EDEK’ten şartlı destek

EDEK Başkanı  Sizopulos, Kıbrıs sorunu, müzakere süreci ve doğal gaz konularında Voice of the Island’a çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Voice of the Island- Emine DAVUT YİTMEN

EDEK Başkanı Marinos Sizopulos, müzakerelerin yeniden başlamasını destekleyeceklerini açıkladı ancak şartlarını da ortaya koydu. Sizopulos, müzakere zeminini ilk aşamada Uluslararası Konferansın toplanması ve bunun anlaşma ile sonuçlanması halinde, ardından iç yönetim konularının toplumlararası diyalog çerçevesinde çözümlenmesi olarak gösterdi.

Sizopulos, Crans Montana’daki sürecin başarısızlıkla sonuçlandığını hatırlatarak, “Müzakereleri yeniden başlatmanın, bir sonuca yol açacağı kesin değildir. EDEK, başlangıçtan itibaren konferansa karşıydı. İyi hazırlanmış değildi ve olumlu bir sonuç yaratmak için önceki prosedürlerden farklı değildi. Sürecin, Crans Montana’da kaldığı yerden devam etmemesi gerektiği yönünde değerlendirmemiz var. Eğer gerçekte Kıbrıs sorununun çözümünün peşindeysek, çözümün uluslararası boyutunun öncelikle bir Uluslararası Konferans çerçevesinde ve sonrasında Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türklerin

çözümün iç boyutu üzerinde, tüm Kıbrıslıların siyasi eşitliği gözeterek faydalanmaları için AB müktesebatının uygulanması temelinde hemfikir olduğunun üzerinde anlaşmaya varılması gerekmektedir” değerlendirmesinde bulundu.

Sizopulos bugüne kadar yürütülen prosedüre işaret ederek, “42 yıl boyunca izlenen prosedür sonuçsuz kalıyorsa, yeniden başlamasının bir anlaşma ile sonuçlanmasını, mucizelere inanmadıkça, bekleyemezsiniz. Bu yüzden, gerçekçi yaklaşım, bir önceki prosedürden deneyimi iyi kullanarak farklı bir şey aramaktır” yönündeki düşüncesini ortaya koydu.

“Genel Sekreter çerçeveyi netleştirmek isteseydi, başından kesin yorumlama yapardı”

Sizopulos, Guterres çerçevesinin tartışma için bir zemin oluşturabileceğine inanmadığını belirterek, “Çerçeve, muhtemelen bir anlaşmaya yol açmayacaktır çünkü muğlaktır ve sadece sorunun bazı yönlerine atıfta bulunmaktadır. Her iki taraf da farklı bir yorum verecek ve büyük olasılıkla yine bir kilitlenme olacak” dedi.

Sizopulos,  BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in çerçeveyi netleştirmek istemesi halinde, başından itibaren, BM Antlaşması, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi kararları yanı sıra uluslararası ilkeler ve Avrupa Deklarasyonu İnsan Hakları temelinde, her noktada kesin bir şekilde yorumlama yapabileceğine işaret etti.

“Örneğin, BM kararları, yabancı birliklerin Kıbrıs’tan tamamen çekilmesine işaret ettiğinde, son tarih ve gözden geçirme bulunmasına rağmen, neden çözümden sonra kalacak olan sayı ve kalacakları zaman tartışma konusu olmalıdır? ”diye soran Sizopulos,  “Bu karar neden üç garantör gücün liderleri tarafından alınmalı? BM Genel Sekreteri’nin pozisyonu, anlaşmaya varılacak olan çözümün uygulanmasından önce birliklerin çekilmesi ve bunun için ortak zaman çizelgesinin kararlaştırılması olmalıydı” yorumunda bulundu.

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, sözkonusu çerçevenin stratejik paket anlaşması yapılması yönündeki çağrısının hatırlatılması üzerine Sizopulos,  “Çerçeve üzerinde anlaşmaya varılsa bile bu,  bir “ara stratejik anlaşma” oluşturamaz çünkü çözümün içinde yer alması gereken konuların tümünü kapsamaz. Sonuç olarak, hiç kimse bunu, sonunda bir çözüm olacak diye kabul edemez. Buna ek olarak, eğer bu kabul edilirse, iki tarafın kabul ettiği ‘her şey kabul edilmedikçe hiçbir şey yürürlükte değildir’ ilkesiyle tamamen çelişir” yanıtını verdi.

“Hepimiz Kıbrıslı olduğumuzu kabul ediyorsak, neden ayrı yaşamalıyız?”

