Stephen Hawking’in ölmeden önceki son teorisi

Uzun yıllar boyunca ALS hastalığıyla mücadele eden ünlü İngiliz bilim insanı Stephen Hawking, geçtiğimiz hafta 76 yaşında hayatını kaybetmişti. Son dönemde insaoğlunun geleceği için pek çok uyarıda bulanan bilim insanının uyarı niteliğinde son teorisi ortaya çıktı.

Özellikle Quantum fiziği ve kara delikler üzerine çalışmalarıyla bilinen bilim insanı Stephen H awking’in hayatını kaybetmenden 2 hafta önce yazdığı son makaleyi İngiliz medyası sayfalarına taşıdı. 

Ölüm döşeğinde yazdığı bilimsel çalışmada Hawking’in diğer gezegenlerde hayatın nasıl keşfedebileceği konusu üzerinde durduğu öğrenildi. 

Hawking’in Thomas Hertog ile ortak yazdığı ‘A Smooth Exit from Eternal Inflation’ başlıklı araştırmada, uzay gemisi kullanılarak diğer gezegenlerdeki hayatların keşfedilebileceği fikri yer alıyor. 

Hawking özellikle son yıllarda Dünya’nın yaşanabilir bir yer olmaktan çıkabileceği uyarsında bulunarak uzayda koloniler kurmak için yeni gezegenler arama zorunluluğundan sıklıkla bahsetmişti. 

Hawking kuşkusuz bilim dünyasının en çok konuşulan isimlerinden birisiydi. Ondan geriye başarılar ve imkansızlıkları olur kılan bir yaşam kaldı. İşte Hawking’in ilginç hikayesi… 

Hawkin St Albans okulundan mezun olduktan sonra babası gibi Oxford Üniversitesi k olejine devam etti. Babası tıp ile ilgilenmesini istiyordu ancak Hawking’in matematiğe ilgi duyuyordu. Okulun matematik bölümü mevcut değildi. Bu yüzden onun yerine fizik öğrenimi görmeye başladı. 

Stephen Hawking 1960’ların başında 21 yaşındayken tedavisi olmayan Amyotrofik lateral skleroz (ALS) hastalığına yakalandı. Bu hastalık Hawking’in hayatını geri dönüşü olmayacak bir şekilde değiştirdi. 

Motor nöronların zamanla yüzde seksenini öldürerek sinir sistemini felç eden ancak beynin zihinsel faaliyetlerine dokunmayan bu hastalık, Hawking’i tekerlekli sandalyede yaşamaya mahkûm etti. 

İlerleyen yıllarda doktorlar ona sadece birkaç yıl daha yaşayabileceğini söyledi. Ancak doktorların çizdiği o karamsar tabloya rağmen Hawking hayata tutundu, 50 yıl daha yaşadı ve bu yıllara sayısız başarı sığdırdı. 

Hawking 1979’da Cambrige Üniversitesi’nde Isaac Newton için kurulan Lucas kürsüsünün başına gelerek, “profesör” unvanını aldı. Kitapları, 40 dile çevrildi; evrenle ilgili çılgın teorik bilgilerini popüler hale getirmek için gereken maddi bağımsızlığı sağlayacak ve Cambridge Üniversitesi’ndeki uygulamalı matematik ve teorik fizik laboratuvarını geliştirecek kadar çok sattı. 

Hawking, bilimsel uğraşlarında ve günlük yaşantısında çevresinden ve Stephen Hawking kuantum fiziği ve kara deliklerle ilgili iddialarıyla, bugün yaşayan bilim insanları arasında dünyada en çok tanınan isimdi. 

Stephen Hawking’in 50 yıl önce yazdığı, doktora tezinin tamamını geçtiğimiz aylarda internet üzerinden yayınlanmış, doktora tezinin üniversitenin internet sitesine konulması üzerine Cambridge Üniversitesi’nin sitesi yoğun trafiği kaldıramadı ve çöktü. 

Einstein ile kıyaslanabilecek bir zekaya sahip olan Hawking, 2010 yılında bir konuşmasında öğrencilik yıllarını anlatırken öğretmenlerinin kendisinin el yazısında ve ödevlerinin düzensizliğinden şikayet ettiğini anlatmıştı. İngiliz fizikçi kendisini “ortalamayı geçemeyen bir öğrenci” olarak tanımlamıştı. 

Uzaylıların dünyayı olası işgalini, Kristof Kolomb’un Amerika’ya ilk ayak bastığı ana benzeten Hawking, bu istila karşısında yerlilerin düştüğü duruma düşebileceklerini, bu yüzden kendilerini geliştirmeleri gerektiğini söylemişti. 

2004 yılında New York Times muhabirinin IQ’sunu sorduğu Hawking, “Hiçbir fikrim yok, IQ seviyesiyle övünen insanlar zavallıdır” yanıtını vermişti.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here