyon geliştirilmedi”

Dernek olarak sloganlarının “başka bir Güzelyurt mümkün” olduğunu söyleyen Beyatlı, sivil toplum örgütlerinin süreçlere katılımını sağlayarak ve periyodik olarak da sivil toplum örgütlerinin görüşlerini alarak başka bir Güzelyurt’un mümkün olabileceğini kaydetti.

Belediye tarafından sadece festivaller organize edilirken çağrıldıklarını ifade eden Beyatlı, festivalin nasıl olacağını söylediklerini ve ortak bir vizyon geliştirilemediğinin ortada olduğunu belirtti.

“Başkasının fikrini almadan yaptığınız işler bandabulyaya benzer. Bu da ortadadır” diyen Beyatlı, ortak aklın çok önemli olduğunu ifade etti.

Beyatlı, “şikayet etmek kolaydır önemli olan ne yaptığınızdır. Bütün mücadeleyi bir bayrak yarışı olarak görürüz. Genç yaşlı fark etmez bize katılıp bu mücadeleye ortak olmalarını arzu ederim. Bu bayrağı devralıp ileriye taşımalarını arzu ederim. Bize katkı koymak isteyen arkadaşlar facebook sayfalarımızdan internet sitelerimizden bizlere ulaşabilirler” dedi.

Büyükoğlu: Güzelyurt için ne yapabiliriz? onu düşünerek hareket ettik

Güzelyurt Kültürel Mirası Yaşatma Derneği AS Başkanı Berk Büyükoğlu, derneği kurduklarında ilk olarak Güzelyurt için ne yapabileceklerini düşündüklerini belirtti.

Güzelyurt’un eksiklikleri hakkında çalışmalar yaptıklarını kaydeden Büyükoğlu, yerli halkın dahil olmak üzere turistik ve değerli yerleri insanların bilmediğine dikkat çekti.

Bunları ön planla bir şekilde neler üretebileceklerine kafa yorduklarını ifade eden Büyükoğlu, Güzelyurt adına bir şeyler yapmaya bölgedeki eski çeşmelerden başladıklarını dile getirdi.

Tüm bu eski çeşmelerin araştırmasını yaptıklarına değinen Büyükoğlu, çevre kirliliği için ne yapabileceklerini düşündüklerini ifade etti.

Çevre etkinlikleri düzenlediklerine dikkat çeken Büyükoğlu, bu anlamda belediyenin katkısıyla da bir şeyler yaptıklarını ifade etti.

Bunun yanında pis bir durumda olan Güzelyurt Barajı’nda, kara yolları dairesinin de katkısıyla temizlik kampanyası yaptıklarını vurgulayan Büyükoğlu, derelere atılmış eski çeşmeler bulduklarını, bunları aldıklarını ve eski eserler dairesine götürüp restorasyonunu yaptıklarını belirtti.

Söz konusu eski çeşmelerin şu an müzelerde sergilendiğine dikkat çeken Büyükoğlu, bunun gibi etkinliklere devam ettiklerini ifade etti.

“Büyük restorasyon gereken işlere el attık”

Daha sonra büyük restorasyon gereken işlere de el attıklarını dile getiren Büyükoğlu, St Mamas Kilisesi dükkanları ve çevresinde işletmecilerin gelişi güzel tabela astığını, bunun sonucunda da tarihi dokunun bozulduğunu bildirdi.

Devamında vakıflarla istişare ettiklerini ve günün sonunda baskı unsuru oluşturduklarını kaydeden Büyükoğlu, sonucunda restorasyon yapıldığını belirtti.

Ortaya çok güzel bir dokunun çıktığını ifade eden Büyükoğlu, GÜKAD Başkanı Reşat Kansoy’un da bunun bir milat olduğunu söylediğini belirtti.

Kendilerinin 2014 yılından itibaren sürekli medyada ve eylemlerinde, Güzelyurt’ta bulunan, İngiliz döneminde yaklaşık 55 yıl hizmet veren tarihi tren istasyonunun restore edilmesini dile getirdiklerini belirten Büyükoğlu, söz konusu tren garının çok kötü durumda olduğunu ifade etti.

Söz konusu garın restorasyonunu üç yıllık bir mücadele sonucu başlattıklarını dile getiren Büyükoğlu, 2019 yılı gibi ise tamamlanmasının düşünüldüğünü kaydetti.

Güzelyurt’ta Sıbyan Mektebi denilen eski ana okul ve ilkokulun olduğu bir yapı bulunduğuna dikkat çeken Büyükoğlu, bu mektebin mülkiyet sorununun bulunduğunu ifade etti.

“Belediyenin aldığı karar soru işaretleri barındırıyor”

Söz konusu mekteple ilgili 6 aylık bir çalışma yaptıklarını ve sonucunda da mektebin İngiliz zamanı muhtarlığına ait olduğunu öğrendiklerini ifade eden Büyükoğlu, böylelikle mülkiyet sorununu çözdüklerini ve çözüldükten sonra belediye gittiklerini, buranın restore edilip turizme kazandırılmasını istediklerini kaydetti.

Belediyenin de mülkiyet sorununun çözülünce fon alabildiğini ve burayı restore edebildiğini ifade eden Büyükoğlu, söz konusu yerle ilgili şu an bazı sorunların meydana geldiğini söyledi.

Kitap kafe olarak kullanılmak üzere söz konusu mektebin şu an özel bir üniversiteye verilmeye çalışıldığını dile getiren Büyükoğlu, belediye meclisinin söz konusu yeri, özel üniversiteye kiralanması karar verildi kararını aldığını fakat bu kararın soru işaretleri barındıran bir karar olduğunu belirtti.