EDEK’in iki toplumlu, iki kesimli federasyonu kabul etmediğini anımsatan Sizopulos, şöyle devam etti:

“EDEK, vatandaşların siyasi ve insan haklarına saygılı ve kabul edilebilir olmaları için mücadele eden sosyalist bir parti olarak, etnik veya dini köken nedeniyle insanların bölünmesinin bir çözüme yol açabileceğini düşünmüyor. Bu sadece sorunları devam ettirecek ve Kıbrıs halkında daha da büyük bir felakete yol açacaktır. Bu aynı zamanda Kıbrıs’taki ilk BM Temsilcisi olan Galo Plaza’nın da görüşüdür. Hepimiz Kıbrıslı olduğumuzu kabul ediyorsak, neden ayrı yaşamalıyız? Neden her zaman bir Kıbrıslı Rum Başkan ya da Başkan Yardımcısına oy vermem ve aynı vizyona sahip olduğum bir Kıbrıslı Türk için oy kullanma hakkına sahip olmamam gerekiyor? Bazı partiler bizi bölmek ve çıkarlarını ilerletmek için bizi topluluklara ayırdı.

Din dışında, bir Kıbrıslı Rum bir Kıbrıslı Türk’ten nasıl farklıdır? EDEK, Kıbrıs’ın Yunanistan ile birleşmesini isteyen Yunan cuntasına karşı mücadele ettiği gibi, Kıbrıs’ı ve halkını bölen herhangi bir öneriye karşı da mücadele ediyor. Sorunun çözümü için en gerçekçi seçim, halkın birliği, tüm vatandaşlar için aynı hakların korunması ve AB müktesebatının tam olarak uygulanmasıdır. Bu mantıklı ve EDEK bunu destekliyor. Kıbrıslı Türklerin yararı için özel ekonomik ve sosyal tedbirler alınarak, yaşam standardı aynı seviyeye getirilmelidir ve böylece etnik temelde sosyal ayrımcılık olmayacaktır.”

“Kıbrıs’ın kuzey kıyılarının hemen dışında doğalgaz var olsaydı…”

Sizopulos, doğal gaz konusunda ise “Kıbrıs Cumhuriyeti uluslararası tanınmış bir devlettir ve Münhasır Ekonomik Bölgesi içindeki doğal gaz yataklarının işletilmesi için keşif çalışmaları yapma hakkı vardır. Türkiye, bir yandan Kıbrıs Cumhuriyeti’ni tanımıyor, diğer yandan doğal gaz keşiflerinde (Kıbrıs doğal gazı) Kıbrıslı Türkleri kullanarak müdahil olmak istiyor. Kıbrıslı Türklerin Kıbrıs Cumhuriyeti’nden ayrılması için bir çözüm aranıyorsa neden doğal gazın işletilmesi ve yönetiminde katılımı olmalıdır? Bu nedenle, Kıbrıslılar olarak, üçüncü tarafların müdahalesi olmadan kendi başımıza bir çözüm bulmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Ortak komite oluşturulması önerisi ile ilgili Sizopulos, “Bu pozisyonun benimsenmesi, özünde, dolaylı olarak iki devletin varlığının tanınmasıdır ve tek bir devletin varlığını korumak için karşılıklı çözüm arzusuna aykırıdır. Bununla birlikte, bir soru sormak istiyorum: Eğer, Kıbrıs’ın kuzey kıyılarının hemen dışında doğalgaz var olsaydı, Kıbrıs Türk liderliği ortak yönetim için ortak bir komite kurulmasını kabul eder miydi?” yönündeki düşüncesini paylaştı.

“Belediye başkanının suçlamalarının ardında, siyasi ve kişisel çıkarlar var”

Sizopulos’un bir akrabasına Kıbrıs Türk mülkü ile ilgili müdahalede bulunduğu iddiasının sorulması üzerine Sizopulos, “Bu konuda İçişleri Bakanlığı, Baf Belediye Başkanı’nın gerçekleri çarpıttığını ve gerçeği söylemediğini belirten belgelenmiş bir cevap verdi. Bir akrabamın çıkarı doğrultusunda herhangi bir müdahalede bulunamam için hiçbir nedenim yoktu; çünkü sözkonusu mülkü 1972 yılından beri, kendisinin tüm haklarının korunduğu bir sözleşmeyle yönetiyor. Sözleşmedeki tek değişiklik, kiradaki periyodik artıştır. Bu nedenle, herhangi bir müdahale yapmama bir neden olmadığı açıktır. Belediye başkanının suçlamalarının ardında, siyasi ve kişisel çıkarlar vardır” yanıtını verdi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here