FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Amacımız ayrımcılığa uğramamak ve insan haklarına eşit erişim’

Tünay MERTEKCİ

Kuir Kıbrıs Derneği aktivistleri gazetemizin sorularını yanıtlayarak yaşanılan sıkıntıları, değişmesi gereken şeyleri ve amaçlarını aktardı. Derneğin amacının kimsenin cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesinden dolayı ayrımcılığa uğramaması olduğunu söyleyen aktivistler, kimsenin ötekileştirilmemesi ve insan haklarına eşit erişiminin olması için mücadele eden bir dernek olduklarını vurguladı. Ayrımcılık karşıtı bir yasaya ihtiyaç duyulduğunu kaydeden aktivistler, “Şu anda evlilik veya sivil birliktelik sadece karşı cinsler arasında yapılabilen bir şeydir ve bu da ayrımcı bir uygulamadır” şeklinde konuştu. 4 Ağustos’ta Imagine Bar’da etkinlik düzenleyeceklerini ifade eden aktivistler, söz konusu etkinliğin bir Pazar etkinliği olacağını stantlar açılacağını ve tüm gelirin derneğe kalacağını dile getirdi. Etkinlik gecesi parti de olacağını dile getiren aktivistler çağrıda bulunarak dileyen herkesi söz konusu etkinliğe katılmaya davet etti…

Soru: Derneğin kuruluş sürecini ve amaçlarını anlatabilir misiniz?

Erman Dolmacı: Dernek 2007 yıllında ilk önce homofobiye karşı inisiyatif olarak bir grup insanın bir araya gelmesiyle başladı. Dernek kurulmadan önce ilk olarak inisiyatifti. Amacı ceza yasasında 171’inci ve 172’nci maddelerde ‘doğaya karşı cinsi münasebet’ olarak tanımlanan ve “iki erkek arası cinsi münasebeti” yasaklayacak şekilde yorumlanan, doğaya karşı cinsi münasebeti yazan kısmı ve bununla birlikte tabii geri kalmış birçok maddeyi değiştirme amacıyla oluşturulan bir inisiyatifti. Yasada doğaya aykırı cinsi münasebet yasaklanıyordu fakat bunun yorumlanışı sanki sadece iki erkek anal ilişki yapabilirmişçesine, iki erkek üzerindendi. O zamanlar gazete sayfalarda dev manşet şeklinde ‘doğaya karşı cinsi münasebet esnasında iki erkek yakalandı’ şeklinde haberler yer aldı. Suratlarıyla birlikte, kelepçelerle birlikte bu şekilde yıllarca yansıtıldık. Bu da biraz ırkçı bir yerden yapılırdı. İnşaatlarda çalışmaya gelen insanlardan rahatsız olan kişiler pansiyonlara şikayet yapıp pansiyonlara baskın yaptırırdı. Ya da komşusu rahatsız oluyorsa erkek eşcinsel komşusundan, polisi arar şikayet ederdi. Polis de gidip mecbur uygulama yapmak zorunda kalırdı. Bir şekil hapse atılma evresine kadar bu çözülürdü. Sonra bazı olaylar yaşandı. Günün sonunda yasanın çağ dışı kalması ve bu şekil uygulamalara gidilmesinden dolayı yasa değiştirilsin diye Ekim 2007 tarihinde Homofobiye Karşı İnisiyatif kuruldu. O esnada bir mücadele alanı olarak da kaymakamlığa Mayıs 2008 yılında dernekleşme başvurusu yapıldı. Hiçbir zaman dernekleşemeyeceğimiz de düşünülür bu yasanın olmasından kaynaklı. Fakat şaşırtıcı şekilde başvurudan 1 ay sonra dernekleşme için onay alınır. O günlerde derneğin ismi Homofobiye Karşı İnsiyatif idi ve bu 2012 yılında değiştirilerek Kuir Kıbrıs Derneği olur. Bunun nedeni sadece homofobiye karşı mücadele etmiyor oluşumuzdur. Bifobi, transfobi de vardır bu toplumda. Dolayısıyla kapsayıcı bir şey olsun diye Kuir Kıbrıs olur. Derneğin amacına geleceksek kimsenin cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, cinsiyet ifadesinden dolayı ayrımcılığa uğramaması, ötekileştirilmemesi ve insan haklarına eşit erişiminin olması için mücadele eden bir dernektir. Ceza yasası ise 2014 yılında değişir ve “doğaya aykırı cinsi münasebet” suçunu içeren maddeler kaldırılır, dolayısıyla erkekler arası cinsel birliktelik yasadışı olmaktan çıkar.

Soru: Ülkemizdeki yasaların durumu nedir? Neler değişmesi gerekir?

Erman Dolmacı: 27 Ocak 2014’te ki her yıl biz bunu kutluyoruz yasanın değişimini, doğaya karşı cinsi münasebet değiştirildi. Bununla beraber çok güzel de maddeler eklendi. Burada kimsenin cinsel yönelim, cinsiyet kimliğinden dolayı ayrımcılığa uğrayamayacağı belirtilir. Uygulamaya öyle bir geçti ki bu yasa günün sonunda sizin birine cinsel yönelim veya cinsel kimliği üzerinden küfür etmeniz veya nefret suçunda bulunmanız sözel boyutta suç değil aslında. Ama onu bir suçla itam ederseniz suç kapsamına girer. Ceza yasasında tanımlı suçlar vardır ve onu atfederek aslında birinin cinsel yönelimini işaret etmek gerekir ki bu yasa uygulanabilsin. Yani şöyle ki birisine ‘sen eşcinselsin ve ahlaksızsın’ dendiğinde bu yasa kapsamında değerlendirilmez. Ama ‘eşcinsel olduğunuz için hırsızsınız siz’ dendiğinde hırsızlık ceza yasasında bir suçtur. Bu şekildedir. Aslında gazetecileri koruyabilmek adına yasa o şekilde değiştirildi. Basın özgürlüğünün önüne geçilmesin diye yapılmış bir şeydir. Yakında yapılacak çalışmalarla umarım bu teknik sıkıntı düzeltilecek ve yasa maddesi etkili şekilde uygulanabilecektir. Hem basının özgürlüğü kalacak hem de nefret söylemi ve nefret suçu bir taraftan da değiştirilebilecek diye umuyoruz. Bu en büyük atılması gereken adımlardandır. Ama yasal boyutta bakarsak yine ayrımcılık karşıtı bir yasaya ihtiyaç var. Şu anda evlilik veya sivil birliktelik sadece karşı cinsler arasında yapılabilen bir şeydir ve bu da ayrımcı bir uygulamadır. Hemcinslerin de bundan yararlanabilmesi için bir yasal düzenlemeye gidilmesi gerekir. Ayrıca transların cinsiyet yeniden tayin süreçlerinde yasal mevzuatın insan hakları bakış açısıyla yorumlanmaması nedeniyle ciddi sıkıntılar yaşanmaktadır. Kişiler kimliklerini değiştirmek için insanlık onuruna yakışmayan muamelelere maruz bırakılmakta, devlet hastanesinde ise ameliyat olamamaktadırlar. Bakıldığı zaman devletin tek taraflı olarak kabul ettiği çok önemli uluslararası insan hakları sözleşmeleri var ancak bunlar iç hukukun parçası olsalar da çoğu zaman uygulanmıyorlar. Yalnızca halihazırda taraf olduğumuz sözleşmelere uygun bir devlet pratiği bile birçok sorunu çözebilecekken, içinde bulunduğumuz durum maalesef bundan uzak.

Soru: Ülkemizde yaşanılan sıkıntılar nelerdir? Diğer dünya ülkelerine göre konumumuzu nasıl değerlendirebiliriz?