Mektebin, Güzelyurt’taki Türk varlığına işaret etmesi bakımından önemli olduğunu dile getiren Büyükoğlu, İngiliz döneminde aktif olan bir mektep olduğunu belirtti ve şu an bu mektepte ne yapılabileceğiyle ilgili önerilerini de belediyeye yaptıklarını kaydetti.

Güzelyurt’ta ortak aklın olmamasının genel bir sıkıntı olduğuna dikkat çeken Büyükoğlu, ayrıca restore edilen binaların kullanılamamasının da büyük bir sorun olduğuna vurgu yaptı.

Bandabulya’nın restore edildiğini fakat aslına göre yapılmadığını dile getiren Büyükoğlu,  eskiden içerisinde yerel ürünlerin satıldığını fakat şu an onun bile olmadığını söyledi.

Büyükoğlu, Güzelyurt’ta hiçbir şey yoktur algısının turizm vizyonu algısıyla kırılabileceğini söyledi ve turistik bir olanaklarının olduğunu fakat önemli olanın, bunun nasıl kullandığının olduğuna dikkat çekti.

St. Mamas için Lefkoşa’daki Büyük Han gibi bir model var düşündüklerini belirten Büyükoğlu, Büyük Han modelinin oraya kurulduğunda, insanların gelip portakal suyu içeceklerini, turistlerin geleceğini, Lefkoşa’dan insanların gidebileceğini ifade etti.

“Güzelyurt’ta yayalaştırma politikası yok”

Bunun gibi dokuları yaratabilmenin çok önemli olduğuna vurgu yapan Büyükoğlu, Güzelyurt’ta yayalaştırma politikasının da bulunmadığını dile getirdi.

Turistin ve yerli halkın yürüyüp vakit harcayabileceği, insanların oturabileceği, rahatça kahve içebileceği bir yer olmadığını söyleyen Büyükoğlu, bu dokunun yaratılması için ilk önce kent alt yapısının hazırlanması gerektiğini kaydetti.

Güzelyurt’un 1974 öncesi özellikle narenciye ve etrafında gelişen tarımsal gelişimle beraber çok ciddi bir gelir seviyesine, refah seviyesine ulaşan bir toplum olduğuna dikkat çeken Büyükoğlu, Kıbrıslı Rumların bu seviyeye ulaşmasının 2 nedeninin olduğunu belirtti.

Söz konusu nedenlerin Kıbrıslı Rumların çok iyi ticaret yapmayı bilmeleri ve narenciye olduğunu söyleyen Büyükoğlu, Güzelyurt’un çok doğal ve çok büyüyen bir yer olduğunu ifade etti.

Tüm bunlarla beraber Güzelyurt’un sanatsal özelliğinin de artmaya başladığını dile getiren Büyükoğlu, 1974 öncesi bölgede 9 sinemanın bulunduğuna dikkat çekti.

6 kapalı ve 3 yazlık sinemanın bölgede bulunduğuna vurgu yapan Büyükoğlu, Güzelyurt’un o dönemde çok yüksek seviyede bir toplum olduğunu söyledi.

Büyükoğlu, “Güzelyurt’un verimli ve doğru gelişimi için bizim şu an iç işleri bakanlığına önerimiz var. Güzelyurt’a imar planı istiyoruz. En kötü plan plansızlıktan iyidir. Tarım alanları tehdit altındadır. Düzensiz bir gelişim var üniversite furyasıyla birlikte. Güzelyurt’un bir an önce imar planına ihtiyacı vardır. Tarım master planının hayata geçirilmesi gerekmektedir” dedi.

Bütün Kıbrıs’taki gençlerin ülkelerini sevmesini istediğini kaydeden Büyükoğlu, “bizden bir şey olmaz dersek zaten olmayacak. Bir şeyleri başaracağımıza inanıp üzerinde yürümemiz lazım. Doğru ve planlı bir ülke yaratmak zorunda olduğumuzu düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Klasik Bisiklet Turu ve Kültür Günü etkinliği, 29 Eylül Cumartesi Güzelyurt’ta…

Bu yıl 5’incisini düzenleyecekleri Klasik bisiklet turu ve kültür günü etkinliği hakkında da konuşan dernek yetkilileri, etkinliğin adının klasik bisiklet olduğunu fakat normal bisikletlilerin de etkinliğe katılabileceğini ifade ettiler.

“Nostaji ile geleceğe pedal çevirmek” formatını düşündüklerini belirten yetkililer, Kıbrıs genelinde ve Güzelyurt özelinde en dikkat çeken sorunun ulaşım olduğunu söylediler ve bu soruna dikkat çekmek adına bu etkinliği düzenlediklerini dile getirdiler.

Bisiklet yollarımızın bulunmadığına dikkat çeken yetkililer, bu etkinliği bir farkındalık havasında yapmak istediklerini söylediler ve unutulmaya yüz tutmuş meslekleri de kültür gününe davet edip onlara da dikkat çekmek istediklerini ifade ettiler.

Geçen sene yaklaşık 130 bisikletlinin katıldığını belirten yetkililer, “geçen sene yaptığımız etkinliğe 5 yaşındaki Türkay ve 70 yaşındaki amca da katıldı. Her yaştan insanları buluşturduk. Mesaj veriyoruz bisiklet yollarıyla ilgili. Ülkede motorlu taşıta değil bisiklete ihtiyacımız var ve bu vizyonu ne yazık ki yerleştiremiyoruz. Yerel yönetimlerden bir adım bekliyoruz bisiklet yollarıyla ilgili” şeklinde konuştular.

Voice of the Island 2018

 

 

Etiketler

Benzer Haberler

Close