Ebru ÇorbacıFeaturedYazarlar

Uzun süreli ağrılarımızın psikolojimize etkisi

Kronik Ağrının Bireye Yaşattıkları  

Ağrı herhangi bir tahrip veya doku hasarı sorasında meydana gelen, kişiye özgül duygusal bir süreçtir. Birey tarafından yaşanılan ağrı hissinin 3 aydan uzun sürmesi ve genellikle yapılan çeşitli tıbbi müdahaleler ile tedavi edilmesine rağmen ağrının devam etmesi durumuna kronik ağrı denmektedir.

Kalp rahatsızlığı, diyabet, böbrek hastalıkları, HIV/AIDS, astım gibi hastalıklar, kronik hastalıklara örnektir. Kronik ağrısı bulunan hastalar yaşadıkları ağrı hissi yüzünden sürekli huzursuzluk, uyku bozuklukları, tükenme, kas hareketlerinde yavaşlama, sosyal hayattan geri çekilme gibi ortak durumlar yaşamaktadır.  Kronik ağrının varlığı bireyin güncel hayatını ciddi şekilde etkilemektedir.

 Vücudumuzda Yaşadığımız Ağrı Hissi Bizi Nasıl Etkiliyor

Ağrı bireyin fiziksel ve işlevsel becerilerde düşüş yaşamasına neden olmaktadır. Bunun yanında bireyin psikolojik olarak depresyon, çeşitli kaygı bozuklukları, ağrının geçmeyeceği veya daha fazla devam edeceği korkusu, hayatı üzerindeki kontrol kaybı, sosyal ilişkilerde azalma gibi problemlere neden olmaktadır.  

Genellikle ağrının derecesinin ve bireyin yaşadığı psikolojik sorunların birlikte artması ile kronik ağrılı bireyler yaşadıkları problemler nedeni ile psikolojik destek almaya ihtiyaç duymaktadırlar.

 Kronik Ağrılı Bireylerin Tedavisinde Önemli Konular

Tedavi sürecinde hastayı ve yakınını ağrının biyolojik, psikolojik ve sosyal bileşenleri konusunda detaylı bilgilendirmek gerekmektedir. Kronik ağrı durumlarında hastayı iyileştirmeden çok hastaya yaşadığı acıyı azaltarak iyi olma durumunu arttırmak, çevresi ile uyumunu arttırmak, hastanın üretkenliğini arttırmak gibi konular üzerinde durulmalıdır.  

 Ağrılı Hastaya Yaklaşım

Hastanın ağrıya olan tutumu ve bilgisi (ağrının anlamına ilişkin bilgisi) hastanın vereceği tepkiyi etkiler. Her şeyden önce hastanın kendisine ne olacağını, ağrı ile nasıl yaşayacağını bilmek hakkıdır. Genelde kendisine ne olacağını bilmeyen birey, kendini en kötü senaryoya hazırlar. Ağrı ile ilgili bilginin yeterince detaylı hastaya verilmemesi hastanın durumu ile ilgili çeşitli gerçekçi olmaya düşüncelere sahip olmasına neden olur.

 Hastanın Tedavi Motivasyonunu Zedeleyen Durumlar

Ağrılı hastanın hastalığı ile ilgili yeterince bilgiye sahip olmaması, bireyselliğini yitireceğini, başkalarına bağımlı yaşayacağına, güçsüz kalacağına, muhtaç olacağına, başkalarının ona sürekli acıyarak bakacağına,  hayatının sonuna kadar böyle kalacağını ve bir gün hiç sağlığına kavuşamayacağını düşünmesine ve umutlarının tükenmesine neden olabilir.  Bu durum ciddi şekilde hastanın tedaviye olan motivasyonunu zedeler. Ağrı durumlarında hastaların dikkatlice dinlenilmesi ve hastalık ile ilgili kaygılarının azaltılması şarttır.

Psikolojik Destek

Kronik rahatsızlığı olan bireylere medikal tedavinin yanı sıra yapılan profesyonel psikolojik destek iyileşme sürecinde önemli yer almaktadır.  Kronik bir hastalık ile başa çıkması oldukça zordur. Özellikle ağrı hissinin geçmemesi bireyin yaşam kalitesini olumsuz etkiler. Bunun yanında kronik hastalıklar hastaya ve ailesine aşırı maddi yükümlülük getiren, tedavi süreci nedeniyle zaman, enerji kaybı yaşatan ve dolayısıyla aşırı stresin eşlik ettiği hastalıklardır.

Kronik hastalığı olan bireyler bu yüzden işe yaramaz olduğunu düşünme, kendini değersiz hissetme ve yaşadıklarından utanç duyma gibi eğilimler göstermektedirler. Bu nedenle hem hasta hem ailesi bu zorlu süreçte sıkıntılı zamanlar yaşamaktadırlar.

Yapılan araştırmalara göre kronik hastalığı olan kişilerde depresyon en yaygın sorunların başında gelmektedir. Bu tip hastaların yaklaşık üçte birinin depresif belirtiler gösterdiği biliniyor. Psikolojik sorunların görülme sıklığı ve seviyesi, hastalığın ciddiyetine, hastanın bireysel özelliklere, kişinin etrafındaki destek sistemine göre değişiklikler göstermektedir.

Psikoloji Desteğin Yarar Sağlaması İçin Gereken Unsurlar

Hastalığın başlarından itibaren müdahale edilmesi ve hastanın psikolojik destek için gönüllü olması oldukça önem taşımaktadır. Her psikolojik destekte olduğu gibi gönüllülük oldukça önemli unsurlardan bir tanesidir. Bazı durumlarda kişi, yakınlarının isteği ile psikolojik yardım almaya başlasa bile, uzman kendi bilgi ve becerilerini kullanarak bu süreci kişi açısından olumlu bir yere taşıyabilir,

bir bakıma onu motive ederek bu desteği almaya gönüllü hale getirebildiği durumlar da görülmektedir. Psikolojik desteğin yararlı olabilmesinde danışanla uzman arasındaki uyumun önemi oldukça büyüktür.

Sürekli Ağrının Yaşanması Hasta Bireylerde Yarattığı Etkiler

Genellikle uzun süre ağrı ile boğuşan bireyler tartışmacı, öfkeli, sorumluluktan kaçan, sürekli yakınan,

biri haline gelebilmektedir. Bireyin ağrı ile etkili bir şekilde başa çıkılamadığı durumlarda çeşitli kaygı bozukluklarının yaşanması görülmektedir. Ağrı algısı kaygı ve depresyonun gelişmesi ile birlikte artmaktadır. Son zamanlarda çalışmalar hayata olumsuz yönden bakan, çaresizlik ve yetersizlik duyguları içindeki insanların ağrı eşikleri düşük olup, daha şiddetli ağrı hissettikleri öne sürülmektedir.  Bu durumun tam tersi etkin düşünebilen, daha az endişeli, pozitif kişilerin ise ağrıya daha duyarsız oldukları görülmüştür. Örneğin hastalığın şiddeti arttıkça, kişinin sosyal anlamda destek sistemi (aile, arkadaş vb.) yeterli olmadığında depresyon riski de artar. Kronik hastalıklar depresif belirtileri ortaya çıkardığı gibi, depresyonla birlikte ise hastalık belirtilerinde de artış gözlenmektedir.

Yapılan çalışmalara göre kaygı ile ağrı arasında da depresyondakine benzer bir ilişki bulunmaktadır. Kaygı ağrı algısını arttırırken, ağrı da kaygı düzeyini yükseltir. Bu yüzden özellikle stres, kaygı, depresyon gibi sorunlarla baş etmede destek almak ihmal edilmemelidir.  

Durumu kabul etme, daha esnek olma, olumlu duyguları arttırma çabaları hasta ve yakınları tarafından sarf edilmelidir.

 

Uzm.Klinik+Adli Psk. Ebru ÇORBACI

Etiketler

Benzer Haberler

Başa dön tuşu
Kapalı