Doğukan Gümüşatam: Kuir Kıbrıs olarak gerçekleştirdiğimiz bir proje var. ‘Konuşulmayan’ diye. Onun çerçevesinde bir araştırma yaptık. Homofobi, bifobi ve transfobi seviyelerini ölçen bir araştırmaydı. Bu noktada açıkçası istatistiksel bilgi olarak ‘bu kadar insan homofobiktir, bu kadar insan değildir, durum budur’ gibi bir şey söyleyemeyiz. Çünkü daha kapsamlı bir boyutu var bu olayın. Daha dinamiktir ve toplum içerisinde farklı noktalarda görülebilir bir boyuttadır. Bu yüzden tam anlamıyla toplumun bakış açısını konuşurken somut şeyler üzerinden gitmek faydalı değildir. Bizim açımızdan. Özellikle ‘Konuşulmayan’ projesi kapsamında yapılan afişlere saldırı online gerçekleşti ve fiziksel boyutta da afişlere saldırı gerçekleşti. Fakat online saldırıya baktığımız zaman, ‘çocuklara nasıl açıklayacağız bu durumu? Ayıptır… Herkes kendi hayatını gizli yaşasın’ gibi söylemler aslında nefret suçu olarak algılanmaz insanın kafasında ve bundan dolayı da bir noktada homofobi bifobi ve transfobinin ne boyutta olduğunu topluma geri yansıtmak zordur ama evet vardır. Ülkeler arasında karşılaştırma aslında çok sıkıntılı bir boyuttur. Çünkü her ülkenin kendi içerisinde farklı bir dinamiği var ve politik yapısı birbirinden farklıdır. Yapılan çalışmalarda bakılan şey ‘politik durum nedir, toplum içerisinde ne kadar şiddet yaşandı, ne kadar bifobi, homofobi, transfobi gözlemlendi ve raporlandı’ şeklindedir. Bizim ülkemizde bunların raporlanmasının da çok zor olduğundan dolayı doğru bir istatistiksel veri veremiyoruz. Günün sonunda aslında hangi noktada olduğumuzu söylemek zordur. Diğer ülkelere kıyasla. Evet, Kuir Kıbrıs olarak bunun üzerinde çalışıyoruz. Özellikle yaptığımız raporlandırmalarda ya da yapacağımız raporlandırma çalışmaları içerisinde. Üzerine yoğunlaşıyoruz ki dayanışma hattı üzerinden artık veri toplamaya da başladık. Toplum içerisinde LGBT ne kadar, ne boyutta sıkıntılar yaşar. Bunların raporlandırılmasına başladık. Ama bu yeterli mi şu an? Henüz o kadar yeterli bir düzeyde değil ki uluslararası boyutta bir kıyaslama yapabilelim.

Soru: Dayanışma hattına gelen en sık sorular nelerdir?

Erman Dolmacı: Bizim yaşadığımız sıkıntılar yani dayanışma hattına en sık gelen sorular üzerinden gideceksek, bir kişinin kadın veya erkek olması üzerinde, yani doğuşunda atanan cinsiyeti üzerinde farklı bir cinsiyete, kimliğini değiştirmek veya bedeniyle ilgili cinsiyet uyum sürecini gerçekleştirmek istemesi durumunda açık, şeffaf, kolayca erişilebilir bir hizmet sağlanmaz. Bunlar aslında böyle bir estetik, cerrahi müdahaleler değildir. Bunlar yaşamsal, varoluşsal ihtiyaç duyabileceğiniz ameliyatlardır. İstenen kişilere bunun sunulabilmesi gerekir devlet tarafından. Askerlik başlı başına birçok erkeklikleri dışında bırakan ve erkeklik formunu kabul eden bir yapı olduğu için özellikle eşcinsel, trans erkek ve kadınları dışında bırakır. Dolayısıyla homofobik bir ortamdır. Bu yüzden eşcinseller bazen askere gitmek istemeyebilir. Askerlikten muaf olmak istemeleri durumundaki yöntemler veya uygulanan şeyler ve askere gitmelerinin zorlanması gibi de bir problemdir burada. Diğer önemli konu sivil birlikteliktir. Adanın güneyinde şu anda sivil birliktelik yapabilir hemcinsler. Bu direk evlat edinme hakkını vermez ama birçok hakkı elde etmeni sağlar. Evlilikten biraz daha farklıdır. Böyle bir şey olmadığı için de yıllarca birlikte yaşayan hemcinsler gerek miras olsun gerek hastanede sevdiğini ziyaret etmek veya hapishaneye girdiği zaman ziyaretini gerçekleştirmek adına bunlardan hiçbirinden yararlanamazlar. Diğeri de intersex ameliyatlarıdır. Doğarken çocuk eğer intersex ise yani hem kadın hem erkek anatomik veya cinsiyetine tayin edilen özelliklere sahipse çocuğun beyanı alınmaksızın ailenin beyanı üzerinden çocuğa zorunlu ameliyat uygulanır. Bu çocuk da büyüdüğü zaman bedenine izinsiz müdahale edildiği için travma yaşar. Seçilen cinsiyet onun aslında seçeceği cinsiyet olmayabilir. Bu da diğer bir önemli faktördür. Şiddet boyutunda konuşacaksak fiziksel şiddet diğer sözel, psikolojik ve ekonomik şiddete göre daha azdır diyebiliriz gözlemlerimize göre ama bu hiç yaşanmadığı demek değildir. Daha geçtiğimiz haftalarda Lefkoşa Surlariçi’nde dernek aktivistlerimize fiziksel saldırıda bulunuldu. Bunu da gözlemliyoruz.

