CoronavirüsFeatured

“70 gün boyunca çocuğumu görmedim”

Yaşadıkları stres ve korkuya, özveriyle, insan sevgisiyle ve meslek aşkıyla direnerek kritik görevlerini sürdüren sağlık çalışanları, KKTC’nin koronavirüs salgınıyla mücadeledeki başarısında herkesin takdirini kazandı.

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi bünyesindeki laboratuvarlarda, koronavirüs salgını sürecindeki testlerin yapılmasında görev alan sağlık personeli arasında “70 gün boyunca çocuğumu görmedim… İlk iki hafta laboratuvarda kaldık… 36 saat aralıksız çalıştığımız oldu… Çok yorucu ve stresliydik ama insan sağlığı için çalıştık…” diyenler var.

İlk vakanın duyulduğu 10 Mart tarihinden itibaren herkesin kulak kesildiği Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin açıklayacağı test sonuçlarını hazırlayan laboratuvar uzmanları, yaklaşık bir buçuk aydır yeni vaka görülmemesi nedeniyle bugünlerde işlerini daha rahat yürütüyor.

Yorucu ve stresli sürecin yerini deneyim ve huzura bıraktığını belirten uzmanlar, olası bir ikinci dalgaya karşı hazırlanmayı da ihmal etmiyor.

Herkesin virüsten korunmak için uzmanların tavsiye ettiği şekilde 20 saniye boyunca ellerini yıkadığı, maske taktığı, sosyal mesafe kuralına uyduğu, kalabalık ortamlardan kaçındığı günlerde, onlar virüsle çalıştı.

LABORATUVARLARDA KOVİD-19 SÜRECİ NASIL YAŞANDI?

Lefkoşa Dr. Burhan Nalbantoğlu Devlet Hastanesi Biyokimya Laboratuvarı Şube Amiri Meltem Bilokcuoğlu, tüm dünyada etkili olan ve yüz binlerce can alan koronavirüs salgını sürecinde ailelerinden, yaşlı bireylerden uzak durduklarını, çocuklarına aylarca sarılamadıklarını anlattı.

“Laboratuvar personeli arkadaşlarımız özveriyle gece gündüz çalıştı. Kimse mevki gözetmeden katkıda bulundu. Arkadaşlarımın her biriyle çok gurur duyuyorum” diyen Bilokcuoğlu, özel kıyafetler giydiklerini, laboratuvara girip çıkarken dezenfekte olduklarını, kapıları kilitlediklerini ifade etti.

“HEPİMİZ 24 SAAT NEREDEYSE BURADAYDIK”

Meltem Bilokcuoğlu, şöyle konuştu:

“Küçük çocukları olanlar çok endişe duydu. Çok zor bir görevdi ama başarıyla atlattık. Farklı laboratuvarlardaki arkadaşlarla birlikte çalıştık, çok kenetlendik. Şimdi eliza cihazımıza yeni kitimiz yüklendi, yakında testler başlayacak.

İlk başta arkadaşlarımız özel tulumlar içinde hep sahada çalıştı ve temaslılardan kan örnekleri aldılar. Çok sıkıntılı günlerdi. Çocuklarını köye anne babasına gönderen ve aylarca görmeyenler oldu. Hiçbirimiz rotasyona girmedik, neredeyse hepimiz 24 saat buradaydık. Hiç durmadan çalıştık.”

Meltem Bilokcuoğlu, karantinadaki kişilerin kan örneklerini çalışırken yıpratıcı günler geçirdiklerini belirterek şunları söyledi:

“Her gün numuneler bize özel korunaklı kaplarda geldi. Bunları çalıştıktan sonra tek tek imha ettik, bizden sonra temizlik görevlilerini korumak için… Virüsü henüz tanımadığımız için hepimiz çok paniktik. İdrardan bulaşabileceği endişesi de vardı. Birçok sağlık çalışanı gibi, hastalığın bize de bulaşabileceğini kabullendik ama en büyük korkumuz, ailelerimize ve laboratuvardaki diğer personele de bulaştırmaktı. Eğer meslektaşlarımıza bulaşırsa, çalışacak biri kalmayacaktı. Bu dönemde çok özen gösterdik.”

“MANEVİ TATMİN YAŞIYORUZ”

Çok yoğun, gece gündüz ve risk alarak çalıştıklarını belirten Meltem Bilokcuoğlu, “Bu sürecin bu kadar az vakayla atlatılması bizim için çok büyük bir gururdur. Manevi tatmini yaşıyoruz, yorgunluğumuz gitti. Laboratuvar kitleri için bağış yapan herkese de teşekkür ediyoruz” diye konuştu.

Bilokcuoğlu, testlerini yaptıkları hastaların sonuçlarını ve durumlarını da takip edip durumu ciddi olanlar için çok endişelendiklerini kaydederek “Bir nevi, hastalığı onlarla birlikte biz de yaşıyorduk. O zor günlerde herkes canla başla çalıştı ve atlattık, umarım ikinci dalga olmaz” ifadelerini kullandı.

ÖZBALIKÇI: “KIZIMI BİR BUÇUK AY GÖRMEDİM”

Aynı zamanda genetik uzmanı olan Goncagül Özbalıkçı, testlere saha çalışmasıyla başladıklarını, Erenköy ve Karpaz’da temaslı takibinde hızlı testleri kullandıklarını kaydetti. Özbalıkçı, sahada çalışırken kızını bir buçuk ay boyunca görmediğini söyledi.

Özbalıkçı, hastalıkta ikinci dalga konusundaki bulguların henüz yetersiz olduğunu da kaydederek bilimsel yayınları ve Dünya Sağlık Örgütü’nün web sitesini sürekli takip ederek hastalıkla ilgili bilgilerini artırmaya devam ettiklerini vurguladı.

 

KUTLU: “ARTIK DAHA GÜÇLÜ VE HAZIRIZ”

Mikrobiyoloji Laboratuvarı sorumlusu Sedef Gürsoy Kutlu, bu süreçte yaptıkları testlerle hastalığı iyice öğrendiklerini belirterek, artık daha güçlü ve hazır olduklarını anlattı. Kutlu, yakın gelecekte eliza testlerine başlayacaklarını, böylece antikor düzeylerini de belirleme imkanına kavuşacaklarını kaydetti.

YAŞLI: “EVE GİRMEDEN KIYAFETLERİMİ ÇIKARIYORDUM”

Kimyager Cemile Adataş Yaşlı, 12 yıldır görev yaptığını ancak pandemi sürecinde hayatlarının çok etkilendiğini söyledi. Zamanlarının büyük bölümünü laboturavarda geçirdiklerini kaydeden Yaşlı, eve gittiği zamanlarda ise eve girmeden kıyafetlerini dışarıda çıkararak ailesini korumaya çalıştığını anlattı.

Cemile Adataş Yaşlı, 17 aylık ve 8 yaşında iki çocuğu bulunduğunu, bu süreçte yaşlı kayınvalidesinin çocuklarına baktığını, taramalara katıldığı günlerde bazen 36 saat aralıksız çalıştığını kaydetti.

ESENDAL

Tıbbi biyolog Haslet Esendal, Sağlık Bakanı Ali Pilli’nin bu zorlu süreçte ihtiyaç duydukları malzeme ve ekipman konusunda çok yardımcı olduğunu belirterek Pilli’ye teşekkür etti.

DNA LABORATUVARI’NA TAKVİYE

PCR testlerinin yapıldığı DNA Laboratuvarı’ndaki iki personele, koronavirüs salgını döneminde Devlet Laboratuvarı, Veteriner Dairesi ve DAÜ personeli de destek verdi ve çalışan sayısı altıya çıktı.

Şu anda olası bir ikinci dalga da göz önünde tutularak laboratuvarın yenilenmesi çalışmaları devam ediyor.

ALBAYRAK: “İLK POZİTİF VAKADAN SONRA HİÇBİR ŞEY AYNI OLMADI”

DNA Laboratuvarı Sorumlusu Eldem Albayrak, “İlk pozitif vakadan sonra hiçbir şey aynı olmayacaktı. O süreçten sonra her şey çok zorlu ilerledi bizim için” dedi.

DNA laboratuvarının 2010’dan beri faaliyet gösterdiğini kaydeden Albayrak, “Birçok test yapıyorduk ama bu çok farklı durum. İki kişiyle başladık, altıya kadar çıktık. İlk iki hafta gece gündüz hastanede kaldık” dedi.

Çok şey yaşadıklarını kaydeden Albayrak, “sonuçlar çıksın, bir an önce temaslı ekibi göreve çıksın, temaslılar bulunsun” diye üzerlerinde çok büyük stres olduğunu anlattı. Albayrak, “O ‘bir an’ öncenin verdiği his, bambaşkaydı. Yüksek bir tempo vardı. Gelen arkadaşlar bize çok destek verdi” ifadelerini kullandı.

GÜNDOST: “ÇOCUĞUMU 70 GÜN GÖRMEDİM”

DNA Laboratuvarı personeli Feriha Gündost da ilk pozitif vakayı bulduktan sonra iki hafta evlerine gitmediklerini belirterek, “Çocuğumu ise yaklaşık 70 gün sonra gördüm” diye konuştu.

Bu süreçte çocuğuna annesinin baktığını belirten Feriha Gündost, “Anneme de teşekkür ederim. Zor bir süreçti, canla başla çalıştık. Güzel de bir başarı elde edildi. İnşallah hep böyle devam eder” dileğinde bulundu.

PCR deneyimlerinin olduğunu kaydeden Gündost, tüm halk için çalıştıklarını ve tüm gözlerin onların vereceği sonuçlarda olduğunu anlattı.

KATKIDA BULUNAN EKİP

DNA Laboratuvarı’nda DAÜ’den Halin Bareke ve Ilgın Çağnan, Veteriner Dairesi’nden Mehmet Demirpençe ve Devlet Laboratuvarı’ndan Arda Gürsel’in katkısıyla çalıştıklarını belirten Albayrak ve Gündost, sabahlara kadar beraber çalıştıkları bu arkadaşlarına da teşekkür etti ve “İkinci dalga olursa çok güçlü bir ekipmanla ve ekiple hazırız. Halkımız korkmasın” dedi.

BAREKE: “ÇİN’DEKİ BİR LABORATUVARIN WEBİNARLARINA KATILDIK”

DAÜ’den gelerek DNA laboratuvarında PCR testlerinin yapılmasına katkıda bulunan öğretim üyesi Halin Bareke, koronavirüs vakalarının görüldüğü günlerde hayatlarının hep laboratuvarda geçtiğini, sinerjik bir ekip oluşturduklarını ve gece gündüz çalıştıklarını söyledi.

Tüm dünyayı tehdit eden bir halk sağlığı sorununa dönüşen koronavirüste, PCR testlerinin onaylama için gerekli olduğunu ve laboratuvarda çok stresli saatler geçirdiklerini kaydeden Bareke, “Verdiğimiz sonucun doğru olması için hep beraber çalıştık. Bu süreçte çok şey öğrendik. İkinci dalga için daha iyi nasıl koordine oluruz diye kendi aramızda konuştuk” dedi.

Bareke, kimsenin tecrübesi olmayan hastalığı dünyayla birlikte öğrendiklerini ifade ederek test yapmadıkları zamanlarda sürekli yayınları okuduklarını ve Çin’deki bir laboratuvarın webinarlarına katıldıklarını, ayrıca TÜBİTAK’ın youtube kanalından yayınlarını izlediklerini belirtti.

Sistemin her halkasının koordineli çalışmasının gerektiği bir süreç geçirdiklerini vurgulayan Halin Bareke,”En zayıf halkanız kadar güçlüsünüz. Hiç zayıf halka kalmaması için herkes çok uğraştı. Çok güzeldi ama çok yorucuydu” ifadelerini kullandı.

(GÜL/FG) FOTOĞRAFLI

Haber: Özgül Gürkut Mutluyakalı – Fotoğraf: Erol Uysal

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı