Sana Bir Hikaye Anlatmak İstiyorum

Sana bir hikaye anlatmak istiyorum. En başından beri bildiğin,bazen dillendirmeye bazense düşünmeye dahi korktuğun bir hikaye. Ama korkma,hikayeler sadece gerçeklerin çarpıcı halidir, sadece anlamak istediğin sürece duyabilirsin…

voiceoftheisland.com

İnsanların yalnızlıklarını unutmak için kalabalıklar arasında varolmaya çalıştığı bir geceydi. Tıpkı ilkel kavimlere ait, bir bütünlüğü simgelemek için yapılan dini törenlere benziyordu. Herkes yalnızlığından kaçmak için, ortak bir eğlence paydasında buluşmuş,bireyselliklerini yitirip bütünün kalabalığından güç alıyordu sanki. Etrafa gülücükler saçarak,dertsiz tasasız, anı yaşamak dedikleri şeyi başardığıma inanarak yaşıyordum o anı, o geceyi. Serin bir yaz gecesi,arkadaşlar,yeni insanlar,sohbet,eğlence ve huzur(?).

Hiç beklemediğim bir anda, o kadar derinden sarsılacağımı düşünmeden savunmasızca maruz kalmıştım o soruya. Ciddi bir konu konuşulmuyordu, dans arasında içeçeklerimizi yudumlarken, kahkahaların arasında birden kulağıma çalınmıştı.

“Mutlu olmak için ne yaptın?” diye sordu tanıdık bir ses…

Yüzüme kocaman bir gülümseme yerleştirerek, kendimden emin bir şekilde “Yaşadım!” dedim. Devamında bir şeyler söylememi bekleyerek yüzüme baktılar; kısa cümleler kuran bir insan değildim. Verecek bir cevabım yoktu, sadece zaman kazanmaya ve en önemlisi onlarla birlikte kendimi de kandırmaya çalışıyordum ve bunun da farkındaydım.

“ Yaşadım dedim ya.” diye savunmaya geçtim. “ Yetmez!” dedi.

Bir anda o ortamdan, o insanlardan çok uzaklara gittim. Bedenim ayni yerde, değişen konuda başka bir sohbetin içinde, kahkalar ve müzik arasında yerini almaya devam etti. Ama zihnim orda değildi, ayni soru sürekli beynimin içinde yankılanıyordu sanki.

“ Mutlu olmak için ne yaptın?”

Soru kısa; ama cevaba giden yol sarsıcıydı. Mutluluk nedir/kimdir diye mi sormam gerekiyordu kendime? Süreli bir sıfat mı “mutlu” insan? Hayat denilen yıllar toplamının tümünde mutluluk hep yanımızda mıdır yoksa kısa anlarda mı saklıdır? Ya da mutlu olmak bir şeyleri haketme meselesi miydi? Panikledim. Ya mutluluğu hakeden biri olamazsam diye korktum belki de. Ne olduğunu sorgulamaktan çok, onun için yeterli olamamaktan korktum.

Ahlaki değerler, iyilik ve kötülük kavramlarının ışığında,yalnızca akla uygun şeylerden mutlu olmayıp,beni mutlu eden şeyleri “rağmenlerine” rağmen elde etsem. Gerçekten mutlu olur muyum? Kime göre,neye göre değerlendirecektik bu mutluluğu? Medeniyet dediğimiz duygu çeşitliliğinin içinde kan dökmenin bile haklı açıklamaları olduğu savunulurken, ufak tefek bedenimin tuttuğu yerin ne kadarı için mutlu olmak adına uğraşmalıydım?

O geceden şimdiki zamana fiilen mutluluğum için yaptığımı söylediğim şeyler değişmiş olabilir. Basit şeyleri,şimdinin içinde bu zamandaki doğrularımla yaşadım. Mesela  her gece bahçemdeki yaseminleri koklamadan uyumadım.Her sabah kahvemi içerken keyifle sigaramı içime çektim. Bunları mutlu olmak için yaptım,evet.  

Yine yetersizim, yine yalnışım biliyorum.Cevabı bulmak isterken,soruların sürekli değiştiği bir dönemde yaşıyoruz hayatı. Duyguların değişen hızına,yaşayanların kendisi olarak bile yetişemiyoruz.

Bir ses bir anda denge diye fısıldadı…

Akla yatkın verebileceğim tek cevabım “denge” oldu. Haketmek için çabalamadan,cebinde yedek bulunsun diye ilerisi için saklamaya çalışmadan.İyiyi kötüyle beraber, hatayı doğrusuyla beraber kabul ederek mutsuzluklardan mutlu bir insan yaratabileceğime inandırdım kendimi.

Sorulardan kaçmadan, cevabı bulmak için peşinden koşmadan mutlu olmak için ne yaptım sorusuna vereceğim cevap: “ Hayatı kendi dengesiyle yaşamaya karar verdim”

Peki ya sen? Senin hikayende yanyana gelmiş birkaç kelime hangi ışığı açacak?

Serin Gümüş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here