AB’yle başlığın kilidi Kıbrıs

Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan, ilişkilerde duraklama yaşanan Avrupa Birliği’ne yeni başlık açılması çağrısı yaparken Brüksel kanadında pek bir umut yok. Türkiye müzakere süresinde şimdiye kadar 16 başlık açtı. 19 başlık daha var. Ancak bunların 14’ü Kıbrıs sorunu nedeniyle bloke durumda. İki başlık ancak müzakerelerin sonunda açılabiliyor. Diğer üç başlığı ise Türkiye açmak istemiyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Avrupa Birliği’nden müzakere başlıklarının açılması talebi uzun süredir ciddi bir tıkanıklığın yaşandığı bu alanı tekrar gündem maddesi haline getirdi. Katılım müzakerelerinde, ilerlemenin tek göstergesi olarak kabul edilen başlıkların açılması talebinin karşılanması konusunda Brüksel kanadında fazla bir umut yok.

PİRİ: AÇILMASI SÖZ KONUSU DEĞİL

AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini, geçen cuma Malta’da dışişleri bakanları düzeyinde yapılan toplantıda, “Katılım müzakereleri sürüyor. Ne askıya alındı ne de sona erdi. Bununla birlikte herhangi bir müzakere başlığının açılmasına yönelik bir çalışma içinde değiliz” sözleriyle AB’nin pozisyonunu net şekilde ortaya koydu. Avrupa Parlamentosu Türkiye raportörü Kati Piri de başlık açılmasının kesinlikle söz konusu olmadığını söyledi.

BAŞLIKLAR BLOKE DURUMDA

Bu açıklamalarda, AB kanadındaki “siyasi isteksizlik” etkili olsa da en önemli sorun Kıbrıs. Türkiye, müzakere sürecinde şu ana kadar 16 başlık açtı. Açılması gereken 19 başlık daha var. Bu başlıklardan 8 tanesi Kıbrıs sorunu bağlantılı olarak AB Komisyonu tarafından askıya alınmış durumda. Kıbrıs Rum Kesimi de Türkiye’nin kendisine yönelik politikalarından rahatsız olduğu için 6 başlığı tek taraflı olarak bloke etmeyi sürdürüyor. İki başlık ise ancak müzakerelerin sonunda açılabiliyor. Geriye kalan 3 başlığı da Ankara, ekonomiye ağır yük getireceği gerekçesiyle, şu aşamada açmak istemiyor.

PARAMETRE DEĞİŞİKLİĞİ GEREKLİ

Avrupa Birliği kaynakları, başlıklar konusundaki kapsamlı bir ilerlemenin ancak Kıbrıs sorununun çözümü ya da Türkiye’nin Rum Kesimi’ne yönelik yaklaşımının değişmesi halinde mümkün olabileceğine dikkat çekiyor.

Kaynak: HÜRRİYET

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here