Soru: İş bulma konusunda sıkıntı yaşanıyor mu?

Erman Dolmacı: İş bulma konusunda ülkemizde özellikle trans bireyleri vurgulamak önemlidir. Eşcinseller için de sıkıntılı durumlar vardır. Oradaki sıkıntı şudur. Kimliğini gizleyerek yaşamak zorundasın eşcinsel olarak. Mesela iş arkadaşlarınla yemeğe gittiğin zaman partnerini götüremezsin ve hayatın boyunca gizli kalırsın. İş başvurusunda belki anlamazlarsa bir şekil işe girebilirsin ama sonrasında çevrendeki o baskı olur. Ama trans bireyler için özellikle bildiğimiz hikayeler var dayanışma hattına gelen. Şu vardır, trans bir kadın veya trans bir erkek iş başvurusunda bulunur. İş başvurusuna kabul edildiğini ve görüşmeye kabul edildiğini söylerler ve gider. Gittiğinde kayıt yaparken gerek toplumsal algıdaki görüntüdeki kişiyle kimliğinde cinsiyeti yazan kişinin onların algısına uymamasına kaynaklı. İşte ‘bu pozisyon dolduydu, biz size dönecektik’ gibi… Bunlar hiç söylenmedi şimdiye kadar. Sen transsın işe almayacağım diye ama bire bir o deneyimi yaşadığınızda hissedilebilir şeylerdir.

Soru: Derneğin fon geliştirme bölümünden söz eder misiniz? Ne gibi etkinlikler ve çalışmalar yapıyorsunuz?

Çise Özverel: İlk yaptığımız son fon geliştirme kampanyası levhalardı. Levhalarımız hazırlandı ve daha önceden görüştüğümüz kurumsal yerlere levhalar bırakıldı. Levhalar aracılığıyla her ay belirlenen iş yerleri bize bağış yaparak düzenli bağışçımız oluyorlar. Derneğimize destek olmak isteyen iş yerleri bizimle iletişime geçer veya biz bulduğumuz yerlerle görüşürüz ve süreç başlar. Biz her ay gider, bağışımızı alırız. Levhamız orada durur, levhanın orada duruşu söz konusu işletmenin Kuir’in yanında olduğunu gösterir ve devamında biz de karşı tarafı bir şekilde desteklemeye başlarız zaten. Ayrıca, gerçekleşecek olan ilk Fon Geliştirme etkinliğimizden bahsetmek istiyorum. Sunday Souk adı altında gerçekleşecek olan etkinliğimiz 4 Ağustos’ta Imagine Bar’da gerçekleşecek. Başlangıç saati 18.00 olarak belirlendi. Bu etkinlik aslında bir pazar etkinliğidir, stantlar açılacak, harika ürünler satılacak, havanın kararmasıyla birlikte ise parti başlayacak. Eğlenceli bir etkinlik olacak, aracılığınızla herkesi davet ediyoruz. Ayrıca Eylül ayında düzenli bağış kampanyamız başlayacak. Derneğimize düzenli katkıda bulunmak isteyen kişiler, SMS üzerinden düzenli bağışçımız olabilecekler. Kampanyanın başlamasını bekleyemeyen Turkcell sabit hat kullanıcısı destekçilerimiz ABONE KUIR10 yazarak 4271’e SMS göndererek 10 TL’lik, ABONE KUIR30 yazarak 4271’e SMS göndererek 30 TL’lik, ABONE KUIR50 yazarak 4271’e göndererek 50 TL’lik düzenli bağış yapmaya başlayabilir. Bunlar dışında bağış kutularımızı da hazırladık. Bağış kutuları restorant, kafe gibi yerlere yerleştirilecek. Kumbara mekanlara yerleştirilse de esasen bireysel desteğe yöneliktir. Bir yere gidip kumbaracıklarımızı gördüğünüz zaman, bize destek olmak için içerisine dilediğiniz miktarda para atmanız yeterlidir

Voice Of The Island – 2019

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı