‘Barışı devlet değil halk yapacak’

Voice of the Island bu hafta da Larnaka’da yaşayan, Kıbrıslı Türk bir kardeşimizi ziyaret etti.

Özde Kaya – Voice of the Island 2018

“Herkesle vedalaş, bir daha kuzeye gelemeyeceksin” uyarılarına rağmen, 2001 yılında tek başına geldiği Larnaka’da bugün dört çocuğu ve eşiyle birlikte mutlu bir yaşam süren Barış Göktaş’ın evinde konuk olduk.  Ailesine güzel bir gelecek sunmak için elinden geleni yapan Göktaş ile Larnaka’ya yerleşme sürecini, Larnaka’daki hayatını ve Kıbrıs sorununa bakış açısını konuştuk.

VOI: Kendinizden bahseder misiniz?

İsmim Barış Göktaş. 1977 yılında Serdarlı’da doğum. Bir süre kuzeyde iş hayatımı sürdürdükten sonra, 2000 yılında izinli olarak çalışmak için güneye geldim. 3 ay sonra ustam ile yemek yerken resmimi çektiler ve diğer kişilere kötü örnek olacağım gerekçesiyle iznimi kestiler. Nişanlı olduğum ve evlilik hazırlıkları yaptığım dönemde büyük zorluk içine düşmüştüm. Çok uğraştıysam da iznimi geri alamadım ve buraya kaçmak zorunda kaldım.

VOI: Larnaka’ya ne zaman yerleştiniz? Buraya yerleşirken ne tür zorluklarla karşılaştınız?

28 Ocak 2001 tarihinde arabamla güneye geçtim. Ailem ben Larnaka’ya gelirken “Herkesle vedalaş, bir daha kuzeye geri dönemeyeceksin” şeklinde beni uyarmıştı. Her şeye rağmen Larnaka’ya geldim.  Buraya gelmemden 1 ay sonra ev kiralayarak o zaman nişanlı olduğum eşimi de yanıma aldım. 2005 yılına kadar kuzeye gitmemiştim. Daha sonra Güney Kıbrıs’a kaçak olarak geçenlerin mahkemeye çıkmadan, 200TL karşılığında cezalarının silineceği bir yasa çıkmıştı. Cezamı ödeyerek özgürce kuzeye gidip gelmeye başladım. Şimdi arada bir köyüme, Serdarlı’ya gidiyorum. Ancak buradan başka yerde yaşamayı kesinlikle düşünmüyorum.  Burada çok mutluyum. Çocuklarım iyi eğitim alıyor, 3 lisan öğreniyorlar. Hiç kimseden en ufak bir kötülük görmedim. Burada birçok arkadaşım, güzel dostluklarım var. Beni buraya gelirken uyaran ailem, bizim burada iyi olduğumuzu görüyor… Onlar da bizi ziyaret etmek için sürekli Larnaka’ya geliyorlar.

Aileme güzel bir hayat sunmak için buraya yerleşmek yerinde bir karardı ancak tabii ki zorlukları da vardı. En büyük zorluk lisan problemiydi. Rumcamız olmadığı için zorluklar yaşadık ancak gördüğümüz yardımlarla bu sorunu aştık. Örneğin çocuklarımın doğumunda Rumcamız olmadığı için doktorlarla anlaşmamız mümkün değildi. Bizim için tercüman getiriyorlardı. Burada değer ve destek gördük. Her zorluğumuzda bir destekçimiz oldu.

VOI: Sizce Kıbrıs’ta nasıl bir çözüm olmalıdır? Kıbrıs sorununa bakış açınız nedir?

Bence Kıbrıs sorununun çözümü için önce halkın kaynaşması lazım. Bu barışı devlet değil, halk yapacaktır. Eğer büyüklerimiz halkın kaynaştığını görür ve olaysız bir birlikteliğe şahit olurlarsa anlaşma olacaktır. Ancak devletlerin birbiriyle olan ilişkilerine bakarsam ve açık söylemem gerekirse ben bir anlaşma görmüyorum.

VOI: Toplumlar arası ilişkiyi nasıl görüyorsunuz? Mevcut durumda yeterli temas sağlanıyor mu?

İki toplumun ilişkisini mükemmel olarak değerlendirebilirim. Burada yaşayan biri olarak söyleyebilirim ki; yüzlerce arkadaşım var, burada yaşayanlar kuzeye, kuzeyde yaşayan arkadaşlarım da güneye çok sık gidiyor. Hepsi de bir birleriyle güzel ilişkiler içinde…

Yeteri kadar temas olmadığını düşünüyorum. İki toplum arasında evlilikler olsun, çocuklar doğsun ve birlikte yaşamayı başarabileceğimiz bir ortam oluşsun.

İnsan bilmediği bir yerde özgür ve güvende hissedemez. Herkesin kendi çıkarlarını düşündüğü ve o doğrultuda hareket ettiği günümüzde, iki topluma da büyük görev düşüyor. Halk özgürlüğü için bir biriyle kaynaşmalıdır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here