FeaturedKIBRISVOİ Özel Haber

‘Altın pasaportlara tanınan imtiyazlar bugünün sorunu değil’

Kıbrıslı Rum Bağımsız Milletvekili Theologou “Altın Pasaportlar”, ekonomi ve siyasi konularla ilgili açıklamalarda bulundu.

Eleni Konstantinou 

Bağımsız Milletvekili Anna Theologou, Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlığına kabul sürecindeki usulsüzlüklerin veya “altın pasaportlarda” tanınan imtiyazların, sadece bugünün sorunu olmadığını söyledi. Theologou, usullerde açıkça belirtildiği üzere, şeffaf olmayan prosedürler ve yetersiz kontrollerin geçmişte de gündemi meşgul ettiğini anımsatarak, başvuru formlarındaki değerlendirilmelerin kronolojik sırasına dikkatli bir gözle bakıldığında, prosedürün, bazı kişilerin ve Kıbrıs’ın belirli bölgelerinin yararına olduğuna dair pek çok şeyi ortaya çıkardığını ifade etti. 

Theologou, “Bunu, özünde düşünürsek ne olacağını analiz edemeyiz çünkü aslında sadece Kıbrıs Pasaportu’nu değil, aynı zamanda Avrupa Pasaportu’nu da vereceğiz’’ şeklinde itirafta bulundu.

“Altın Pasaport. Bir kez daha, Kıbrıs Cumhuriyeti, bu politikaya bağlı olarak uluslararası alanda maruz kalmaya devam ediyor. Sonuç olarak, kamuoyunda çokça reklam edilen bu yatırım programı ne olacak?” diye soran Theologou şöyle devam etti:

“Bu konu, gündeme bomba gibi düşmüş yeni bir konu değil. Şeffaf olmayan prosedürler ve yetersiz kontroller, uzun yıllardır duyduğumuz vatandaşlık sürecindeki usulsüzlüklerdir ve bu konu ilgili uluslararası yayınlarda da Dünya Bankası’nın ve Avrupa Komisyonu’nun gözlemlerinden görülebilir. Kıbrıs, Bulgaristan ve Malta, Avrupa Komisyonu’nun vatandaşlığa geçirmek için ortaya koyduğu yatırım programının güçlü alıcıları iken, Bulgaristan, programı tamamen durdurdu; Malta listeyi daralttı. Hükümetimiz ise tam aksine Cumhurbaşkanı’nın açıklamaları aracılığıyla Avrupa Komisyonu’na “parmak salladı”. Bu durum, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin mevcut hükümet yüzünden ilk kez maruz kaldığı bir durum değil. Ancak, bazı insanlar maalesef parmaklarının arkasına saklanmak istiyorlar. Her yerde herkesin düşmanımız olduğunu düşünerek, geride kalıp kirli çamaşırlarımızı ortaya çıkaranları ayırt etme çabamızın sonucunda ve üstelik de, kurumlarımız konuyla ilgili cezai suçlar komisyonunu kurduğu zaman Kıbrıs Cumhuriyeti’nin uluslararası arenada tüm itibarını kaybederiz.” 

Kıbrıs Cumhuriyeti’nin imajını iyileştirmeye çalışmak yerine, birbirlerini suçlamaya devam ettiklerini anlatan milletvekili Theologou, “Merak ediyorum, Kıbrıs Cumhuriyeti sadece pasaport mu “üretebilir”? Yatırımcıları Kıbrıs’a çekmenin başka yolu yok mu? Pasaport gelirleri, neden herkes için değil de belirli bir kesim için olsun? Neden belirli sektörler bu yatırımdan yararlanıyor da tüm ekonomi kapsamında yararlanılamıyor?” yönünde sorular sordu.

Theologou, yatırım getirerek geliştirebilecek pek çok alan bulunduğuna işaret ederek, “Yeter ki yatırım programı belirli kişilerin ve hukuk firmalarının hizmetleri için değil, vatandaşlığa kavuşma, ekonomide gerçek istihdam yaratma ve gerçek yatırımlar için olsun” dedi.

“YASAL ÇERÇEVEDE YAPILAN DEĞŞİKLİKLER TATMİN EDİCİ DEĞİL”

Theologou, vatandaşlığı alma eyleminin tamamen idari bir güç olduğunu belirterek, “Temsilciler Meclisi tarafından kontrol edilemediğini görmezden gelemeyiz. Vatandaşlığa geçirme eylemi, başka bir değişle pasaport verilmesi, her ne kadar daha katı kriterler ve koşullar gerektirecek şekilde iyileştirilse de ilgili başvuruları onaylama ya da reddetme konusunda, başvuruların nasıl incelendiği, incelendikleri sırada, hangi belgelerin kabul gördüğü vs. gibi konularda Bakanlar Kurulu ve yetkili bakan, ilgili yasada geniş çaplı ayrıcalıklı yetkiye sahiptir. Bu nedenle, yasal çerçevedeki herhangi bir iyileştirme ve yürütmenin kanunu, doğru ve ayrım gözetmeksizin veya belirli menfaatlere yönelik hizmetleri uygulama iradesinin eşlik etmemesi halinde, vatandaşlık yatırım programındaki yolsuzluklar gelecekteki sorunları önleyemez” şeklinde konuştu.

 “Yasal çerçevede yapılan değişikliklerin tatmin edici olduğunu düşünmüyorum” diyen milletvekili Theologou, hükümet tarafından kötü yönde kullanılmasını önlemek için daha fazla iyileştirilmeye ihtiyaç duyulduğunu kaydetti. Theologou, başvuruların sunulmasıyla ilgili kronolojik ve değerlendirme sıralamasına dair bir inceleme yapılması halinde, vatandaşlık programının bazı kişilerin yararına kullanıldığına ve Kıbrıs’ın belirli bölgelerine fayda sağladığına dair pek çok şeyin ortaya çıkacağını vurguladı. 

Theologou sözlerini şöyle sürdürdü: 

Aslında sadece Kıbrıs Pasaportlarını değil, aynı zamanda pasaport sahibine kısıtlama olmaksızın AB’ye seyahat etme, yerleşme ve çalışma hakkı veren Avrupa pasaportlarını da verdiğimizi ve dolayısıyla verdiğimiz her pasaportla bunu yaptığımızı düşünürsek, bunun sonucunun ne olacağı kestirilmez. AB ve diğer Avrupa Devletlerinin temsilcileri olarak, her an feshedilebilecek bu delegasyon ilişkisinde iki kat dikkatli olmalıyız.”

Bağımsız Milletvekili Anna Theologou, gündemi meşgul eden “Altın Pasaportlar” dışında, Covid 19 döneminde ekonomi ve siyasi konularla ilgili soruları da yanıtladı. 

“KARADENİZ’DEKİ DOĞALGAZ AÇIKLAMASININ, ERDOĞAN’IN İLETİŞİM POLİTİKASI AMACI OLMASINDAN KORKUYORUM” 

SORU: Türkiye Cumhurbaşkanı’nın açıklamasına göre Karadeniz’de doğalgaz bulunmasının, herhangi bir şekilde Kıbrıs Cumhuriyeti’nin enerji politikasını etkilediğini düşünüyor musunuz?

THEOLOGOU: Hiçbir şekilde Kıbrıs’ın enerji politikasını etkileyemez. Bununla birlikte umarım Türkiye, Karadeniz’de kendine yetecek kadar doğalgaz bulur ve Kıbrıs Cumhuriyeti’nin Münhasır Ekonomik Bölgesi’ndeki tüm yasal vatandaşlarına ait olan hidrokarbon yataklarını araştırmayı bırakır.  Karadeniz’de doğalgaz bulunduğu açıklamasının, ekonomideki durgunluk nedeniyle Türk Lirası’nın kurdaki düşüşünü durdurmak için Erdoğan’ın iletişim politikası amacı olmasından korkuyorum. Eğer konuyla ilgili açıklama yapan uzmanların söyledikleri doğruysa keşif, Türkiye’nin doğalgaz ihtiyacını karşılayacak kadar büyük değil.

“BAĞIMSIZLIK HAREKETİ OLASI BİR ÇÖZÜMÜN İSİMLENDİRİLMESİYLE İLGİLENMİYOR”

SORU: Artık, Bağımsızlık Hareketi’nde yer alıyorsunuz. Bağımsızlık Hareketi’nin Meclis’te yer alacağını zaten duyurdunuz. Bu kararı vermenize ne sebep oldu?

THEOLOGOU: Siyasi partilerin faaliyetlerinde bazı kişiler değersizleştirilip, onlar adına parti yönetilerek, karar veriliyor. Bağımsızlık Hareketin amacı,  bu insanlara siyasi olarak kendilerini ifade etmek için bir çıkış yolu ve bir sığınak sağlamaktır. Şahsen, ülkemizdeki siyasal alanlarda kısa bir süre bulunmamla, bir vatandaş olarak sadece onları seçen insanlara karşı sorumlu olan partilerden değil, tüm insanların kararına karşı sorumlu olan insanlar tarafından temsil edilmek istiyorum. Ne yazık ki partilerin tek kaygısı üye çoğunluğu almaktır. Partilerin aldığı siyasi kararların çoğunun yeni nesille bir katkısı yok çünkü yeni neslin bu toprakların geleceği olduklarını, savunmasız ve desteğe ihtiyacı olan bir grup olduklarını, ister istihdam hakları isterse refah, devlet güvenliği beklentileriyle ilgili olsun, daha geniş anlamda insan hakları olduğunu göremiyorlar. Bu şekilde başlayan Hareket, parlamentoda partilerden bağımsız, ekonomik ve kişisel çıkarları olmayan kişileri bulmaya çalışıyor. Yani aslında bütün toplumun yararına çalışılıyor. Toplumsal refah, çevre, yolsuzluk meseleleri ve genel ekonomi konularında adalet için ortak bir görüş var. Sadece bir grup azınlık için değil, hepimiz için bir ekonomi istiyoruz. Eğitim, sağlık gibi konularda ortak bir çizgideyiz çünkü bu yöntemle hayatta kalıyoruz.

SORU: Bağımsızlık Hareketi, Kıbrıs’ta hangi pozisyonları ifade ediyor?

THEOLOGOU: Hareket’in pozisyonları basit. Sürekli, herhangi bir çözüm girişiminin önünü kesmeye çalışan aşırı milliyetçi çevreler hariç, adanın tüm yasal vatandaşlarının istekleriyle tutarlı. Birleşik, bağımsız, ordudan ve işgalden arınmış, tüm temel insan haklarını garantiye alan ve uluslararası antlaşmalara ve Avrupa Birliği’ne uygun bireysel özgürlükleri olan bir Kıbrıs istiyoruz. Herhangi bir çözüm önerisinin kabul edilmesi için, vatandaşlara onay verme veya reddetme fırsatı sağlamak adına referandum yolundan geçilmesi gerekiyor.

Hareket, olası çözümün isimlendirilmesiyle ilgilenmiyor, çünkü bu isimlendirme temelinde, tüm siyasi kariyerler ve son 46 yılda uzun yıllar süren seçim yarışmaları inşa edildi. Kıbrıs sorununun çözümü olmadan ve işgal ordusu geri çekilmeden, Kıbrıs’ın ne Kıbrıslı Rumlar ne de Kıbrıslı Türkler için bir geleceği yoktur. 46 yıldır kasıtlı yerleşimcilerin nakledilmesiyle Türkiye, Kıbrıslı Türkleri asimile etmeye ve / veya Kıbrıs’tan çıkarmaya çalışıyor.

Voice of the Island 2020

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı