FeaturedOkan DağlıVOİ Özel Haber

Birlikte fotoğraf karesine bile girmediler!

Mağusa insiyatifi sözcülerinden Dr. Okan Dağlı Voice okuyucularına özel olarak , liderlerin 16 Nisan Salı günü gerçekleştirdiği yemekli görüşmeyi ve Kıbrıs sorunu çerçevesinde değerlendirmelerde bulundu.

Özde Kaya – Voice of the Island 2018

VOI: Liderlerin 9.5 ay sonra görüşmesini geç kalınmış bir buluşma olarak yorumlayabilirmiyiz?

Aslında doğal takvim içinde oluşmuş bir buluşmadır. Belki bir iki ay önce olabilirdi. Ancak, kuzeydeki seçimler, güneydeki seçimler sonrasında yeniden yapılanmanın ardından makul bir sürede buluşuldu. Sorun kaçırılan zaman sırasında, önemli bir momentum kaybının gerçekleşmesidir.

Görüldüğü gibi buluşma, yüksek bir heyecan yaratmadı. Sonucunda iki liderin devlet kurmaya yönelik irade göstermesini bekliyorduk, birlikte fotoğraf karesine bile giremediler. Bu da geçen zamanın çözüm çabarlarının aleyhine işlediğini göstermiştir. Şunu da söylemekte yarar vardır. Bu adanın en karanlık dönemlerinde bile, hatta 74 savaşından sonra dahi iki toplum lideri birbirlerine bu kadar uzak kalmamış ve suçlama oyunu içine girmemişti. İki liderin böyle olumsuz bir ilki toplumlarına yaşatması elbette siyaseten şık olmamıştır.

VOI: BM yetkilileri Kıbrıs müzakere sürecinin tekrardan başlaması için gerekli girişimleri yapıyor mu?

BM yetkililerinin bu sorunu çözmelerini beklemek boş bir inançtır. BM yetkilileri, belli bir görev tanımına sahip insanlardır. Onun dışında olağanüstü bir güçleri ne de iki tarafa dayatabilecekleri bir etkileri olan insanlar değildir.

BM’nin buradaki rolü arabulucu olmaktır. Arabulucu olarak gerekli zamanda liderlikleri ziyaret edip, onları bir araya getirmeye ve onları konuyu enine boyuna görüşmek için bir arada tutmaya çalışıyorlar. Onun dışında onlara herhangi bir şey dayatacak yetkileri yoktur. Ne arabulucu ne de hakemlik yapmaktadırlar. O açıdan baktığımızda, BM yapabileceğini yapıyor.

Sorun BM aracılığıyla bu sorunun çözülebileceğine ikna olmuş olan toplumlardadır. Kıbrıs sorununun çözümü için uluslararası aktörlerin değil, yerli aktörlerin iradesi gereklidir. Tüm bunların yanında BM iki lideri aradan geçen 9 aydan sonra biraraya getirme yönünde istekliliğini söylemek gerek. Özellikle bu son dönemde BM Genel  Sekreteri  Kıbrıs Özel Temsilcisi sayın Elizabeth Spehar’ın çabalarını takdir etmek gerekiyor. İki liderin birbirlerine karşı takındıkları tavır ve yaptıkları monologlarla ortamı germelerine rağmen yaratılan havayı olumluyu döndürmek adına verdiği uğraşları görmezden gelmek mümkün değildir.

VOI: Kıbrıs adası etrafındaki doğalgaz ve karbon yatakları konusundaki gelişmeler Liderleri müzakere masasında zor durumda bırakır mı?

Mevcut müzakere süreci 11 Şubat belgesi etrafında şekillenmektedir. BM belgesinde doğalgaz yataklarına yönelik doğrudan bir referans yoktur. Doğalgaz, mevcut müzakere parametreleri dışında gelişen bir olaydır. Başka bir deyişle, Kıbrıs müzakereleri başka, doğalgaz konusu başka bir konudur. Birbiri ile ilişkilendirilmek istenebilir.

Taraflar bundan puan kazanmak isteyebilir ancak sonuç olarak burada son sözü söyleyecek olanlar, doğalgaz şirketleri bu kazıyı yapanlar ve onların bağlı olduğu odaklardır. Kıbrıs Cumhuriyeti bu konuda tek yanlı davranıyor. Bunun aleyhine alınmış herhangi bir BM kararı var mı ? Kıbrıs Türk tarafı bunun aleyhinde BM seviyesinde bir karar aldırabilir mi? Eğer, bunların ikisinin de cevabı olumsuzsa bu konuda tartışmaya girmek, tribünlere oynamak demektir. 20 yıl önce cep telefonlarının iki tarafta kullanılmasına dair bir sorunumuz yoktu. Çünkü böyle bir konu gündemde değildi, şu an böyle bir sorun var.

Bu konuyu çözmekle ilgili de irade sergilemek gerekiyor çözülemiyor. Çünkü taraflar yapıcı bir tutum sergilemiyor. Aynısı, doğalgaz için de geçerlidir. 20 sene önce bu konu gündemde değildi, bugün gündemdedir. Çözümü ise siyasi irade gerektirir. Geçen her gün çözüm masasındaki liderleri zor durumda bırakıyor. 1968 yılında çözüm masası kurulduğunda konu karmaşık değildi. Şimdi daha karmaşık. Liderleri zor durumda bırakan zamana karşı gelememizdir. Bu konuyu geciktirme lüksümüz yoktur. Bugün doğalgaz konusu gündemde olabilir, yarın akla gelmedik başka bir konu daha eklenebilir.

Yemekte doğalgaz ve hidrokarbonlar sayın Akıncı tarafından gündeme getirilmiştir.  Sayın Anastasiadis bu konuda konuşmayı reddetmemiş sadece müzakere masasının konusu olmadığını söylemiştir. Toptan retçi bir anlayışla değil, müzakere masası dışında konuşabileceğinin belki de mesajını vermiştir. Kıbrıs Rum tarafı bu konuda zaten Kıbrıslı Türklerin haklarını reddetiğine dair bir açıklama yapmamıştır. Kıbrıslı Türklerin meşru hakları üzerinden katılımı konusunda adım atılmamış ancak kurulacak bir fonda gelirlerin iki toplumu adına toplanmasını öngören yasal düzenlemeler için de çalışma başlatmışlardır.

VOI: Kıbrıs müzakerelerinin tekrardan başlaması için gerekli zemin şu an mevcutmudur?

Müzakerelerin başlaması için zemin her zaman vardır. İhtiyaç olan zemin değildir. İhtiyaç olan siyasi kararlılıktır. Anastasiadis’in uzun bir görev süresi var. Akıncının ise önemli bir bölümü geride kaldı. Bu iki siyasi kişilik, liderlik edip, Kıbrıs sorununu çözmek isterse zemin oluşur. Dışardaki aktörlerin bugüne kadar mutabakata varılan bir konuyu sabote ettiğini görmedik.

Mutabaka varılmamış konularda, mutabakata varmak için her iki liderde dışardaki aktörlerin çıkarlarını, kendi çıkarlarının üstüne koyduğu sürece zemin olmayacaktır. Her iki liderde de bir zihniyet değişikliği olur ve öncelikli olarak Kıbrıs’ta yaşayan insanların çıkarlarını ön plana koyarlar, o zaman zemin vardır, çözüm de vardır.
Müzakerelerin tekrardan başlaması açısından taraflar, BM Genel Sekreteri Guterres’in çağrısında vücut bulan ve tarafların güven duygusunun gelişmesine yönelik adımların atılması için ilk kez Derinya ve Aplıç geçişlerinin açılması için tarih vermiştir.

Tarihler Nikos Anastasiadis tarafından dillendirilmekle beraber Mustafa Akıncı tarafından reddedilmemiştir. Ayrıca BM Genel Sekreteri Kıbrıs özel Danışmanı atanmasıyla ilgili taraflar farklı cümleler kursalar bile buna karşı olmadıklarını ifade etmişlerdir. Böyle bir gelişme adadaki müzakere sürecinin tekrardan başlayabileceği konusunda ciddi bir işarettir.

Müzakerelerin başlaması için bugüne kadar elde edilen yaklaşımların toptan reddedilmesi ve başka paremetreler üzerinden görüşmelerin başlaması yönünde bir vurgu yapılmaması da önemlidir. Sadece iki taraf Crans Montana’da görüş farklılıklarını korumaktadır. Zemin mevcudiyetinin nasıl şekilleneceği, belki de atanacak olan yeni BM Genel Sekreteri Özel Danışmanının adaya gelişinden sonra belirgin olacaktır.

Özde Kaya – Voice of the Island 2018

 

Etiketler

Benzer Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close